Haziran 30, 2018 21:11 Europe/Istanbul

Sohbetimizin başında ellerimizi ilahi kata doğru kaldırıyor ve ondan acizane bize mübarek Ramazan ayının eşsiz fırsatlarından daha fazla yararlanma tevfikini inayet buyurmasını niyaz ediyoruz.

Geçen bölümde en son mümin ve muttaki kulların ebedi cennete girerken meleklerin onları selamladığını Kur'an'ı Kerim dilinden size anlattık ve bu durum mümin kulların mutlu sonu olduğunu beyan ettik.

Cennet, takvalı mümin kulların alacakları mükafatın küçük bir bölümüdür. Onlar daha fazla çaba ile takvadan daha çok toplayarak iman ve takva zirvesini fethedebilir ve böylece ilahi kata yaklaşır. Bu yüzden Kur'an'ı Kerim cenneti ve içinde akan nehirleri beyan ettikten sonra onların ilahi katta yüce konumuna işaret ediyor ve şöyle buyuruyor: Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Ve bir başka ayette de şöyle buyurmakta:

Takvâ sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda toplayacağımız gün.

 

Kuşkusuz böyle bir mevkiye ulaşmak ve ilahi kata ulaşmak için bu dünyada takvanın yüce binasını korumak ve sağlamlığına pekiştirmek gerekir ki söz ve amel anormalliğinin depreminden zarar görmesin. Bu arada iman ve takva binasının direncini arttırabilecek önemli etken ilahi emirlere ve Resulullah’ın tealimine mutlak ve has bir şekilde itaat etmektir. Bu yüzden Kur'an'ı Kerim şöyle buyurmakta: ey iman edenler, Allah’a ve peygamberine itaat eden ve kendinizden olan evliyaların emrine kulak verin.

 

Bu eyatte  Allah’a ve peygamberine itaat etmek açık ve bellidir ve güçlü imanı olan ve sağlam takvası olan insanın Allah’a ve peygamberine itaat etmemesi imkansızdır. Bu, tarih boyunca ve şimdiki çağda Allah’ın ve peygamberinin olur ve olmazlarını itaat edenleri, kendilerini Allah’a inanan gibi gösteren fakat Allah’ın ve peygambebrin emirlerine aykırı hareket edenlerden ayırt etmek için açık ve net bir kriterdir.

 

Ayetin bir sonraki noktası yani evliyalara itaat etme konusunda müfessirlerin görüşü farklıdır. Şia tefsirlerinde evliyanın mısdakı ilahi seçkin imamlardır ki onlara itaat etmek, Allah’a ve peygamberine itaat etmek gibidir. Bazıları ise ayetin anlamını genelleştiriyor ve şöyle diyorlar: Allah’ın ve peygamberinin yolunu izleyen ve onların istediği yolda adım atan liderler hakkı ihya edenler ve batıl ile savaşanlardır. Bunlar adaleti inşa eden ve zulüm ve ayrımcılıklara tahammül edemeyenlerdir ve İslam bayrağını göndere çekmek ve küfür bayrağını devirmek isterler. Bunlar evliyaların mısdakıdır ve onlara itaat etmek vaciptir.

 

Buna karşın bazı usullerde veya furu ilkelerinde bir takım ihtilaflar yaşanabilir. Bu tür durumlarda Kur'an'ı Kerim onların görevini belirlemiş ve şöyle buyurmuştur: ne zaman bir konuda anlaşmazlık yaşarsanız onu Allah’a ve peygambere havale edin. Zira Allah ve peygamber ihtilafları gidermek ve vahdet yaratmak için bize yol göstermemeleri imkansızdır.

 

Bu ilke, İslam Peygamberi -s- vefat ettikten sonra unutulan ve bu yüzden İslam dünyasında bir çok ihtilaflara şahit olduğumuz önemli bir ilkedir. Bugün İslam dünyasında her grup bir yol izlemektedir, üstelik izledikleri yolun Allah ve peygamberin yolu olup olmadığına da bakmazlar. Eğer böyle olsaydı kuşkusuz İslam dünyasında vahdet ve dayanışmadan başka bir şey olmazdı.

 

Aslında kimlerin Kur'an'ı Kerim’in yolunu izlediklerini ve ihtilafları bertaraf etmek için Allah’a ve peygambere baş vurduklarını bilmek için ayetin son bölümünü gözden geçirmek gerekir. ayet şöyle buyurmakta: eğer Allah’a ve öbür dünyaya yani kıyamet gününe iman ediyorsanız, böyle yapmalısınız ki bu en iyi ve en hayırlı olandır.

 

Dolaysıyla biri kıyamet gününe ve Allah iman edip de yine bireysel veya grubunun görüşleri üzerinde, Allah ve peygamberin görüşüne aykırı olmasına karşın ısrar etmesi mümkün değildir. Bu nokta ayetin sonunda dikkat çekiyor ve her türlü ihtilafın Allah’a ve peygambere havale edilmesi en iyi ve en hayırlı olan amel olduğunu vurguluyor. Zira Allah ve peygamber ihtilafların giderilmesi için en iyi yolu sunan ve beşeri camia arasında gönül birlikteliği oluşturanlardır. Umulur ki Kur'an'ı Kerim’in bu stratejik tavsiyesi İslam dünyasına ilham kaynağı olur ve yakın gelecekte Müslümanların ihtişamı ve azametine şahit oluruz.