Lübnan'daki Gösteriler
Geçen hafta Lübnan'ın Kuzeyinde bulunan Trablus'ta ekonomik duruma yönelik protestolar ve Lübnan yüksek savunma konseyinin genel karantina sürecini uzatmasına karşı protestolar geniş çaplı bir şekilde devam etti. Lübnan halkı Beyrut şehrinde de Perşembe akşamı kötü ekonomik durum ve genel karantina kurallarını protesto amacı ile gösteriler düzenlediler.
Lübnan hükümeti koronavirüsün yayılması ile mücadele için tatil sürecini uzatmıştır. Lübnan geçici hükümeti şimdi de dünya genelinde en ağır ve sert yaptırımları hayata geçirmiş ve insanlardan 15 gün boyunca evden çıkmamalarını istemiştir. Bu bağlamda okula gitmek ve geziler de yasaklanmıştır. Lübnan sağlık bakanlığının son raporlarına göre koronavirüse yakalanan kişilerin sayısı bu ülkede 293 bin kişiyi aşmış ve toplamda da can kaybı 2 bin 621 kişiyi geçmiştir.
İnsanlar özellikle de Trablus halkı hem karantinanın uzatılmasına karşı çıkmış hem de polis ve güvenlik güçleri ile gösteriler sırasında çatışmalar yaşamışlardır. Pratikte bu durum hükümeti ciddi bir sorunla karşı karşıya bırakmıştır. Trablus halkının bu hususa itirazı aslında tekrar tekrar uzatılan karantinanın bu ülkedeki yoksulluk ve ekonomik sorunlarını şiddetlendirmesinden dolayıdır. Lübnan geçmişten beri de birçok ekonomik sorun ile karşı karşıya kalmıştır. Öyle ki Saad El Hariri'nin istifasına yol açan Ekim 2020 itirazlarının da ekonomik köklere dayandığı söylenebilir. 4 Ağustos Beyrut limanı patlaması ve de koronavirüsün yayılması ise Lübnan halkının ekonomik sorunlarını arttırdı.
France 24 kanalının siyasi uzmanı Ermel Şeriye ise bu husustaki analizinde şöyle yazdı:" Trablus Lübnan'ın en büyük şehirlerinden biridir. Ancak nüfusunun çoğu yoksul olup, ufak tefek işlerle geçinen insanlardır. Şimdi de sağlık krizi ile ve halkın evlerde kalmasının istenmesi ile ekonomik durumları daha da kötüleşmiştir. Böyle bir ortamda insanlar yönetimi yeni bir sorun ile karşı karşıya koymak istiyorlar. İnsanlar koronavirüsten ziyade açlıktan ölmekten korktuklarını söylüyorlar. "
Burada önemli olan mesele Lübnan'ın Ağustos 2020'den beri yani 5 aylık süredir Hassan Diyab başkanlığındaki geçici hükümet tarafından yönetilmesidir. 22 Ekim 2020'de yeni kabineyi kurmakla görevlendirilen Saad El Hariri 3 ay geçmesine rağmen hala yeni kabineyi bile oluşturamamıştır. Bu husus Trablus'taki son protesto gösterilerinin siyasi münakaşalar ile beraber olmasına yol açtı.
Lübnan kabinesini oluşturmakla görevlendirilen Saad El Hariri Cuma günü bir bildiri yayımlayarak Trablus protesto gösterilerini suistimal ederek şöyle bir açıklamada bulundu:" Ülke, acı ve çile bataklığına saplanmış ve Lübnan'ın Taif anlaşması kayıtsızlıkla ve inkarla karşılanmıştır. Lübnan cumhurbaşkanlığı Bada Sarayı çevreleri hükümeti kurmaktaki ihtilafları aşiret sorunlarına bağlamak isityorlar. Bu yüzden biz teknokrat hükümetten yanayız. Cumhurbaşkanı ise partiye dayalı hükümet kurmak istiyor. "
El Hariri'nin bu açıklamaları geçici başbakan Hassan Diyab'ın tepkisi ve Parlamento başkanı Nebih Berri'nin tepkileri ile karşılaşmıştır. Hassan Diyab bir bildiri yayımlayarak şöyle yazdı:" Trablus'a indirilen ağır zararları ve dayatılan masrafları telafi etmek yeterli değildir. Çünkü bu sahadan yararlanıp ateşli siyasi mesajlar göndermek isteyenler vardır. "
Nebih Berri ise bu bildiride şu ifadelere yer verdi:" Hükümetin kurulması yolunda engeller oluşturanlar Lübnan'ı kuşkulu bir şekilde ateşleri saran yabancıların dikte yaptığı talimatları çerçevesinde hareket etmiş ve Lübnan'ın ikinci başkenti Trablus olaylarını yönetmeye çalışmışlardır. "
Berri sözlerine şunları da ekledi:" Michel Aoun'un kabineyi oluşturma hususundaki sakıncaları ve mülahazaları anayasanın 53'üncü maddesine uyumlu olup kabine oluşturma alanındaki ilkenin ta kendisidir. Bu hükümetin kurulmasında temel bir noktadır. Özellikle de tekelciliğin katılımın karşı noktasında olduğu unutulmamalıdır. "
Bu siyasi münakaşalardan yola çıkarak Lübnan halkının ekonomik sorunlarının kısa vadeli olarak çözülmesi mümkün olmayacaktır.