Semavi nidalar - 9
Mübarek Ramazan ayının en önemli özelliklerinden biri, Kur'an'ı Kerim’ın bu ayda yer alan Kadir gecesinde, yani insanların kaderinin belirlendiği gecede nazil olmuş olmasıdır.
Kur'an'ı Kerim’in nazil oluşunun felsefesi Allah ve peygamberinin emrettiklerine itaat etmek ve men ettiklerinden sakınmayı öğretmek içindir. Bu konuyu geçen iki bölümde gözden geçirdik.
Şimdi bugünkü sohbetimizde Allah’a ve peygamberine itaat etmenin sonucu ne olduğunu gözden geçirmek istiyoruz.
Bu sorunun cevabında en başta söylenebilecek şey şu ki, dünyada Allah’a ve peygamberine itaat etmenin değerli sonucu, bireysel saadet ve tüm fikri, itikat, sosyal ve siyasi boyutlarda İslam dünyasının tüm kitleleri arasında vahdeti sağlamak ve tefrikayı ve kavgayı önlemek ve ayrıca Müslümanların izzet ve iktidarını korumaktır. Allah’a ve peygamberine itaaat etmenin ebedi dünya için getirileri de sonumuzun hayır olması ve her gün namazlarımız sırasında ilahi kata arzettiklerimiz en iyi simgelerle bir arada olmaktır. Hani her namazda demiyor muyuz: İhdinassıratalmustakim, yani bizi doğru yola hidayete erdir, onlara nimet verdiklerinin yoluna...
Şimdi akla gelen soru şu ki onlar kimlerdir ki sabah akşam namazlarımızda alemleri yaratan Allah’a münacat ederken bizi onların izlediği doğru yola hidayete erdir, diye niyaz ediyoruz?
Kur'an'ı Kerim Nisa suresinde şöyle buyurmakta:
Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!
Dolaysıyla ilahi doğru yola adım atabilmek ve ilahi lütuf ve nimetlerden yararlanabilmek için o temel ilkeye yani Allah’a ve peygamberine itaat etme ilkesine uymalıyız. Kuşkusuz bu amel geçici bir amel olmamalı, bilakis hayatımız boyunca ve her anında ve her yerde sürekli olmalıdır. Nitekim ayette yapılan vurgu da buna işarettir.
Şimdi akla gelen bir sonraki soru neden yüce Allah bu dört grubu açıkladığı ve yine bunların seçkin özelliklerinin neler olduğu sorusudur.
Kuşkusuz tüm ilahi peygamberler sadece kendileri doğru yolda ilerlemekle kalmamış ve bunun yanında yaşadıkları çağın beşeri camiasını yanlış yola sapmaktan kurtarmak için tüm çabalarını sarfetmiş ve insanları doğru yola hidayete erdirmek istemiştir. Enbiyanın bir başka tevhidi ameli ise şirk simgesi olan hakimiyetlerle savaşmak ve ilahi ve adil bir düzen inşa etmeye çalışmaktır. Enbiya üstlendikleri risaletleri gereği insani ve ahlaki yüce değerleri korumak ve anti değerlerle mücadele etmek ve savaşmak üzere ayaklanmış ve her türlü tehdide göğüs germiştir. Nitekim bu özelliklerinden ötürü Allah teala onları tevhidi doğru yolu izleyenlerin örneği ve simgesi olarak açıklamıştır.
Bir sonraki grup yani sıddikler de Allah tealanın onlara nimet verdiği ve doğru ilahi yolda hareket eden grup olarak açıklanmıştır. Yani bunlar sadakatleri ile iman eden ve Allah’a ve peygamberine itaat eden ve yine sadakatle enbiya ile omuz omuza tevhidi inançların hürmetini savunan insanlar olarak bir an yerinde durmayan ve hiç bir tehditten korkmayan insanlardır.
Konumlarını ve çıkarlarını tehlikede gören şirk ve küfür elebaşıları ve düzenler, tevhidi hakimiyetleri yenmek ve yok etmek için savaş ateşini yakıyordu. Bu hengamede ise şehitler ortaya çıkıyor ve tevhidi düzenleri ve düşünceleri korumak için peygamberleri önderliğinde canı pahasına direniyor ve ilahi lütuf ve merhametten yararlanıyordu. Şehitler samimi olarak Allah’a ve peygambere itaat etmek ve doğru yolda ilerlemek isteyenler için pratik klavuz gibidirler.
Peygamberler, sıddikler ve şehitlerden sonra onlarla aynı düzeyde sözü edilen insanlar salihlerdir. Salihler Allah’a ve peygamberine itaat etme nimetinden yararlanır ve ilahi doğru yolda adım atarlar. Salihler sadece kendileri salih olmakla yetinmez, bunun yanında peygamberlerin temelini attıkları toplumu ve değerlerini korumak için ellerinden geldiğince çaba harcar. Salihler sözde ve amelde Allah’a ve peygamberine itaat etme ruhuna sahiptir ve bu yüzden onlarla cennette birlikte olur.
Kuşkusuz ilahi muhibet ve fazl boşuna birine verilmez ve ancak bireysel ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmek için tüm emeğini harcayan insanlar bu ilahi inayetten yararlanabilir. Kur'an'ı Kerim de kim Allah’a ve peygamberine itaat ettiyse hiç kuşkusuz büyük zafer elde etmiştir, diye buyurmakta. Biz de yüce Allah’tan şu mübarek ayın hatırına bizi doğru yola hidayete erdirmesini ve peygamberler, sıddikler, şehitler ve salihler gibi büyük insanlarla mahşur etmesini niyaz ediyoruz.