Dünya iklim değişikliği ile mücadele günü
https://parstoday.ir/tr/news/world-i88028-dünya_iklim_değişikliği_ile_mücadele_günü
Son yıllarda dünyanın siyaset  ve bilim çevrelerinin ilgisini çeken önemli çevre sorunlarından biri, yerkürenin ısınması ve tüm dünyayı bir takım sorunlarla uğraştıran beşeri faaliyetlerin yüzünden yaşanan iklim değişikliğidir.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Ekim 24, 2017 05:07 Europe/Istanbul
  • Dünya iklim değişikliği ile mücadele günü

Son yıllarda dünyanın siyaset  ve bilim çevrelerinin ilgisini çeken önemli çevre sorunlarından biri, yerkürenin ısınması ve tüm dünyayı bir takım sorunlarla uğraştıran beşeri faaliyetlerin yüzünden yaşanan iklim değişikliğidir.

Dünya ekonomi forumunun Ocak 2016’da yayımladığı son raporuna göre, iklim değişikliği soruna çare bulunmadığı takdirde kitle imha silahları ve su krizinden daha fazla yıkıcı tesirleri olabilir. uzmanlara göre şimdiki süreç aynı şekilde devam ettiği takdirde 2080 yılına kadar yeryüzünde yaşayan tüm canlı türlerinin üçte biri ve bitkilerin de neredeyse yarısı yok olmaya mahkumdur.

 

 

Bu acı gerçek, beşeriyetin geleceğini tehdit eden bir konudur. Nitekim konunun önemi itibarı ile BM 24 Ekim gününü dünya iklim değişikliği ile mücadele günü olarak adlandırdı. Bu adlandırmanın amacı ise iklim değişikliğinin beraberinde getirdiği olumsuzlukları hatırlatmak ve bu sorunla mücadeleye ilgileri çekmektir.

Bu çerçevede biz de bugünle ilgili olarak özel bir program hazırladık ve şimdi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

 

Bilim adamları iklim değişikliği insanların faaliyetinden kaynaklanan bir sorun olduğunu belirtiyor. Son iki asırda sanayi faaliyetleri ve beşeri toplumların aşırı oranda fosil yakıt kullanmaları yerkürenin doğasına artan bir şekilde baskı uyguladığı ve en önemlileri Karbon Di Oksit gazı olan sera gazlarının büyük oranda artmasına yol açtığı belirtiliyor.

Gerçekte bu gazlar güneş ışınları karşısında seraların çatısı gibi görev yapıyor ve yerkürenin yüzeyinde veya yakın atmosferinde ısınmaya yol açıyor. Bu durum son bir asırda yerkürenin sıcaklığı 0.18 ila 0.74 derece artmasına yol açtığı ve bu süreç aynı şekilde devam ettiği takdirde önümüzdeki 30 yılda bu artış 1.1 dereceye kadar yükselebileceği ifade ediliyor. Bu arada bu rakamı önemsiz telakki edenler bu gelişmenin önümüzdeki yıllarda çevre krizlerini bir kaç kat şiddetlendirebileceğine de inanmıyor.

 

BM eski genel sekreteri Ban Ki Moon 2015 yılında Bolivya’da düzenlenen uluslararası iklim değişikliği konferansında yaptığı konuşmasında bu konuya temas ederek şöyle dedi: Dünya iklim değişikliğinin sonuçları ile mücadele için bir çözüm yolu bulmakta acele etmelidir, zira kışlar yıldan yıla daha verimsiz ve kuraklıklar da daha geniş alanlara yayılıyor, üstelik yerkürenin sıcaklığı da gittikçe katlanmaz hale geliyor. Tüm bunlar yerkürenin iklim değişikliği yüzünden yaptığı uyarılardı.

Ban Ki Moon şöyle devam etti: G 20 grubuna üye ülkeler dünyada yayılan sera gazlarının dörttü üçünden sorumludur.

Nitekim araştırmalar da dünyada yayılan sera gazlarının %21.9’undan Çin, %18.1’inden Amerika sorumlu olduklarını gösteriyor.

 

Amerika’nın eski Başkanı Barack Obama 2015’te Paris’te düzenlenen uluslararası iklim değişikliği konferansında Amerika’nın bu durumdan sorumlu olduğunu itiraf ederek dünya liderlerinden bu tehditle mücadele yönünde tarihi bir anlaşmaya varmalarını istedi. Obama konferansın açılışında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:

Şahsen dünyanın en büyük ekonomisinin lideri ve sera gazlarını en çok üreten ikinci ülkenin Başkanı olarak buraya Amerika sadece iklim değişikliği ile ilgili sorumluluğunu üstlenmekle kalmayacağını ve bu alanda alınacak tedbirleri büyük bir memnuniyetle karşılayacağını söylemeye geldim.

Obama BM öncülüğünde yapılan bu konferansı iklim değişikliği meselesinin üzerine gitmek için son fırsat niteledi. Obama hatta yoksul ülkelerin ekonomilerinin fosil yakıtlara olan bağımlılıklarının hafifletilmesi için bu ülkelere mali yardımda bulunma sözü de verdi.

 

 

30 Kasım 2015’te Paris’te düzenlenen ve CAP 21 adı ile anılan BM’nin uluslararası iklim değişikliği konferansı gerçekte Kiyoto konvansiyonunun devamı niteliğindeydi. Bu zirvede dünyanın 196 ülkesinin temsilcileri karbonun yayılmasının azalması ve yoksul ülkelere yerkürenin ısınması ile mücadele yönünde yardım edilmesi ve ayrıca yerkürenin sıcaklığının iki derece düşürülmesi yönünde işbirliği yapılması üzerinde anlaşmaya vardı.

Bu anlaşmada 2050 yılına kadar yerkürenin sıcaklığının iki derece azaltılması öngörüldü. Yine bu anlaşmada gelişmiş ülkeler 2020 yılına kadar iklim değişikliği ile mücadele için 100 milyar dolar ödeneği karşılamayı kabul etti. 2020 yılında yürürlüğe girmesi beklenen Paris anlaşması dünyada bu bağlamda varılan ilk iklim anlaşmasıydı.

 

 

Ancak Amerika’da Donald Trump’ın Başkan seçilmesi tüm hesapları altüst etti. Amerika’nın popülist Başkanı Trump Paris anlaşması başka ülkelerin yararına olduğunu ve Amerika’ya hiç bir yararı olmadığını, zira bu anlaşma Amerika’yı ağır mali ve iktisadi sorumluluk altına soktuğunu iddia etti. Trump ayrıca bir takım verilere istinat ederek Amerika için bu anlaşmayı uygulamak 2025 yılına kadar 2.7 milyon iş fırsatını kaybetme anlamına geldiğini ileri sürdü.

 

 

Bu saçma mantıktan hareketle Donald Trump 2 Haziran 2017 tarihinde Amerika’nın Paris iklim anlaşmasından çekildiğini resmen ilan etti. Beyaz saraydan bir mesaj yayımlayan Donald Trump şöyle dedi: Yükümlülüklerim ve Amerika’yı korumak için ABD’nın iklim anlaşmasından çekildiğini ilan ediyorum.

Trump ayrıca bu anlaşmadan çekilmeleri taş kömür ve petrol sektörüne katkısı olacağını belirterek Amerika Paris iklim anlaşması olmadan da en temiz havaya sahip olduğunu iddia etti.

Öte yandan Amerika çevre kurumu Başkanı Scot Proit de Başkan Trump’ın sözlerini doğrulayarak Amerika hiç bir ülkeye çevresini gözetleme konusunda özür dilemeyi borçlu olmadığını belirtti.

 

 

Amerika Başkanı Donald Trump’ın Amerika dünya atmosferini en çok kirleten iki ülkeden biri olduğu halde Paris iklim anlaşmasından çekilme kararı çeşitli tepkilere yol açtı. Avrupa komisyonu Trump’ın açıklamasından sonra bir açıklama yaparak Amerika’nın Paris iklim anlaşmasından çekilmesi uluslararası camia için üzücü bir gün olduğunu belirtti. Bundan başka dünyanın bir çok ülkesinin üst düzey yetkilileri ve uluslararası kurum ve kuruluşların başkanları da Donald Trump’ın Paris iklim anlaşmasından çekilme kararını sert bir dille eleştirdi. Amerika’nın eski Başkanı ve bu anlaşmanın sıkı taraftarı olan Obama da Trump’ın kararını eleştirdiği açıklamasında, Trump yönetimi geleceği tekzip eden zümreye katıldığını belirtti.

 

 

Aslında Amerika’nın bu hareketi bu ülkenin tarihinde bir ilk sayılmıyor ve Amerika devleti sözünü tutmamakla biliniyor. Amerika bu ülkenin gerçek sahipleri olan kızılderililer ve yerlilerle üç yüzü aşkın anlaşma imzaladı, ama hepsini de çiğnedi. Şimdilerle Trump yönetiminin İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan Bercam nükleer anlaşmasını bozma çabası da Amerika devletinin sözünü tutmamasının bir başka örneğidir.

Amerika yönetimi ve Başkanı Donald Trump bu ülkenin Bercam nükleer anlaşmasından çekilmek için sahte belge ve rapor üretmeye çalışıyor, fakat şimdiye kadar bu konuda pek başarı sağlayamadıkları anlaşılıyor. Amerika barış aktivisti Brayan Baker Press TV kanalına verdiği demecinde bu konuya işaret ederek Amerika sözünü tutmamakla ün yapan bir devlet olduğunu ve bu yüzden şimdi Trump yönetiminin Bercam nükleer anlaşmasını ihlal etmesi konusunda hazırlıklı olmak gerektiğini belirtti.

 

 

Amerika’nın sözünde durmamasının bir başka örneği geçenlerde UNESCO üyeliğinden çekilmesidir. Rusya’nın RBK internet sitesi bu konuda yaptığı yorumunda şu ifadelere yer verdi:

Amerika UNESCO’yu terk ediyor ve bu kararı da BM’nin bu alt kurumuna borçlarını ödemek istememesi yüzünden aldığını itiraf ediyor.

Amerika Başkanı Donald Trump ta seçim kampanyalarından beri BM’ye ödedikleri parayı azaltacağını söylemişti. Trump, Amerika yönetimi UNESCO bütçesinin %22 kadarını karşıladığını, oysa Amerika topraklarında bu kurumun koruyacağı hiç bir tarihi bina bulunmadığını belirtti.

 

 

Amerika Başkanı Donald Trump’ın bu karar için gösterdiği ikinci gerekçe ise UNESCO kurumunda hiç bir üyenin siyonist rejim İsrail’in hamisi olmamasıdır ve bu yüzden Amerika’dan hemen sonra korsan rejim İsrail de Amerika’yı izleyerek UNESCO’dan çekilme kararı aldığını açıkladı.

Bu gerçeği Rus uzman Maksim Soçkov da doğrulayarak şöyle diyor: Washington’un UNESCO’dan çekilme kararı sadece mali boyutu yoktur ve tamamen siyasi bir karardır ve amacı da BM’yi Trump’ın mantığını desteklemeye zorlamaktır. Bu karar aynı zamanda Trump’ın uluslararası kurum ve kuruluşlara karşı ABD’nin sorumluluklarına duyarsız olduğunun işaretidir.

 

 

Her halükarda şimdi bu gerçeklerin farkına varan uluslararası camia da Amerika’nın şimdiki yönetimi tüm sözlerinden cayarak ve geleceğe bakmaksızın sadece şimdiki çıkarlarını gözetlediğini anlamış oldu.

Gerçekte Amerika dünyanın atmosferi en çok kirleten ikinci ülkesi olmasına karşın Paris iklim anlaşmasından çekilmesi de bu anlayışın en somut delilidir. Oysa bu karar sadece Amerika için değil, bütün dünyaya tehlike arz eden bir karardır.