Siber tehditler ve ufku
https://parstoday.ir/tr/news/world-i76996-siber_tehditler_ve_ufku
Çağımız, bilgisayar ve sanal dünya ile ilgili teknolojilerin baş döndüren bir hızla ilerlemesi yüzünden siber çağı olarak adlandırılmıştır. Siber, Yunanca Cyber, dümen ve klavuz anlamında kullanılan bir sözcüktür.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Temmuz 10, 2017 17:37 Europe/Istanbul
  • Siber tehditler ve ufku

Çağımız, bilgisayar ve sanal dünya ile ilgili teknolojilerin baş döndüren bir hızla ilerlemesi yüzünden siber çağı olarak adlandırılmıştır. Siber, Yunanca Cyber, dümen ve klavuz anlamında kullanılan bir sözcüktür.

Siber sözcüğünden bilgisayar ve enformasyon dünyası ile ilgili bir şahıs, bir şey, bir düşünce veya bir ortamı anlatmakta bir ek olarak yararlanılır. Sanal ortam olarak da tabir edilen siber ortam, bilgisayar iletişimlerinin yaşandığı sanal bir ortamdır.

Siber terimi sibernetik kökeninden gelmektedir. İlk olarak 1958 yılında, canlılar veya makineler arasındaki iletişim disiplinini inceleyen Sibernetik biliminin babası sayılan Louis Couffignal tarafından kullanılmıştır.

Bu sözcük 1980’li yıllarda bilim kurgu edebiyatına girdi ve bilgisayar ve internet alanında çalışanlar bu sözcüğü hızla kullanmaya başladı ve 1990’lı yıllarda yaygın hale geldi. Bu dönemde internet, dijital iletişim ve iletişim ağları büyük bir hızla gelişti ve sanal ortam veya siber ortam yeni teknolojilerde ve iletişim alanlarında ortaya çıkan bir çok yeni düşüncenin ve fenomenin simgesi haline geldi. Gerçekte günümüzde hemen hemen tüm parçaları az çok siber ortamda yer alan bir dünya ile karşı karşıya sayılırız. Bugün insanların yaşamı ister bireysel ister sosyal alanda olsun ve yine ister ülkelerin içindeki iletişim veya uluslararası iletişim olsun, yaşamları siber ortamın sultası altındadır.

Dünyanın dört bir yanında iletişimi ve insanların ve kurumların birbirine ulaşmasını ve haberleri ve gelişmeleri anında ve eşzamanlı olarak tüm dünyaya duyurma imkanı sağlayan siber ortamın bir çok meziyeti ve muhibetinin yanında ve mali ve bankacılık işlemleri, ticaret ve ekonomik ilişkiler, bilgi patlaması ve sanayi, tarım, sosyal ve kültürel alanlarda da bir çok işlemin şimdiye kadar görülmemiş düzeyde kolaylaştığı ve hızlandığı şartlara paralel olarak bir başka fenomenle, yani tehditle ve daha doğru bir tabirle siber saldırı adı verilen bir tehlike ile karşı karşıyayız.

Bugün hackerler ve siber savaş subayları yazılımların yardımı ile en gizli askeri, istihbarat, iktisadi, sanayi ve güvenlik bilgilerine ulaşabiliyor veya silahları kontrol eden sistemlere sızarak bu ölümcül sistemlerin kontrolünü ele geçirebiliyor veya en azından onlara zarar vererek devre dışı bırakabiliyor ve hatta imha edebiliyor. Siber saldırılarla ayrıca bir ülkenin altyapı tesislerini ve sivil alandaki hayati sistemlerini ve elektrik şebekelerini, demiryollarını, petrol ve doğalgaz boru hatlarını, havayollarını, taşımacılık sistemlerini veya mali piyasalarını etkilemek mümkün. Bu arada son zamanlarda hackerlerin dünyanın çeşitli bölgelerinde düzenledikleri siber saldırıları ile bilgisayar kullanıcılarının özel bilgilerini bloke ederek onlara haraca bağladığı gözleniyor, ki bu tür saldırılar şimdiye kadar siber ortamda görülmemiş saldırılardır. Buna göre hackerlerin siyasi sınırları aşarak dünyanın her yerinde istedikleri her kurumu hedef aldığı söylenebilir.

Bilgisayar ve virüsleri alanında uzman olan Abbas Hüseyni, siber tehditleri yazılım ve dizilim alanlarında tehditler olmak üzere ikiye ayırıyor ve yazılım alanındaki tehditlere virüs gibi adlar verildiğini belirterek şöyle diyor: günümüzde siber tehditlerin önemli bir bölümü bu tür tehditlerdir. Bu tehditler çok düşük düzeylerden başlar ve siber ortamın her yerinde kullanılabilir.

 

Günümüzde dünyada bilinen savaş çeşitlerine yeni bir savaş daha eklendiği anlaşılıyor. Eskiden kara, deniz ve hava ve hatta uzay savaşlarına şahit olurken, bugün siber savaş dünyada iletişim ağının büyümesinden sonra önemli bir konum kazandığı gözleniyor. Bu yüzden siber güvenlik meselesi de günden güne daha büyük önem arz ediyor.

İBT uzmanı Hamid Rıza Kavusi siber alan ve siber savunma konusunda yaptığı değerlendirmede, siber savunma alanı siber güvenlik, siber korunma ve siber süreklilik olmak üzere üç boyutta ele alınıdığını belirtiyor.

 

Gerçi son günlerde hackerlerin siber saldırıları daha çok mali ve iktisadi mahiyeti ve hedefi olan saldırılardı ve hackerler bu saldırıyı geri çekmek için hedef alınan taraflardan belli miktarda para talep ediyordu, ancak bu tür siber saldırı sayılan hacker saldırıları, siber ortamda hasmane hareketlerin cihanşümul hale geldiğini ve aynı zamanda etki gücünün da sürekli arttığını ortaya koyuyor. Gerçekte mevcut şartlarda ve öngörülebilen bir geleceğe kadar siber savaş, küresel yüzleşmelerde artan bir öneme kavuşacağı söylenebilir.

 

Bugün dünyanın Amerika, Rusya ve Çin gibi büyük ülkeleri sürekli rakiplerini siber saldırı yapmakla suçluyor. Bu saldırılar daha çok sanayi, askeri ve siyasi kurumları ve hassas bilgileri elde etmek amacıyla hedef alıyor veya rakip ülkenin hassas tesislerinde sabotaj yapmak veya özel konuşmaları dinlemek veya mali hedefler uğruna yapılıyor.

Buna karşın bu tür saldırılardan sadece belli başlı ülkeler etkilenmiyor. Günümüzde dünyanın hemen hemen tüm ülkeleri bir nevi siber saldırıların ciddi zararlarından etkileniyor. Örneğin Haziran 2017’de düzenlenen bir hacker saldırısı dünya genelinde yazılımların aksamasına yol açtı ve binlerce bilgisayar çalışamaz hale geldi ve Mumbay’dan Los Angeles’e kadar uzanan bir alanda dünyanın çeşitli limanlarının faaliyetini aksattı. Bu siber saldırı çeşitli firmaları ve bazı ülkeleri ağır hasara uğrattı.

 

Siber saldırılarla ilgili yayımlanan en yeni rapor, 2020 yılına kadar siber saldırıların dünya ekonomilerine yaklaşık 8 trilyon dolar hasara uğratacağını ortaya koyuyor. Bu ağır hasara yol açan en önemli etken ise her gün artan bir şekilde internet ağına bağlanan siber tehditlere ve hacker saldırılarına açık olan çeşitli  araç gereçlerdir.

Bu arada küçük ve orta işletmeler büyük işletmelere nazaran daha çok siber saldırılara maruz kalıyor. Ancak siber saldırıların atmasına karşın firmaların ve kurumların siber saldırılarla mücadele için gerekli bütçeyi pratikte ayırmadıkları gözleniyor.

 

Bugün geçmişe nazaran daha çok belirgin hale gelen bir başka siber tehdit, terör örgütlerinin siber ortamdan şom hedeflerine ulaşmak için yararlanmalarıdır. Bu bağlamda Europol tekfirci IŞİD terör örgütünün siber ortamdan ve sosyal paylaşım sitelerinden propaganda ve Avrupa’dan üye toplama konusunda yararlandığı yönünde uyarıda bulundu.

IŞİD’in bu tür çalışmaları ilk etapta propaganda ve tutumunu ve cinayetlerini haklı göstermeye yöneliktir. Ancak IŞİD’in siber faaliyetleri ile güttüğü daha önemli bir amacı Avrupalı gençleri ve özellikle Almanya, Fransa ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslüman göçmen gençleri ilk aşamada Avrupa ülkelerinde terör eylemlerini gerçekleştirmekte kullanmak ve daha sonra da onları Irak ve Suriye’de faaliyet yürüttüğü bölgelere getirmektir.

Gerçekte siber ortamın genişliği, karmaşıklığı ve ulaşım yöntemlerinin çeşitliliği ve özellikle sosyal paylaşım siteleri yüzünden IŞİD ve diğer bazı terör örgütleri taraftarları ve üyelerinin yardımı ile sanal operasyonlarını genişletmeyi başarmıştır. Europol başkanının belirttiğine göre bu teşkilatın son operasyonu IŞİD’in sanal ortamda kendisine özel sosyal paylaşım siteleri kurduğunu ve bu sitelerin üzerinden hedeflerini güttüğünü ve sürekli de gelişme kaydettiğini ortaya koydu.

Siber gücün daha da yeni boyutu, bu güçten siyasi hedefleri gütme yönünde yararlanmaktır. Bu meselenin en bariz örneği Amerika yönetiminin Rusya’yı 2016 ABD başkanlık seçimlerinde Başkan seçilen Donald Trump lehine müdahalede bulunmakla suçlamasıdır. Bu çerçevede Amerika yönetimi 7 Ekim 2016’da resmen Rusya’yı demokrat partinin milli komitesinin bilgisayar sistemlerine ve Amerika’nın bazı siyasi yetkililerinin bilgisayarlarına siber saldırı ile nüfuz etmek ve çaldığı bilgileri Wikileaks gibi ifşaatta bulunan sitelerin aracılığı ile ifşa etmek ve demokrat parti adayı Hillary Clinton’un seçim kampanyaları sırasında konumunu etkilemekle suçladı

 

Aslında beyaz saray bundan önce de bir kaç kez Rusya’nın Amerika’ya siber saldırı düzenlemekle suçlamıştı, ancak ilk kez bu suçlamayı resmen dile getirdi. Buna karşın bazı Amerikalı yetkililer, Rusya yönetiminin bu siber saldırı operasyonuna karıştığını ispat etmenin imkansız olduğunu belirtiyor. Her halükarda şimdi Moskova ile Washington arasında en önemli münakaşa konusu, Amerikalı üst düzey yetkililerin Moskova’yı hacker saldırılarına karışmak ve Amerika’nın iç politika sürecine siber müdahalede bulunmakla suçlamasıdır. Nitekim Amerika Başkanı Donald Trump hala bu meselenin doğurduğu olumsuz sonuçlar ve Rusların dolaylı bir şekilde Trump’ın 2016 seçimlerinde zafer kazanmasına yardımcı olma suçlaması ile uğraşıyor. Üstelik bu meselenin ardından bazı Avrupa ülkeleri de Moskova’nın Fransa ve Almanya gibi bazı ülkelerin seçim süreçlerine siber müdahalede bulunabileceği uyarısında bulunmaya başladı.

 

Başta Amerika ve Rusya olmak üzere bazı küresel güçleri ve yine bazı bölgesel güçler yıllardır siber güvenliklerini ve ayrıca siber saldırı yeteneklerini geliştirmek için bazı programları uyguluyor. Örneğin Rusya internet ve sanal ortamında yerli arama motorları, yerli sosyal paylaşım siteleri, anti hacker ve anti virüs yazılımları gibi projeleri ve ayrıca iletişim ağlarını güvenli hale getirmek gibi milli açıdan bağımsız hale gelme yönünde çeşitli programları uyguluyor.

Öte yandan Ruslar başta ABD olmak üzere Batı’dan gelen siber saldırılara ve nüfuzlara karşı koymak için milli bazda güvenlik katsayısı yüksek olan bir internet şebekesini kurarak hizmete sundu. Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin de günümüzde siber saldırı olarak tanımlanan durumun askeri ve siyasi alanlarda kullanıldığını belirterek siber saldırının gücü konvansiyonel silahlardan daha etkili olduğunu belirtiyor.

 

Bu arada Amerika’nın Rusya’nın altyapılarına siber saldırı düzenlemeye yönelik gizli planının ifşa edilmesi ise Washington’un siber gücü kullanma konusunda çifte standart tutumunu gözler önüne serdi.

Amerikalılar arada bir düşman saydıkları ülkelere karşı siber saldırı düzenliyor. Bu saldırıların en bariz örneği, İran’ın nükleer tesislerine Stuxnet virüsü ile düzenlenen siber saldırıydı. Amerika üstelik bu tür hareketlerini haklı ve meşru telakki ediyor, fakat rakip ülkelerin benzer uygulamada bulunmasına asla tahammül edemiyor.

Aslında Amerikalı yetkililerin sürekli başka ülkeleri Amerika’ya karşı siber saldırı ile suçlamasına karşın bu ülke dünyada başka ülkelere ve milletlere baskı uygulamak için siber ortamda saldırı düzenleyen ülkelerin başında yer alıyor. Bugün Amerika dünyada siber saldırıların önemli bir bölümünde rol ifa ettiği anlaşılıyor. Bu çerçevede Amerika milli güvenlik ajansı NSA’nin eski çalışan Edvard Snowden NSA’nin dünyada siber saldırıların perde arkasında yer aldığını ve şimdiye kadar 74 ülkeye siber saldırı düzenlediğini ifşa etti. Bu arada siber saldırı iki yüzü keskin bıçak gibi olduğu ve Amerika’nın düşmanları tarafından da bu ülkeye karşı kullanılabileceği unutulmamalıdır.

 

Genel bir değerlendirmede süper güçlerin siber ortamda güçlü rakipler ve düşmanlarla karşı karşıya bulunduklarını bildikleri söylenebilir.

Bu yeni yüzleşme alanında süper güçler uygulamalarını siber güçlerini ve imkanlarını arttırmaya yönelttiği ve rakiplerin bilgilerine ulaşarak onlara darbe indirmeye çalıştıkları da söylenebilir.

Süper güçler son yıllarda siber yeteneklerini geliştirmek için milyarlarca dolar para harcadı. Özellikle Amerika siber gücünü geliştirmek için ileri sürdüğü bahanede, Çin, Rusya, Kuzey Kore ve başka ülkelerin siber saldırı yaptıklarına işaret ediyor.

Bu arada NATO’nun da siber savaşı yeni bir öncelik olarak gündemine aldığı anlaşılıyor. Şimdi mevcut süreçlere bakıldığında pek de uzak olmayan gelecekte siber ortam küresel güçlerin karşı karşıya geldiği esas alanlardan biri olacağı ve bu doğrultuda bölgesel ve küresel güçlerin siber gücü nitelik ve nicelik bakımından müthiş ilerleme kaydedeceği söylenebilir.