Nisan 04, 2016 08:08 Europe/Istanbul

Allah Resulü –s–, bu emin ve mihriban insan, düşmanların bile seçkin ahlakı, yüceliği, şerefi ve tedbiri karşısında boyun eğen bu büyük insan, Bi'set’iyle beşeriyetin yaşamını aydınlattı.

Adeta göklerden yere güçlü bir ip çekerek insanları manevi kemal ve insani hidayete erdirdi.

İslam Peygamberi’nin –s– Bi'set’i birinci derecede, insanları tevhide ve yegâne Allah’a tapmaya davet etmekti. Tevhid, insanların dünya ahiret saadetini güvence altına alan bir yaşam tarzıdır. Muvahhid insan yaşamının her anında Allah’ın hâkimiyetini hisseder ve yüce Allah’ın sonsuz gücüne dayanarak tüm beşeri güçleri hiçe sayar. Böyle bir insan asla zulme boyun eğmez, cesurdur ve izzetle yaşar.

Tüm bunlar Hz. Muhammed-i Mustafa’nın –s– büyük Bi'set’inin getirileridir.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Bi'set’in en büyük getirisi olan tevhid hakkında şöyle buyurur: Peygamberimizin –s– ve diğer tüm peygamberlerin esas mesajı olan Lailahaillallah’ın anlamı şöyle ki, insanın yaşamında, seçtiği yolda ve yaşam tarzında tağut ve şeytani güçlerin müdahale etmemesi, insanları heva, heveslere ve nefsani isteklere doğru sürüklememesi gerekir. Eğer tevhid İslam’ın beyan ettiği gerçek manada ve tüm peygamberlerin getirdiği mesajda beyan edildiği gibi olur ve Müslümanların ve beşeri toplumların yaşamında aynen uygulanırsa, insanlar hakiki saadete, dünyevi ve uhrevi kurtuluşa erecektir. Beşeriyetin dünyası abad olur ve bu dünya insanların hakiki tekâmülüne hizmet eder.

Ayetullah Hamanei Bi'set’i bir nevi uyandırma şeklinde yorumluyor ve Bi'set olayı ilkin Hicaz yarımadasında ve daha sonra o çağın dünyasında yirmi küsur yılda büyük bir değişim yarattığını belirtiyor.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Allah Resulü’nün –s– Bi'set’in den önceki sosyal ve kültürel şartları şöyle anlatıyor:

Nebi’yi ekremin –s– Bi'set’i beşeriyet için yeni bir yolun başlangıcıydı. Bu mesajın geldiği yer, çok kötü ve katlanılması zor bir ortamdı. Bu dünya maddiyata batma ve çekilme dünyasıydı. Hayvani huyların dünyasıydı, zorbaların ve güçlülerin hastalık dünyasıydı. Ayrımcılık, fesat, zulüm, şehvet ve laubalilik dünyasıydı. Bu durum sadece Hicaz’la sınırlı değildi. O dönem Arabistan’ı çevreleyen iki büyük devlet yani Sasani İran ve Roma imparatorluğunda da aynı sorunlar vardı.

Bi'set’ten önceki o karanlık çağda Arabistan topraklarının çevresindeki bölgelerde bilim ve medeniyet, o çağın ölçeklerine göre vardı. Hatta saltanat iktidarlarında protokol ve düzen hâkimdi ve bu devletlerde mutlak iktidardan kaynaklanın bir nevi disiplin hâkimdi. Fakat buralarda yok olan şey, insaniyet nuru ve faziletti.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’ye göre o çağın sorunu, tüm halk kesimleri ve dünyanın her yerinde toplumlarda Allah’tan başka hâkimiyetlere, tağutların hâkimiyetini, zulmün hâkimiyetine ve sınıfların farklılığına alışmıştı. Ayetullah Hamanei bu konuyu şöyle izah ediyor:

O toplumda adaletten hiç bir iz yoktu, güçlüler, zorbalar ve ağalar insanların canına ve malına musallattı. Resulullah efendimiz –s– ahlak, hoşgörü, insaf ve sevgi abidesiydi, fakat o toplumda bu tür şeyler gerçek manada kıttı. Çok sert, zorba ve zora boyun eğen bir toplumdu; ahlak ve maneviyattan uzak, ilimden uzak, nefsani heveslerin eseri, cahiliye bağnazlıklarının esiri, yersiz ve gereksiz kibirlerin esiriydi. Böylesine zorlu ve irticai bir ortamda, böylesine kurak ve susuz bir çölde işte bu fidan yeşerdi. 13 yıl bu zorlu şartlarda gelişti ve bu 13 yılın sonu bir devletin kurulmasıyla sonuçlandı. İlim, adalet, tevhid, maneviyat, ahlak ve keramete dayalı bir toplum oluştu.

Evet, Allah Resulü –s– Bi'set’iyle zilleti izzete dönüştürdü. Vahşiliği kardeşlik yaptı, asabiyeti hoşgörü ve düşünmeye çevirdi, cahilliği ilim yaptı ve öylesine güçlü bir temel oluşturdu ki Müslümanlar asırlar boyu dünyada medeniyetin zirvesine musallat oldu ve beşeriyet tarihinde emsalsiz başarılara imza attı.

İslam Peygamberi’nin Bi'set’inin çeşitli boyutları söz konusudur. Bu hadisenin sonucunda beşeriyeti aydınlatan nur huzmesi bir iki değildir. İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şimdiye dek bir çok kez Bi'set’in çeşitli boyutları hakkında beyanatta bulundu, fakat çağımızda Bi'set’in çeşitli boyutlarından iki boyutunun ön plana çıktığını vurguladı. Ayetullah Hamanei bu iki boyutu şöyle beyan ediyor: Bugün beşeriyet Bi'set’ten kaynaklanan iki hareket mutlak surette ihtiyaç duyuyor. Bunlardan biri ahlakın tezhibidir ve diğer düşünceyi harekete geçirmek. Eğer bu iki mesele gerçekleşirse, beşeriyetin eski istekleri yerine getirilmiş olur. Allah Resulü –s– bizzat buyurmuştur: Ben seçkin ahlaki özellikleri tamamlamak üzere seçildim. Kur'an'ı Kerim’in Cuma suresinin 2. ayeti de şöyle buyurur: Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.

Böylece Allah Resulü’nün –s– Bi'set’inin bir amacı nefisleri tezkiye etmek ve eğitmek, gönülleri aklamak, beşeri ahlakı yüceltmek ve insanları nefsani şehvetlerden ve ahlaki zafiyetlerden kurtarmaktır. Düşünme meselesi de önemli bir meseledir ve sadece bizim peygamberimize özgü değildir ve tüm peygamberler insanlarda düşünme gücünü ihya etmek üzere seçilmiştir. İmam Ali –s– bir hutbesinde bu konuya işaret ederek, peygamberlerin insanların içindeki düşünce hazinelerini bulmak ve çıkarmak için seçildiğini buyurur.

Günümüzde insanlar maddiyata, aşırı lezzet ve zevklere batmak suretiyle aslında nur ve yücelme yolunu kaybetmiştir. Belki de bu hastalığın çaresinin ne olduğunu da bilmemektedir.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei nefsin tezkiyesi ve düşünce gücünün kullanılması bu hastalığın ilacı olduğunu belirterek şöyle buyuruyor:

Bugün biz bu ahlaki terbiyeye son derece muhtacız. Tezkiye ve kitap ve hikmet öğrenmek, insanın içten değişmesidir... Yani düzelmesidir, yani iyileşmesidir ve kötülüklerden, alçaklıklardan, kusurlardan ve insanın içinde olan ve onu fesada sürükleyen şeylerden kurtulmasıdır. Düşünme de aynı ölçüde önemlidir. Biz insanlar düşünmek için içimizde muazzam yetenek hazinesine sahibiz. Eğer düşünmezsek, eğer mutalaa etmezsek, eğer ilahi ayetlerin üzerinde durmazsak, eğer tarihimizi, geçmişimizi, beşeriyetin başına gelen şeyleri, eski sorunlarını, milletlerin zafer sırrını düşünmezsek, o zaman Allah’ın bizlere sunduğu bu manevi hazineden mahrum kalmış oluruz.

Allah Resulü’nün –s– Bi'set’i yüce bir hedeftir ve bu hedefe ulaşmamız gerekir. Bi'set, her türlü hastalığın şifasını içinde barındıran mükemmel bir reçete gibidir ve beşeriyetin tüm ahlaki, siyasi, sosyal ve kültürel dertleri bu reçete ile tedavi edilir. Bizim görevimiz Bi'set’in hedeflerine ulaşmaktır.

Bu konuda İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şöyle buyurur:

Kur'an'ı Kerim’de Bi'set hakkında okuduğumuzda, Kur'an'ı Kerim son din ve son Resulün gelmesiyle tüm beşeriyetin nefsi tezkiye olacak veya tezkiye oldu demek istemiyor. Eğer peygamber efendimiz –s– ve İslam dini adaleti inşa etmek ve mustazafları kurtarmak ve canlı cansız her türlü putu kırmak için geldi diyorsak, bunun anlamı bu parlayan güneş doğduktan sonra artık insanlar zulümle karşılaşmayacak anlamına gelmez. Artık tağutlar olmayacak ve beşeriyeti hiç bir put hüküm sürmez anlamına gelmez. Demek ki Bi'set’in nihai hedefi insanların kurtuluşu demenin manası başka bir şeydir. Bunun manası şu ki peygamber efendimiz –s– ve İslam’ın insanlara verdiği şey tüm devirlerde şifa veren bir reçetedir. İnsanların cahilliğini tedavi eden reçetedir, zulme karşı direniş reçetesidir, ayrımcılığa karşı, zayıfların zorbaların pençesinde ezilmelerine karşı direniş reçetesidir, beşeriyetin yaratıldığı günden beri şikayette bulunduğu tüm acıların reçetesidir. 015