Myanmar’da Müslümanların sessizce soykırımı
Değerli dinleyiciler, Myanmar’da Budistlerin Arakan'lı Müslümanlara karşı insanlık dışı uygulamalarını ele aldığımız kısa sohbetimizde sizlerle birlikteyiz.
Günümüzde dünyanın dört bir yanında Müslümanlar, türlü ırkçı, dini ve etnik şiddete maruz kalıyor. Öte yandan dünyanın bir çok ülkesinde İslam dininden şiddet ve radikalizm yanlısı bir imaj sunulmaya çalışılıyor. Oysa asıl Müslümanlar bir çok Avrupa ülkesinde, Amerika, Afrika ve Doğu Asya bölgelerinde şiddet ve radikalizm kurbanı oluyor.
Gerçekte Müslümanlar dünyada ilahi dinlerin arasında en mazlum kesimdir.
Bugün Müslümanlar bir yandan sapkın Vahabi tarikatı gibi akımların adalettalep, hoşgörü ve barış dini olan İslam dininden sapkın algılamaları ve yorumları yüzünden Irak, Suriye, Lübnan ve diğer bir çok ülkede IŞİD gibi tekfirci terör örgütlerinin katliamlarına ve cinayetlerine maruz kalıyor, öbür yandan da Amerika ve Avrupa’nın bir çok ülkesinde sırf Müslüman olma suçundan türlü tacizlerin ve cinayetlerin mağduru oluyor.
Gerçekte Müslümanlar nerede ve hangi ülkede yaşıyorsa, İslamî kimliğini korumakla beraber yaşadığı ülkenin kalkınmasında ve o ülkenin kültürünün gelişmesinde etkili olmaya çalışıyor.
Bugün dünyanın sadece Müslüman oldukları için değil, dini bir azınlık olarak mağdur olan azınlıklardan biri Doğu Asya’da Myanmar adı ile anılan ülkede yaşayan Müslümanlardır.
Arakanlı Müslümanlar olarak anılan Myanmarlı Müslümanlar bu ülkenin Rahin eyaletinin kuzeyinde yaşıyor. ancak Myanmar devleti bu azınlığı tanımıyor ve onları illegal göçmen olarak tanıyor. Oysa BM Arakanlı Müslümanları şimdiye kadar eşine ender rastlanan bir zulme maruz kalan azınlıklardan biri olarak tanıyor.
Arakanlı 19 yaşındaki genç Müslüman içler acısı yaşamını şöyle anlatıyor: Ben Myanmar’da dünyaya geldim, ancak Myanmar devleti bana bu ülkeye ait olmadığımı söylüyor. Ben Bangladeş’te büyüdüm, ancak Bangladeş devleti de bana bu ülkede kalamayacağımı söylüyor. Bu yüzden bir Arakanlı olarak kendimi timsahın dişleri ile yılanın dişleri arasında kalmış gibi hissediyorum.
Arakanlı Müslümanlara karşı düzenlenen saldırıların korkunç görüntüleri, bu azınlığın 21. Yüzyılda çektiği acıların inkar edilemez belgeleridir. Öte yandan Myanmar devleti ister askerler iktidardayken, ister şimdiki şartlarda olsun, Arakanlı Müslümanları yok etmek için radikal Budist rahiplerle el ele hareket etmiştir. Bu arada Nobel barış ödülü sahibi ve Myanmar devletinin en güçlü politikacısı olan Ang San Suchi Arakanlı Müslümanlara karşı katliam ve ayrımcılık ve şiddet uygulamalarına karşı sessizliğini sürdürüyor. Myanmarlı politikacı Ang San Suchi’nin Arakanlı Müslümanlara yaptığı tek iyilik, son haftalarda bazı gazetecilerin adeta abluka altında bulunan Rahin eyaletinde yaşadıkları bölgeye girişini kısıtlı bir şekilde izin vermiş olmasıdır.
Arakanlı Müslümanlar kısıtlı olsa bile elde ettikleri kısa süreli bu fırsatı değerlendirerek bir kaç gazeteci ve muhabirle irtibat kurmayı ve çektikleri sınırsız acıyı ve maruz kaldıkları sayısız zulmü anlatmayı başardı. Bazı Arakanlı Müslüman kadınlar gazetecilerin yanına gelerek, bir gün önce radikal budistlerin onların yaşadığı köye saldırdığını ve çok sayıda Arakanlı erkeği, kadını ve çocuğu kaçırdıklarını anlattı. Oğlu kaçırılan kadınlardan biri şöyle anlattı: Benim oğlum terörist değil. Onu tarlada çalışırken bir dizi uydurma suçlama ile tutukladılar.
BM de en yeni raporunda en az 75 bin Arakanlı Müslümanın evini yurdunu bırakıp Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldığını açıkladı.
Arakanlı Müslümanlar Myanmar yönetimi ve ordusu tarafından desteklenen radikal Budistlerin uygulamaları ve Myanmar yönetiminin ırkçı ve ayrımcı politikaları yüzünden açlıkla mücadele ediyor.
Dünya gıda programı da en yeni raporunda Arakanlı 80 bin kadar Müslüman çocuğun beslenme bozukluğu yüzünden acilen tedavi altına alınmaları gerektiğini açıkladı. Raporda bu çocukların en çok radikal Budistlerin Müslümanlara saldırdığı Myanmar’ın batısındaki bölgelerde yaşadığı belirtildi.
Gerçekte Myanmar’da radikal Budistlerin Arakanlı Müslümanlara karşı işledikleri cinayetler, tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak ve Suriye’de işlediği cinayetlerden farksızdır. Radikal Budistler Arakanlı Müslümanları yakaladıktan sonra diri diri doğruyor veya ateşin içine atarak diri diri yakıyor. Bu cinayetlerle ilgili yayımlanan en yeni görüntülerde radikal Budistler üç yaşındaki Büslüman bir çocuğu elektrikli şokerle işkence ediyor. Bu görüntüler her hür insanın yüreğini sızlatıyor.
Ancak ne var ki bu korkunç görüntüler ne Batı dünyasında ve ne de Myanmar’ın başkenti Rangon’da hiç bir hür insanın yüreğini sızlatmadı. Nobel barış ödülü sahibi Ang San Suchi Myanmar’da askerlerin iktidarı döneminde olduğu gibi hükümetin Arakanlı Müslümanlara karşı ırkçı ve ayrımcı tutumu karşısında sessiz kalmayı tercih etmeye devam ediyor. Gerçekte Ang San Suchi gibi sözde özgürlükçü ve demokrat bir lider, insan haklarını savunma alanında Batı liberalizmini tercih ederse, artık bu liderden daha fazlasını beklemek yanlış olur. Çünkü Batı liberalizminde insan hakları sadece siyasi amaçları gütmek için bir malzemedir. Bu yüzden Batılı devletler de bu konudan Myanmar’ın askeri yönetimine baskı için yararlanıyor ve Ang San Suchi’yi özgürlük simgesi ilan ediyor.
Ancak Ang San Suchi Myanmar’da siyasi konumunu korumak için sırf inançları yüzünden soykırıma uğrayan Arakanlı Müslümanlara karşı işlenen korkunç cinayetleri gözardı etmeyi tercih ediyor.
Ang San Suchi yaklaşık dört yıl önce Avrupa Komisyonu dönem Başkanı Hose Manuel Barosso ile görüşmesinde, Barosso’nun Arakanlı Müslümanlara karşı uygulanan şiddetten duyduğu kaygıyı dile getirmesine gösterdiği tepkide, Arakanlı Müslümanlara destek yönünde konuşamayacağını belirtti. Suchi Myanmar’da Arakanlı Müslümanlara yönelik uygulanan soykırım hakkında konuşamayacağını, bu görüşmeden iki hafta önce 100 bin Arakanlı müslüman saldırıya uğradığı ve Rahin eyaletinde Müslümanların yaşadığı dört kent ve tüm köyler tamamen yakılarak yıkıldığı bir sırada dile getiriyordu.
Oysa Myanmar’da radikal Budistlerin Rangon yönetimi ve Myanmar ordusunun destekleri ile Arakanlı Müslümanlara karşı işledikleri cinayetler Buda öğretilerine aykırıdır. Gerçekte Myanmar’ın radikal Budistlerı Arakanlı Müslümanları katliam etmekle Buda inancı ve izleyenleri hakkında dünya kamuoyu gözündeki imajı da tamamen yıkmış oldu.
Budizmin kurucusu Buda’yı dünya halkı az çok bilir ve eğer Buda’nın tealimi ve düşüncelerini bilmezlerse bile, en azından onun yaşam öyküsünü duymuştur.
Buda, Hindistanlı bir prensti ve babasının sarayındaki şahane yaşamı bırakarak hakikati keşfetme uğruna bir çok acıya ve meşakkate katlandı ve sonunda temel sloganı “orta yol” olan bir inancın temelini attı. Buna göre insan yaşamının tüm boyutlarında ılımlı ve dengeli olmalıydı. Buda bu ilkeyi temel alarak kendisini izleyenler için bazı kurallar ve yasalar belirledi.
Buda inancının en temel ilkelerinden biri olan ve Budistlerin ibadetlerinde fısıldamaları gereken hükümlerden biri “beşli ahlaki ahkam”dır. Bu ahkamın bir bölümünde şöyle deniliyor: ben nefes çeken her mahluku öldürmekten kaçınmak üzere bu hükmü yerine getirmekle yükümlü oluyorum. Ben kendime ait olmayan hiç bir şeyi ele geçirmemek üzere bu hükmü yerine getirmekle yükümlü oluyorum.
Ancak son zamanlarda Myanmar’da radikal Budistlerin Arakanlı Müslümanlara karşı işlediği cinayetleri yansıtan raporlar ve görüntüler bu ahkama tamamen aykırıdır. Aslında bu raporlar ve görüntüler, ne zaman radikalizm bir inancı saracak olursa, o inancın izleyenleri hatta inandıkları dinin en temel ilkelerini bile gözardı etmekten çekinmediklerini gösteriyor. Bugün Budist rahipler Müslümanları katliam etmek ve mallarını yakmak ve yağmalamaktan çekinmedikleri gibi büyük bir acımasızlık örneği sergileyerek sıradan Budistleri de bu cinayetlere teşvik ediyor.