Skripal krizi; Rusya ve Batı ilişkilerinde dönüm noktası
https://parstoday.ir/tr/news/world-i104422-skripal_krizi_rusya_ve_batı_ilişkilerinde_dönüm_noktası
Rusya ve Batı arasındaki soğuk ve gergin ilişkiler, Rusya’nın eski casusu Sergei Skripal ve kızı Julia’nın kimyasal bir madde ile 4 Mart 2018’de Britanya’nın batısında Salzberi kentinde zehirlenmesinden sonra yeni bir aşamaya geldi.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Nisan 05, 2018 11:02 Europe/Istanbul
  • Skripal krizi; Rusya ve Batı ilişkilerinde dönüm noktası

Rusya ve Batı arasındaki soğuk ve gergin ilişkiler, Rusya’nın eski casusu Sergei Skripal ve kızı Julia’nın kimyasal bir madde ile 4 Mart 2018’de Britanya’nın batısında Salzberi kentinde zehirlenmesinden sonra yeni bir aşamaya geldi.

Gözlemciler bu krizi soğuk savaştan sonra iki taraf arasında yaşanan en büyük kriz olarak yorumluyor.

Aslında Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerde yaşanan yeni süreci iki taraf arasında açık ve karşılıklı husumet dönemi şeklinde adlandırmak mümkün. Bu yeni dönemde artık tarafların aralarındaki anlaşmazlıkları giderme yönünde hiç bir sıcak mesaj ve açıklama ve istek göze çarpmıyor ve en azından Amerika ve Atlantik’in öbür kıyısında yer alan müttefiki yani Britanya açıkça Moskova’ya yönelik husumetlerini dile getiriyor.

 

 

 

Eski Rus casus Skripal 2010 yılında Amerika ile Rusya arasında casus takası sırasında Britanya’ya sığındı. Söz konusu takas sırasında Moskova dört casusunu Amerika’nın 10 casusu ile takas etti. Skripal Rusya istihbaratının casusuydu ve Britanya devleti için casusluk yaptığı gerekçesiyle 2006 yılında Moskova’da 13 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Skripal Rus casusların kimliklerini Britanya’nın casusluk örgütü MI6’e rapor etmekle suçlanmıştı.

 

 

 

Londra yönetimi Skripal’ın Noyçok adı ile anılan ve sinir sistemini etkileyen bir madde ile ağır bir şekilde zehirlendiğini ileri sürüyor. Britanyalı uzmanlar bu zehirli maddenin çıkış noktasını bulamıyor. Bir başka ifade ile söz konusu kimyasal silah uzmanları Skripal’ın zehirlenmesinde kullanılan maddenin Rusya yapımı olduğunu ispat edemezken, Britanya yönetimi Rusya’nın Skripal ve kızının zehirlenmesinden sorumlu olduğunu iddia ediyor.

 

 

 

Britanya yönetiminin Rusya’yı Skripal ve kızının zehirlenmesinde doğrudan rol ifa etmekle suçlaması Batılı devletlere Moskova yönetimini diplomasi ve spor alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde cezalandırma yönünde bahane oluşturdu. Oysa Rusya lideri Vladimir Putin ülkesinin Skripal’ın zehirlenmesiyle hiç bir ilgisi olmadığını vurguluyor.

 

 

Bu doğrultuda AB liderleri Brüksel’de düzenledikleri liderler zirvesinde açıkça Britanya’yı Rusya’ya karşı destekleyen bir tavır sergiledi. AB liderleri ortak bildirilerinde londra yönetiminin tutumuna destek verdiklerini belirterek büyük bir ihtimalle Skripal ve kızının zehirlenmesi Rusya’nın işi olduğunu ileri sürdü.

 

 

İngiltere Başbakanı Teressa May ise bugün Rusya sadece Avrupa için değil, tüm Ortadoğu ve hatta tüm dünyaya yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti. İngiliz Başbakan May Brüksel oturumuna katılan mevkidaşlarından Rusya’nın tehditlerine karşı ciddi tavır sergilemelerini istedi.

 

 

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de birliğin Britanya’yı desteklediğini belirterek Rusya tehditleri ile mücadele için en iyi yol, AB üyelerinin birlik ve beraberlik içinde hareket etmelerinden ibaret olduğunu belirtti.

 

 

Bundan önce de aralarında ciddi anlaşmazlıklar bulunan Rusya ve Britanya’nın karşı karşıya gelmesi, özellikle AB liderlerinin Moskova’ya karşı Skripal’ın zehirlenmesi üzerine ortak tavır koymasının ardından daha da kritik aşamaya geldi. Gerçekte Britanya’nın muhafazakar yönetimi iki ülkenin ilişkilerini geri dönüşü olmayan bir sürece doğru sürükledi ve şimdi de Batı’dan Rusya’ya karşı tam destek istedi.

 

 

 

Batılı devletler bir sonraki aşamada Rusya’ya karşı diplomatik atağa geçti. Bu doğrultuda İngiltere yönetimi 23 Rus diplomatı sınırdışı ettiğini açıkladı. Bu arada londra’nın Avrupalı ve Batılı ortakları da benzer bir tavır sergiledi ve yaklaşık 30 ülke 150 kadar Rus diplomatı sınırdışı etti. Örneğin Amerika yönetimi aralarında Rusya’nın BM daimi temsilciliğinde çalışan 12 Rus diplomatın da bulunduğu toplam 60 Rus diplomatı sınırdışı etti. İngiliz Başbakanı May bu gelişmeyi tarih sürecinde en çok sayıda Rus diplomatın sınırdışı edildiği bir gelişme niteledi.

 

 

İngiltere Dışişleri Bakanı Buris Johnson ise söz konusu sınırdışı etme kararlarını Rusya ile Batı ilişkilerinde bir dönüm noktası niteledi. Johnson bu hareket Rusya istihbarat örgütünün yıllarca uğraşarak düzeltebileceği bir darbe olduğunu vurguladı.

Öte yandan Britanyalı üst düzey yetkili de Londra yönetimi şimdiye kadar görülmemiş düzeyde casuslarının Skripal dosyası ile ilgili bilgilerini müttefiklerine sunduğunu açıkladı.

 

 

 

Gerçekte Londra yönetiminin bu bilgileri müttefikleri ile paylaşması bazı Batılı ülkelerde görev yapan çok sayıda Rus diplomatın sınırdışı edilmesine yol açtı. Britanya yönetimi Moskova yönetiminin art arda talep etmesine karşı Skripal’ın kimyasal madde ile zehirlenmesi ile ilgili kanıt ve belgelerini Moskova’ya vermekten kaçındı ve bunun yerine propaganda savaşı başlatarak ve kamuoyunu ikna etmek için Moskova’nın bu olaya karıştığını ortaya koyan istihbaratı müttefiklerine verdiğini açıkladı.

 

 

Ancak gözlemciler Londra yönetiminin bu tutumundan hareketle Rusya’yı Skripal dosyasında suçlamasını sorgulamaya başladı. Nitekim Londra yönetiminin bu hareketten amacı, olayın insani ve hatta güvenlik boyutundan ziyade Rusya’ya özellikle 2018 dünya kupası çerçevesinde daha fazla yaptırım ve baskı uygulamaktı. Britanya yönetimi bu aşamada Rusya’da düzenlenen 2018 dünya kupasını boykot etme kartını oynamaya başladı.

 

 

Britanya Polonya, İzlanda, Danimarka, İsveç, Avustralya ve Japonya ile birlikte dünya kupasını katılma vizesini aldıkları halde bu kupaya katılmayacaklarını açıkladı. Bu arada bu ülkelerin resmi yetkililerinin de Rusya’da düzenlenmesi beklenen 2018 dünya kupasının açılış törenine katılmayacakları anlaşılıyor.

Bu karara tepki gösteren Rusya futbol birliği Başkan yardımcısı Batılı devletler sporun siyasetten ayrı tutulmasını iddia ettiklerini fakat bu iddiaya rağmen spordan başka devletlere karşı siyasi ve propaganda silahı gibi yararlandıklarını belirtti.

 

 

Moskova yönetimi açısından Batılı devletleri koordineli bir şekilde Rus diplomatları sınırdışı etmeleri, aslında Rusya’ya baskı uygulamayı ve uluslararası arenada inzivaya etmeyi amaçlayan bir harekettir.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova bu hareketin ardından Amerika ve Britanya’da güçlü odakların yer aldığını belirtti. Zaharova, AB’nin bu kararının ardından NATO yer aldığını, NATO Rusya’ya karşı karalama kampanyası başlattığını vurguladı. Nitekim NATO bazı Rus diplomatları bu paktın merkezinden ihraç etti.

 

 

 

Rus uzman Dimitri İgorçenkov, Skripal dosyası aslında NATO’nun yayılması ve Rusya’ya yaptırımların arttırılması yönünde bir bahane olduğunu belirterek Washington yönetimi Avrupa’yı Rusya’ya karşı savaşın ön safları nitelediğini belirtiyor. Rusya yönetimi ise Britanya yönetiminin Moskova’nın Skripal ve kızının zehirlenme olayına karıştığına dair elinde hiç bir somut belge veya kanıt bulunmadığını belirtiyor.

 

 

Kimyasal maddelerin uzmanı Leonid Rink ise Rusya yönetiminin Skripal’ı zehirlemekten hiç bir çıkarı söz konusu olmadığını, üstelik Rusya’da cumhurbaşkanlığı seçimleri ve dünya kupası söz konusu iken böyle bir girişimde bulunmayacak kadar akıllı olduğunu belirtiyor.

Bu arada Britanya’nın AB’den çekilme konusunda iç arenada ciddi baskılara maruz kaldığını ve şimdi Skripal olayını abartarak AB ülkelerinin desteğini almak ve aynı zamanda ABD ile ilişkilerini düzeltmek istediğini de unutmamak gerekir.

 

 

Bu sürecin devamında Rusya yönetimi Batılı ülkelere karşı misillemede bulunmaya başladı. Rusya 23 Britanyalı diplomatı sınırdışı etti, ayrıca Moskova’daki Britanya kültür merkezini kapattı. Rusya yönetimi daha sonra da Londra’nın Batılı ortaklarına karşı misillemelerde bulundu ve en başta 60 Amerikalı diplomatı sınırdışı etti ve yine ABD’nın San Petersburg konsolosluğunu kapattı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Avrupalı büyükelçileri dışişlerine çağırarak 23 ülkenin 59 diplomatını sınırdışı edeceğini açıkladı.

 

 

Rusya yönetiminin bu kararı, bu ülkelerin Rus diplomatları sınırdışı etmelerine tepki olarak alındı. Moskova bu tepkinin devamında 41 Avrupalı diplomatı sınırdışı etti. Moskova ayrıca 50 Britanyalı diplomatın daha Rusya’dan ihraç edildiğini açıkladı.

Aslında AB ülkelerinin bu olaya karşı aynı tepkiyi vermedikleri de belirtilmelidir. Gerçi bir çok AB üyesi Londra’ya destek yönünde tavır sergiledi, fakat Kıbrıs, Slovenya, Yunanistan ve Avusturya ne Rus diplomatları sınırdışı etti, ne de Moskova’daki diplomatlarını geri çağırdı. Bu durum, AB içinde Rusya’ya karşı tavır konusunda görüş ayrılığı hakim olduğunu gösterdi.

 

 

Öte yandan AB’nın bazı ortakları da Londra yönetimine destek yönünde hiç bir adım atmadı. Örneğin Türkiye ve Sırbistan açıkça Rus diplomatların sınırdışı edilmesine karşı olduklarını açıkladı.

Buna göre şimdi Rusya’ya karşı sergilenecek tavır ve uygulanacak yaptırımların konusunda AB üyeleri arasında anlaşmazlık baş gösterdiği anlaşılıyor. Doğal olarak bu iki zıt görüş AB içinde Moskova’ya karşı sergilenecek tavır konusunda da çatlakların yaşanmasına yol açıyor.

 

 

Gerçi Skripal ve kızının zehirlenmesi, AB için Rusya karşıtı kanadın daha üstün konuma yerleşmesine yol açmış bulunuyor, ama yine de birlik içinde bazı ülkelerin Moskova’ya karşı kesin tavır sergilenmesine karşı çıktığı gözleniyor. Rusya ise diplomatlarının sınırdışı edilmesine kesin tepki vererek bu konuda Avrupa’ya asla taviz vermeyeceğini ve misliyle karşılık vereceğini ortaya koydu. Rusya aynı zamanda sürekli sorunun müzakere yoluyla çözümlenebileceğine vurgu yapıyor.