Gazze’de “Uluslararası Güvenlik Gücü” için ABD baskısı ve İslamabad’ın reddi
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i288790-gazze’de_uluslararası_güvenlik_gücü_için_abd_baskısı_ve_İslamabad’ın_reddi
Parstoday – Pakistan, ABD’nin İslamabad’ın Gazze’de kurulması planlanan “Uluslararası Güvenlik Gücü”ne katılması yönündeki baskılarına rağmen, Gazze’ye asker gönderilmesine dair herhangi bir karar alınmadığını açıkladı.
(last modified 2025-12-23T04:43:51+00:00 )
Aralık 23, 2025 06:42 Europe/Istanbul
  • Gazze’de “Uluslararası Güvenlik Gücü” için ABD baskısı ve İslamabad’ın reddi

Parstoday – Pakistan, ABD’nin İslamabad’ın Gazze’de kurulması planlanan “Uluslararası Güvenlik Gücü”ne katılması yönündeki baskılarına rağmen, Gazze’ye asker gönderilmesine dair herhangi bir karar alınmadığını açıkladı.

Parstoday’in haberine göre, Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andarabi, düzenlediği basın toplantısında ülkesinin Gazze için öngörülen “Uluslararası Güvenlik Gücü”ne (ISF) katılma ihtimaline ilişkin sorulara yanıt vererek, İslamabad’ın Gazze ile bağlantılı güvenlik planlarına katılacağı yönündeki iddiaları reddetti ve bu konuda şimdiye kadar herhangi bir karar alınmadığını vurguladı. Andarabi ayrıca, Reuters’ın Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir’in ABD’ye yapacağı ziyaret ve Gazze ile ilgili bir plana olası katılım hakkında yayımladığı haberi de sorguladı. Söz konusu haberin, ziyareti “kesinleşmiş ve planlanmış” gibi gösterdiğini belirten Andarabi, Pakistan hükümetinin böyle bir değerlendirmeyi teyit etmediğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, daha önce yaptığı açıklamada Pakistan’ın Gazze’de kurulması planlanan “Uluslararası Güvenlik Gücü”nde kilit aktörlerden biri olabileceğini ifade etmişti. Ancak Rubio, ülkelerin katılımı netleşmeden önce görev çerçevesinin, angajman kurallarının ve finansman yöntemlerinin belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştı. Rubio, “Tüm taraflarca kabul edilebilir olan bazı devletler bu süreçte rol oynamaya hazır. Pakistan da kabul ederse kilit bir aktör olabilir. Ancak o aşamaya gelmeden önce daha fazla sorunun yanıtlanması gerekiyor” demişti.

Son haftalarda Gazze’de savaşın sürmesiyle birlikte, savaş sonrası dönemi yönetmek amacıyla bir “uluslararası güvenlik ya da istikrar gücü” kurulmasına dair tartışmalar yoğunlaştı ve Pakistan dâhil bazı bölge ülkelerinin isimleri bu çerçevede gündeme geldi. Uluslararası platformlarda Filistin meselesinin siyasi destekçilerinden biri olan Pakistan, Gazze’deki gelişmeler karşısında temkinli ve diplomatik bir tutum benimsemeye çalışıyor.

Bununla birlikte ABD, son aylarda Gazze’de bir “Uluslararası Güvenlik Gücü” oluşturulması planına Pakistan’ın katılması için İslamabad üzerinde ciddi baskı kurdu. Bu plan, Washington’un savaş sonrası dönemde istikrarı sağlamak, yeniden inşa sürecini denetlemek ve siyasi geçişi gözetmek amacıyla çok uluslu bir güç oluşturma girişiminin parçası olarak görülüyor. Bazı haberlerde, ABD yönetimi ve Başkan Donald Trump’ın, Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı General Asım Munir’den Gazze’ye asker göndermesini istediği ve bu birliklerin diğer ülkelerle birlikte savaş yorgunu bu bölgede güvenlik ve denetim sorumluluğu üstlenmesinin beklendiği öne sürüldü.

ABD’nin İslamabad üzerindeki baskısı birkaç açıdan dikkat çekiyor.

Birincisi, Washington Pakistan’ı askerî kapasitesi ve bölgesel savaşlar ile karşı isyan operasyonlarındaki geniş tecrübesi nedeniyle bu tür bir görev için uygun bir seçenek olarak görüyor. Özellikle Pakistan ordusunun, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altındaki uluslararası görevlerde yer alma geçmişi bulunuyor.İkincisi, ABD Pakistan’ın katılımıyla planına İslam ülkeleri nezdinde daha fazla meşruiyet kazandırmayı hedefliyor. Trump, Gazze için açıkladığı 20 maddelik planında, Müslüman ülkelerin yeniden inşa ve geçiş sürecinin denetlenmesinde merkezi bir rol oynaması gerektiğini vurgulamıştı.Üçüncüsü ise Washington, bu baskıyı İslamabad ile gergin seyreden ilişkileri onarma ve karşılıklı güveni yeniden tesis etme çabasının bir parçası olarak görüyor. Buna rağmen Pakistan, şu ana kadar bu talebi kabul etmekten kaçındı.

Pakistan’ın bu talebi reddetmesinin nedenleri birkaç başlıkta özetlenebilir.

Birincisi, iç kamuoyu baskısıdır. Pakistan toplumu Filistin’e güçlü destek vermektedir ve Hamas’ın silahsızlandırılması ya da dolaylı olarak İsrail’le iş birliği anlamına gelebilecek bir güce katılım, ülkede geniş çaplı protestolara yol açabilir.İkincisi, doğrudan çatışmaya girme endişesidir. Birçok analist, böyle bir güce katılmanın Pakistan’ı Gazze’de yıpratıcı bir savaşa sürükleyebileceği; bunun da hem ağır insani ve mali bedeller doğuracağı hem de İslamabad’ın bölge ülkeleriyle ilişkilerini daha karmaşık hale getireceği uyarısında bulunuyor.Üçüncüsü ise jeopolitik hesaplamalardır. Pakistan, Hindistan ve Afganistan ile ilişkilerinin hassas olduğu bir dönemde, bölgesel dengeyi bozabilecek bir misyona girmek istemiyor.

İslamabad’ın bu tutumu, Pakistan’ın Filistin meselesine ilişkin geleneksel politikasının da bir yansımasıdır. Pakistan, her zaman bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını desteklemiş ve İsrail ile diplomatik ilişki tesis etmemiştir. Gazze’de bir güvenlik gücüne katılım, uluslararası bir çerçevede olsa bile, bu tarihsel duruşu zayıflatabilir ve Pakistan’ın İslam ülkeleri arasındaki konumuna zarar verebilir. Ayrıca Pakistan hükümeti ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıyadır ve sınır ötesinde maliyetli bir misyona girmek, sınırlı kaynaklar üzerindeki baskıyı daha da artıracaktır.

İslamabad’ın bu kararı, ABD’nin geleneksel müttefiklerinin bile iç kamuoyu ve İslam dünyasının tepkisiyle karşı karşıya kalabilecekleri planlara katılmaya istekli olmadığını göstermektedir. Bu nedenle söz konusu güvenlik gücünün geleceği belirsizliğini korumakta ve Pakistan gibi ülkelerin katılımı olmadan başarıya ulaşması ciddi soru işaretleriyle karşı karşıya bulunmaktadır.