Myanmar’da Rohingyalı Müslümanlara yönelik yeni soykırıma bakış-2
Geçen bölümde kısaca Rohingya Müslümanlarının maruz kaldığı zulümden ve Myanmar ordusu ve radikal budistlerce katledilmeleri ve evlerinin yakılması ve Bangladeş topraklarına doğru kaçmak zorunda kalmalarından söz ettik. Peki ama Myanmar yönetiminin işlediği bu cinayetlere İslam ülkeleri ve Batı dünyası nasıl tepki veriyor?
Myanmar’da Müslümanlara yönelik cinayetler İslam dünyasında geniş tepkilere yol açtı. İran, Pakistan, Afganistan, Endonezya, Malezya, Bahreyn, Rusya’da Çeçenistan Cumhuriyeti Müslümanları, Avusturya’da yaşayan Müslümanlar, Hindistan’ın kontrolü altında bulunan Kaşmir’de Müslümanlar, Rohingyalı Müslümanların Myanmar ordusu tarafından katliam edilmesini ve soykırıma maruz kalmasını kınamak için yürüyüşler düzenledi. Bu arada Japonya’da yaşayan seyrek sayıda Rohingyalı Müslümanın da Myanmar’ın Tokyo büyükelçiliği önünde protesto eylemi düzenlediği belirtildi.
İnsan hakları aktivistleri Myanmar devleti ve ordusunu beşeriyete karşı cinayet işlemekle suçluyor. Öte yandan uluslararası insani yardım örgütleri de Myanmar ordusunu bölgeye insani yardım ulaştırılmasını engellemenin yanında bu ülkede geniş çaplı insan hakları ihlali ve etnik asimilasyon ve beşeriyete karşı suç işlemekle suçluyor. Söz konusu örgütler Myanmar’ın askeri yetkililerine vize yasağı ve mal varlığına el koymak ve uluslararası mahkemelerde yargılanmak gibi yaptırımların yeniden uygulanmasını istiyor.
Bu arada Amerika yönetimi ise Myanmar’da Rohingya Müslümanlarına karşı işlenen savaş suçlarına yönelik pasif tutumunu sürdürüyor.
CNN haber kanalının raporuna göre Amerika Dışişleri Bakanlığı geçen Cumartesi günü bir kez daha Myanmar’da yaşanan feci cinayetlerle ilgili sadece kaygı duyduklarını açıklamakla yetindi ve hatta Myanmar devleti ve ordusunu doğrudan eleştirmekten kaçındı. Amerika Dışişleri Bakanlığının bildirisinde Washington yönetiminin bu bölgedeki mültecilere yardımlarından söz edildi, fakat işlenen cinayetlere asla değinilmedi, oysa bu cinayetler her gün geniş olarak Amerika medyasında yayımlanıyor ve doğal olarak Amerika yönetiminin bu cinayetlerle ilgili tavrını ortaya koyması gerekiyor. Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de bundan önce muğlak bir açıklama yaparak bir yandan Myanmar güvenlik güçlerine yönelik düzenlenen saldırıyı kınadı ve öbür yandan Rahin eyaletinde insan hakları örgütlerinin faaliyetine izin verilmesini istedi.
Associated Press haber ajansı Myanmar durumu ve bu ülkede Rohingyalı Müslüman azınlığa yönelik baskı politikaları hakkında şöyle yazıyor: Amerika’dan harekete geçmesi ve Myanmar’da Rohingyalı müslüman azınlığa yönelik etnik asimilasyonla ilgili geniş çaba olarak adlandırılan sorunu çözmek için arabuluculuk yapması beklenmemelidir. Myanmar’da Ang Sun Suchi’nin konumunu asla zayıflatmak istemeyen Amerika, Myanmarlı yetkililerin geniş çaplı baskı politikalarını eleştirirken çok temkinli harekete geçtiği anlaşılıyor. Ancak ne Trump yönetimi ne de kongredeki yasama temsilcilerinden hiç biri Ang Sun Suchi ve hükümetine yaptırım veya ceza veya gerçek baskı uygulamak istiyor. Hatta Amerika yönetimi kongreye sunmak üzere hazırladığı yasa tasarısında Amerika ile Myanmar yönetimi arasında askeri işbirliğinin takviye edilmesinin zaruretinden söz ediliyor.
Gerçi Amerika devleti yıllardır kendini Myanmar’da insan hakları ihlalleri ile mücadele ve demokrasi iadesine yönelik uluslararası çabaların bayraktarı görüyor, fakat şimdi Amerika yönetiminin Myanmar yönetimine karşı yeni baskıları yönetme ufku çok bulanık ve karanlık gözüküyor. Amerikalı yetkililer, Myanmar’da yarım asırlık askerlerin iktidarının son bulmasından sonra iktidarın başına geçen Ang Sun Suchi’nin sivil yönetimini baskı altında tutmak istemiyor. Üstelik Myanmar’da hala askerler siyasi açıdan çok güçlüdür ve bu ülkede her türlü güvenlik operasyonu onların gözetiminde yürütülmektedir, ancak Washington yönetimi de hala Suchi’ye Myanmar’da sivil iktidarın anahtarı gibi bakmaya devem ediyor.
Pakistan’da ise Pakistanlı Müslümanların bu cinayetlere yönelik öfke ve itirazı had safhaya ulaştığı anlaşılıyor, öyle ki Pakistan’ın siyasi partileri İslamabad yönetiminden bir an önce Myanmar yönetimi ile tüm ilişkilerini kesesini ve hatta bu ülkenin büyükelçisini İslamabad’dan ihraç etmesini istedi.
İslamabad yönetimi Myanmar büyükelçisini çağırdı ve Pakistan’ın Rohingya Müslümanlarının içler acısı durumundan duyduğu kaygıyı büyükelçiye bildirdi. Ancak Myanmar yönetimi Pakistan halkının geniş çaplı itirazlarına gösterdiği tepkide, Myanmar olaylarından haber yapmak üzere bu ülkeye giden ARY news medya organının muhabir ekibini havaalanında gözaltına aldı ve hiç bir gerekçe göstermeksizin 8 saat gözaltında tutmanın ardından sınırdışı etti.
Öte yandan Rohingya Müslümanlarının Myanmar ordusunun cinayetlerinden korunmak için yoksul Bangladeş ülkesine kaçması, Daka yönetimini sığınmacılara iskan yeri ve yiyecek temin etmesi konusunda ciddi sıkıntıya soktuğu anlaşılıyor. Bangladeş Dışişleri Bakanı Mahmut Ali ise bu olaylara gösterdiği tepkide Myanmar yönetiminin Rahin eyaletinde binlerce Rohingyalı Müslümanı katletmesini soykırım niteledi. Başkent Daka’da gazetecilere açıklama yapan Mahmut Ali, Myanmar ordusu ve radikal budistlerden bir an önce Rohingya Müslümanlarına karşı cinayetlerini ve baskılarını durdurmasını istedi. Mahmut Ali ayrıca uluslararası çevrelerden ve özellikle BM ve İİT’ından ve İslam ülkelerinden Myanmar yönetimine baskı uygulamalarını ve Myanmar ordusunun Rahin eyaletinde Rohingyalı Müslümanlara yönelik saldırılara ve cinayetlere son vermelerini istedi. Bangladeş Dışişleri Bakanlığı da Perşembe günü Daka’daki Myanmar büyükelçisini çağırarak Rohingyalı Müslümanlara karşı saldırıların derhal durdurulmasını istedi.
Son günlerde Hindistan halkı da başkent Yeni Delhi ve çeşitli kentlerde toplanarak Rohingya Müslümanlarına yönelik katliam ve soykırımı protesto etti. Hindistan Başbakanı Mudi’nin Myanmar ziyaretine itiraz eden protestocular hükümetten Myanmar ordusunun Rohingyalı Müslümanlara yönelik cinayetleri durdurması için baskı uygulamasını istedi. Sonunda Hindistan Dışişleri Bakanlığı geçen Pazar günü geç kalan pasif tepkisinde bir bildiri yayımlayarak Rahin eyaletinde şiddetin durdurulmasını ve eyaletin normal vaziyete dönmesini istedi.
Bilindiği üzere geçen hafta ve Rohingyalı binlerce Müslüman evinden yurdundan avare olduğu ve Myanmar ordusunun acımasız cinayetlerine maruz kaldığı sıralarda Hindistan Başbakanı Narendra Mudi Myanmar’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Mudi Myanmar’ın başkenti Yangon’da Myanmar Dışişleri Bakanı ve yüksek danışmanı Ang Sun Suchi ile görüştü ve iki ülkenin terör ve radikalizmle mücadelede işbirliğine vurgu yaptı. Mudi’nin Yangon ziyareti sırasında iki ülke arasında 11 işbirliği belgesi imzalandı.
Korsan rejim İsrail’e gelince, bu rejimin Myanmarlı Müslümanlara yönelik cinayetlerde eli bulunduğu yönünde ciddi işaretler bulunduğu gözleniyor. Bu işaretlerden biri, siyonist rejimin Myanmar ordusuna silah satan rejimlerin arasında yer alması ve Myanmar ordusunun bu ülkenin Müslümanlarına karşı davranışı siyonist terör çetelerinin Filistin topraklarını işgal etmeden önce bu topraklarda yaşayan Filistin halkına karşı uygulamalarına ve cinayetlerine benzemesi ve bu uygulamaları ile Filistin halkını evini yurdunu terk etmeye zorlamalarıdır, öyle ki Filistin halkının avareliği hala devam ediyor. Bu açıdan bakıldığını belki de Filistin krizinin Myanmar’ın Müslüman nüfusuna vereceği en önemli ders, anavatanını terk etmemeleridir, çünkü bu durumda ve Myanmar ordusunun ırkçı politikaları ve Müslümanları göç etmeye zorlamalarına bakıldığında, göç eden Müslümanların geri dönebilmeleri için hiç bir güvence bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Myanmar devleti ile siyonist rejim İsrail arasındaki ilişkiler 1950’li yıllara ve iki taraf arasında silah satışı anlaşması ile başladı. Bu ilişkiler 1988 yılında Myanmar’da yapılan askeri darbe ve iki taraf arasında yeni silah satışı anlaşmaları ile daha da güçlenmeye başladı. Öte yandan iki tarafın siyasi ve askeri liderleri arasındaki karşılıklı ziyaretler 1990’lı yıllarda başladı. İsrailli özel firmalar bu süre içerisinde Myanmar ordusunu sattıkları silahlarla ilgili eğitmek üzere bazı anlaşmalar imzaladı. İki taraf arasındaki askeri ilişkiler korsan İsrail’in Uzi adlı otomatik silahı ve yine İsrail’in Sultam adlı silah firmasının ürettiği silahlar Myanmar ordusunun en temel silahı olacak noktaya kadar gelişti.
Yine uluslararası raporlara göre Myanmar’da Müslüman azınlığa karşı işlenen cinayetlerin baş aktörlerinden General Min Unk Hilink geçenlerde işgal altındaki Filistin topraklarına bir ziyaret gerçekleştirerek bu rejimin Cumhurbaşkanı, genel kurmay Başkanı ve siyonist ordunun üst düzey komutanları ile görüştü. Bu doğrultuda Haaretz gazetesi 2016’nın yaz aylarında Myanmar ordusunun İsrail yapımı corner shut adlı silahlarını kullanmaya başladığını yazdı.
İngiltere’de yayımlanan Independent gazetesi de bir başka raporda Myanmar ordusu Rahin eyaletinde, yani şiddet olaylarının merkezinde İsrailli askeri bir firma tarafından eğitildiğini ifşa etti.
Mısır’ın resmi haber ajansı MNA da yayımladığı raporda, bazı insan hakları örgütlerinin yaptığı araştırmaların sonuçları İsrailli silah firmaları Myanmar yönetimine çok sayıda silah, bir kaç gemi ve yüzü aşkın tank sattığını ortaya koyduğunu ifşa etti.
Bundan başka İsrail’in TAR ıdeal Concepts firması da Myanmar ordusunu son aylarda Rohingyalı Müslümanları katliam ettiği Rahin eyaletinde eğitmekle meşgul olduğu belirtildi. Söz konusu İsrailli firma internet sitesinde Myanmar ordusuna verdiği eğitimle ilgili bazı görüntüleri yayımladı.