Modern cahiliye; yeniden tanınması gereken fenomen
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i74718-modern_cahiliye_yeniden_tanınması_gereken_fenomen
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen gün kültür erbabı, İran ve diğer ülkelerin Fars şiiri ve edebiyatı üstadları ile görüşmesinde şairlere günümüz dünyasının tuhaf konularının hicvi üzerine şiir ve manzume yazmayı tavsiye etti.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Haziran 19, 2017 13:46 Europe/Istanbul
  • Modern cahiliye; yeniden tanınması gereken fenomen

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen gün kültür erbabı, İran ve diğer ülkelerin Fars şiiri ve edebiyatı üstadları ile görüşmesinde şairlere günümüz dünyasının tuhaf konularının hicvi üzerine şiir ve manzume yazmayı tavsiye etti.

Ayetullah Hamanei görüşmede bu konunun önemi hakkında şöyle dedi: İslam Peygamberi -s- sahabeden bir şaire müşrikleri hicvetmesini emretti ve bugün modern cahiliyenin aşiret cahiliyesi ile kılıç dansı yapması veya Arabistan gibi bir rejimin BM insan hakları komisyonunun üyesi olması gerçekten hicvedilmesi gereken konulardır.

Biz de İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin bu tavsiyesi doğrultusunda bu konu hakkında bazı meseleleri gözden geçirmeye ve sizlerle paylaşmaya karar verdik.

Birlikte dinliyoruz.

“Cahiliye akımı ile mücadele etmek, İslam ümmetinin en önemli görevidir.”

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bundan önce de geçen sene İslam Peygamberi’nin -s- biset yıldönümünde İslam ülkelerinin büyükelçileri ve nizam yetkilileri ile görüşmesinde beşeriyetin biset tealimine daimi ihtiyacına işaretle cahiliye akımı biset cephesinin karşı cephesi olduğunu belirtti ve cahiliye akımı sadece Allah Resulü -s- dönemine ait olmadığını, bu cephe sürekli ve devamlı bir cephe olduğunu ve peygamberlerin getirdiği düşünceye karşı geliştiğini, bugün yine bu akım bilim ve teknolojiden de yararlanarak yeni bir kılıkta zuhur ettiğini belirmişti.

Gerçekte cahiliye her dönemde tekrarlanabilen bir fenomendir. Cahiliye aynı zamanda aynı ideolojik altyapıya sahiptir. Cahiliye, içinde akılcılık ve mantığa yer olmayan alanlara girmektir. Cahiliye muğlak hurafe bağnazlıkları radikalizme sevkeden şeydir.

Maalesef günümüz uygar dünyasında despot hakimiyetlerden gelen ve beşeri bencillikler şeklinde baş gösteren cahiliyenin bir çok mısdakı ile karşı karşıyayız. Bu yıkıcı akım Batılı toplumların içinde ve Batı’nın ırkçı düşüncelerinin katmanları arasında gelişmiş ve Batı kültürünün nüfuzu altında olan ülkelerin gençlerine de örnek olmuştur. Neo nazism veya Avrupa’da radikal sağ akımlar gibi düşünceler Batı’nın siyasi kültürüne yerleşmiştir ve bu sapkın akımların tesiri Batılı toplumlarda şiddet ve radikalizm gibi ırkçı ve din düşmanı düşünceler kalıbında ve İslam’a ve Müslüman milletlere karşı menfi ve tahrif edilmiş bakışlar şeklinde ortaya çıkmıştır.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin Avrupalı ve Batılı gençlere hitaben iki tarihi mektubunda radikalizmin köklerini tanıma zaruretine yaptığı sürekli vurgu, bugün beşeriyete yönelen tehlikenin dini ve insani değerler ve ilkelerden gafil olduğunu gösteriyor. Modern cahiliye olarak adlandırılması gereken bu çağ, aşiret cahiliyesine dönüş çağıdır. Oysa iki asır arasında yüzlerce yıl mesafe vardır. Bu yeni cahiliye şimdi beşeriyeti karşı bir tehdide dönüşmüştür. Son yarım asırda modern cahiliye zemininde ortaya çıkan şiddetin kökleri geçmişten geriye kalan düşüncelere uzanır. Gerçi bu düşünceler cahiliye çağında tarih çöplüğüne gömüldü, ama bugün bir kez daha yeniden ortaya çıkmaktadır.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu cahiliyenin yeniden türeme sebeplerinin beyanında şehvet ve gazaba İslam öncesi cahiliyenin iki temel unsuru olarak işaret ediyor ve çağımızda da yine aynı şehvet ve gazap temelleri üzerinden yeniden ortaya çıktığını belirtiyor.

Kuşkusuz çağdaş dünyada yeni bir fenomen olarak ortaya çıkan modern cahiliye hakkındaki araştırma, geçmişten geriye kalan düşünceleri irdelemeyi gerektirir. Fransız şarkiyatçı ve Arap edebiyat tarihi yazarı Regis Blachere  bu konuda şöyle diyor: cahiliyeden maksat, İslam Peygamberi’nin -s- yarattığı ilim çağına karşı ve yine vahiy karşısında kurulan cahillik dönemi değildir. Cahiliye sözcüğü gerçekte her türlü şiddet, barbarlık, istibdat, bencillik ve benzeri fenomenleri kapsayan  bir tabirdir.

Ancak esas soru şu ki şu modern cahiliye nasıl küreselleşme tabir edilen süreçte gelişerek yayılmayı başardı?

Bu araştırmada önemli nokta, küresel krizlerin şekillenmesinde cahilce düşüncelerin mahiyetini tanımaktır. Bu açıdan bakıldığında cahiliye, sırf cahil olmak demek değildir. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin tabirine göre cahiliye kelimenin geniş manası itibarı ile insani şehvet ve gazabın yaşam ortamına galip gelmesi ve hakimiyetidir. Bu durumda beşeri toplumlar insani ve ahlak değerlerden ve faziletlerden boşalmış hale gelir ve toplumun maneviyattan uzaklaşması ile beraber barbarlık ve rezillik türü davranışlar onun yerini alır ve cahiliye modernite kalıbında toplumda yayılır ve anormallikler de inançların renksizleşmesi ve beşeri mukaddesatın aşılması ile beraber toplumsal ve hatta siyasi normlara dönüşür.

Bu sapkın akımın yeniden üretilmesi yolunda son bir asırda ve özellikle son iki onyılda bir çok ahlaki ve insani değer renksizleşti ve hatta mahvoldu. Bu konuda sosyal meseleler uzmanı Necran Azam şöyle diyor: Amerika ve Batı toplumunda şiddet içerikli davranışlar sosyal ilişkilerden bir nevi hoşnutsuzluk işaretidir. Zira Batı dünyasında sosyal perişanlığa şahit oluyoruz. Demokrasi ilkelerine aykırı olan sosyal ve iktisadi eşitsizlikler, bireylerin topluma karşı isyan etme etkenine dönüşmüştür. Bundan başka maneviyatın yokluğundan kaynaklanan kriz ise Batı dünyasını sarmıştır.

Bu şartlarda terör dünyanın en büyük sorunu olarak modern cahiliye ile birleşiyor ve güç odakları sapkın düşünceleri ile terör örgütlerinin sapkın ve uydurma ideolojilerin zemininde doğmasına ve büyümesine uygun şartları oluşturuyor. Nitekim El-Kaide, IŞİD, El Nusra cephesi, Boko Haram, Eşşebab ve Arabistan, Amerika, İsrail ve diğer bazı müttefiklerinin desteklediği onlarca daha tehlikeli örgüt modern dünyada zuhur eden bu tür bir cahiliyenin ürünleridir.

Cahiliyenin yeniden türemesinin karanlık dönemi olarak adlandırılması gereken son yıllarda maalesef Arabistan gibi aşiret cahiliyesinin başını çeken ve tekfirci siyonist IŞİD terör örgütü hamilerinin baş halkası olan bir rejim BM insan hakları konseyinin üyesi olabiliyor ve daha da ilginç olanı, Amerika ile sözde terör karşıtı ittifaklar kuruyor. Gerçekte günümüz uygar toplumunda uluslararası kurum ve kuruluşlar da beklenenin aksine cahiliye karşısında durmadığı gibi, modern cahiliyenin işini kolaylaştıran kurumlar olarak görev yapıyor.

Böyle bir anlayış ise, radikal örgütlerin türlü adların altında ve ırkçı ve din karşıtı sınıflandırmalarla dünyaya kafa tutmasına yardımcı oluyor. Bu yüzden cahiliyenin yeniden türediği bu dönemi, beşeriyetin bilim ve teknoloji bakımından dünyanın bir çok ülkesi büyük ilerleme kaydettiği halde geçmişteki cahiliye dönemine geri döndükleri karanlık çağı olarak adlandırmak gerekir. Bu karanlık dönem Batı’nın ideolojik düzeni özgürlük, demokrasi, insan hakları, milletleri savunma sloganları gibi güzel ve kandırıcı değersel iddialara bürünmesi ve Batı medeniyeti adı ile süslendiği halde gerçek muhtevadan yoksun olan yüzeysel bir kılıftır.

Bu sapkın yolda ise bazı gelişmiş ülkeler Amerika elebaşılığında insan hakları ve terörle mücadele adı altında, en barbar teröristleri destekliyor ve onların eğitilmesi için resmen bütçe onaylıyor. Bu cahilce davranışın acı sonuçlarını Suriye, Irak, Yemen ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yer alan diğer bir çok ülkede yaşanan vahim olaylarda ve yaşanan şiddet ve cinayetlerde görmek mümkün. Bu kısır döngü sonucunda İslam dünyası ister şii ister sünni, kalkınma yolundaki engelleri aşarak İslam’ın belirlediği hakiki konuma ulaşmamasına sebebiyet veriyor. Öte yandan Arabistan gibi bölgedeki bazı ülkelerin Amerika ile el ele vermesi İslam ülkelerinde bölünmelere zemin oluşturuyor.

Arabistan’ın bölgedeki davranışları gerçekte cahiliye dönemine ait düşüncelerin yeniden hortlamasına zemin oluşturuyor. Vahabilik ve selefilik gibi sapkın düşüncelerin kalıbında ortaya çıkan ve hurafeleri yaygınlaştıran bu yıkıcı akım İslam ümmetinin yok olmasına hizmet ediyor ve bu da Suud hanedanı doğrudan sorumlusu olduğu en büyük hatadır. Ancak Suud hanedanı gerçekçi olmak yerine hala İslam düşmanlarına hizmet ederek hakimiyetini aşiret cahiliyesinin düşüncelerine dayanmak ve kılıç dansı düzenlemekle sarsılmakta olan hakimiyetini korumaya çalışıyor. Gerçekte İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin beyanatı  beşeri toplumun gerçeklerini ve acılarını beyan etmek için var gücümüzle ve tüm kapasitelerimizi kullanarak modern cahiliye gibi tenkit edilen fenomen hakkında tüm dünyayı bilgilendirmek gerektiğine yöneliktir ve şairlere ve edebiyat aleminin büyüklerine yaptığı tavsiyeyi de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.