İmran Han'ın İslami Ülkelerden Talebi
İslamabad'da İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanlarının 48. zirvesinin eşiğinde, Pakistan Başbakanı İmran Han, İslam ülkelerini Afganistan'daki Taliban hükümeti ile aktif olarak ilişki kurmaya çağırdı. Pakistan başbakanı İmran Han ayrıca insani bir kriz yaşanması hususunda ve Afganistan'ın ekonomik çöküşü konusunda uyarıda bulundu.
Pakistan'ın başkenti İslamabad, Taliban'ın Afganistan'ı ele geçirmesinin ardından ve tam olarak iktidara gelişinden sonra 15 Ağustos 2021'de İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanlarının 17. Olağanüstü Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı.
Aslında Pakistan, Afganistan'da Taliban'ın yeniden iktidara gelmesinde ve kontrolü ele geçirmesinde kilit ve belirleyici bir rol oynadı, ancak oyunun devamı İslamabad'ın planına göre gelişmedi. Çünkü ABD, Taliban ve Pakistan'ın Washington ile yapılan Doha anlaşmasını ihlal ettiğini düşündüğü için, sadece Taliban'ın egemenliğinin uluslararası arenada tanınmasını engellemekle kalmadı, aynı zamanda Taliban üzerinde ekonomik baskı kurarken Pakistan'ı da çok zor bir duruma soktu.
Bu arada Pakistan, sadece Taliban'ı mali ve ekonomik destekleme kapasiteden yoksun olmakla kalmadı, aynı zamanda İslamabad'ın Afganistan'daki Taliban yönetimini tek taraflı olarak tanımasının sonuçlarından da endişe duymaya başladı. Bu yüzden İslami işbirliği Teşkilatı, Afganistan'ın ekonomik durumunu kurtarmak ve sonuçta Taliban'ın iktidarda kalmasına yardımcı olmak adına İslamabad'ın atabileceği birkaç adımdan biri haline geldi.
Üniversite öğretim görevlisi ve Afganistan meseleleri uzmanı Ruhollah Eslami konu hakkında şöyle diyor: "Pakistan, İslam ülkelerini Afganistan'daki Taliban yönetimini tanımaya ikna etmek için çok çalışıyor, ancak asıl sorun, Taliban ve İslamabad'ın kapsayıcı bir hükümet kurma gereksinimlerini görmezden gelmesi ve Afganistan'ın coğrafyasındaki tüm Afgan vatandaşlarının haklarına saygı duymamasıdır."
Pakistan, İslam ülkelerinin Afganistan'daki Taliban hükümetiyle etkileşimi sayesinde Taliban yönetiminin uluslararası arenada tanınmasına yardımcı olabileceğine inanıyor. Ancak Taliban, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın taleplerini karşılamak için önceki İİT Dışişleri Bakanları toplantısından bu yana herhangi bir adım atmazken üstelik iktidardaki tekelini vurgulamaya devam etti.
Afganistan'daki durum son 40 yılda hep kötüleşti ve iktidarın el değiştirmesi ve dış müdahalenin devam etmesi, Afganistan'ın en azından temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gerekli istikrarı sağlamasını engelledi. Bu nedenle uluslararası toplum da, Birleşmiş Milletler'in Afgan halkına yönelik tekrarlanan yardım çağrılarına uyma konusunda isteksizdir.
Afganistan gelişmeleri konusunda uzman olan Amin Fercad şöyle bir değerlendirmede bulunuyor: "Taliban'ın Afganistan'da kapsayıcı bir hükümetin kurulması ve ayrıca vatandaşlık haklarına riayet edilmesine yönelik küresel beklentileri sürekli olarak göz ardı etmesi, bu ülke gelişmelerinde Pakistan'ın beklediği kadar durumun aydın vizyon çizmemesine yol açtı. Ve bu durum İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Afganistan'daki gelişmelere bakışını olumsuz etkiledi."
Her halükarda Pakistan, uluslararası toplumun Taliban ile Afgan halkının durumu arasında ayrım yapması gerektiğini iddia etse de, uluslararası hukuka göre, Taliban Afganistan'ın yöneticisi olarak, Afgan halkının ekonomik ve güvenlik durumunu ele almakla sorumludur. İslamabad da uluslararası toplumu, özellikle İslam ülkelerini, iktidarı tüm etnik gruplar ve kesimlerle paylaşma arzusu olmayan bir grupla ilişki kurmaya ikna edemez.
Uluslararası çevreler açısından bu, Afganistan'ın yeni bir etnik çatışmaya girmesinin muhtemel olduğu ve bu ülkenin insanlarına yapılan uluslararası yardımın şekli ve miktarı üzerinde olumsuz bir etkisi olacağı anlamına geliyor./