Kore yarımadasında kırmızı alarm-1
https://parstoday.ir/tr/news/world-i83955-kore_yarımadasında_kırmızı_alarm_1
Bilindiği üzere Kuzey Kore yönetimi geçenlerde Japonya’nın Hokaido adasının üzerinden geçen balistik bir füze fırlattı. Bu olay sırasında Tokyo yönetimi ada halkına güvenli yerlere gitmeleri uyarısında bulundu.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Eylül 15, 2017 13:50 Europe/Istanbul
  • Kore yarımadasında kırmızı alarm-1

Bilindiği üzere Kuzey Kore yönetimi geçenlerde Japonya’nın Hokaido adasının üzerinden geçen balistik bir füze fırlattı. Bu olay sırasında Tokyo yönetimi ada halkına güvenli yerlere gitmeleri uyarısında bulundu.

Bu arada her nedense Japonya ve Amerika füze savunma sistemleri tarafından Kuzey Kore’nin fırlattığı füzeyi düşürmek için hiç bir girişimde bulunulmadı.

Amerika Başkanı Donald Trump bu olaya gösterdiği tepkide yine tüm seçenekler masada, dedi. Ancak Kuzey Kore yönetimi bu deneme sadece ilk adım olduğunu belirterek Donald Trump’a tepki gösterdi.

 

Bu gerginliğin ardından Kuzey Kore yönetimi 3 Eylül Pazar günü bir hidrojen bombası denediğini söz konusu bombanın balistik füzelerin başlığı olarak kullanılabileceğini duyurdu. Bu deney, Kuzey Kore’nin ilk nükleer bomba deneyini gerçekleştirdiği 2006 yılından beri  altıncı ve en güçlü nükleer bomba deneyi sayılıyor. Böylece Kuzey Kore silah depoları hidrojen bombası ile donatılmış oldu. Hidrojen bombası bundan önceki atom bombalarına nazaran daha ölümcül bir kitle imha silahıdır.

 

Hidrojen bombası termonükleer bomba adı ile de anılan nükleer bomba ailesinden biri sayılır. Bu bombada ilk merhalede nükleer fizyon (nükleer parçalanma) gerçekleşiyor ve ikinci merhalede ısı ve basınç, nükleer füzyona (nükleer kaynaşma) yol açıyor. Bu yüzden hidrojen bombası tek merhaleli nükleer bombalara kıyasla daha fazla enerjiyi serbest bırakıyor.

Nükleer füzyon veya kaynaşma hidrojenin yardımı ile gerçekleşiyor ve bu yüzden da bu tür bombalara hidrojen bombası adı veriliyor. Gerçekte hidrojen bombasında nükleer fizyon ve nükleer füzyon reaksiyonlarının bileşimi kullanılıyor ki bu da söz konusu bombanın tahrip gücünü korkunç boyutlara ulaşmasına yol açıyor. Bu yüzden hidrojen bombalarından yapılan başlıklar daha küçük ve daha hafif oluyor ve böylece başlığı taşıyan füzenin menzilini de büyük ölçüde arttırıyor.

 

Şimdi gelin kısaca Kuzey Kore’nin füze programına bir göz atalım.

Kuzey Kore yıllardır askeri silahlarını Rusya yapımı Scud füzeleri üzerinde çalışarak geliştiriyor. Kuzey Kore şimdiye kadar çok sayıda kısa ve orta menzilli füze denemesi yaptı. Kuzey Kore ne zaman iç arenada bir etkinlik varsa veya bölgede herhangi bir kriz patlak verecek olursa füze denemesi yapıyor. Son aylarda ise Kuzey Kore’nin bu tür denemeleri daha kısa aralıklarla yapmaya başladığı gözleniyor. Örneğin Kuzey Kore bir tek Temmuz ayında iki balistik füze denemesi gerçekleştirdi. Uzmanlar ise Kuzey Kore’nin uzun menzilli nükleer başlık taşıyabilecek füze yapımında önemli ilerleme kaydettiğini dile getiriyor.

 

Uzmanlar Kuzey Kore’nin yapımını gerçekleştirdiği uzun menzilli balistik füzelerinin ulaşabildiği nihai menzilin şimdilik 7 bin km olduğunu belirtiyor. Bunun anlamı ise, Kuzey Kore’nin bu füzelerle Amerika’nın Alaska gibi bazı bölgelerini vurabileceğinden ibarettir. Yine Amerika’nın Güney Kore, Japonya ve ABD’nin önemli askeri üssü olan ve B 52 ve B1 ve B2 stratejik bombardıman ve casusluk uçaklarının konuşlandığı Goam adası, Kuzey Kore füzelerinin şimdiki menzili altındadır. Bu arada Kuzey Kore yönetimi uzun menzilli füzelerini nükleer başlıkla silahlandırma teknolojisine de kavuştuğunu iddia ediyor.

 

Gerçekte Çin, Japonya ve Güney Kore, bölgenin güvenliğinden doğrudan etkilenen önemli ülkelerdir. Bu üç ülkenin ve çevrelerinde bulunan güneydoğu Asya ülkelerinin en önemli kozu ekonomidir ve ekonomi istikrarsız ve güvensiz bir ortamda oldukça kırılgan olur. Bu yüzden hiç kuşkusuz Kore yarımadasındaki şimdiki gerginliğin şiddetlenmesi uzun vadede yatırımcıların bu bölgeden kaçmalarına sebep olacaktır. Özellikle Amerika’nın bu bahane ile bölgeye çıkarma yapması veya müttefikleri ile askeri tatbikat düzenlemesi veya Kuzey Kore’nin nükleer bomba veya füze denemesi veya tarafların birbirini tehdit etmesi Doğu Asya bölgesinin mali piyasalarını şiddetle  sarsmaktadır. Bu yüzden Çin, Japonya ve Güney Kore bu krizin sakin bir şekilde atlatılması ve bölgenin yeniden huzur ve istikrara kavuşturulması için büyük çaba harcıyor.

 

Doğu Asya bölgesinde şimdiki krizin devam etmesi ve tırmanmasının ikinci sonucu, bölgede yeni ülkelerin nükleer silah elde etmek üzere rekabet edecekleri ve bu rekabetlerin şiddetlenmesi olacaktır. Bu arada unutmamak gerekir ki Japonya ve Güney Kore, en gelişmiş ve en güncel ve en yüksek düzeyde başka ülkelere başta zenginleştirilmiş uranyum olmak üzere barışçıl nükleer teknolojileri ihraç eden ülkelerdir. Bu yüzden bu iki ülkenin nükleer faaliyetlerinin yönünün nükleer silahlara dönmesi için bir tek siyasi karar yeterli olacağı kesindir.

 

 

Japonya ve Güney Kore’de kamuoyuna göre Amerika’nın bu iki ülkenin üzerine çektiği güvenlik ve nükleer şemsiye büyük ölçüde çatlamış ve delinmiştir. Nitekim Kuzey Kore’nin artan nükleer tehditleri özellikle Güney Kore’de bazı çevreleri Amerika’ya olan güvenlik eksenli bağımlılıktan kurtulmayı gündeme getirmelerine yol açmıştır. Geçen Ağustos ayında bir haber kanalının yayımladığı anketin sonuçlarına göre Güney Kore’de halkın %85 kadarı ülkelerinde Amerika’nın taktiksel nükleer silahlarının yeniden konuşlandırılmasına sıcak bakıyor.

 

 

Güney Kore’de yayımlanan Donga İlbo gazetesi Pazartesi günkü sayısında Seul ile Washington ilişkileri hakkında kuşku duyulduğunu belirterek Seul yetkililerine Güney Kore’yi nükleer silahla donatma önerisinde bulundu. Gazete, artık Amerika’nın nükleer şemsiyesi ve caydırıcı gücü altında yaşamaya gönül bağlayamayacaklarını vurguladı.

Bu arada Kuzey Kore’nin altıncı nükleer bomba deneyinden sonra Güney Kore Cumhurbaşkanı Amerikan ordusunun en güçlü stratejik silahlarının Güney Kore topraklarında yeniden konuşlandırılması ile ilgili müzakerelerin yeniden başlatılmasını istedi. Bazı çevreler ise Güney Kore Cumhurbaşkanı bu muğlak sözleri ile Amerika’nın nükleer silahlarına işaret ettiğini belirtse de, Güney Kore Cumhurbaşkanı özel kalem müdürlüğü bu ülkenin Kore yarımadasının nükleer silahsızlanmasını desteklediğini açıkladı.

 

 

Bazı gözlemciler Seul ile Washington arasındaki ilişkilerin zayıflaması ve hatta Güney Kore halkı ve yetkililerinin bu ilişkilerden kuşku duyması bile Seul yönetimini nükleer silahlanma konusunda teşvik edebileceğini belirtiyor. Ancak Güney Kore’nin bu tür bir girişimi Kuzey Kore yönetimini izlemeye başladığı yeni tavrı hakkında daha da tahrik edeceği, zira bu ülke hali hazırda da nükleer programını geliştirmeyi ABD’nin nükleer silahlarının tehdidi yüzünden sürdürdüğü belirtiliyor.

Amerika’ın 28 bin 500 askeri ile birlikte bir kaç askeri üssüne ev sahipliği yapan Güney Kore yönetimi 1974 yılında ABD ile imzaladığı bir anlaşma çerçevesinde askeri nükleer programı uygulayamıyor. Amerika yönetimi de aynı anlaşmada gerektiği takdirde Güney Kore’yi nükleer güvenlik şemsiyesi altına alma yönünde söz vermiş bulunuyor.

 

 

Amerika ordusu Kore yarımadasında 1950 ila 1953 yılları arasında gerçekleşen savaşın ardından bir süre nükleer silahlarından bir bölümünü Güney Kore topraklarında konuşlandırdı, ancak 1991 yılında Kuzey Kore ve Güney Kore bir araya gelerek Kore yarımadasını nükleer silahlardan arındırma üzerine anlaşmaya varmalarının ardından Amerika Güney Kore’deki nükleer silahlarını yarımadadan çıkardı.

 

Japonya ise bu ülkeyi Kuzey Kore askeri tehditlerine karşı savunma gücünü geliştirmek üzere Amerika’dan başta F 35 savaş uçakları olmak üzere ileri teknoloji askeri teçhizat ve silah satın almaya devam edeceğini belirtiyor.

Undan önce de Amerika Başkanı Donald Trump Japonya ve Güney Kore için Amerika’dan geniş hacimde silah alma imkanını sağlayacağını açıklamıştı. Bu süreçte dikkat çeken bir nokta, Trump’ın profesyonel bir işadamı olarak ve Amerika’nın silah satışını arttırmak ve hatta Japonya ve Güney Kore’yi haraca bağlamak ve taviz koparmak için bu krizi körüklüyor olabileceğidir. Nitekim her iki ülke Kuzey Kore’nin nükleer gücünden korkarak Amerika ile bir kaç milyar dolar değerinde silah alımı için adım attığı gözleniyor.

 

Peki ama, acaba Amerika Kuzey Kore’ye saldıracak mı? Amerika’nın masasındaki seçenekler nelerdir?

Gerçi Amerika görecede askeri güç bakımından Kuzey Kore’ye karşı rakipsiz gibi gözükebilir, fakat buna karşın Washington’un Kuzey Kore karşısındaki seçenekleri çok kısıtlı olduğu anlaşılıyor.

 

Amerika’nın Kuzey Kore karşısındaki ilk seçeneği, caydırıcı tedbirleri artırmaktır. Bu çözüm yolu, Amerika yönetiminin Güney Kore ve Japonya’daki askeri üslerindeki asker sayısını ve askeri teçhizatını arttırması anlamına gelir. Ancak her iki ülkede kamuoyu, yerel ve merkezi yönetimler Amerikalı askerlerin bu ülkelerdeki sayısının artmasına karşıdır. Japonya ve Güney Kore halkı zaten düzenledikleri protesto eylemleri ile Amerika’nın bu ülkelerdeki askeri üslerinin kapatılmasını ve Amerikalı askerlerin de de bu ülkelerden çekilmesini istiyor.

Bundan başka Çin ve Rusya da Amerika’nın Japonya ve Güney Kore’deki askeri gücünü takviye etmesine karşıdır ve hem Çin ve hem Rusya, Amerika’nın bu uygulamasına karşı misillemede bulunarak Doğu Avrupa ve Güney Çin ve Doğu Çin denizlerinde Washington’u sıkıştırabilecek güce sahiptir. Üstelik bu tür tedbirlerin şimdiye kadar Kuzey Kore yönetimini balistik füze ve nükleer programlarından vazgeçirmekte hiç bir etkisi olmadığı da anlaşılıyor.

 

Birinci seçenek doğrultusunda Amerika ve Güney Kore yönetimleri Güney Kore topraklarında Tad füzelerini yerleştirme sürecine ivme kazandırma üzerinde anlaşmaya vardı. Amerika ve Güney Kore 2016 yılında ve bayan Park Geon Hai hala Güney Kore Cumhurbaşkanı olarak mavi saraydayken, Güney Kore topraklarında Tad füze savunma sistemlerinin konuşlandırılması üzerinde mutabakata varmıştı. Ancak Kuzey Kore ile teamül ve hoşgörü ile davranma taraftarı olan yeni Cumhurbaşkanı işbaşına gelince söz konusu füze savunma sistemlerinin Güney Kore topraklarında konuşlandırılması parlamentonun onayı ve Kuzey komşunun kışkırtılmasının engellenmesi ve çevre tesirlerinin incelenmesi ve yöre halkının rızasının kazanılması gibi bahaneler ileri sürülerek askıya alındı.

Bundan başka Çin ve Rusya da güvenlik gerekçesiyle Tad füze savunma sistemlerinin Güney Kore topraklarında konuşlandırılmasına karşı çıkıyor.

 

Öte yandan Tad füzeleri şimdiye kadar hiç bir gerçek savaşta denenmemiş bir sistemdir. Bu yüzde Japonya’da bazı askeri uzmanlar bu sistemin Kuzey Kore’nin füzelerine karşı koyabilecek güçte olmasına kuşku gözüyle bakarak, bu sistemlerin Japonya topraklarında konuşlandırılmasına karşı çıktığı ve savunma bakanlığına alternatif füze savunma sistemlerini önerdikleri belirtiliyor.

Amerika bölgedeki kara ve deniz gücünü takviye etmenin yanı sıra Goam adası, Güney Kore ve Japonya’daki askeri üslerindeki hava kuvvetlerini da savaş uçakları, tanker uçakları, keşif uçakları ve ağır bombardıman uçakları ile takviye edebilir. Ancak ne var ki hali hazırda Amerika donanması ve hava kuvvetleri dünyanın başka bölgelerinde ağır görevleri yürütüyor  ve hala Afganistan ve Irak operasyonlarının bu kuvvetlerin üzerinde uyguladığı baskıların etkisinden kurtulamadığı anlaşılıyor.

 

Amerika’nın Kuzey Kore yönetimine karşı ikinci seçeneği, güdümlü saldırılar düzenlemektir. Amerika deniz ve hava kuvvetleri  dünyanın en titiz ve en dakik saldırıları düzenlemek için en gelişmiş teçhizattan yararlanıyor. Buna göre ilk bakışta, Kuzey Kore sahillerine yaklaşan denizaltılarından fırlatılan güdümlü cruise füzeleri ve radarlara yakalanmayan B2 bombardıman uçakları  ile Kuzey Kore’nin nükleer ve balistik füze tesisleri hedef alınması ilginç bir düşünce olarak görülebilir. Kuşkusuz bu tür silahlarla çok önemli hedefleri vurmak mümkün ve 14 ton ağırlığında olan ve yerin derinliklerine nüfuz edebilen güdümlü bombalar Kuzey Kore’nin yeraltı tesislerini yok edebilir. Ancak unutmamak gerekir ki Kuzey Kore de eski sovyetler birliği, Rusya ve Çin yapımı karadan havaya fırlatılan bir dizi füze sistemine sahiptir ve yine son 50 yılda elde ettiği bir çok radar sisteminden de yararlanmaktadır ve bu yüzden bu ülkenin hava savunma ağının yerini tespit etmek de zordur.

 

Kuzey Kore’nin savunma sistemi, yerin çok derinliklerinde yer alan sistemlerden biridir ve ne kadar modernize edildikleri bilinmemekle beraber, ne denli hazırlıklı oldukları da bilinmemektedir. Ancak bundan daha da önemli konu şu ki, hatta Kuzey Kore’nin nükleer tesisleri, füze rampaları, komuta merkezleri ve hatta Kuzey Kore liderinin bulunduğu noktaya yönelik operasyonların başarılı olması, Kuzey Kore’nin misilleme saldırılarına engel olamayacaktır. Nitekim Kuzey Kore ile kısıtlı askeri çatışmaya girildiği takdirde saldırının ve çatışmanın kısıtlı kalmasını sağlamak çok zor olacaktır. Bir başka ifade ile Kuzey Kore topraklarına doğru bir veya bir kaç bomba atıldığı takdirde Kuzey Kore’nin sağduyulu davranma ihtimali neredeyse sıfırdır ve bu yüzden böyle bir girişim, bölgede savaş ateşini hızla alevlendirebilir.