Analiz | Hava savunmasındaki gedik: Suudi Arabistan, Yemen füzelerini neden önleyemiyor?
Pars Today – Suudi Arabistan, ülkenin hava savunma sistemlerinin Yemen kaynaklı füze ve insansız hava aracı saldırılarını önlemedeki başarısızlığının nedenlerini belirlemek amacıyla bir soruşturma başlattı.
Pars Today’in haberine göre, iki bölgesel yetkili 12 Ekim Pazartesi günü yaptıkları açıklamada, Suudi Arabistan’ın Yemen ordusu tarafından fırlatılan füze ve insansız hava araçlarından oluşan saldırı dalgasını önlemede hava savunmasının neden başarısız olduğunu belirlemek üzere soruşturma başlattığını bildirdi. Riyad Havalimanı’na yönelik saldırının da aralarında bulunduğu bu saldırılarda en az 13 kişi hayatını kaybetti, 300’den fazla kişi yaralandı. Yetkililere göre ilk incelemeler, Yemen ordusunun önce birkaç insansız hava aracı fırlatarak Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na doğru ilerleyen seyir ve balistik füzelerden oluşan bir saldırı kombinasyonunun önünü açmaya çalıştığını gösteriyor.
Yemen ordusunun son füze ve insansız hava aracı saldırısı dalgasının Suudi Arabistan hava savunması tarafından önlenememesi, yalnızca teknik bir hata ya da münferit bir olay olarak değerlendirilemez. Bu gelişme, Suudi Arabistan’ın güvenlik mimarisindeki derin bir gedik ve Yemen savaşında güç dengesinin değiştiğinin bir göstergesidir. Bu kapsamda Riyad, hava savunma sistemlerinin saldırılardan önce neden gerekli uyarıyı yapamadığını ve füze ve insansız hava araçlarının Kral Halid Havalimanı’na kadar bin kilometreden fazla mesafeyi nasıl katettiğini belirlemek amacıyla soruşturma başlattı. Bu durum, Suudi Arabistan’ın hava savunmasının etkinliği konusunda ciddi soruları gündeme getirdi.
Bu başarısızlığın ilk nedenini, Yemen ordusunun koordineli ve savunmayı doyuma ulaştırmayı amaçlayan taktiklerinde aramak gerekir. İlk incelemeler, bu güçlerin Riyad Havalimanı’na doğru ilerleyen seyir ve balistik füzelerden oluşan bir saldırı kombinasyonunun önünü açmak amacıyla önce birkaç insansız hava aracı fırlattığını gösteriyor. Bu yöntem, hava savunmasını farklı irtifalarda, hızlarda ve güzergâhlarda eş zamanlı olarak hareket eden çok sayıda hedefle karşı karşıya bırakıyor. Alçak irtifada uçan ve daha yavaş hareket eden insansız hava araçları, savunmanın dikkatini ve önleyici mühimmatını üzerlerine çekebilirken seyir ve balistik füzeler başka yönlerden savunmayı aşabilir. Balistik füzeleri uçuşlarının son aşamasında önlemek üzere tasarlanan Patriot gibi sistemler, bu tür karma saldırılar karşısında ve özellikle alçak irtifadaki hedeflere karşı daha savunmasız hâle gelebilir.
İkinci neden, Yemen ordusunun füze harp başlıklarının teknik kabiliyetleridir. Yemen füzelerinin gelişmiş harp başlıkları, uçuş sırasında rota değiştirebilmektedir. Bu özellik, önleme hesaplamalarını son derece zorlaştırmaktadır. Çünkü hava savunma sisteminin saniyenin çok küçük bir bölümünde hedefin yeni güzergâhını öngörmesi ve kesişme noktasını yeniden hesaplaması gerekir. Radar ve komuta ağı bu rota değişikliğini zamanında tespit edemezse önleyici füze hedefinden sapabilir. Ayrıca füze ve insansız hava araçlarının bin kilometreden fazla mesafe katetmesi, Yemen ordusunun menzilini ve isabet kabiliyetini artırmayı başardığını göstermektedir. Bu durum, Suudi Arabistan’ın stratejik derinliğini tehdit altına sokmuştur.
Üçüncü neden, erken uyarı ve istihbarat koordinasyonundaki zayıflıktır. Bu çerçevede Riyad’ın amacı, hava savunmasının saldırıdan önce neden gerekli uyarıyı yapamadığını anlamaktır. Zamanında uyarı yapılamaması; radar kapsamasındaki boşluklardan, alçak irtifadaki hedeflerin tespit edilmesindeki zorluklardan, elektronik karıştırmadan veya karar alma zincirindeki gecikmelerden kaynaklanabilir. Asimetrik savaşlarda tespit, karar ve ateş açma aşamaları arasında yaşanan birkaç dakikalık gecikme bile insansız hava araçlarının ve füzelerin savunmayı aşmasına neden olabilir. Ayrıca Suudi Arabistan’ın istihbarat ve destek bakımından ABD’ye bağımlı olması ve Washington’ın Yemen’e doğrudan saldırmaktan kaçınması, bu zayıflığı daha da artırmıştır.
Bu başarısızlığın boyutları yalnızca askerî alanla sınırlı değildir. Riyad Uluslararası Havalimanı kapatıldı ve Suudi Arabistan’ın başkentindeki finans bölgesinde çalışanlardan uzaktan çalışmaları istendi. Bu durum, Yemen ordusunun saldırısının Suudi Arabistan’ın siyasi, ekonomik ve sembolik merkezini baskı altına almayı başardığı anlamına gelmektedir. Mekke ve Medine dışındaki tüm Suudi Arabistan havalimanlarına yönelik tehdit, uluslararası hava yolu şirketlerinin güvenini azaltırken güvenlik ve sigorta maliyetlerini de yükseltmektedir. Öte yandan hava savunmasının başarısızlığı, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun itibarını ve caydırıcılığını zedelemekte, Riyad’ı ABD’den daha doğrudan yardım istemek zorunda bırakmaktadır.
Bu durumun stratejik sonuçları oldukça geniş kapsamlı olabilir. ABD, Yemen’e karşı savaşa daha doğrudan müdahil olursa Yemen ordusu Babülmendep Boğazı’ndaki deniz trafiğini durdurabilir. Kızıldeniz’in güney ucunda ve Yemen kıyılarına yakın bir konumda bulunan bu boğaz, Basra Körfezi’nden petrol taşınması açısından hayati bir güzergâhtır. Hürmüz Boğazı’nda hâlihazırda yaşanan aksaklıklar dikkate alındığında, Babülmendep’in kapatılması veya güvensiz hâle gelmesi, küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarını daha da yükseltebilir ve ABD ile dünya ekonomisi üzerindeki enflasyonist baskıyı artırabilir. ABD’de Kasım 2026 ara seçimleri yaklaşırken bu mesele Donald Trump açısından son derece maliyetli olabilir. Çünkü savaşın genişlemesi, enflasyondan ve benzin ile motorin fiyatlarından memnun olmayan seçmenlerin öfkesini artırabilir ve Cumhuriyetçilerin ağır bir seçim yenilgisi yaşamasına yol açabilir.
Görünen o ki Suudi Arabistan’ın Yemen füzelerini önlemedeki başarısızlığı, Suudilerin Yemen’deki maceracı politikasının tehlikeli bir aşamaya girdiğini göstermektedir. Yemen ordusu, insansız hava araçlarını, seyir füzelerini ve balistik füzeleri bir arada kullanarak yıpratma savaşını Suudi Arabistan topraklarının derinliklerine taşımış ve ülkenin hava ve füze savunmasını ciddi bir sınamayla karşı karşıya bırakmıştır. Yaşanan çok sayıdaki başarısızlık dikkate alındığında Riyad’ın mevcut durumu değiştirmek için hava savunma mimarisini yeniden gözden geçirmesi, erken uyarı sistemlerini güçlendirmesi, insansız hava araçlarına karşı savunmasını geliştirmesi ve pahalı önleyici füzelere olan bağımlılığını azaltması gerektiği görülmektedir. Bununla birlikte geçmiş deneyimler, Yemen ordusunun Suudi Arabistan’ın Yemen kaynaklı füze ve insansız hava araçlarına karşı attığı her adım karşısında yeni önlemleri, taktikleri ve silahları devreye soktuğunu göstermektedir. /