Dünya kadına karşı şiddeti önleme günü
25 Kasım 1960 tarihinde Dominican Cumhuriyeti vatandaşı olan Mirabel kardeşler adı ile anılan üç kız kardeş bu ülkenin ordu istihbaratı tarafından aylarca işkence edildikten sonra katledildi. Üç kız kardeşin suçu, Dominican’ın despot rejimine karşı siyasi mücadele yürütmekti.
21 yıl sonra, yani 1981 yılında Colombia’nın başkenti Bogota’da latin Amerika ve Karaibler bölgesinin kadın hakları savunucularının katıldığı bir oturumda, Mirabel kardeşlerin katledildiği gün Dünya kadına karşı şiddeti önleme günü olarak adlandırılması önerildi. Bu adlandırmanın sebebi dünya kamuoyunun dikkatini kadınlara karşı şiddetin men edilmesine çekmektir.
BM de 1999 yılında bu günü tanıdı ve bu teşkilatın çeşitli etkinlikleri arasında yerleştirerek dünya halkı ve devletlerin dikkatini bu önemli konuya çekmek istedi.
25 Kasım, Dünya kadına karşı şiddeti önleme günüdür.
Kadınlara karşı şiddet, günümüz dünyasında en geniş çaplı insan hakları ihlallerinden biridir ve tüm ülkeler ister gelişmiş ister geri kalmış olsun, bu sorunla karşı karşıyadır. BM komisyonunun Newyork kentinde düzenlenen 57. Yıllık oturumunda kadınların konumu hakkında okunan raporda BM ve dünya bankası verilerine istinaden 15 – 44 yaşındaki kadınların büyük bir bölümünün ölüm sebebi savaş, kanser ve benzeri olaylar olmadığı, bu yaş grubundaki kadınlar daha çok onlarla yönelik uygulanan şiddet yüzünden hayatını kaybettiği belirtildi.
Kadınlara karşı şidddet günümüz dünyasının en yaygın insan hakları ihlallerinden biri sayılır. Kadınlara karşı şiddet, kadınlara zarar vermeyi amaçlayan ve cinsiyete dayalı her türlü şiddete verilen addır. Kadınlara karşı şiddet cismi ve ruhi şekillerde, mali kısıtlamaları dayatmaya, mesleki ilerlemelerinin engellenmesi şeklinde veya bireysel yeteneklerinin gelişmesini engelleme biçiminde olabilir. Dünya sağlık örgütü de bir kararname çıkararak kadınlara karşı şiddeti şöyle tanımlamıştır:
Cinsiyete dayalı olan ve kadınlara cismi ve ruhi açıdan zarar veren veya acı çekmelerine yol açan her türlü şiddet içerikli davranışa verilen addır. Bu tür davranışlar tehdit, zora baş vurmak, açık veya gizli bir şekilde kadınların özgürlüklerini mutlak surette yok edebilir.
Kadınlara karşı şiddet çeşitli toplumlarda farklı biçimlerde yaşanabilir. Maalesef bu şiddetlerin en esef verici durumları evde kadınlara uygulanan şiddettir ve dünya genelinde oldukça vahim boyutlara ulaşmıştır. Bu durumu bireysel haklara yönelik kasıtlı tecavüz nitelemek gerekir. Dünya sağlık örgütü kadınlara karşı şiddet uygulama alanında yaptığı bir araştırmasında her 18 saniyede bir kadın saldırıya veya kötü davranışa maruz kaldığı sonucuna vardı.
Öte yandan yayımlanan veriler dünya genelinde her üç kadından biri güvenliği ve sevdiği bir insandan şiddet gördüğünü ortaya koyuyor. 2012 yılında dünyada şiddet kurbanı olan kadınlardan yarısı eşleri veya aile fertlerinden biri tarafından öldürüldü.
Bu bağlamda dikkat çeken nokta, kadınlara karşı şiddet konusunda gelişmiş ve geri kalmış ülkelerin arasında pek önemli bir farklılığın bulunmamasıdır. Örneğin Avrupa konseyinin yayımladığı en yeni raporunda her yıl yaklaşık 3500 kadın 28 AB ülkesinde hayat arkadaşının uyguladığı şiddet yüzünden hayatını kaybettiğini açıkladı. Yine bir başka rapora göre Almanya’da her 17 saniyede bir kadın darp oluyor. Yine her 4 günde üç kadın erkek hayat arkadaşları tarafından öldürülüyor. Amerika federal polis teşkilatının raporlarına göre de Amerikalı erkeklerin %79 kadarı kadınlarını darp ediyor.
Bu sorun bazı Arap ülkelerinde de çok belirgindir. Araştırmalara göre Fas’ta kadınların %82 kadarı aile içi şiddete maruz kalıyor ki bunun %31 kadarı cismi, %18 kadarı ruhi ve %30 kadarı cinsel şiddetten oluşuyor. Ürdün’de her yıl 12 ila 14 cinayet yaşanıyor ve kadınların %47 kadarı sürekli aile içi şiddete maruz kalıyor.
Bahreyn kadınları yüksek konseyinin yaptığı araştırma, Bahreyn'li kadınların %95 kadarı evde ve iş ortamında şiddete maruz kaldıklarını gösteriyor. Soru şeklinde yapılan bu araştırmada ise kadınların en çok kocaları tarafından şiddete maruz kaldığını ortaya koydu.
Katar aile işleri yüksek konseyinin araştırmaları da kadınların %63 kadarı tanıdıkları bir erkek tarafından darp edildiğini ortaya koydu.
Aile içinde kadınlara karşı uygulanan şiddetten başka güvensiz sosyal ortamlar kadınlara cismi ve ruhi açıdan sayısız zarar veriyor. İlgili kurumların yayımladığı araştırmalara göre dünyada en az 120 kadın ve kız yaşamında bir kez cinsel tecavüze uğradığı veya zorla cinsel amellere zorlandığı anlaşılıyor. AB temel haklar ajansı yayımladığı bir raporunda AB genelinde en az 83 milyon kadın 15 yaşından sonra bir kez cinsel şiddete maruz kaldığını itiraf ettiğini ve %18 de cinsel tacize uğradığını belirttiğini açıkladı.
Amerika’nın George Mison üniversitesinin araştırmalarına göre her üç Amerikalı kadından bir kadın yaşamında en az bir kez cinsel tacize uğramıştır. Gerçi benzer bir durum gelişmekte olan ülkeler için de geçerlidir. Örneğin Hindistan’da yürütülen bir araştırma bu ülkede kadınların %92 kadarı yaşamı boyunca umumi mekanlarda bir nevi cinsel şiddet ve %82 kadarı sözlü cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koydu.
Maalesef cinsel şiddet olayları savaş zamanlarında daha da artıyor.
Savaşlarda kadınlar ve çocuklar ilk kurban kesimlerdir. Yirminci yüzyılın başından beri yaşanan 250 savaşta kadınlar en çok zarar gören kesim olmuştur. Örneğin Saddam rejiminin İran İslam Cumhuriyeti aleyhine başlattığı 8 yıllık savaşta nice masum kadınlar ve çocuklar kana bulandı veya esir alınarak en barbarca uygulamalara maruz kaldı.
Sırbistan’ın Bosna Hersek’e dayattığı savaşta onca acımasız ve zalimane katliam sırasında nice kadın hayatını kaybetti veya ciddi cismi ve ruhi zarara uğradı.
Gazze şeridi küçük yüzölçümü ve yoğun nüfusu ile son yıllarda üç kez namertçe savaşa maruz kaldı ve bu savaşlarda en çok kadınlar ve çocuklar mağdur oldu. Yine Lübnan topraklarına dayatılan 33 günlük savaşta siyonist rejimin hava akınlarında en çok şiddetten kadınlar etkilendi.
Yine Irak’ta tekfirci IŞİD terör örgütü bulunduğu günlerde kadınlar yaşamlarının en kötü günlerini yaşadı ve tekfirci örgüt tarafından en kötü zulümlere, şiddet ve tecavüze maruz kaldı. Bugün Yemen’de kadınlar çocuklarını ve ailelerini kaybetme acısını yaşıyor.
Afrikalı kadınlar da yıllardır bölgesel münakaşalardan kaynaklanan şiddetin kurbanı oluyor. Afrika Time dergisi bir makalesinde demokratik kongo Cumhuriyeti başta olmak üzere Afrika ülkelerinde kadınların ve çocukların durumunu ve bu insanların yaşamındaki acı gerçeği ele aldı.
Derginin belirttiğine göre kara kıtada kadınlar türlü cinsel şiddete ve sui istifadelere maruz kalıyor. Bu durum Afrika kıtasında kronik bir sorun olduğu halde kesinlikle kınanmıyor. Makalede demokratik kongo cumhuriyetinde kadınların toplu cinsel şiddetin kurbanı oldukları ve bölgede münakaşa devam ettiği müddetçe de bu sürecin devam ettiği belirtiliyor. Demokratik kongo cumhuriyetinde her iki kadından biri, şiddet kurbanı oluyor. Afrika ülkelerinde kadınlar demokratik kongo, fildişi sahili, Güney sudan, Somali, merkezi Afrika ve diğer ülkelerde yoksulluktan başka cismi ve cinsel şiddete maruz kalıyor.
Aslında kadınlara karşı şiddet kısa bir sürede anlatılamayacak kadar karmaşık bir durumdur. Ancak yıkıcı gelenekler, kültürel töreler, cinsiyetle ilgili kalıplaşmış inançlar, siyasi, sosyal ve iktisadi eşitsizlik, kadın haklarını rahatça ihlal edebilen etkenlerdir.
BM kadın işleri icra Başkanı ise bu teşkilatın internet sitesinde yayımladığı basın bildirisinde şöyle diyor:
Kadına karşı şiddet cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığının hem sebep hem sonucudur. Kadınlara karşı şiddetin devam etmesi çeşitli toplumlarda kadın erkek arasında dengenin yokluğunun en somut işaretidir. Biz bu durumu değiştirmekte kararlıyız.
BM kadın işleri icra Başkanı açıklamasının devamında, yapılan tüm çalışmalara karşı dünya ülkelerinin tümünde kadınlara ve kızlara karşı şiddetin devam ettiğini belirtiyor. Söz konusu yetkili kadınlara karşı şiddete son vermek için atılması gereken ilk adım, kadınları şiddet ve çeşitli şekilleri ile tanıştırmak olduğunu ve ancak bu durumda ve kadınları bu gerçeklerle tanıştırdıktan sonra önüne geçilebileceğini vurguluyor.
Bu arada BM yetkilisi kadına karşı şiddeti durdurma hedefine ulaşabilmek için devletlerin ve uluslararası kurumların kadın haklarına destek vermeleri de şart olduğunun altını çiziyor.