Çin, ABD'nin ticari siyasetlerine mücadele konusunda kararlı
Çin Başbakanı Li Keqiang, dünya ülkelerinden global ekonomi siyasetlerine destek vermelerini istedi.
ABD'nin ticari ve tek yönlü destekleyici siyasetlerine karşı mücadele bayrağı açan Çin, dünya ülkelerinden ekonominin globalleşmesine destek vermelerini istedi.
Geçtiğimiz Perşembe günü dünyanın önemli büyük ekonomik kuruluşlarının başkanlarının katılımıyla Çin'in başkenti Pekin'de düzenlenen 6+1 konferansında konuşan Çin Başbakanı Li, etkinliğin inovatif girişimciler arasındaki iletişim için önemli bir platform sağladığına işaret etti.
Kitlesel girişimcilik ve inovasyonun piyasanın canlılığını ve toplumun yaratıcılığını etkili şekilde uyandırırken, geleneksel ve yeni büyüme motorları arasındaki dönüşümü hızlandırdığını, fırsat eşitliğini ve istihdamı da artırdığını ifade eden Çin Başbakanı, arz yönlü reformlar öne çıkarılırken, adil bir piyasa ortamının yaratılacağını, kapsayıcı ve titiz bir denetim sisteminin oluşturulacağını, dijital ekonomi ve platform ekonomisinin gelişmesinin hızlandırılacağını kaydetti.
Li Keqiang ayrıca, yeni sektörlerin canlandırılması, yeni kalkınma motorlarının güçlendirilmesi ve nitelikli uzman sayısının artırılmasının ekonomik büyüme modelinin dönüşümüne güçlü destek vereceğine dikkat çekti.
Bu konferansta Çin başbakanının yanı sıra İMP ve Dünya Bankası başkanı, Dünya ticaret örgütü genel sekreteri, uluslararası çalışma örgütü genel sekreteri, ekonomik ve kalkınma işbirliği örgütü genel müdürü ve finans piyasasını istikrarlaştırma örgütü yönetim kurulu başkanı da birer konuşma yaptılar.
Çin Başbakanı Li Keqiang ev sahibi olarak konferansın açılışında yaptığı konuşmada Amerika'nın yanlış ekonomik siyasetlerine değinerek, Amerika'nın çok yönlü ticari ve ekonomik anlaşmalar peşinde olmak yerine, başka ülkelerle ikili ticari ve ekonomik anlaşmalar imzalamaya çalıştığını bildirdi.
Çin başbakanı dünya ekonomisinin hala büyük risk altında olduğunu ve bunun için de dünya ülkelerinin ortak ekonomik kalkınma siyasetleri, iş alanları yaratmak, işçi ve çalışma gücünün şartlarının iyileştirilmesi ve sosyal sigorta ve refah sisteminin iyileştirilmesi peşinde olmaları gerektiğini bildirdi.
Çin'in son dönemlerde ekonomiye odaklanması ve dünyanın birinci ekonomi gücü olmaya çalışması nedeniyle Amerika geçmişe oranla kendi ekonomik üstünlüğünü daha fazla tehdit altında görmekte. Öyle ki ABD başkanı Trump defalarca Amerikanın ekonomik durumu ve Çin'in ekonomik siyasetleri karşısında derin kaygısını dile getirmiş ve resmen Çin ticaretine yönelik savaş başlatmış bulunmaktadır. Nitekim Çin tarafından bu gibi oturumların düzenlenmesi ve Amerika tarafından dünyanın ekonomi düzeninde tek taraflı değişimin yapılması yönünde çalışmaların sürdürülmesi ister istemez bir takım tepkileri beraberinde getirecektir.
Forbes enstitüsü uzmanlarından Mike Paten bir makalesinde dünyanın ekonomik değişimlerine temasla Çin'in 2018 yılına kadar Amerika'nın yerini alacağını belirtmektedir, Başka bir ifadeyle kısa zaman sonra Çin ekonomisi dünya açısından Amerikan ekonomisinden daha da önemli olacak ve diğer yandan Amerika da boş oturmayarak muhtelif siyaset ve girişimlerle Çin'in böyle bir hedefi tahakkuk ettirmesini geciktirmeye çalışmakta. Amerika uzaklardaki ülkelerle serbest ticaret istikametinde hareket ederek dünya ekonomisindeki kendi ilk sırasını korumaya çalışıyor. Oysa yayınlanan raporlar Çin iç gayri safi hasılasının her yıl artmakta olduğunu ve bu durumun ise Çin'in çok yakın bir zamanda ABD'nin yerini alacağını gösteriyor.
Ekonomik işbirliği ve ilişkilerin geliştirilmesi globalleşmenin özelliklerinden biridir bunun için de Çin ABD'nin izlediği tek yanlı ticari siyasetler yerine çok yönlü kural ve ticari siyasetleri yerleştirmeye çalışıyor. Çin gerçekte bu siyasetiyle ABD'nin ekonomik siyasetlerini etkisiz bırakmaya çalışıyor. Nitekim Çin, Bir Kuşak Bir Yol siyasetiyle bu planını hayata geçirmeye çalışıyor.
Trump’ın ekonomik milliyetçi söylemine karşı, aynı zamanda büyük bir pazar ve yatırımcı olan Çin’in, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelere altyapı yatırımları ile girmesinin, bu ülkeler tarafından tereddütten ziyade sempati ile karşılandığı ve Bir Kuşak Bir Yol projesine ilgiyi arttırdığı söylenebilir. Aynı zamanda, Bir Kuşak Bir Yol projesi, ABD önderliğinde 1945 sonrasında kurulan küresel ekonomik düzenden kendi iç politik nedenlerinden dolayı çekilmesi ile oluşacak boşluğun da Çin tarafından doldurulması açısından bir fırsat sunmaktadır. Batı’daki bu geri çekilme ve Çin’deki ticari ve yatırım temelli ilerleme iştiyakı, Çin’in yumuşak gücü ve uluslararası etkisinin artmasında bir dönüm noktasıdır. Çin’in ne kadar başarılı olacağını ilerleyen süreçte göreceğiz.