Trump’ın askeri alanda Rusya’ya karşı yeni adımı
Amerika yönetiminin 2014 yılında doğu Ukrayna krizi ardından Rusya’ya karşı girişimlerinden biri, yeni askeri teçhizat ile doğu Avrupa’daki askeri varlığını arttırmaktı. Buna rağmen son dönemde Amerika başkanı Donald Trump’ın yeni girişimi, kendi çapında ve Ukrayna’da ve dolayısı ile Karadeniz’de askeri varlık konusunda yeni bir gelişme sayılır.
Bu bağlamda Amerika, Karadeniz’in mavi sularında kendi askeri varlığını güçlendirme ve Rusya’ya karşı güç gösteri stratejisinin yanısıra Ukrayna’da deniz güçleri operasyon üssü inşaatına başladı. Karadeniz kıyısında Odesa ilinde Oçakova (Ochakova) deniz üssü, söz konusu operasyon merkezinin inşaat alanı olarak, deniz operasyonları ve tatbikatlardan sorumlu olacaktır. Ukrayna’da deniz operasyon merkezi, Washington’un bu ülkeye yardımları çerçevesinde yapılıyor. Bu proje, Rusya’nın bölgedeki etkinliğini azaltmaya çalışan Kiev’in batı yanlısı hükümetinin desteği ile gerçekleşiyor.
Ukrayna'nın batı yanlısı hükümeti, Rusya'nın tehditleri ve girişimleri bahanesi ile NATO ve Amerika'nın ülkedeki varlığının artmasına çalışıyor. Bu bağlamda Ukrayna parlamentosu ocak 2017'de yabancı askeri güçler ve teçhizatların ülkeye girişine onay veren yasayı onayladı.
Bu kanuni yasa, yabancı askeri güçlerin ülkedeki varlığına izin verirken, NATO ile ortak askeri tatbikat, ayrıca Amerika ve diğer yabancı güçlere evsahipliği izni verirken yabancı güçlere 2017 yılında askeri tatbikat hakkı tanıyor. Ukrayna parlamentosunun bu girişimi, bizzat batı yanlısı cumhurbaşkanı Petro Proşenko'nun isteği ve talebi ile gerçekleşti. Proşenko, parlamentodan tasarıyı onaylamasını, böylece 2017 askeri tatbikatına katılmak için yabancı askeri güçlerin ülkeye girişine izin verilmesini istedi.
Yasanın içeriği, Amerika ve diğer NATO üyeleri ve " Barış İçin Ortaklık- Partnership for Peace (PfP)" programına katılanları kapsıyor. Bu çerçevede yaklaşık 3 bin askeri güç şeşitli savaş araçları ile Ukrayna'ya girdiler. Batı yanlısı Ukrayna yönetiminin bu girişimi, aslında kiev'in Rusya'nın güvenlik kırmızı çizgilerine kayıtsız olduğunu gösteriyor. Şimdi de kiev, Amerika'ya Odesa limanında deniz operasyonları merkezi inşa izni vererek, Rusya'nın karadeniz'de bir diğer kırmızı çizgisi olan yabancı askeri güçlerin daimi olarak bu mavi denizlerdeki ciddi muhalefetini hiçe saymış oluyor.
Amerika liderliğindeki NATO her yıl karadeniz'de askeri tatbikat düzenleyerek, farazi düşmana karşı saldırı yollarını deniyor. Rusya, 2014'te Ukrayna krizi ile yoğunlaşan bu tatbikatları, güvenlik tehdidi algılıyor ve tepki olarak da askeri tatbikat düzenliyor. Amerika'nın bu girişimlerden hedefi, karadeniz'de NATO'nun varlığı ve giderek daimileşmesi, Rusya'ya baskı ve kısıtlamalar uygulamak ve Rusya'yı karadeniz'de inzivaya sürüklemektir. Washinton bu bağlamda kendisi ve NATO'daki müttefiklerinin imkanları ve kabiliyetlerinden yararlanıyor. Aslına Amerika uzun süreden beri karadeniz'de daimi askeri varlık sürdürmek peşindedir. Nitekim Amerika deniz kuvvetleri komutan vekili amiral James Foggo eylül 2015 tarihinde yaptığı açıklamada, karadeniz'in önemli bir bölge sayılması nedeni ile Washington'un bu bölgede daimi olarak bulunmak istediğini belirtti.
James Foggo Amerika deniz güçlerinin Karadeniz’de sürekli denetimler yolu ile varlığını normalleştirmeye çalıştığını belirtti. General Foggo şöyle konuştu:
2014 yılında Karadeniz’deki varlığımızı, Akdeniz’de sürekli olarak faaliyet yaptığımız dönemde de koruduk. Bölgedeki varlığımızı normalleştirmekteyiz ve ayrıca bu bölgede deniz güçleri ile düzenli tatbikatlar düzenlemekte ve teamül içindeyiz.
Amerika ve müttefiklerinin Karadeniz’de varlıklarını tesbit etmek için 1997 yılından itibaren her yıl “deniz meltemi- Sea Breeze” adlı tatbikatı düzenlemekte üstelik her yıl daha kapsamlı ve geniş bir alanda. Geleneksel olarak Rusya’nın nüfuz bölgesi olan Karadeniz’de Amerika’nın daimi olarak varlık göstermesi, aslında Washington’un Moskova'ya karşı bu sularda bir çeşit meydan okuması sayılmaktadır.
Amerika’nın başta Karadeniz olmak üzere doğu Avrupa’da 2014 yılı ve sonrasındaki girişimleri, iki ana konu üzerine dayalıdır.
Birincisi Ukrayna krizi ardından washington’un askeri ve siyasi yetkilileri, Rusya tehlikesinin ciddi boyutları olduğunu iddia ettiler. Ukrayna krizinin yaşanması ve Avrupa ile birlikte Amerika’nın NATO kalıbında Rusya ile karşı karşıya gelmesi, soğuk savaşın ardından Avrupa’da hakim olan huzur ve barış ortamını geniş boyutta etkiledi; Amerika ve Avrupa liderleri başta NATO zirvelerinde, örneğin 2014 yılındaki Varşova zirvesinde, doğu Avrupa’da Rusya’ya karşı hızlı reaksiyon gücünün kurulmasına karar verdiler.
2014 Varşova NATO zirvesinin kapanış bildirisinde katılımcılar Baltik ülkeleri ve doğu Avrupa bölgesinde askeri varlığın güçlenmesine vurgu yaparak, NATO’dan 4 taburun Baltik ülkeleri ve Polonya’da konuşlanması, Avrupa’da anti füze sistemi kurulmasının altı çizildi. Görünüşe göre bu tutum, NATO’nun Ruuya’ya olan bakış açısına dayanıyor. NATO genelde Rusya’ya asla güvenmiyor. Fakt bu güvensizlik duygusu, NATO üyeleri arasında coğrafi ve tarihi şartlardan dolayı farklı seviyededir. Coğrafi bakımdan Rusya’ya yakın olan başta polonya olmak üzere doğu Avrupa ülkeleri ve 3’lü baltik ülkeleri, Moskova’ya şiddetle güvenmeyerek kötümser yaklaşıyorlar.
Amerika’nın başta Karadeniz olmak üzere doğu Avrupa’da 2014 yılı ve sonrasındaki girişimlerinin üzerinde kurulu olan ikinci konu, washington’un temmuz 2015’te açıkladığı askeri stratejisidir. Amerika’nın yeni ulusal askeri stratejisinde Ukrayna krizi ile Rusya ve batının, Rusya ve NATO kalıbında doğu Avrupa’da karşı karşıya gelmesi dikkate alınarak, Rusya ile savaşın başlamasına her zamankinden daha fazla ihtimal verilmektedir. Söz konusu askeri stratejide, Rusya’nın, komşularının milli egemenliğine saygılı olmadığı, hedeflerine ulaşmak için kaba kuvvete başvurduğu, defalarca görüldüğüne değiniliyor. Bu yüzden Amerika doğu Avrupa’da kendi müttefiklerini sözde desteklemek, Romanya ve Bulgaristan gibi Karadeniz ülkelerine destek bahanesi ile bölgede daimi olarak hazır bulunmaya karar verdi. Fakat bu konu, Rusya’nın kolaylıkla kabul edeceği bir mesele değildir.
Rusya’nın en önemli filolarından olan Karadeniz filosunun üssü, şubat 2014 tarihinde Rusya’ya ilhak edilen Kırım yarımadasının Sivastapol limanındandır. Rusya açısından batıya ait savaş gemileri, filoları ve askeri güçlerinin Karadeniz’de bulunması, Rusya milli güvenliğine yönelik bir tehdittir; bu yüzden defalarca NATO ve Amerika’yı uyarmıştır. Aslında Ukrayna krizi NATO’nun, Baltik denizi, Akdeniz ve Karadeniz’deki askeri varlığını güçlendirdi. Böylece Rus stratejistlere göre batının deniz tehditleri ve özellikle Rusya’nın batı sınırlarında artmıştır. Bu yüzden Rusya’nın yeni deniz doktrininde Karadeniz’de askeri varlığın güçlendirilmesine vurgu yapılıyor. Bu da Rusya’nın başta Amerika olmak üzere NATO tehditlerine karşı denizdeki güçlerini takviye etmesi anlamına geliyor. Moskova bu arada , NATO deniz filolarının Karadeniz’de güçlenmesini, Rusya için hayati çıkarları olan Kafkasya’daki varlığının güçlendirilmesi için yeni bir adım daha sayıyor.
Rusların Karadeniz’de NATO varlığına karşı sert tepkisi, bu suların önemi ve hassas konumu itibari ile anlaşılabilir. Aslında karadeniz, Rusya’nın arka bahçesi sayılıyor ve bu ülkenin en güçlü deniz filosunun konuşlandığı yerdir. Buna rağmen NATO, doğu Avrupa’da askeri varlığını güçlendirmek çerçevesinde, bu denizde deniz filosu kurma yolunda ciddi adımlar atmıştır. Bu doğrultuda Romanya NATO ile müzakere halinde. NATO’nun doğu Avrupa’da yeni üyesi olan Romanya, Karadeniz’de NATO filosunda Amerika, Almanya, İtalya ve Türkiye deniz kuvvetlerinin bulunmasını istiyor. Böyle bir filo, askeri arayış açısından yaklaşık 2 yıldan beri bu sularda hazır bulunan NATO’nun deniz filosu grubuna benziyor. Bu arada Ukrayna cumhurbaşkanı Petro Proşenko da Karadeniz’de NATO filo grubunun oluşmasına sıcak bakarak, böyle bir filonun kurulması halinde ona katılacağını belirtiyor.
Fakat unutmamak gerekir ki böyle bir filonun kurulması, Bulgaristan, Türkiye ve Romanya’nın nihai kararına bağlıdır. Zira 1936 yılı Montro ateşkes anlaşması uyarınca Karadeniz havzası dışındaki ülkeler 21 günden fazla bölgede bulunamazlar. Bu arada savaş gemilerinin de İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçmesi de kolay kolay gerçekleştirilemez.
Gürcistan basınından Arsenal askeri derginin genel yayın yönetmeni Irakali Aladashvili yaptığı açıklamada, Montro konvansiyonu uyarınca Karadeniz havzası dışındaki yabancı askeri filolarının bölgede bulunması yasaktır. Buna rağmen Amerika ve NATO’nun diğer üyelerinin Karadeniz’de sürekli artan askeri varlıkları ve Odesa’da deniz operasyon merkezi kurmaları, Trump yönetiminin Rusya ile gerginlikleri azaltma yönünde her hangi bir adım atmadığını, üstelik Rusya’ya karşı yeni ve eşsiz yaptırım yasaları imzalayarak, doğu Avrupa bölgesinde Rusya ile askeri çatışmaya doğru adım attığını gösteriyor.
İranlı siyasi uzman, Hadi Molevi bu bağlamda yaptığı değerlendirmede, “Rusya şimdiye kadar Amerikalı yaptırımcıların isteğine teslim olmamıştır ve batının kendi sınırlarına yakın bölgede askeri gücünü takviye etmekle birlikte daha fazla askeri birliklerini faaliyete geçirmiş, silah araçları sevk etmiş ve buna paralel olarak savunma gücünü takviye ederek, yeni silahların yapımı veya onarımını çalışma programına almıştır” şeklinde konuştu./