Güneşten hüzmeler
Uyuyan goncaların açması, canlanması ve güzel ve harikulade çiçeklere dönüşmesi için yağmur lazım.
Allah Resulü’nün –s– Bi'set’i de ilkbahar yağmuru gibiydi ve uyuyan damarlara yeni bir canlılık kazandırdı ve insani ve ahlaki açıdan emsalsiz bir toplum oluşturdu. Bi'set, insani has özellikler ve iman pınarlarının yeryüzüne çıkmasına, insanların değerli ve güdümlü bir yaşamın yeni bir mevsimiyle tanışmasına vesile oldu.
Allah Resulü –s–, o büyük insan, vahiy diyarı yani Mekke’i Mükerreme’de peygamberliğe seçildi ve 13 yıl boyunca bu kentte en ağır hakaretlere, acılara, kâfirlerden ve müşriklerden gelen tacizlere katlandı. O hazret bir vecizesinde hiç kimse peygamberlik görevinde ve risaletini tebliğ etmekte kendisi kadar acı çekmediğini buyurur. Ancak tüm bu acılar sonuç verdi ve yüce değerler ortaya çıktı. İslam dini tarih boyunca iyilik, fazilet ve takva abideleri olan büyük insanlar yetiştirmeyi başardı.
Hz. Muhammed –s– onca ağır acılara ve zorluklara katlandıktan sonra sahabeyle beraber, o dönemde Yesreb olarak bilinen şimdiki Medine’ye hicret etti. İslam dininin ıtrını benimseyen ve birçok halkı Müslüman olan Medine, Allah Resulü’ne –s– ve muhacirlere kucak açtı. Medine halkı muhacirleri kendi evlerine aldı ve onları ağırladı. Medine halkı Allah Resulü –s– ve muhacirlerin onların evine yerleşmesini arz ediyordu. Resulullah efendimiz –s– Medine’ye yerleştikten sonra ilk İslamî devletin temellerini attı. O hazret tevhid ve adalete dayalı bir devlet inşa etti, adalet ve insafın en güzel cilvelerini dünya halkına sundu.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İslam Peygamberi’nin –s– hükümeti, en ideal hükümet olduğunu belirterek bu konuda şöyle diyor:
İslam dini sayesinde ideal bir hükümet kuruldu. Eğer özetleyecek olursak, beşeriye o dönemde zulüm, cahillik ve ayrımcılık içinde kıvranıyordu. Dünyanın en büyük hükümetleri olan Roma kayseri ve İran kesrası gibi büyük devletlerde eşraflık ve halkçı olmayan ve mantıksız kılıç hükümeti, cahillik ve fesat hükümeti hâkimdi. Daha küçük hükümetlerin durumu, Arap yarımadasında olduğu gibi daha da kötüydü ve genelde dünyayı cahillik sarmıştı. Bu arada İslam nuru İslam Peygamberi –s– ve ilahi medet ve halkın muazzam ve zorlu mücadele sonucu ilkin Arap yarımadasının bir bölgesini aydınlattı ve daha sonra yavaş yavaş yayıldı ve nuru her tarafı sardı. Allah Resulü –s– fani dünyadan ayrılırken bu hükümet, tarih boyunca tüm beşeriyete örnek oluşturabilecek bir hükümetti.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei açıklamasının devamında Allah Resulü’nün –s– kurduğu hükümetin belirgin endekslerine işaret ederek şöyle diyor: İslam Peygamberi’nin –s– hükümeti zulme dayanmak yerine adalete dayalıydı. Şirk ve insanların fikri tefrikası yerine, tevhid ve Allah Teâlâ’nın mukaddes zatına kulluğa dayalıydı. Cahillik yerine ilim ve marifete dayalıydı. İnsanların birbirine karşı kin beslemeleri yerine sevgi, irtibat ve dostluk ve hoşgörüye dayalıydı. Yani içi ve dışı güzel bir hükümetti.
Ayetullah Hamanei’ye göre böyle bir hükümette yetişen insan, takvalı, pak, alim, basiretli, aktif, neşeli, hareketli ve kemale doğru ilerleyen bir insan olur.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’ye göre Allah Resulü’nün –s– mübarek yaşamının her anı ibret ve derslerle doludur ve tüm insanlar hangi mevki ve makamda olursa olsun, o büyük insanın davranışını ve siyerini örnek alabilir. Politikacıların özellikle İslam Peygamberi’nin –s– yaşamını ve siyasi davranışını bir ayna gibi karşılarına alması ve kendilerini o hazretin hükümeti yönetirken davranışlarına yaklaştırması gerekir.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Allah Resulü’nün –s– hükümet ahlakını şöyle anlatıyor: O hazret insanların karşısında onları gibi yer, onlar gibi oturup kalkardı. Allah Resulü –s– ayrıca adil ve tedbirli bir insandı. O hazretin Medine’ye geliş tarihini okuyan herkes bu süreçte öylesine güçlü ve hikmetli tedbirlerle karşılaşır ki şaşırtıcıdır. Allah Resulü’nün –s– hükümet ahlakında bir başka özelliği ahde vefa idi. O hazret hiç bir zaman ahdini bozmadı. Kureyş onunla ahdini bozdu, ama o hazret böyle yapmadı. Yahudiler defalarca böyle yaptı, ama o hazret yapmadı. Allah Resulü –s– ayrıca çok iyi sır saklayan bir insandı.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Allah Resulü’nün –s– bir başka önemli özelliğini, o hazretin düşmanları aynı seviyede görmediği şeklinde beyan ediyor ve şöyle diyor:
Bazı düşmanlar, düşmanlıkları çok derin düşmanlardı, fakat Allah Resulü –s– onlardan ciddi bir tehdit gelmediği müddetçe onları kendi haline bırakır ve pek sıkıştırmazdı. Bazı düşmanlar da vardı ki çok tehlikeliydi ve Allah Resulü –s– onları sürekli gözetliyor ve gözetim altında tutuyordu, Abdullah Bin Ubey gibi. Abdullah Bin Ubey bir numaralı münafıktı ve sürekli Allah Resulü’nün –s– aleyhinde komplo kurardı. Fakat Allah Resulü –s– onu sadece gözetliyordu ve kendisiyle pek uğraşmazdı, bu durum o hazretin ömrünün sonuna kadar böyle devam etti. Resulullah efendimiz –s– vefat etmeden bir süre önce Abdullah Bin Ubey öldü, fakat Allah Resulü –s– ona ölünceye dek tahammül etti. Bunlar İslamî nizama, hükümete ve İslam toplumuna yönelik ciddi tehdit sayılmayan kişilerdi. Fakat Allah Resulü –s– tehlike arz eden düşmanlara karşı oldukça sertti.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İslam Peygamberi’nin –s– hükümet ahlakını genel bir değerlendirmede şöyle özetliyor: O hazret düşmanların vesveselerine karşı uyanık, müminlere karşı esnek, Allah’ın emirlerine karşı mutlak itaat ve gerçek manada kulluk konumunda ve Müslümanların maslahatı karşısında maslahatları yerine getirmekte sabırsızdı.
İslam peygamberinin hükümet ahlakının bir başka önemli noktası, insanları ahlaki ve manevi açıdan yetiştirmek ve geliştirmekti. İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei bu konuda çok ilginç bir ifade kullanıyor ve şöyle diyor:
Allah Resulü’nün –s– hükümet ahlakı sadece insanlara yasaları ve ahkâmı öğretmekle sınırlı değildi. Aynı zamanda insanlara hikmeti de öğretiyordu ve hikmet bir mertebe daha üstündü. Allah Resulü –s– insanların gözünü âlemin hakikatlerine açıyordu. O hazret on yıl bu şekilde ve bu yöntemle hareket etti. Yani bir yandan siyaset, hükümet, İslam toplumunu korumak, İslam’ı yaygınlaştırmak ve Medine dışındaki toplulukları yavaş yavaş İslam’ın nurani arenasına çekmek ve İslam maarifi ile tanıştırmakla uğraşıyor ve öbür yandan da insanları bir bir terbiye ve tezkiye ediyordu.
Evet, eğer toplumun liderliğini Allah’ın en pak ve en salih kulu üstlenirse, o zaman onun için sadece ilahi rıza kriterdir, kendisinin davranışları ve icraatı da aynı eksen üzerinde olur. Bu yüzden böyle bir hükümet en güzel insani ve ahlaki simgeleri içerir, toplum adalet ve ahlak değerleri ile dolup taşar, insanlar haklarına kavuşur ve ardından manevi gelişme ve yücelmeye hazır hale gelir. Eğer hükümet salih insanların eline düşerse zulüm ve haksızlık ortadan kalkar, yerini adalet ve kardeşliğe bırakır. Bu yüzdendir ki İslam Peygamberi’nin –s– kurduğu hükümetin bileşenleri toplumun tüm manevi, siyasi, sosyal, kültürel ve iktisadi boyutlarını kapsar ve tüm çağlarda toplumlar için en iyi modeli oluşturur.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei Allah Resulü’nü –s– çok güzel ifadelerle vasf ediyor ve şöyle diyor:
Büyük Peygamberi –s– kâinatın en parlak yıldızına benzetebiliriz. Neden parlak yıldız diyoruz da güneş demiyoruz? Çünkü güneş belli bir kütlesi ve ağırlığı olan bir cisimdir. Güneş nurani ve azametlidir, ama nihayetinde semavi bir kütle ve küredir. Fakat şu gördüğünüz yıldızlar, her biri bir galaksi gibidir ve yaz aylarında geceleri başımızın üzerinde gökte gördüğümüz galaksiden binlerce kat daha büyüktür. Galaksi, binlerce güneş ve güneş sistemini kendi içinde barındırır. Büyük Peygamberin –s– varlığı galaksivaridir ve içinde binlerce parlayan fazilet noktası vardır. Büyük Peygamberde –s– ilim ahlakla beraberdir; hükümet hikmetle beraberdir; Allah’a ibadet kula hizmetle beraberdir; cihat rahmetle beraberdir; Allah’a aşk, mahlûklara aşkla beraberdir; izzet tevazu ve alçak gönüllülükle beraberdir; günü düşünmek geleceği düşünmekle beraberdir; insanlara karşı sadakat ve dürüstlük siyasi karmaşıklıkla beraberdir. O hazret yüce Allah başka benzerini yaratmadığı en mükemmel insandır. O hazret mübeşşirdir; müjdeleyicidir; nasihat edendir; korkutandır; tüm beşeriyeti ve tüm tarihe şahittir; beşeriyeti Allah’a davet edendir ve insanların yolunu nurla aydınlatandır.
Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah'ın izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak (gönderdik). 015