Avrupa'nın Doğalgaz Konusunda Amerika'ya Karşı Çıkması
https://parstoday.ir/tr/news/world-i123164-avrupa'nın_doğalgaz_konusunda_amerika'ya_karşı_Çıkması
Rusya ve Amerika’nın soğuk savaş döneminden sonraki ilişkileri çalkantılı ve inişli çıkışlı bir süreç yaşamıştır. Buna rağmen Ukrayna krizinin 2014 yılında baş göstermesi ile bu krizden sonrasındaki dört yılda da Moskova ve Washington ilişkileri her geçen gün zayıflamış ve Moskova aleyhine Amerikan yaptırımları da hız kazanmıştır.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Aralık 30, 2018 04:49 Europe/Istanbul
  • Avrupa Birliği
    Avrupa Birliği

Rusya ve Amerika’nın soğuk savaş döneminden sonraki ilişkileri çalkantılı ve inişli çıkışlı bir süreç yaşamıştır. Buna rağmen Ukrayna krizinin 2014 yılında baş göstermesi ile bu krizden sonrasındaki dört yılda da Moskova ve Washington ilişkileri her geçen gün zayıflamış ve Moskova aleyhine Amerikan yaptırımları da hız kazanmıştır.

Bu yaptırımlar siyasi, diplomatik, ticari, ekonomik, askeri alanlara ve silah ve enerjiye yapılan yaptırımlar türünden olmuştur. Waşhington Rusya’ya baskı uygulamak sürecinde Avrupa’nın da tamamen işbirliği yapmasını istemektedir. Bu doğrultuda üst düzey Amerikan yetkilileri Avrupa Birliğinden Rusya ile Nord Stream 2 doğalgaz boru hattı projesini durdurmasını istemiştir.

Buna rağmen Brüksel Amerika’nın bu isteğine olumsuz karşılık vermiştir. Bu doğrultuda Avrupa Birliği Bütçe Komiseri Günther Öttinger, Nord Stream 2 doğalgaz boru hattı projesinin Amerikan tehditlerine rağmen durdurulamayacağını bildirdi.

Öttinger, Amerika Başkanı Donald Trump’ın Nord Stream 2 projesi ile ilgili tehditleri ve muhalefetlerine rağmen  bu doğalgaz boru hattının yapılışının bitirildiğini ve artık durdurulamayacağını belirtti.

Bir süre önce de Avrupa Parlamentosu üyeleri bir karar çıkartarak Nord Stream 2 doğalgaz projesinin durdurulmasını istemişlerdi. Avrupa Parlamentosunun bu girişimi ise bu projenin Amerika temsilciler meclisinde kınanmasından sonra gerçekleşmiştir. Avrupa Parlamentosunda çıkartılan bu karar ise Avrupa Birliğinin en önemli ve en büyük ekonomisine sahip üye ülkesi Almanya’nın siyasetlerine zıt bir karardı. Berlin uzun zamandır Amerika’nın Almanya’nın bu doğalgaz boru hattı projesi çerçevesinde Rusya ile yaptığı işbirliğini durdurmasını istemesine rağmen Rusya’nın Avrupa’ya daha fazla doğalgaz ihraç etmesine yol açacak bu projeyi uygulamakta ısrarcı olmuştur.

Rus makamlar ise Amerika’nın Rusya’ya karşı özellikle de enerji alanında yaptığı ambargoların Rusya’nın Avrupa’nın doğalgaz piyasasındaki ekonomik varlığını kısıtlamak olduğuna vurgu yapmıştır. Hali hazırda Rusya Avrupa kıtasının yüzde 30’luk doğalgaz piyasasını elinde bulundurmaktadır.

Aynı zamanda Avrupa Birliği Nord Stream 2 doğalgaz boru hattı konusunda Rusya’nın doğalgazının Avrupa’ya ulaşması için en önemli yol olan Ukrayna’nın çıkarlarının sağlanması için de Rusya ile müzakere yapmak istiyor. Nord Stream 2 doğalgaz boru hattı projesi Rusya’nın Gazprom ve Fransız, Avustralyalı, Hollandalı, Britanyalı ve Almanyalı şirketlerin ortak yatırımı sayılmaktadır.

Özellikle Almanya ve Avusturya gibi kimi Avrupa ülkeleri ise bu projeyi iyi karşılamış, Polonya ve Baltik havzası ülkeleri de Ukrayna ve Amerika’nın yanı sıra bu projeye karşı çıkmışlardır. Bu ülkeler Rusya’nın Nord Stream 2 projesi sayesinde Ukrayna’yı es geçerek Avrupa’ya doğalgaz ihraç edip Ukrayna’nın gelirlerini azaltmayı hedeflediğini savunuyorlar. Ukrayna’nın gelirlerinin büyük bir bölümü ise Avrupa’ya giden Rusya doğalgazı akımının transit hakkından sağlanmaktadır.

Buna karşın Ruslar bu konuda başka türlü düşünüyorlar. Üst düzey Rus makamları ise Washington’un Moskova aleyhine ambargo uygulamaktan ve Nord Stream 2 doğalgaz boru hattı projesini durdurmak istemekten güttüğü hedefin aslında Rusya’nın Avrupa’ya doğalgaz ihracatını azaltmak ve bunun ardından Amerika’nın sıvı gazını bu kıtaya ihraç etmek olduğunu söylüyorlar.

Siyasi uzman Francis Prin bu konuda şöyle düşünmektedir:””Avrupa Birliğine üye ülkeler Amerika karşısında, ihtilafları bir kenara bırakıp Amerika’nın Rusya’ya daha fazla yaptırım uygulaması karşısında da ortak bir tavır sergilemelidirler. “

Brüksel’in Washington’un bu proje hakkındaki ret cevabı ise gerçekte Atlantik Okyanusunun iki tarafı arasındaki ihtilafların günden güne arttığının simgesi olarak değerlendirilmelidir.