Myanmar’da Rohingyalı Müslümanlara yönelik yeni soykırıma bakış - 1
Eski adı Birmanya olan Myanmar, güneydoğu Asya bölgesinde yer alan bir ülkedir. Bu ülke kuzeydoğudan Çin, doğudan Laos, güneydoğudan Tayland, Batı’dan Bangladeş ve Kuzeybatıdan Hindistan’la komşudur. Myanmar güneybatıdan Bengal körfezi ve güneyden de Andaman denizi ile çevrilmiştir.
Myanmar güneydoğu Asya ülkeleri örgütü ASEAN üyesidir. Bu ülkenin nüfusu ise 55 milyon olarak belirtilirken, Myanmar halkının %70’i budisttir. 678 bin 500 kilometrekarelik yüzölçümü olan Myanmar bu açıdan güneydoğu Asya bölgesinin ikinci büyük ülkesi sayılır. Myanmar’ın deniz sınırlarının toplam uzunluğu ise 1900 km kadardır.
Rohingyalı Müslümanlar yüzlerce yıldır Myanmar’ın Arakan yöresinde yaşıyor. Arakanlı Müslümanlar şimdiki Bangladeş’te yer alan Çitagon kentinin başkentliğinde uzun yıllar bir kraliyetin hakimiyeti altında yaşadı ve Hindistan’ın Müslüman Baberi imparatorlara bağlıydı.
Hindistan’da bu ülkenin sömürü dönemine girmesi ile beraber bu bölgeyi de Doğu Hindistan şirketi yönetmeye başladı. Myanmar bir sürede Japonya tarafından işgal edildi. Japonya kaynaklarında Rohingyalı müslümanların japonlarla işbirliğinden söz ediliyor.
1948 yılında Birmanya bağımsızlığını kazanarak bu ülkenin sınırları yaşlı tilki İngiltere tarafından belirlenmesinin ardından Arakan bölgesi Birmanya’ya ilhak edildi, oysa tarihi gerçekler bu bölgenin Bangladeş’e ait olduğunu gösteriyor.
Ancak 1948 yılında tedvin edilen anayasada Müslümanlar bu ülkenin resmi azınlıklarından biri olarak tanındı ve Arakan'lı Müslümanlar tam vatandaşlık hakkına kavuştu. Fakat 1982 yılında vatandaşlık yasalarında yapılan değişikliğin ardından Rohingya halkı kendi vatanlarında vatansız vatandaşlara dönüştü. 1982 yılında hazırlanan vatandaşlık hakları kanununa göre Myanmar’da yaşayan 144 azınlıkların arasından 135 azınlık vatandaşlık hakkına kavuşurken, 9 azınlık vatandaşlık hakkından mahrum edildi, ki bu azınlıkların arasında en büyük azınlık, Rohingya Müslümanlarıydı.
Myanmar yönetimi Rohingya Müslümanlarını Bengal'lı olarak tanımlıyor ve Myanmar’da Rohingya adı altında yaşayan bu insanları illegal göçmen statüsüne koyuyor. Rohingya Müslümanlarının oluşturduğu azınlığın yaklaşık 1 milyon nüfusu bulunuyor ve en çok Myanmar’ın Batı kıyılarında Rahin veya diğer adı ile Arakan eyaletinde yaşıyor.
İslam dini hicretin birinci yüzyılda İranlı ve Arap kökenli bezirganlar ve denizciler tarafından Birmanya topraklarına geldi ve burada yayılmaya başladı. Myanmar’da yaşayan Müslümanların dili ise Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı bir dildir, ki bu da İslam dini Batı Asya bölgesinden bu milletlere mensup olan insanlarca bu bölgede yaygınlaştırıldığını gösteriyor.
Myanmar’da Müslümanların katliamı Mayıs 2012’de 11 Müslümanın Myanmar ordusu tarafından öldürülmeleri ile başladı. Bu olayın ardından radikal budistlerin Müslümanlara yönelik saldırıları Myanmar ordusunun himayesi altında devam etti ve sonuçta bin Müslüman katledildi, 500 Müslüman yaralandı ve 300 Müslüman da kaçırıldı. Bu katliam halen devam ediyor, fakat Myanmar yönetimi hiç bir yabancı ve bağımsız gazeteciye Arakan’a girmesine izin vermediğinden, hiç kimse burada yaşanan facianın gerçek boyutlarını bilemiyor. Gerçi internette yayımlanan görüntüler bir ölçüde facianın korkunç boyutlarına ışık tutuyor.
Myanmar’dan internete düşen görüntülerde müslüman kadınların ve çocukların feci bir şekilde katliam edildiğini veya bir okulun bahçesinde yakılan yüzlerce cenazenin dizildiğini gösteriyor.
Öte yandan Myanmar yönetimi Müslümanlarla budistlerin arasındaki ihtilafları çözümlemek için Rohingyalı Müslümanların tümünü zorunlu olarak Arakan bölgesinden göç ettirdiği anlaşılıyor. Myanmar yönetiminin izlediği bu politikanın ardından Rohingyalı Müslümanlar çok zor durumda kaldı ve yüz binlerce Müslüman Bangladeş, Tayland, Malezya ve diğer bazı Asya ülkelerinin yolunu tutmak zorunda kaldı. Myanmar Cumhurbaşkanı ise bir açıklamasında, bu ülkede patlak veren gerginliğin yatışması için 800 bin Müslümanın Myanmar’dan sınırdışı edilmesi gerektiğini belirtti.
Hali hazırda binlerce mülteci Müslüman Bangladeş sınırına yakın bir bölgede kurulan kamplarda bekliyor, ama yine de Myanmar ordusuna bağlı askerlerin şiddeti ve doğanın öfkesinden korunamıyor. Bangladeş sınırında kurulan bu kamplarda yeteri kadar gıda maddeleri bulunmuyor ve açlık ve muson yağmurları ve epidemik hastalıklar burada bekleyen Müslümanların büyük acı çekmesine sebebiyet veriyor ve öte yandan İngiliz Sunday Times’ın belirttiği üzere Myanmar askerleri Müslümanları darp ediyor, kadınlarına başkalarının gözü önünde tecavüz ediyor ve onları istediği şekilde katlediyor.
Rohingyalı müslümanlar eğer de kendi yaptıkları tekneleri ile Bangladeş’e kaçacak olurlarsa, bu kez denizde batarak ölme riski ile karşı karşıya bulunuyor. Üstelik Bangladeş’e ulaştıkları takdirde Bangladeş devleti onları kabul etmiyor, zira Daka yönetimi 300 bin kadar Myanmarlı mülteciyi kabul edebilecek kapasiteye sahip olmadığını belirtiyor.
Rohingyalı Müslümanlar eğer Tayland’a kaçacak olurlarsa geldikleri yoldan denize geri gönderiliyor ve bu kez ya açlık ve susuzluktan ya da azgın dalgalara kapılarak hayatını kaybediyor. Bu yüzden bu insanlara anavatanında kalıp ölümü beklemeyi tercih ediyor, fakat bu ölüm de yan bağnaz ve kışkırtılan budistler ya da doğanın öfkesi ve muson fırtınaları ve epidemik ve tehlikeli hastalıklardan geliyor.
Myanmar Müslümanları kimlik kartı, seyahat hakkı, eğitim hakkı, devlet dairelerinde istihdam hakkı, hükümetten izin almadan evlenme hakkı, sağlık hizmetleri, evlerini veya camilerini hükümetten izin almadan onarma hakkı veya özel işyeri açma hakkından mahrumdur. Bu arada başta BM olmak üzere bir çok uluslararası kurum ve kuruluş da Rohangyalı Müslümanların tüm bu haklardan mahrum bırakıldığını itiraf ediyor, fakat nedense hiç biri de Myanmar’da yaşayan Müslümanların bu hakları için bir tek adım bile atmıyor.
İddialara göre Myanmar’da Rohingya müslümanlarına yönelik yeni şiddet dalgası, bundan yaklaşık iki hafta önce Rohangya’nın Arakan kurtuluş ordusu adı ile anılan milislerin 25 Ağustos tarihinde polis merkezleri ve bir askeri üsse saldırı düzenlemelerinin ardından yükselmeye başladı.
Bu arada Myanmar’da yaşanan olaylarda ölü sayısı hala resmi olarak 400 ölü şeklinde açıklanıyor, fakat onaylanmayan verilerde bu rakam 6 bine kadar da yükseliyor. Myanmar’da Ekim ayından beri 350 bin Rohingyalı Müslüman Bangladeş topraklarına kaçtı. Bu rakam ise Myanmar’da Rohingya Müslümanlarının üçte birine denk geliyor.
İnsan hakları gözetleme örgütü üyelerinden Akşaya Kumar geçen Cumartesi günü yaptığı açıklamada Myanmar yönetiminin Rohingyalı Müslümanlara karşı işlediği cinayetlerle ilgili ellerine geçen belgeleri inanılmaz bir şekilde korkunç ve üzücü niteledi.
Bu arada Bangladeş yönetiminin belirttiğine göre Myanmar ordusu bir kaç gündür sınırlarını Myanmar ordusu ve radikal budistlerin zulmünden kaçan ve Bangladeş’e geçen Rohingyalı Müslümanların geri dönmelerini engellemek için sınırlarına mayın döşemeye başladı. Geçen Pazar günü ise üç Müslüman mayına basma sonucu hayatını kaybetti. Gerçi Myanmar yönetimi sınırlara mayın döşediği ile ilgili haberi tekzip etti, fakat uluslararası af örgütü geçen Pazar günü yaptığı açıklamada ellerine Myanmar ordusunun Bangladeş sınırını mayınla döşediğini ortaya koyan kanıtlar ve belgeler geçtiğini belirtti.
Öte yandan Myanmar’da patlak veren kriz sırasında şimdiye kadar Rohingya Müslümanlarına ait olan 60 bin evin Myanmar ordusu ve radikal budistlerce yakıldığı belirtiliyor. Myanmar yönetimi ise BM denetçilerinin Rohingyalı Müslümanlara yönelik toplu tecavüz, işkence, evleri yakma ve toplu katliam gibi suçlamaları içeren raporlarını reddediyor ve aynı zamanda BM gerçekleri araştırma komisyonunun bağımsız bir şekilde bu cinayetleri araştırmasına mani oluyor.
Bu arada Myanmar yönetiminin Dışişleri Bakanı ve yüksek danışmanı ve Nobel barış ödülü sahibi Ang San Suchi şimdi bazı ülkelerce Rohingyalı Müslümanlara yönelik cinayetlere ve katliamlara karşı sessiz kalmakla suçlanıyor. Gerçekte sözde barıştalep Suchi Myanmar ordusunun cinayetlerini durdurmak için hiç bir adım atmıyor ki bu da Nobel barış ödülünün mahiyetine de gölge düşürdüğü anlaşılıyor.
Katar’ın El Cezire haber kanalının ingilizce yayınları ise geçtiği haberinde Arakan kurtuluş ordusu adlı silahlı örgütün tek yanlı olarak ve bir aylık bir süreliğine ateşkes ilan ettiğini ve böylece bu bölgede yaşanan krizin kurbanlarına insani yardım ulaştırılmasına yardımcı olmak istediğini duyurdu. Haberde söz konusu örgütün Myanmar ordusundan da ateşkes kararı almasını istediği belirtildi.
Myanmar’ın en büyük kenti Yangon’dan bu haberi veren El Cezire muhabiri Rohingya kurtuluş ordusu twitter üzerinden yayımladığı bildirisinde Pazar gününden başlayacak ateşkesin amacı, yardım ekiplerinin Rahin eyaletine gelebilmelerine zemin hazırlamak olduğunu belirtti.
Gerçekte Rohingyalı silahlı grupların ateşkes ilanı Myanmar ordusunun bahanesini ortadan kaldırıyor. Öte yandan Myanmar ordusu artık eskiden yaptığı gibi terörist olarak adlandırdığı Rohingyalı silahlı grupları evlerin yakılmasından sorumlu tutamayacağı anlaşılıyor. Bu yüzden Myanmar yetkilileri ateşkesin başladığı Pazar günü yaptıkları açıklamada ateşkes talebine ret cevaba verdi.
Myanmar Dışişleri Bakanı Ang Sun Suchi’nin sözcüsü twitter sayfasında Myanmar yönetiminin politikası teröristlerle müzakere etmek olmadığını yazdı. Oysa insani yardım alanında faaliyet yürüten bir çok örgüt de Arakan eyaletindeki şiddetten kaçan yüz binlerce mülteciye yardım ulaştırabilmek için ateşkes talebinde bulunuyor.