Davet - 26
Mübarek Ramazan ayında her vacip namazın ardından okunması tavsiye edilen dualardan biri ferec duasıdır. Bu dua, hangi ırktan, dinden, soydan, inançtan ve cinsten olursa olsun, tüm muhtaç insanlar içindir.
İslam Peygamberi -s- müarek Ramazan ayı için şöyle buyurur:
Bu ayda fukaraya ve miskinlere sadaka verin ve büyüklerinize ikramda bulunun ve küçüklerinizi sevin ve sıla-i rahim edin ve dillerinizi koruyun ve gözlerinizi ona bakmak haram sayılan her şeyden sakındırın ve kulaklarınızı dinlenmesi haram olan her sözden koruyun ve yetimlere şefkatli davranın ki sizin yetimlerinize şefkatle davransınlar ve Allah teala katına günahlarınız için tevbe edin.
Mübarek Ramazan ayında Allah tealanın rahmeti her zamankinden daha bollaşır. Bu ay segi, rahmet, ümit ve nimet doludur. Yüce Allah bu ayda zayıf kullarını sonu ilahi hoşnutluk ve cennet olan yola davet eder. Gerçi bu yolu herkes tek başına katetmeyebilir ve maksadına ulaşmayabilir, ancak Allah teala bu ayda tutulan oruçla ona yardımcı olur ve burada kulun günahkar veya Allah’ı anmak ve zikretmekten başka hiç bir şeyi düşünmeyen biri olması farketmez.
Oruç ibadeti insanda mustazaf kesimle yardımlaşma ruhunu geliştirir. Oruçlu insan çektiği açlık ve susuzlukla duyguları gelişmeye başlar ve aç ve yoksul insanların halini daha iyi anlar ve yaşamında başkalarının hakkını çiğnemeyeceyği ve mağdurların acılarından gafil olmayacağı bir yol açılır.
İmam Sadık’tan -s- ünlü bir hadise göre Huşam bin Hekem orurcun teşri sebebini sorar. İmam -s- şöyle buyurur: Oruc fakirle gani arasında eşitlik sağlanması için vacip kılınmıştır, ve bunun sebebi ganinin açlığın tadına varması ve fakire karşı kendini borçlu hissetmesi içindir, zira gani istediği her an istediği her şeyi elde edebilir, Allah teala kulları arasında eşitlik olmasını ve açlığın ve acının tadını ganilere tattırmayı ve böylece onların fakirlere ve aç insanlara acımalarını ister.
Mübarek Ramazan ayında ilahi rahmet kucağı her zamankinden daha çok açıktır ve tüm kulları keramet sofrasına davet eder. Bu sofraya gani fakir, herkes davetlidir ve hepsi birbirinin sorunlarının bertaraf olması için dua eder. Bu dualar dostluk çeşidindendir ve tüm insanları hangi dinden ve inançtan olursa olsun gözetler. Bu dualardan biri ferec duasıdır. Bu değerli ve güzel ve tüm insanlara sevgiyi gözetleyen duada şöyle deniliyor:
Rabbim, tüm ölülere şadlık ve neşe nazil eyle.
Rabbim, tüm muhtaçlarıın hacetini yerine getir.
Rabbim, alemin tüm aç insanları doyur.
Rabbim alemin tüm çıplaklarını giydir.
Rabbim tüm borçluların borcunu öde.
Rabbim, tüm hüzünlü insanların sorunlarını çöz.
Rabbim, vatanından uzak kalanları vatanına geri götür.
Rabbim, tüm esirleri azad eyle.
Rabbim, kötü halimizi iyi hale çevir.
Ferec duası tamamen sosyal bir duadır ve hangi cinsten ve soydan ve ırktan olursa olsun, tüm muhtaçlar içindir. Bir müslüman için ister müslüman ister gayri müslim olsun veya dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, başka insanlara yardım etmeyi kendine bir görev olarak bilir. Müslüman insan benlik ve bencillik kabuğundan sıyrılarak kendisi için istediği her şeyi başkası için de ister. Bu yüzden mübarek Ramazan ayının dualarında genelleme söz konusudur, örneğin Rabbim tüm yoksulların hacetini gider, tüm açları doyur ve bunun gibi durumlar.
Gerçekte ferec duasının sevgi çemberi yeryüzünde yaşayan tüm insanları kapsayacak kadar geniştir ve insanların arasında hiç bir sınır görülmemektedir ve hatta geçmişleri bile kapsar ve onların ruhunun şad olması için Allah’a yalvarılır: Rabbim tüm ölülerin ruhuna şadlık ve neşe nazil eyle.
İnfak, İslam dininde servetin dengelenmesi için üzerine vurgu yapılan önemli amellerden biridir. İnfak, insan sevdiği malından vaz geçtiği zaman doruk noktasına ulaşır. Bazıları infakın insan ancak infakta bulunduğu mala ihtiyacı olmadığı zaman reva olduğunu aksi takdirde caiz olmadığını düşünür. Oysa gerçek hayırsever olabilmek için insan sevdiği maldan infakta bulunması gerekir. nitekim Al-i İmran suresinin 92. Ayetinde şöyle buyurur: Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.
Yani başka insanları kendinizden daha çok sevin ve sevdiğiniz malınızdan onlara hediye verin.
Bu ahlaki anlayış doğrultusunda Hz. Fatıma -s- düğün gecesinde gelinliğini bir yoksul insana bağışlar ve Allah Resulü -s- bu konuyu farkettiğinde kızına sorar: yeni elbisen nerede? Hz. Fatıma -s- şöyle der: onu bir fakire bağışladım. Allah Resulü -s- şöyle buyurur: eski elbisine bağışlasaydın. Hz. Fatıma -s- sevgili babasına şöyle der: o sırada Kur'an'ı Kerim ayeti aklıma geldi ki sevdiğiniz şeyi infakta bulunun diye buyuruyor ve bu yüzden ben de sevdiğim yeni elbisemi o dilenciye bağışladım.
Bu rivayet İslam dini çıplak insanları giydirmeye ve mağdurların ihtiyaçlarını karşılamaya önem verdiğini ve bunun için de bazı tealimleri bulunduğunu ortaya koyuyor. Yine ferec duasında da Allah’tan tüm çıplakları giydirmesi niyaz ediliyor.
Ferec duasının bir bölümünde yüce Allah’tan hüzünlü olan insanların sorununu çözme niyaz ediliyor. Gerçekte bireyleri üzüntülü olmayan bir toplum neşeli ve canlı bir toplumdur ve bu toplumda yaşayan insanlar hiç bir zaman başkalarının huzurunu bozmaya ve anormal davranışlarda bulunmaya ve toplumun düzenini tahrip etmeye kalkışmaz. Şad bir toplumda insanlara Allah katına daha da yaklaşır. Bu yüzden Allah Resulü -s- şöyle buyurur: kim bir mümini şad ederse beni şad etmiş olur ve kim beni şad ederse, Allah’ı şad etmiş olur.
Bir mümini yedirerek, bir fakire yardım ederek, bir yolda kalana evine ulaşmakta yardım ederek, bir borçlunun borcunu ödeyerek onları şad etmek mümkün.
Ferec duasında sevgi ve şefkatte müslüman ve gayri müslim ayrımı yapılmaz. Bu nokta, İnsan suresinde anlatılan macerada gayet net ve belirgindir. Bu maceraya göre Allah Resulü’nün -s- ehli beyti, yani İmam Ali -s- ve Hz. Fatıma -s- ve oğulları Hasan -s- ve Hüseyin -s- oruç tutar ve iftarlıklarını üç muhtaç insana verir. Bu üç muhtaç insan Kur'an'ı Kerim’in belirttiği üzere bir miskin, bir yetin ve sonuncusu da bir esirdir. Bu infakta dikkat çeken nokta esire yardım etmektir. O dönemde savaşlar İslam ordusu ile küfür ordusu arasında gerçekleştiğinden o esir hiç kuşkusuz İslam dinine karşı savaşan ve mülümanların elinde esir düşen kafirlerden biriydi, ancak ehli beyt -s- fertleri kendileri ihtiyacı olduğu halde iftarlıklarını o esire verir. Dolaysıyla ferec duası tüm esirleri de kapsar.
Ramazan ayı, Kur'an'ı Kerim’in nazil olduğu aydır ve Kur'an'ı Kerim’in nuru ve hidayeti şeytani sıfatları yok ederek yerine rahmani sıfatları yerleştirebilir. Yani ihanet yerine emanet, düşmanlık yerine dostluk, küfür yerine şükür, kötülük yerine iyilik, hüsran yerine umut, ve nefsani heva ve hevesleri izlemek yerine Allah rızasını elde etmeyi yerleştirebilir ve sonuçta kötü halimizi iyi hale çevirebilir. Kötü hal, şeytani ve nefsani amel ve düşüncelerden ibarettir ve mihriban ve rahim olan Allah’tan bunu iyi hal çevirmesini niyaz etmek gerekir. bu yüzden ferec duasında bu niyaz gündeme gelmiştir.
Ve bu duanın son sözü de insanların her daim peşinde olduğu ideal bir toplumdur tüm peygamberler, evliyalar, salih insanlar bu tür bir toplumu inşa etmek için çaba harcamış ve bu uğurd canını bile feda etmiş ama çeşitli sebeplerden ötürü da bu toplum gerçekleşmemiştir. Buna göre kurtarıcıyı bekleyenlerin inancına göre bu dua ve içinde gündeme getirilen tüm talepler ancak İmam Zaman -s- iktidarı döneminde gerçekleşebilir ve ferec duası aslında beşeriyetin kurtarıcısı Hz. Mehdi’nin -s- zuhuru için yapılan duadır.