Haziran 16, 2018 19:37 Europe/Istanbul

Ey insanlar, Ramazan ayının güneşi oruçlu erkeklerin ve kadınların üzerine rahmet saçıyor ve ayı da onların üzerine rahmet nurunu yağdırıyor ve Allah tealanın bu ümmetin başına iyilik saçmadığı hiç bir gece veya gündüz yoktur.

O zaman kim bu ilahi nimetin akışından zerre kadar yararlanırsa, Allah ile buluşacağı günde yüce Allah onu sayacaktır ve Allah hangi kulunu sayarsa, onun yeri cennettir.

 

 İmam Ali -s- bu güzel vecizeleri ile Kufe camiine mübarek Ramazan ayını anlatırken Hamdan aşiretinden adamın biri ayağa kalktı ve şöyle dedi: Ya Emirülmüminin, senin habibin Ramazan ayı hakkında buyurduklarından daha fazla anlat.

İmam Ali -s- bu kez İslam Peygamberi’nin -s- buyurduklarından bazı noktaları beyan etti.

 

Sözün sonunda Hamdanlı adam şöyle dedi: Ya Emirülmüminin, ilk ve son efende sana bu ay hakkında anlattıklarından daha fazla anlat. İmam Ali -s- şöyle buyurdu: en üstün peygamber ve elçi ve meleklerin sevdiği şöyle buyurduğunu duydum: vasilerin efendisi ayların efendisi olan ayda katledilecektir.  Ben sordum: Ya Resulullah, ayların efendisi hangisidir ve vasilerin efendisi kimdir? Resulullah -s- şöyle buyurdu: ayların efendisi Ramazan ayıdır ve vasilerin efendisi sensin ey Ali. Ben sordum: ya Resulullah, acaba böyle olacak mı? Resulullah -s- şöyle buyurdu: Evet, Allah’ıma and olsun, benim ümmetimden en bedbaht olan biri kalkıp başına bir darbe vuracak ve sakalların akan kana boyanacak.

Bu sözleri duyan halk ağlamaya başladı ve Ali -s- hutbesini sonlandırarak yavaşça minberden indi.

 

Evet, Ramazan ayı yarıdan geçti ve mübarek Kadir gecelerine geldi. Şimdi adalet yolunun büyük şehidi ve muttakilerin önderinin adı ve yadı, ona hayran olan canlara o sabah vaktini hatırlatıyor, o sabah ki Hz. Ali’nin -s- mübarek başı ibadet mihrabında adaletinin şiddetiyle yarıldı.

Mihrap her seher vaktinde olduğu gibi her zamanki bekçisini kendine çağırdı ve Ali -s- aşk ve ibadet fısıldaması ile son secdesini yaptı ki birden karanlığın içinden bir kılıç parlattı ve Arş sarsıldı ve mihrap cennet kapılarından bir kapı oldu ve Ali -s- kurtuldu.

 

İmam Ali -s- eşsiz bir şahsiyettir ve tarih boyunca da büyüklerin büyük takdirini toplamıştır. O hazret coşkulu bir genç ve gençlerin örneğiydi. Basiret ve uyanık olmak bir an bile ondan ayrılmadı. İmam Ali -s- şöyle buyururdu: Allah seni hür yarattı, o zaman başkasının kulu olma.

İmam Ali -s- hak ve doğru yol üzerinde ısrar etti. Adaleti ile İslamî adaletin abidesi ve devlet adamlarının örneği oldu ve böylece Alman şair Janeyn’in belirttiği üzere: Ali’yi sevmekten ve ona hayran olmaktan başka çaremiz yoktur, zira şerif ve büyük bir gençti, pak vicdanı vardı, iyilik ve mihribanlıkla dolup taşmış ve kalbi yardım ve fedakarlık doluydu. O arslandan daha cesurdu, fakat aynı zamanda narin kalpli, lütuf ve merhamet ve duygu doluydu.

 

İmam Ali -s- ilahi hükümetin simgesi, Kur'an'ı Kerim ayetlerinin Müslümanların arasında tecellisi ve kafirlere karşı şiddet ve insanlara karşı sevgi ve şefkat abidesiydi. Fukarayı kendine yakınlaştırıyor ve zayıflara özel ilgi gösteriyordu. Para ve güçle kendilerini haksız yere ön plana çıkaranlar İmam Ali -s- gözünde başkalarından farksızdı.

İmam Ali -s- iktidarın başına geçtiğinde ona şöyle dediler: sizin bugün işinizin ilk günüyken nüfuz sahibi insanları görevden almanız hükümetiniz ve hilafetinizin maslahatına değildir.

 

İmam Ali -s- ise bu kesime şöyle cevap verdi:

Siz Ali’den zaferi, sorumluluklarını üstlendiği insanlara zulmederek elde etmesini mi istersiniz?! Bilin ki dünya dünya kaldığı sürece ve alemin haritası bu minval ile devam ettiği sürece Ali bin Ebu Talib bunu yapmayacaktır.

Gerçekten de Ali -s- gözünde ve kalbinde değerli olan şey, iman, takva, ihlas, cihat ve insaniyetti. Ali -s- adalettalepliği ile beş yıldan daha az bir süre iktidarın başında bulundu.

 

Aslında İmam Ali’nin -s- yüce Allah karşısında şevki ve coşkusu ve hak teala katına sürekli ibadeti, en belirgin özelliği olduğu söylenebilir, ki bu da o hazretin hak teala zatına yönelik derin tanımı ve marifetindendi. İmam -s- şöyle buyururdu: ey yüce Rabbim, ben sana cezandan korktuğum veya cennetine tamah ettiğim için tapmadım. Ben sana tapmaya şayeste olduğun için taptım.

 

Ramazan ayında ibadet ve geceleri uyanık geçirmek, İmam Ali’nin -s- esas programlarındandı. İmam -s- bu konuda şöyle diyordu: Ramazan ayında bol dua ve istiğfar edin, zira dua afetleri ve sıkıntıları sizden uzaklaştırır ve istiğfar günahlarınızı siler.

Ramazan ayı yarısına geldiğinde İmam -s- arkadaşlarına şöyle buyururdu: mübarek Ramazan ayı yarıya geldi ve bu aydan geriye kalan şey, yavaş yavaş sona eren bir hazine gibidir. Acele edin ve toplayabildiğiniz kadar bu hazineden kendinize bir avuç saklayın ki gerektiğinde başkalarına muhtaç olmayın.

 

Subhan Allah’a ibadet ve itaat etmek, ilahi ziyafetin gizli hazinesidir. İmam Ali -s- ibadet alemini coşkulu ve cümbüşlü bir seyir ve seyahat alemi olarak bilirdi. Bu dünya baştan başa aydınlık, samimiyet, safa ve dürüstlük doluydu. O hazret bu sır dolu dünyanın güzelliğini ibadet ışığında kerametlerle beyan ederek şöyle diyordu: melekler onları sarmıştır, onlara huzur inmiştir, melekut kapıları yüzlerine açmıştır, ilahi sonsuz lütfun konumu onlar için hazır hale getirilmiştir. Allah teala onların kullukla elde ettikleri derecesini görmüş ve amellerini benimsemiş ve makamlarını takdir etmiştir. Onlar Allah’ı çağırdıklarında ilahi mağfiret ve hoşgörü kokusunu alır ve günahın karanlık perdelerinin aralandığını hisseder.

 

 

Kur'an'ı Kerim tilaveti tüm zamanlarda insanın ruhunu tazeler ve neşe kazandırır. Ancak mübarek Ramazan ayın ve Kadir gecesi bu feyze nail olmak için daha uygun bir zamandır.

İmam Ali -s- de Kur'an'ı Kerim tilavetinden başka öğretilerine amel edilmesine vurgu yaparak şöyle buyururdu: Allah için, Allah için, Kur'an'ı Kerim’e amel etmekte sakın başkaları sizi sollamasın.

İmam Ali -s- ayrıca şöyle buyururdu: Kur'an'ı Kerim’in zahiri hidayet ve cehennemden kurtulmaktır, eğer zahiri emirlerine amel ederseniz yüce Allah sizi bağışlar ve verdiği sözleri yerine getirir. Ancak Kur'an'ı Kerim’in kalbi, sesi ebedi yaşamdan haber veren bir kanı pompalar, kimin organları bu kalpten kan alırsa her daim sağlıklı ve neşeli olur.

 

 

Yoksulluğu gidermek ve mağdurlara yardım etmek, İslam’ın önemli öğretilerinden sayılır. Bu konu, Kur'an'ı Kerim Müslümanların malından yoksullar için özel bir hak belirleyecek kadar önemlidir.

İmam Ali -s- şehadet yatağına uzandığında, yetim çocuklar bir kaç gün aç kaldı ve ancak o zaman onlara her zaman ekmek getirenin İmam Ali -s- olduğunu anladı. İmam Ali -s- mübarek Ramazan ayında ve özellikle Kadir gecelerinde insanlara yiyecek götürüyordu.

 

 

Rivayetlere göre: İmam Ali -s- halka etle hazırlanmış yemekleri iftarda verir,  fakat kendisi yemezdi. Onlar yiyecekten el çekince, onlara hutbe okur ve vaazde bulunur ve şöyle buyururdu: bilin ki esas kriter sizin dininizdir ve sizi koruyan takvanız ve ziynetiniz edebiniz ve onurunuzu koruyan sabırdır.

İmam Ali -s- ayrıca şöyle buyururdu: eğer isteseydim kendime baldan ve buğdaydan yiyecek ve ipekten elbise yapabilirdim, ancak nefsimin bana galip gelmesine asla müsaade etmek, hem de Hicaz veya Yemen’de bazı insanlar yiyecek bulamazken, ya da bazıları aç yatarken ben tok yatayım.

 

 

Allah’ın selamı Resulullah’ın -s- kardeşi ve halefinin üzerine olsun. Selam olsun marifet ve aşk ve ihlasla ilahi ziyafetten saadet ve mutlulukla çıkanlara.