Amerikalı maskesiz ırkçılar
1 Değerli dinleyiciler, geçtiğimiz günlerde Amerika’nın Virjinia eyaletinin Charlottesville kentinde yaşanan ırkçı olaylarla ilgili hazırladığımız kısa sohbetimizde sizlerle birlikteyiz.
Amerika’da ırkçı beyaz örgütler Virjinia eyaletinin Charlottesville kentinde maskelerini çıkardı. Irkçı beyazlar Charlottesville kentinde düzenledikleri eylemde kendilerini ku klux klan veya neo nazi örgütlerin mensubu olduklarını ifade etmekten asla çekinmedi. Irkçı faşist beyazlar bundan önce renkli derililere karşı eylemlerinde maske kullanırdı.
Geçen 11 Ağustos Cuma günü ise beyazların üstün ırk olduğuna inanan bir grup ırkçı faşist ellerinde meşalelerle Charlottesville kentinin caddelerine dökülerek “beyazların yaşamı önemlidir” şeklinde slogan atmaya başladılar.
Amerika’nın Virjinia eyaletinin Charlottesville kentinde düzenlenen bu eylem, Amerika’nın iç savaş yılları sırasında bir komutanın heykellerinin kentin parklarının birinden kaldırılmasını protesto etmek için düzenlenmişti. Protestocular amaçlarını Amerikalı beyazların haklarını savunmak ve eyalet yetkililerinin General Robert Lee’nin heykelini kaldırma kararını protesto etmek şeklinde açıkladı.
General Lee Amerika’nın Güney eyaletlerinin kurduğu ittifakın komutanlarından ve kölelik düzeni taraftarlarından biriydi ve Amerika’da 19. Yüzyılın ikinci yarısında yaşanan iç savaşta kölelik düzenine karşı olan Abraham Linkoln liderliğindeki Kuzey ittifakı ile savaştı.
Charlottesville kentinde olağanüstü hal durumu ilan edilmesi ve çok sayıda polis gücünün kentin caddelerinde konuşlanmasına karşın Cumartesi günü öğle saatlerinden itibaren radikal sağcı beyazlarla bu zümreye karşı çıkan ve onları protesto edenlerin arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.
Bu olaylardan ve ırkçı beyazların uyguladığı şiddetten yayımlanan görüntülerin arasında bir araç, ırkçılığı protesto eden ve ırkçılık aleyhtarı slogan atan bir grubun ortasına dalıyor. Söz konusu araç dar bir caddede ve çok yüksek bir hızla ırkçılık karşıtı gruba çarpıyor ve bu çarpmanın sonucunda bazı protestocular sağa sola savruluyor. Bu olayda 32 yaşındaki bir kadın ise aldığı ağır yaralardan dolayı hayatını kaybediyor ve çok sayıda protestocu da yaralanıyor.
Bu ırkçı saldırı, ırkçılık karşıtları arasında büyük öfke ve kine yol açtı ve Charlottesville kentinde şiddet içerikli çatışmalar 13 Ağustos Pazar günü sabah saatlerine kadar devam etti. Bu çatışmalarda üç kişi öldü, 35 kişi de yaralandı.
Ancak Charlottesville olaylarından daha da önemli bir gelişme, ırkçı olaylara gösterilen tepkiler ve özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın gösterdiği tepki oldu. Amerika Başkanı Trump Charlottesville kentinde yaşanan olaylara gösterdiği ilk tepkide twitter sayfasında şu notu düştü: hepimiz birlik olmalıyız ve üzerinde durduğumuz şeye karşı olan her şeyi kınamalıyız.
Amerika Başkanı Donald Trump şu vurguyu da yaptı: Amerika’da bu tür şiddet olaylarına yer yoktur, gelin bir toplum olarak birlikte olalım.
Almanya’da yayımlayan bir gazete Amerika Başkanı Donald Trump’ın Charlottesville olayları ile ilgili görüşünü şöyle yorumladı: aslında Trump hiç kimse bu olaylardan sorumlu olmadığına inanıyor; ne neo naziler, ne de kendisi. Ancak doğal olarak Amerika bu şiddetten sonra kendine gelmesi gerekir ve gayet tabi bunun için bir çerçeve belirlemesi gereken kime, Amerika başkanıdır. Amerika Başkanı neyin ABD özüne ait olduğunu ve neyin onun dışında olduğunu ve neyin kabul edilebilir olduğunu beyan etmesi gerekir. Ancak Trump bu basit görevde hezimete uğramıştır. Bu açıklama bu hadisenin kurbanları ve kalanları ile bir nevi alay etmektir.
Öte yandan Amerika’da bir çok demokrat seçkin şahsiyet, medeni aktivist ve hatta bazı cumhuriyetçi şahsiyetler, Amerika Başkanı Donald Trump’ı Virjinia eyaletinin Charlottesville kentinde yaşanan şiddet olayları ile ilgili olarak açıkça beyaz ırkın üstünlüğüne inanan radikal sağcıları kınamadığını belirterek eleştirdi.
Cumhuriyetçi senatörlerden Kuri Gardner twitter sayfasında Amerika Başkanı Donald Trump’a hitaben şöyle yazdı: sayın Başkan, biz şerri kendi adımızla adlandırmalıyız.
Florida eyaletinin cumhuriyetçi senatörü Marko Rubio da Amerika’da beyaz ırkı üstün zanneden radikal ırkçı beyaz örgünlere hitaben şöyle yazdı: Amerika milleti için Başkan Trump’ın Virjinia eyaletini beyaz ırkı üstün sanan örgütlere doğrudan işaret ederek kınaması çok önemlidir.
Amerikan kongresinde demokratların lideri Nancy Pelucy de twitinde şöyle yazdı: Ey Donald Trump, benden sonra tekrar et: beyazları üstün sanmak, Amerikan değerlerine saygısızlıktır.
Amerika’nın eski başkanlarından Bill Clinton da twitterde şu ifadeyi kullandı: gerçi insanların ifade özgürlüğünü savunmak gerekir, ancak şiddet, nefret saçma ve beyazı üstün saymayı da kınamalıyız.
Amerikan kongresinin bağımsız senatörü Berney Senders de beyaz ırkını üstün sanmayı kınamış ve Virjinia eyaletinin Charlottesville kentinde radikal sağcıların ve ulusalcıların protesto eylemlerini mide bulandırıcı ve Amerika’da asla kabul edilemez bir eylem nitelemiştir.
Amerika’da beyaz ırkın üstünlük anlayışı Amerika’nın tarihi kadar derin mazisi vardır. Avrupa kıtasından Amerika kıtasına doğru yola çıkan ve bu kıtaya varan beyazlar Amerika’nın yerli ve renkli derili insanlarına ve özellikle Afrika kıtasından getirdikleri siyahi kölelerine asla değer vermezdi ve onları hayvandan farksız bilirdi. Afrikalı siyahiler Amerika’nın köle pazarlarında satışa çıkarılıyor ve beyaz patronlarının malının bir parçası sayılıyordu. Hatta 19. Yüzyılın ikinci yarısında başlayan Kuzey Güney savaşları da Amerika kıtasında ırkçılığı sonlandıramadı. Bu savaşlardan sonra ku klus klan adında bir dizi ırkçı terör örgütleri ortaya çıktı. Ku klus klan örgütü ilk kez 1865 Amerikan konfederasyonu ordusunun eski askerleri tarafından kuruldu.
Ku klus klan üyeleri çok hızlı bir şekilde ve 1900’lü yıllarda Amerika’nın güneyinde hızla gelişmeye başladı. Bu örgüt Amerikalı siyahilerin ve renkli derili göçmenlerin düşmanıydı ve bu insanların beyazlarla eşit medeni haklardan ve diğer özgürlüklerden yararlanmaları karşıydı. Ku klus klan üyeleri farklı ve onları başkalarından ayırt eden şapkaları kullanıyor ve Güney eyaletlerinde beyaz ırkın üstünlüğe karşı çıkan insanları yargısız infaz ediyor ve bu insanların evlerine ve mallarına saldırarak yakıp yıkıyordu.
Ancak Amerika’da ırkçı örgütler sadece ku klus klan örgütü ile sınırlı olmadığı da belirtilmelidir. Amerika medeni haklar alanında faaliyet yürüten aktivistlerden biri, hali hazırda Amerika’da 1600 radikal örgüt tespit ettiklerini, bu örgütlerin en ünlü olanlarından biri da alternatif sağ örgütü olduğunu belirtiyor.
Alternatif sağ örgütü aslında pek de uyumlu olmayan farklı kişilerden ve topluluklardan oluşuyor. Bu zümrenin ortak yönü ise konvansiyonel siyaset kriterlerinden nefret etmeleri ve hepsinin Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump hayranı olmalarıdır. Ancak alternatif sağı eleştirenler bu kesimi bağnaz beyaz ulusalcılar olarak tanımlıyor. Gözlemciler bu örgütün son dönemde gelişmesinin bir sebebi, Amerika Başkanı Donald Trump’ın seçim kampanyaları sırasında göçmen karşıtı ırkçı sloganları olduğunu belirtiyor. Hatırlanacağı üzere Donald Trump 2016 başkanlık seçim kampanyaları sırasında da sarf ettiği sözlerinden ötürü ırkçı, bağnaz ve İslam karşıtı olmakla suçlanmıştı. Gerçi Donald Trump alternatif sağ örgütüne bağımlı olduğunu reddediyor. Ancak kesin olan şu ki alternatif sağ Donald Trump Başkan olduktan sonra Amerika’nın sosyal ve siyasi arenalarında iyice aktifleşti.
Amerika meseleleri uzmanlarına göre Amerika’da Donald Trump’ın Başkan seçilmesi Amerikalı beyaz ulusalcıları daha da küstahlaştırdı, gerçi bu tür radikal ideolojileri savunmak ne yeni ne de görülmemiş bir olaydır. Burada asıl yeni olan şey, beyaz ırkçılara kendi ideolojilerini ve beyaz ırkı üstün görmelerini açıkça ve hiç bir maskenin ardında saklanmadan beyan etme cesaretini bulmalarıdır. Şimdi artık Amerikalı ırkçı beyazlar için neo nazi veya ırkçı tabirleri bir ayıp sayılmıyor ve şimdi onlar kendilerini Amerika’nın siyaset ufkunun bir parçası olarak görüyor. Şimdi artık Amerika’da beyaz ırkın üstünlük anlayışına yönelik hassasiyetlerin de git gide azaldığı gözleniyor. Amerika iç güvenlik bakanlığı 2009 yılında bir rapor hazırladı. Raporda bakanlık, beyaz ırkı üstün sanma düşüncesini önemli bir terör tehdidi olarak tanımlayarak uyarıda bulundu. Ancak bu rapor ciddi ve sert eleştirilerle karşılaştı ve bakanlık siyasi baskıların yüzünden raporu geri almak zorunda kaldı ve bu raporu hazırlayan ekibi de feshetti.
Her halükarda Amerika’da kölelik düzeni ve siyahilere karşı ırkçı ayrımcılıklar Amerikan tarihi ve toplumunda derin maziye dayanır ve kalın bir katmanı oluşturmuştur, öyle ki yasalar veya medeni tepkilerle kolay kolay yok edilecek gibi değildir. Amerika’da kölelik tarihi ve ardından ırkçılık ve ayrımcılık geçmiş yüzyıllarda ve son onyıllarda engebeli bir süreci geride bırakmıştır.
Amerika’da kölelik düzeni feshedildiği günden günümüze dek geçen sürede ise siyahiler Amerika’nın hakimiyeti ve hakim sınıfının farklı ayrımcılığına maruz kalmaktadır.
Irkçılık şom bir fenomendir ve maalesef Amerikan toplumunda tarihi açıdan kök salmıştır ve bu ülkede polis kurumundan yargıya ve işverenden sıradan beyaz insanlara kadar tüm katmanlarında siyahilere karşı ayrımcılık ve ırkçılık göze çarpar. Bugün Amerika’da siyahilere yönelik bu bakış açısında başka türlü kendine gösteriyor, öyle ki Amerika’nın ilk ve belki de son siyahi Başkanı Barack Obama da bir demecinde bunu itiraf ederek şöyle diyor: Amerikan toplumunda ırkçılık kök salmıştır ve bu sorun bir gecede çözümlenemez.
Ancak ne var ki şimdi ırkçı Donald Trump’ın Amerika’da Başkan seçilmesi ırkçılık afetini Amerika genelinde daha da tırmandırdığı ve bu durumdan da müslümanlar, latin kökenliler, siyahiler ve renkli derililer olumsuz etkileniyor.