Davet - 24
Müminleri birbirinin kardeşi ilan eden ve üstünlük kriterini de takva olarak belirleyen İslam dini İslam ülkeleri arasında da vahdet ve kardeşlik olmasını arzu eder. Nitekim bugün İslam Peygamberi’nin -s- bir çok izleyeni hala bu büyük arzuya ve müslümanların arasında büyük ve hakiki vahdete kavuşmayı istemektedir.
Bugünkü davet adlı sohbetimizi dünya Kudüs günü arifesinde sizlerle paylaşıyoruz. Bu yüzden sohbetimizi vahdete ve mübarek Ramazan ayının müslümanların vahdeti üzerindeki etkilerine ayırdık.
Vahdeti korumak ve tefrikadan kaçınmak, İslam Peygamberi -s- ve masum imamlar -s- ve evliyaların siyeridir. Kur'an'ı Kerim de nurani ayetlerinde müslümanları vahdete ve tefrikadan uzak durmaya davet ederek şöyle buyurur: hep birlikte Allah’ın ipine sarılın ve tefrikadan kaçının.
Yüce Allah semavi Kur'an'ı Kerim kitabında müslümanların vahdeti hakkında bir çok ayet nazil etmişti ve bunu defalarca vurgulamıştır. Şii sünni, tüm İslamî mezheplerin müfessirlerinin belirttiğine göre Kur'an'ı Kerim’in tümü bir arada ve bir anda Ramazan ayının Kadir gecesinde nazil olmuştur. Hiç bir müslüman Kur'an'ı Kerim’in tüm beşeriyetin hidayeti ve saadetinin bildirgesi olduğundan kuşkusu yoktur
Kur'an'ı Kerim Bakara suresinin 185. Ayetinde şöyle buyurur: O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi.
Kur'an'ı Kerim’in bu ayetine göre bu semavi kitap tüm insanları hidayete erdirmek üzere nazil olmuştur. Yani bu kitap sadece vahdet etkeni olmakla kalmıyor, aynı zamanda İslamî vahdetin zeminlerini ve yollarını da sunuyor.
Kur'an'ı Kerim Hz. Muhammed’i -s- vahdet ve kardeşliği yaygınlaştırmanın bayraktarı olarak tanıtıyor ve o hazretin iyi ahlakını takdir ediyor. Gerçekten de İslam Peygamberi’nin -s- siyeri müslümanların arasında vahdet ve yakınlaşama yaratan bir siyerdir. Allah Resulü -s- hicretin ilk yılında muhacirlerle ensar arasında kardeşlik bağı kurdu ve onları birbiriyle kardeş ilan etti. Müslümanlardan bu iki grup ırk, iş, eğitim, yetişme ortamı gibi konularda birbirinden farklıydı ve bu durumun aralarında ihtilaf ve tefrikaya yol açmasından endişe ediliyordu. Bu yüzden İslam Peygamberi -s- aralarında kardeşlik ve yakınlık oluşturdu ve böylece müslümanlara vahdetin yüksek önemini gösterdi.
Müslümanlar da İslam Peygamberi’ni -s- ve Kur'an'ı Kerim tealimini izleyerek sürekli ortaklıkların peşinde olmaları ve tefrikadan kaçınmaları gerekir. Kur'an'ı Kerim’de üzerinde vahdet etkeni olarak durulan noktalardan biri de bereketli ve feyz dolu mübarek Ramazan ayıdır. Ramazan ayını İslam dünyası genelinde birlik ve beraberlik simgesi nitelemek mümkün. Bu ayda oruç tutma ibadeti tüm İslamî mezheplerde ve tarikatlarda ortak ve görmeye değer bir davranıştır. Sanki bu ayda müslümanların yaşam tarzı bir olur.
Mübarek Ramazan ayında müslümanlar hangi ırka, renge, milliyete ve etnik gruba mensup olursa olsun bu aya saygı duyar ve oruç tutarak dini vecibelerinden birini yerine getirir. Tüm müslümanlar Ramazan ayında sahura kalkar ve sahur için hazırladıkları yemeği yedikten sonra namazını kılar, Kur'an'ı Kerim tilavet eder ve Allah tealaya münacatta bulunur. Müslümanlar bu ayda sabah ezanından akşa ezanına kadar oruçludur ve yetimlere bakmak, yoksullara yardım etmek ve iftar vermek gibi iyi amellerle Allah katına yakınlaşmaya çalışır.
Mübarek Ramazan ayı, müslümanların bir nevi iç değişim yaşayan ve bunun sonucunda yaşamları önemli ve müspet değişikliklere uğrayan aydır. Bu mübarek ayda dünya genelinde yaşayan müslümanlar tek bir ümmet haline gelir ve birlikte Allah tealaya ibadet eder. Özellikle Kadir gecelerinde insanların camilerde ve kutsal mekanlarda toplanmaları ve toplu halde dua etmeleri ve Kur'an'ı Kerim’i başlarına koymaları ve Allah tealadan af dilemeleri ayrı bir güzelliktir.
Allah’ın evi Kabe müslümanları adeta bir mum gibi Mekke kentinde kendi etrafında topladığı gibi Ramazan ayı da adeta geniş bir sofra gibi müslümanları bir araya getiren ve aralarında vahdet ve birlikteliğe vesile olan bir aydır. Tüm müslümanlar Kadir gecesinin azametini ve istisna bir fırsat olduğunu bilir ve zamanının şia müslümanların 21 veya 23. gece olması ve ehli sünnetin bundan başka 27. gece olmasına inanmaları gibi cüzi ihtilafların dışında aslı üzerinde hemfikirdir. Dolaysıyla şia ve sünni başta olmak üzere tüm mezheplerin izleyenleri Kadir gecesinin feyzine nail olabilmek için her üç geceyi ibadetle geçirebilir ve ihla meclislerine katılmak ve cevşeni kebir ve mücir dualarını okumakla feyz alabilir.
Mübarek Ramazan ayında vahdete vesile olan ibadi davranışlardan biri de itikaf amelidir. Yüce Allah’ın Kabe’yi inşa eden Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’e bu beyti tavaf edenler, namaz kılanlar ve itikaf edenler için temiz tutmayı emretmiştir. Allah teala bakara suresinin 125. ayetinde şöyle buyurur:
Ayrıca İbrahim ile İsmail'e şöyle ahid verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutun!"
Tüm İslamî mezheplerin fakihlerine göre itikaf ameli, mustahap amellerdendir ve mübarek Ramazan ayının son on gününde yerine getirilmesi nebevi sünnetin vurgu yaptığı bir amel sayılır. İtikaf, uzun süre ibadet için bir mekanda kalmaktır. İtikaf amelinin iki erkanı vardır. Bunlardan biri camilerde kalmak ve ikincisi de oruç tutmaktır. Gerçi bu ibadet bireysel bir ibadettir ve herhangi bir zamana özel değildir, ancak plan yaparak ve nebevi sünneti izleyerek toplu ibadet haline getirilebilir.
Günümüzde itikaf ameli toplu ve vahdet eksenli bir ibadet olarak Ramazan ayının son on gününde bir çok İslam ülkesinde başta gençler olmak üzere oruç tutan insanların katıldığı bir ibadet haline gelmiştir. Bunun sebebi ise bu ibadetin müslümanların arasında vahdet ruhunu geliştirmesi, kalpleri birbirine yakınlaştırması, dini maarif bilincini arttırması, Allah katına yakınlaşma duygusunu derinleştirmesi, ahlakın iyileşmesi, ruhun hafiflemesi ve huzura kavuşmasıdır. Tüm bu vahdet yaratıcı tesirler başlı başına bu ibadi irfani amelin doğruluğunu ortaya koyar. Bu amel İslamî vahdetin temelini, yani tevhid inancını güçlendirir ve sonuçta kardeşlik ruhunu takviye eder.
Gerçekte müslümanlar mübarek Ramazan ayının feyzleri ve bereketlerinden yararlanarak aralarında vahdet ruhunu geliştirebilir ve bu yönde olumlu adımlar atabilir. İslamî vahdetten maksat, müslümanların kendi mezheplerini korumakla beraber tevhid, Kur'an'ı Kerim, İslam Peygamberi -s-, nebevi sünnet ve siyer, maad ve kıyamet gününe inanç gibi ortaklıkları temelinde gönül birlikteliğine kavuşmaları ve İslam ümmetini parçalayacak dini, siyasi veya ırka dayalı ihtilaflardan kaçınmalarıdır.
Müminleri birbirinin kardeşi ilan eden ve üstünlük kriterini de takva olarak belirleyen İslam dini İslam ülkeleri arasında da vahdet ve kardeşlik olmasını arzu eder. Nitekim bugün İslam Peygamberi’nin -s- bir çok izleyeni hala bu büyük arzuya ve müslümanların arasında büyük ve hakiki vahdete kavuşmayı istemektedir.
Bugün Filistin ve Kudüs meselesi gibi İslam dünyasının önemli konularına baktığımızda hala bir çok İslamî güçlü devletin bu konuda vahdet içinde olmadıkları anlaşılır. Maalesef bazı İslam ülkelerin müslümanların vahdetinin aksine Amerika ve gaspçı rejim İsrail’in sıkı müttefikleridir
Bugün İslam dünyasında göze çarpan en önemli sorunlardan biri, her müslümanın yüreğini yakan kardeş kavgesi ve kardeş kardeşi öldürmesidir. Eğer mübarek Ramazan ayının bol bereketlerine ve açılan geniş ilahi sofraya bakacak olursak, bu ayın hepimizi bir araya getirdiğine şahit olduktan sonra İslam dünyasının yürek yakan sorunlarına çare olabileceğini anlarız. Gerçi düşmanlar ve kinciler türlü komplolarla mülümanların arasında ihtilaf ve tefrika çıkarma peşindedir, ancak müslümanların uyanık olması ve düşmanı tanıyarak tevhid ekseninde vahdetini koruması hiç kuşkusuz zafer kazanmalarına vesile olur.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu konuda şöyle diyor:
Şimdi artık İslam dünyasının kendine gelme ve doğru ilahi yolu ve kurtuluş yolunu seçme zamanı ve bu yolda emin adımlarla ilerleme vakti gelmiştir. Şimdi artık İslam dünyasının vahdetini koruma ve tüm İslamî kesimlere zarar veren ortak düşmana, yani istikbar ve siyonizme karşı birlik olma zamanı gelmiştir. Şimdi artık İslam dünyasının ortak slogan atma ortak propaganda yapma ve ortak bir yolu izleme zamanı gelmiştir. Bu durum inşaallah Allah teala tarafından da ilahi yasalar ve sünnetlerce de onaylanır ve ilerlemeye devam eder.