Koronavirüs Aşısının Dağıtımındaki Adaletsizlikler
Kovid 19 salgınının yeni dalgası dünyanın birçok ülkesini bastığı sırada koronavirüs aşısının dağıtılmasındaki ayrımcılıklar ve tıbbi malzemeler ve ilaçlara erişimdeki kısıtlamalar zengin ülkelerin yeni tür terörizm ve ayrımcılıklarını gün yüzüne çıkarmıştır. Bu bağlamda Dünya Sağlık Örgütü son raporunda Koronavirüs aşısının hala yoksul ülkelerde erişebilir olmadığını tasdikleyerek aşının adaletsiz bir şekilde dağıtılması hususunda uyarıda bulundu.
Bu bağlamda zengin ülkelerin bu alandaki pasifliği ve kayıtsızlığına vurgu yapıldı.
Kovid 19'da dolayı hayatlarını kaybedenlerin sayısı yeni dalgalar ile arttığı bir sırada, hatta Hindistan'da bu hastalığa yakalananların sayısının 16 milyona ulaştığı sırada bu rapor yayımlandı. Bu bağlamda Hindistan ciddi bir tıbbi teçhizat ve ilaç eksikliği ile karşı karşıyadır.
Latin Amerika ve çoğu Afrika kıtası ülkeleri de aşıya erişimleri olmamalarının yanı sıra tıbbi cihaz ve malzemelerden bile mahrumdurlar.
Bu koşullara rağmen koronavirüs pandemisinin baş göstermesinden beri birçok uluslararası örgüt ve makamı ülkelerin bu pandemi ile mücadelede işbirliğine vurgu yapmıştır. Buna rağmen koronavirüs pandemisinin başından itibaren, zayıf ülkelerin ilaç ve sağlık teçhizatına erişimi hiçbir zaman zengin ülkelere yakın bile olmadı. Zengin ülkeler bu bağlamda da hiçbir yardım yapmadılar.
Koronavirüs aşısının keşfi ile koronavirüsün önlenmesi ve bu hastalığa yakalananların iyileşmesi umudu birçoklarını sevindirdi. Dünya Sağlık Örgütü makamları da koronavirüs aşısının dağıtımını Covax adı altında başlatıp bu programın dünyanın farklı ülkelerine aşı ulaştırmasını umut ettiler. Ancak zaman geçtikçe tüm bu umutlar yerle bir oldu.
Bu bağlamda Dünya Sağlık Örgütü genel müdürü Tedros Adhanom resmi bir şekilde yoksul ülkelerin hala aşıya erişimlerinin olmadıklarını açıkladı.
Yayımlanan raporlara göre yaklaşık 900 milyon doz koronavirüs aşısı dünyada enjekte edilmiştir. Ancak bunların yüzde 81'i yüksek ve orta gelirli ülkelere aittir.
Birçok zengin ülkenin koronavirüs aşılarını nüfuslarından bile daha fazla satın aldığı ve depoladığı halihazırda da bunları diğer ülkelere satmak istemediği bir ortamda bu ayrımcılık gün yüzüne çıkmıştır. Yoksulluk ile mücadele kampanyasının raporuna göre Amerika, Avrupa Birliği, Britanya, Avustralya, Kanada ve Japonya şimdiye dek 3 milyar dozu depolamışlardır.
ABD Ticaret Odası'nın uluslararası ilişkiler başkanı Myron Brilliant, Biden yönetimini, ülkede depolanan Strazenka aşısının milyonlarca dozunu korona virüsü salgınından etkilenen ülkelere göndermeye çağırdı ve şöyle bir açıklamada bulundu: " Amerika Birleşik Devletleri'nde aşı dozlarına ihtiyaç duyulmayacak. Ülkenin Haziran ayı başına kadar tüm vatandaşlarını aşılamaya yetecek kadar aşı üretecektir."
Bununla birlikte, sağlık alanındaki tüm uluslararası tavsiye ve taleplere rağmen, zengin ülkeler apartheid'i yeni şekliyle uyguladılar.
Bu ülkelerin birçoğu, sınırları içinde bile ırksal, dini vb. açıdan aşı konusunu ele almış ve dış boyutta daha zayıf ülkelerin aşıya erişimini engellemişlerdir. Öte yandan, bu durum dahilinde bazı ülkelere yönelik ABD yaptırımlarının devam etmesi, sağlık terörizminin başka bir boyutunu da göstermiştir.
Yasal ve siyasi bir uzman olan Juan Manuel Olarita, "Aşı konusu kendiliğinden siyasi bir mesele değildir ancak siyasallaştırılmıştır. Yani, yalnızca emperyalizme bağlı çokuluslu şirketlerin onu dağıtmasına izin verilir. Bu eğilimi takip etmezseniz ekonomik iflastan çıkmanın bir yolu olmayacağı ima edilmeye çalışılır."
Avrupalı ve Amerikalı yetkililer tarafından yıllar boyunca söylenen tüm insan hakları ve özgürlük sloganlarına rağmen, şimdi milyonlarca insanın hayatının ciddi tehlikede olduğu dönemde; hala politik ve ekonomik oyunlarını oynuyorlar ve güç arayışı içerisindedirler. Şimdi de yeni oyunlarının temeli olarak korona aşısını kullanmaktadırlar.