Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail’in gündem saptırma eylemleri
Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanı ve siyonist rejim başbakanı bir kez daha BM genel kurul yıllık toplantısında bir kez daha İran’a karşı çürümüş ve tekrardan ibaret suçlamalarını ileri sürdüler.
Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanı Şeyh Abdullah bin Zaid ve korsan rejim İsrail başbakanı Benyamin Netanyahu BM 75. Genel kurul toplantısında, tekrardan ibaret siyasi bir oyundan başka bir şey olmayan İran’a karşı suçlamalarını tekrarladılar.
Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanı yine tarihi belgeler uyarınca İran’a ait olan Bumusa, Büyyük Tonb ve Küçük Tonb adaları ile ilgili malikiyet iddiasını öne sürdü.
Fars Körfezi’nin mavi sularında bulunan Bumusa, Büyük Tonb ve Küçük Tonb adaları İlam, Mad, Ahameniş, Eşkaniler döneminden beri İran’a aittir. Bir dönem Portekizler tarafından işgal edilse bile Safevi kralı 1. Şah Abbas tarafından işgalden kurtarıldı. 20. Y.y.da Britanya İmparatorluğu tarafından işgal edilen adalar İran’ın 70 yıla yakın sürekli şikayetleri sonucunda 1971 yılında Britanya, adalardaki işgalciliğe son vererek adaları resmen İran’a geri verdi.
49 yıl önce bağımsızlığına kavuşan Birleşik Arap Emirlikleri’nin söz konusu adalarla ilgili tekrardan ibaret iddiaları ve Abu Dabi’nin gündem saptırmaları, İran İslam Cumhuriyetinin 3 ada üzerindeki hakimiyeti üzerine hiçbir etkisi yok ve her türlü hukuki ve yasal dayanak ve değerden yoksundur.
Birleşik Arap Emirlikleri batı Asya’da yaşanan krizlerdeki rolünü örtbas etmek için kamuoyunu saptırmak istediği zamanlarda İran adalarına yönelik iddialarını tekrarlıyor.
Bu bağlamda İran İslam dışişleri bakanlığı sözcüsü Said Hatibzade dün BAE’nin bölgedeki yıkıcı siyasetleri ve bu ülkenin savaş çığırtkanlıklarını eleştirerek, “Birleşik Arap Emirlikleri ve savaş yanlısı ve kaos oluşturan İsrail rejimi ile normalleşme anlaşması, aslında BAE’nin batı Asya’daki krizin bir bölümüne dönüştürdüğünü” söyledi.
Birleşik Arap Emirlikleri dün Suudi Arabistan ile birlikte mazlum Yemen halkını katliam ederken bugün ise korsan siyonist İsrail rejimi ile ilişkilerini alenileştirerek Filistin halkının ülkeleri ve haklarına ihanette bulunmuştur.
Kanser tümörü İsrail rejimi batı Asya’da sorunların kaynağıdır ve BAE’nin sahte rejim ile ilişkilerini normalleştirmesi ise, batı Asya’da savaş yanlısı ve kaos siyasetlerinin onaylanması anlamındadır. Bu şartlarda Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanınn İran karşıtı iddialarının tekrar edilmesi ise bölge kamuoyunu Abu Dabi’nin yıkıcı siyasetlerinden saptırma bağlamında değerlendirilmelidir.
Böyle bir iddianın gündeme gelmesi, batı Asya’da yıkıcı rejimlerin ortak siyasetidir nitekim korsan rejim İsrail de Filistin halkı ve çocuklarını katliam ederken uluslararası toplumlarda yargılanması gerekirken kamuoyunu gerçeklerden saptırmaya çalışıyor.
Siyonist rejim başbakanı Benyamin Netanyahu’nun, İran’ın nükleer silah peşinde olduğuna dair iddiası da UAEA’nın İran’ın nükleer çalışmalarının barışçıl olduğunu defalarca onayladığı bir ortamda ileri sürülüyor.
Irkçı İsrail rejimi başbakanı Netanyahu temelsiz iddialar ve gündem saptırmalarla İran’ı bölge ve dünya için bir tehlike nitelerken bizzat ırkçı ve işgalci mahiyeti ayrıca sahip olduğu yüzlerce nükleer başlık dünya güvenliği ve barışı için ciddi bir tehdittir.
Birleşik Arap Emirlikleri ve korsan rejim İsrail’in bölgedeki politikaları ve tutumlarının mahiyetinin belli olması nedani ile onların BM genel kuruldaki gündem saptıran çürümüş tekrardan ibaret iddiaları ise gerçekleri değiştiremez zira ırkçı rejim İsrail bölgede krizlerin kaynağı ve Birleşik Arap Emirlikleri de kaos sürecinin bir parçasıdır./