Türkiye Gündemi
Bültenimizi geçen hafta Türkiye'de yaşanan önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
** Türkiye'nin kredi notunun düşmesi
**Türk uçağının İran'da düşmesi
** Türkiye hükumetinin NATO ve ABD'yi eleştirmesi
**SP'nin AK Parti'nin seçim ittifakına tepkisi
Bugünkü sohbetimizin ana başlıklarını oluşturuyor.
Geçen hafta Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türkiye'nin kredi notunu "Ba1"den "Ba2"ye düşürdü böylece yatırım için gereken güvenin seviyesi iki kat tenezzül etti.Söz konusu kredi notunun belirlenmesi ardından TL'nin değeri auro ve dolar karşısında azaldı. Moody's enstitüsü analisti Kristian Lindo bir raporda Türkiye hükumetinin siyasetleri ekonomi alanında kısa vadeli hedefleri izleyip ekonomik reform ve parasal politikaları etkilediğini kaydetti. Lindo'nun dediğine göre yüksek enflasyon ve OHAL'in uzatılması Türkiye ekonomisi üzerinde etki bırakmıştır.
Ayrıca geçen sene de Moody's yayınladığı bir değerlendirme raporunda Türkiye'nin kredi notu ve mali görünümünü ''durağan'' dan ''negatif''e çevirdi ve bunun da sebebini Türkiye'de kurumların gücünün sürekli zayıflamasında özetledi. Ayrıca geçen yıl Fich enstitüsü de aynı gerekçelerle bu yılın Ocak ayında Türkiye'nin yatırımcılık notunu düşürmüştü.Bazı siyasi ve ekonomik çevreler Türkiye'nin ekonomisinde düşüşe başlama noktasının 15 Temmuz 2016 tarihinde vuku bulan başarısız darbe girişimine bağlıyorlar. Sürekli olarak OHAL'in uzatılması ve ordu, polis, yargı sistemi, siyasi muhalif şahsiyetler, gazeteciler, sanatçılar ve yazarlar aleyhinde çeşitli bahanelerle toplu tutuklamaların devam etmesi, Moody's ve diğer derecelendirme kuruluşların değindiği konulardır. AB ve muhalif partiler her zaman Ankara yönetiminin darbeden sonra kendi karşıtları ile hesaplaşmaya yönlendiğini vurgulamıştır.
*****
Geçen hafta İran'ın güney doğusundaki Çaharmahal ve Bahtiyari eyaletinde, Başaran Holding'e ait olduğu belirtilen özel bir Türk uçağı düştü, 11 kişi hayatını kaybetti. Uçağın Başaran Holding'e ait olduğu belirlendi. Hayatını kaybedenler arasında Hüseyin Başaran'ın kızı Mina Başaran ve 7 kız arkadaşı da vardı. Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Şarja OMSJ Havalimanı'ndan,İstanbul Atatürk Havalimanı'na gelmek üzere havalanan Başaran Holding'e ait özel jet, İsfahan'ın 80 mil güneybatısından 13.30'da İran hava sahasına giriş yaptı.Jetin, 14.40'ta radar görüntüsü kayboldu.
İran'ın başkenti Tahran'ın güneyinde düştüğü belirlenen jette, ilk belirlemelere göre 2'si pilot, 1'i hostes, 8'i yolcu 11 kişinin bulunduğu kaydedildi. 11 kişi hayatını kaybetti
Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi Hakan Tekin de uçakta 3'ü mürettebat 8'i yolcu 11 kişinin bulunduğunu doğruladı. Tekin, uçağın düştüğü yerin tespit edildiğini ve ekiplerin kaza bölgesine ulaşmaya çalıştığını söyledi.
Öte yandan İran Acil Yardım Kurumu'ndan düşen Türk uçağına dair açıklama geldi. Kurumdan yapılan açıklamada, "Yerel güçler olay yerine vardı ve uçak enkazına ulaştı. Tüm cesetler yanmıştır. 11 cesedin kimliği belli değil ve kimliklerinin belirlenmesi için DNA testi gerekli" denildi.
****
Geçen hafta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Amerika yönetimini Suriye’de kürtlerin silahlı örgütü YPG’ye silah desteği yüzünden sert bir dille eleştirdi.Bültenimize konuyla ilgili raporumuzla devam ediyoruz.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında ayrıca Kuzey Atlantik askeri paktı NATO’yu de şimdiye kadar Türkiye ordusunun Suriye topraklarına saldırısına destek vermediği için eleştirdi. Erdoğan eleştirilerinin devamında ayrıca YPG’yi kastederek, Amerika yönetimi Suriyeli Kürt milis güçlerine silah desteğine son vermesi ve NATO askeri paktı da Suriye topraklarında faaliyet yürüten Türkiye devleti karşıtlarına desteğini durdurması gerektiğini vurguladı.
Aslında Türkiye yönetiminin Suriye topraklarında Amerika devleti ve NATO askeri paktından farklı hedefleri izlemesine bakıldığında, Türkiye yönetimi ile Batılı devletlerin arasında tırmanan gerginliklerin her geçen gün daha da gelişmesi ve daha karmaşık boyutlara ulaşması beklendiği söylenebilir.
Gerçekte Türkiye yönetimi Amerika devletinin Ortadoğu bölgesinde stratejik müttefiklerinden biri olarak Washington yönetiminden Suriye topraklarını işgal sürecinde Ankara yönetiminin tutumuna destek vermesini bekliyor. Ancak son günlerde yayımlanan bazı belgeler, Batılı devletlerin Suriye topraklarında faaliyet yürüten Türkiye karşıtı güçlere silah gönderme politikasından vazgeçmediklerini ortaya koyuyor. Bu bağlamda yayımlanan belgelerden birine Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da yayımlanan Turud gazetesinin muhabiri Dilyana Gaytandzhieva’nın yayımladığı son raporu örnek vermek mümkün. Bulgar gazeteci Dilyana Gaytandzhieva’nın yaptığı ifşaata göre Amerika, korsan rejim İsrail, Suud rejimi ve Birleşik Arap Emirlikleri BAE, Amerikan casusluk örgütü CIA ve NATO paktının gözetimi altında bulunan tekfirci IŞİD terör örgütü ve El-Kaide terör örgütü gibi örgütlere silah ulaştırmak için müttefiklerinin diplomatik uçak seferlerinden yararlanıyorlar.
Ankara yönetimi Suriye’nin kuzeyinde yer alan Afrin kantonuna saldırısının amacını PKK terör örgütü, Suriye demokratik birlik partisi PYD ve Suriye halk savunma birlikleri YPG’yi yok etme şeklinde ifade ediyor. Gerçi Türkiye yönetiminin Suriye topraklarına saldırısı ve bu ülkenin kuzeyinde bazı bölgeleri işgal etmesi ve teröristleri yok etme yönünde ifade ettiği hedefleri konusunda bir çok muğlak nokta bulunuyor ve uzmanlarca şaibeli olarak değerlendiriliyor, ama aynı zamanda Amerika devleti ve NATO askeri paktının da Suriye’ye yönelik hedefleri konusunda bir çok muğlaklığın ve şaibenin söz konusu olduğu gözleniyor.
****
Geçen hafta SP liderinin seçim gündemi ile ilgili açıklamaları dikkatlerden kaçmadı. Programımızı bu haberle birlikte noktalıyoruz.
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Türkiye'nin birçok problemi olduğunu belirtirken "Niye bu memleketin dertlerini gündeme getirip tartışmıyorsunuz da ne zaman olacağı belli olmayan seçim ittifakları için şimdiden ülkeyi ayağa kaldırmaya çalışıyorsunuz" dedi. Partisinin 6. Olağan İl Kongresine katılmak üzere Karaman’a giden Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Meclis'te seçimlerle ilgili yasaların çalışmasının devam ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Meclis'ten seçimlerle ilgili yasalar çıktı. Uyum yasalarını bekliyorduk biz ama sadece seçimlerle ilgili bir paket getirildi, ittifak kurabilme şartları oluşturuldu. Daha seçim gündemde bile değilken yer yerinden oynuyor, cumhur birliği, cumhur ittifakı gibi. Şu anda bir hükümet var, Meclis var, şu anda ülkenin problemleri dertleri var. Niye bu memleketin dertlerini gündeme getirip tartışmıyorsunuz da ne zaman olacağı belli olmayan seçim ittifakları için şimdiden ülkeyi ayağa kaldırmaya çalışıyorsunuz."
Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu şöyle devam etti:
"Bugün dört bir tarafımız ateşle çevrili. Ordumuz Afrin’de bir harekat yapıyor. Her gün canlı yayınları seyrediyoruz televizyonlarda ama bunu iç politika malzemesi haline getirmek Türkiye’ye yapılacak en büyük kötülüktür."