Otuz gün, otuz hikaye - 11
Bugünkü sohbetimizi Kur'an'ı Kerim’den ibret dolu bir kıssaya ayırdık.
Hz. Süleyman, Hz. Davud’un oğludur ve her ikisi ilahi peygamberlerdendir. Hz. Süleyman’ın hükmettiği diyar oldukça genişti. Hz. Süleyman hayvanların dilinden anlardı ve rüzgar de onun emrindeydi.
Günlerden bir gün ölüm meleği Hz. Azrail Hz. Süleyman’ı ziyarete gelir. O sırada adamın biri Hz. Süleyman’ın huzurundadır. Hz. Azrail adama çok bakar. Ölüm meleği gittiğinde adam sorar: bu gelen kimdi, bana sert sert baktı? Hz. Süleyman gidenin Hz. Azrail olduğunu söyler. Adam büyük korkuya kapılır ve şöyle der: Ey Süleyman, sizden bir isteğim olacak, rüzgara emredin beni Hindistan diyarına götürsün, korkarım ecelim yaklaşmış olabilir. Eğer benimle onun arasında büyük mesafe olursa belki ecelden kaçabilirim.
Hz. Süleyman bir şey demez ve rüzgara adamı Hindistan diyarına götürmesini emreder. Bu maceranın üzerinden bir kaç gün geçer, ölüm meleği yine Hz. Süleyman’ı ziyaret gelir. Hz. Süleyman sorar: neden o adama öfkeli ve sert baktın? Hz. Azrail şöyle der: ben ona öfkeli veya sert bakmadım, şaşkınlıkla baktım. Rabbim bana o adamın canını o günde Hindistan’da almamı emretmişti, oysa onu senin yanında buldum. Kendi kendime buradan Hindistan’a gitmek en az bir yıl sürer, ben o adanın canını nasıl Hindistan’a alabilirim, diye düşündüm. Ancak ölüm anı gelince adamı Hindistan’da buldum ve orada ruhunu aldım.
Yüce Allah Nisa suresinin 78. Ayetinde şöyle buyurur:
Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!
Allah teala ayrıca Cuma suresinin 8. Ayetinde de şöyle buyurur:
De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.
İslam Peygamberi -s- şöyle buyurur:
Ölüm gelmeden önce onun için hazırlıklı ol.