ABD’nin Obamacare konusunda kararsızlığı
Amerikalı cumhuriyetçiler bir kez daha demokratların eski Başkanı Obama yönetiminin en önemli sosyal mirası olan ve Obamacare adı ile ün yapan sağlık sigortası kanununu değiştirmekte başarılı olamadı.
Gerçi hali hazırda Amerikan kongresinde cumhuriyetçilerin 52 temsilcisi bulunuyor, ama buna karşın Obamacare kanununu değiştirmek için ileri sürdükleri ve onaylanması için sadece 50 oya ihtiyaç duydukları alternatif kanunu çıkarmakta başarısız oldular.
Eğer cumhuriyetçiler 50 senatörün olumlu oyunu kazanmış olsaydı, Başkan yardımcısı Mike Pens ve senato başkanının oylarından da yararlanarak en önemli seçim vaatleri olan Obamacare kanununun kaldırılmasını sağlayabilirdi. Ancak buna karşın ve cumhuriyetçi parti Amerika’nın üç erkini, yani başkanlık makamı, kongre ve federal yüksek mahkemeyi bir çok valilikle beraber elinde bulundurduğu halde ve yeni Başkan Donald Trump’ın beyaz saraya girdiği günün üzerinden 8 ayı aşkın bir süre geçmesine rağmen hala sağlık sigortası kanununu değiştiremedi.
Amerika, Obamacare kanununu çıkarmadan önce dünyada geniş kapsamlı sağlık sigortası bulunmayan tek gelişmiş ülkeydi. Amerikalı vatandaşlar sağlık sigortasından yararlanmak için sağlık sigortası satan firmalardan bu sigortayı satın almak zorundaydı. Söz konusu sigorta firmaları ise bazı hastalıkları veya bazı özel ameliyatları sigorta kapsamı dışında tutuyordu.
Gerçi Amerika’da iş yasalarına göre işverenlerin çalışanlarını sağlık sigortası kapsamı altına almaları zorunludur. Ancak buna karşın bir çok durumda işverenler tedavi masraflarında tasarrufa gitmek için yasaları gözardı etmek ve sigorta firmalarına sigorta bedelini ödememek sureti ile çalışanlarını sağlık sigortasından mahrum bırakıyor.
Bu yüzden Amerika’da Obamacare kanunundan önce bu ülkenin 315 milyonluk nüfusunun 45 milyonu sağlık sigortasından yoksundu. Bu insanlar tedavi masraflarını ve ilaç paralarını karşılamak için genellikle hükümetin veya hayır kurumlarının yardımlarına muhtaçtı. Bir başka ifade ile Amerika devleti her yıl az gelirli ve sağlık sigortası bulunmayan vatandaşlarının sağlık ve tedavi masraflarını karşılamak için yüzlerce milyar dolar ödemek zorundaydı, üstelik bu hizmetlerden yararlanan bir çok Amerikalı vatandaş da verilen hizmetlerden memnun değildi ve bazı muhafazakar çevreler de sağlık alanına ödenen devlet ödemelerini devlet kurumunun büyümesi ve vatandaşların yaşamına gereksiz müdahalede bulunulması olarak yorumluyordu.
Sonunda ve tüm bu gerekçelerin ve itirazların ardından, demokratlar 2009 yılında hem beyaz saray ve hem kongreyi ele geçirdiklerinde Amerika’nın sağlık sigortası sisteminin düzenlenmesini öngören Obamacare kanununu çıkarmayı başardı. Obamacare kanununa göre sağlık sigortası bulunmayan vatandaşlar sağlık sigortası satın almaya ve bu hizmeti sunan müesseselerin de sağlık sigortasını daha ucuz fiyatlarla müşterilerine satmakla yükümlü hale getiriliyor. Bu yasa aynı zamanda sağlık sigortası satın almayan vatandaşlara ceza kestiği gibi bu hizmeti sunmaya uymayan sigortacı firmalar için de ağır cezalar öngörüyor.
Bu kanun çıkar çıkmaz o güne kadar sağlık sigortası bulunmayan 20 milyon Amerikalı vatandaş sağlık sigortası kapsamı altına girdi ve böylece hükümetten hiç bir yardım almaksızın hekimlere ve hastanelere başvurmaya ve ilaçları daha az para ödeyerek temin etmeye başladı. Yasayı savunanlar ise Obamacare kanunu yürürlüğe girdikten sonra hükümet az gelirli yoksul kesimlerin tedavisi için milyarlarca dolar ödemekten kurtulduğunu ve bu da hükümetin bütçe açığı ve borçlarının hafiflemesine vesile olduğunu belirtti.
Buna karşın Amerikalı muhafazakarlar ta baştan Obamacare kanununa karşıydı. Bu kesime göre hükümetin sağlık sigortasına karışması ve sigorta firmalarını ve bu hizmetten yararlananları hükümetin müdahalesi ile sözleşme imzalamaya zorlaması bir nevi sosyalizme doğru kaymaktı. Bu arada bu kesim güçlü sigorta firmalarının kurduğu lobilerin üzerinden yüklü paralar harcayarak bir çok cumhuriyetçi temsilciyi Obamacare kanununu değiştirmek üzere seferber etmişti.
Ancak buna karşın demokratlar Başkan Obama’nın birinci dönem başkanlığı sırasında sağlık sigortası piyasasına hakim olan durumu değiştirmeyi başardı. Fakat demokratların 2010 ara seçimlerinde ağır hezimete uğraması ve 2011 yılında cumhuriyetçiler kongreyi ele geçirmesi şartları değiştirdi.
Amerikalı cumhuriyetçiler Obamacare kanununu lağvetmek ve yasanın yürürlükten kaldırılması için ellerinden gelen tüm çabalarını harcadı, fakat bir türlü başarılı olamadı. O günlerde hatta demokratların elinde olan beyaz sarayla cumhuriyetçilerin kontrolünde olan kongre arasında bütçe üzerinde ve özellikle sağlık sistemi ile ilgili bölüm hakkında anlaşmazlık Amerika tarihinde 2013 yılında ikinci kez federal hükümetin faaliyetlerinin 16 gün durdurulmasına yol açtı. Ancak bu çaba da sonuç vermedi ve bu kez kongredeki cumhuriyetçiler Obamacare kanununun uygulanması için yeterli ödenek tahsis etmesinden kaçındı. Ancak bu aşamada hükümetin bu yasayı uygulamakta şaşkınlığı ve Amerikalı vatandaşların da Obamacare yasasında belirlenen şartlara ilgisizliği Obama yönetimini Amerika’nın son onyıllarda en büyük sosyal değişimini uygulamakta sıkıntılarını arttırdı, öyle ki gözlemciler demokratların 2014 ara seçimlerini ve 2016 yılında başkanlık yarışını kaybetmesini büyük oranda Amerikalı vatandaşların Obamacare kanunundan hoşnutsuzluğuna bağladı.
Ancak ilginçtir ki hatta cumhuriyetçilerin beyaz saray, kongre ve federal yüksek mahkemeyi ele geçirmelerinin üzerinden yaklaşık sekiz ay geçtiği halde Obamacare kanununun tüm sıkıntıları ve belirsizlikleri ile beraber devam ediyor. Aslında cumhuriyetçiler Donald Trump Başkan olarak beyaz saraya yerleştiği günden itibaren ilk fırsatta Obamacare kanununu yok etmek için harekete geçti. İşin başında cumhuriyetçilerin basit bir yasa tasarısı sunmak ve temsilciler ve senato meclislerinden geçirmek sureti ile bu hedeflerine hızla ulaşabilecekleri düşünülüyordu. Fakat esas sorun, kongre üyeleri Obamacare’in alternatifini çıkarmaktan aciz oldukları anlaşılınca ortaya çıktı.
Son aylarda Amerika kongresinde ve özellikle senatoda tartışılan Obamcare alternatiflerinden hiç biri bu sigortadan yararlanan 20 milyon Amerikalı vatandaş için çözüm olamadı. En son önerilen ve Kasidi – Graham adı ile anılan ve Bill Kasidi ve Lindsey Graham tarafından hazırlanan yasa tasarısında cumhuriyetçiler Amerika’da gelecek 20 yılda sağlık sisteminden 4 trilyon doların silinmesini istedi, ki bu da her yıl 200 milyar dolarlık tasarrufa denk geliyor. Bazı tahminlere göre ise bu plan uygulandığı takdirde gelecek iki yılda 25 milyon Amerikalı vatandaş sağlık sigortasını kaybedecek, üstelik özel sektörün sağlık sigortası yapan firmaları da bu insanlara uygun fiyatta sağlık sigortası hizmeti sunmak istemeyecektir. Sonuçta Obamacare olmazsa ve hükümet de bu yönde hizmetlerini kesecek olursa milyonlarca Amerikalı vatandaşın ağır tedavi masraflarını karşılamakta hiç bir şansı olmayacak. Bu konu ise hali hazırda Obamacare yasasına karşı çıkan cumhuriyetçilerin arasında en önemli anlaşmazlık konusunu oluşturuyor.
Newyorker dergisinin uzmanlarından Atul Gawande derginin internet sitesinde şu ifadelere yer verdi: cumhuriyetçilerin önerdiği yasa tasarısı sağlık ve sağlık hizmetleri endeksleri hakkında gerekli bilgilerden yoksun ve Amerika’da sağlık sigortası şartlarını daha da beter hale getirecektir.
Amerikalı uzman Gawande ayrıca ABD senatosunda Kasidi – Graham yasa tasarısı tartışılmaya açılmadan önce da söz konusu yasa tasarısını hatta oylamaya bile sunulmaması gereken milli facia olarak değerlendirdi.
Şimdi ise Amerika’da yoksul ve muhtaç kesimin gözleri kongrenin kararına dikildiği anlaşılıyor. Bu arada Amerikalı senatörler Obamacare kanununun alternatiflerini tartışırken, yüzlerce Amerikalı hasta ve engelli vatandaş kongrenin önüne gelerek muhtemel sağlık sigortası kaybına itirazlarını dile getirdi. Bu insanlar taşıdıkları dövizlerde kongre üyelerini alelacele ve muhtaç insanlara zarar verecek kararlar almaktan sakınmaları konusunda uyarıyordu. Nitekim bu kaygılar ve uyarılar ve çabalar sonunda John Mc Cain, Raund Paul ve Susan Colins adında üç cumhuriyetçi senatörü cumhuriyetçilerin lideri Mitch Mc Kanel’le beraber Obamacare’in kaldırılmasına destek vermekten vaz geçirdi. Söz konusu senatörler vicdanları yüz binlerce Amerikalı vatandaşın bu yasanın kaldırılması yüzünden ölüm tehlikesi ile karşılaşmasına razı olmadığını açıkladı. Bu arada 46 demokrat senatör ve iki bağımsız senatör de Donald Trump ve kongrenin cumhuriyetçi temsilcilerinin çabalarına destek vermeyi reddetti.
Bu konuda Washington Post gazetesi uzmanlarından Sean Sullivan şöyle yazdı: son gelişmeler Başkan Donald Trump ve geçen hafta cumhuriyetçilerin Obamacare’i lağvetme yönündeki yedi yıllık sözü yerine getirmek için tüm çabasını harcayan senatonun cumhuriyetçi çoğunluğu lideri Mitch Mc Kanel’in büyük hezimeti ile sonuçlandı.
Sonuçta Amerika’da sağlık sigortası tartışması 2017 yılının sonuna kadar belirsizliğini sürdüreceğe benziyor. Ancak bu durum Donald Trump için ağır bir hezimet olacaktır, zira kongrenin desteğine rağmen seçim kampanyalarında verdiği en büyük sözlerinden birini yerine getirmemiş oluyor. Ancak buna karşın sonunda kongrenin de muhafazakarların ve sağlık sigortası firmalarının güçlü lobilerinin baskıları altında Obamacare öncesine geri dönülmesi yönünde karar almamaları ve Amerika bir kez daha gelişmiş ülkelerin arasında geniş kapsamlı sağlık sigortası bulunmayan tek ülke haline gelmemesi için hiç bir güvence de yoktur.