Suudi rejimin ırkçı ve fırkacı siyasetlerinin yoğunlaşması
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i59883-suudi_rejimin_ırkçı_ve_fırkacı_siyasetlerinin_yoğunlaşması
Suudi yetkilileri, ülkenin doğusunda Katif bölgesinde olan Şiilerin oturduğu tarihi bir kasabayı tahrip etmeye başladı.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Ocak 31, 2017 03:36 Europe/Istanbul
  • Suudi rejimin ırkçı ve fırkacı siyasetlerinin yoğunlaşması

Suudi yetkilileri, ülkenin doğusunda Katif bölgesinde olan Şiilerin oturduğu tarihi bir kasabayı tahrip etmeye başladı.

Suudiler Pazar günü kasabayı geliştirmek bahanesi ile halkın ev ve arsalarını zorla ele geçirip 2 bin nüfusa sahip 400 yıllık el-Musere kasabasını tahrip çalışmalarına başladılar. Üstelik kasaba halkının her türlü muhalefetini engellemek ve onların bir an önce evlerini tahliye etmeleri için, bölgenin su ve elektriğini kestiler.

El-Musere halkı ev ve arsaları karşılığında aldıkları az paraya işaretle, hayatlarına hakim olan kötü ekonomi şartları ve yoksulluk nedeni ile zor durumda olduklarını belirttiler. Avrupa-Suudi insan hakları STK da Arabistan askerlerinin el-Musere kasabasına saldırısını kınayarak, bu girişimin yasadışı olduğunu belirtip, Al-ı Suud rejiminden fırkacı siyasetlerinden vazgeçmesini istediler.

Al-ı Suud hükümdarların ülkede istihraç edilen petrolün satışı ve diğer ekonomi gelirleri, vahhabilik düşüncesini yaymaya çalıştıkları bir ortamda, Arabistan halkı ve bu arada Şiiler, ifade özgürlüğü, sosyal ve medeni haklardan mahrum bırakılıyor. Suudi Arabistan’ın vahhabilik düşüncesini yaymak için harcadığı yüklü paralarla ilgili bazı veriler ifşa olunmuştur. Bu bağlamda bir süre önce Amerika dış ilişkiler konseyinde yayınlanan makalede, Suudi Arabistan’ın terörizm ve tekfirci düşüncelerin temeli olan vahhabiliğin yayılması için 100 milyar dolar harcadığı açıklandı.

Al-ı Suud rejimin gerici bir rejim olması nedeni ile davranışları da orta çağa dayanıyor; üstelik bu rejimin ırkçı ve fırkacı tutumları da Siyonist rejimin politikalarını çağrıştırıyor. Aslında Al-ı Suud, muhalefeti bastırmada hiçbir sınır tanımıyor, muhalifleri de idam, hapis cezaları ve evlerini tahrip etmekle onların yaşam haklarını ellerinden alıyor.

Ülkede siyasi, sosyal ve kültürel ortamların daraltılması ve halkın medeni haklarının ihlal edilmesine yönelik Suudi Arabistan yetkililerin kararları ve tutumları, bu rejimin bedevi ve gerici mahiyetini daha da gün yüzüne çıkarıyor. Bilindiği gibi seçim, siyasi partiler, basın özgürlüğü ve demokrasinin diğer sembollerinden hiç biri Arabistan’da yok. Al-ı Suud rejiminde yönetim koltuğu, miras yolu ile el değiştiriyor ve halk da ülkenin idare edilmesinde veya yasama organında en ufak role sahip değiller. Tabi ki bu durum halkın itirazları ile karşılanıyor. Bu bağlamda Al-ı Suud rejimi her türlü eleştiri sesini keserek, özgürlükçü her çığlığı anında söndürüyor.

Fakat Arabistan halkının, seçkin din alimi Şeyh Nemer Bakır Nemr’in idamına karşı itiraz ve öfkelerinin devam etmesi, Arabistan halkının zorba Al-ı Suud rejimine karşı itiraz hareketinin ciddiyeti ve direniş boyutlarını sergiliyor. Tanınmış din alimi Şeyh Nemer, Al-ı Suud rejimini açıkça eleştirmek, ülkede eşitlik, özgürlük ve reform oluşturmaya çalışmak suçları ile Arabistan rejimince şehit edildi. Ayetullah Şeyh Nemr yaptığı her konuşmada Suudi rejimini özellikle Suudi Arabistan'ın doğusunda yer alan Ahsa ve Katif bölgelerinde uyguladığı organize ayrımcı politikalar sebebiyle eleştiriyor, Arap ülkelerinde hükümet tacının ve tahtının bir miras gibi babadan oğla geçmesinin meşruiyeti sorguluyordu.  Şeyh Nemr'in idamı Arabistan'da çok geniş halk protestolarına ve hükümet güçleri ile çatışmalara sebep olduğu gibi dünya genelinde de Suudi rejimi aleyhinde geniş protesto eylemlerinin düzenlenmesi ve Suudi rejiminin cinayetlerinin kınanmasına yol açtı.

Tabi ki Arabistan’da halk itirazlarının devam etmesi, Suudi rejim elebaşları için adeta bir kâbusa dönüşmüştür. Al-ı Suud rejimin özellikle ülkenin doğusunda ve Şii bölgelerindeki histerik davranışları ise bu çerçevede değerlendirilebilir./

Necefi