İmam Humeyni –ks– mektebinde - 11
Geçen bölümde en son İmam Humeyni’nin -ks- İran milletinin İslam inkılabı sırasında siyasi partilerin ve grupların faaliyet özgürlüğü hakkında görüşünü anlattık ve dedik ki İmam Humeyni -ks- İslam inkılabının çeşitli ideolojik ve siyasi alanlarla ilgili söylemleri çerçevesinde Pehlevi rejiminin siyasi partilerle ilgili politikalarını ve programlarını eleştiriyordu.
İmam Humeyni’ye -ks- göre Pehlevilerin despot rejimleri döneminde siyasi parti ve gruplar özgürce faaliyet yürütemiyordu ve ancak halk arasında hiç bir tabanı bulunmayan ve şahın talimatı üzerine kurulan partiler siyaset arenasında boy gösterebiliyordu.
İmam Humeyni -ks- İran İslam Cumhuriyeti nizamının en önemli zaruretlerinden birini siyasi partilerin ve grupların kurulması ve özgür bir şekilde faaliyet yürütmesinden ibaret olduğunu savunmuş ve aynı zamanda İslam Cumhuriyeti nizamı çerçevesinde savunulması veya katlanılması mümkün olmayan tehditleri ve zararları belirleyerek siyasi partilerin faaliyet alanlarını ve sınırlarını belirlemiştir.
Şimdi sohbetimizin devamında İmam Humeyni’nin -ks- on yıllık iktidarı döneminde pratik siyeri ile ilgili görüşlerinin diğer bazı bölümlerini ele almak istiyoruz.
İmam Humeyni -ks- İslam inkılabı sırasında ve daha sonra da İran İslam Cumhuriyeti nizamı kurulduğu dönemde sergilediği tutumunda sürekli siyasi parti ve grupların şekillenmesi ve kurulmasının zaruretine vurgu yapıyordu. İmam Humeyni -ks- bu vurguyu, İslam inkılabının şekillenmesi ve zafere kavuşmasında diğer siyasi grupların ve partilerin pek fazla etkili rol ifa etmediklerine inandığı halde yapıyordu. Gerçekte imamın bu görüşü tarihi açıdan da doğrulanabilir niteliktedir, zira İslam inkılabı uzun yılların ardından ve ülkeye tamamıyla despot bir rejim hakim olduğu ve içeride faaliyet yürüten tüm siyasi gruplar ve partiler darmadağın edildiği bir sırada zafere ulaştı.
İran’da İslam inkılabı kitlesel bir çizgi izleyerek ve siyasi partilerin yokluğunda ve İmam Humeyni’nin -ks- karizmatik önderliğinde zafere ulaştı ve bu süreçte İslam, halk kitlelerini birleştiren ideoloji oldu.
İmam Humeyni -ks- halkın halkın İslam inkılabı sürecinde etkili rolü ve bunun yanında siyasi parti ve grupların etkili olmayan varlığı hakkında şöyle diyor: Dünyada belli bir siyasi parti veya grubun önderliğinde gerçekleşmeyen inkılap çok seyrek bulunabilir. Eğer siz dünyada gerçekleşen tüm inkılapların arasında bir arama yaparsanız, İslam inkılabının şu iki özelliğini taşıyan hiç bir inkılap bulamazsınız. Birincisi, bu inkılabı millet gerçekleştirdi, hem de siyasi parti ve grupların müdahalesi olmadan ve diğer özelliği ise bu inkılabın ilahi ideolojiye dayanıyor olmasıdır.
İmam Humeyni -ks- şöyle devam ediyor:
Dünyada gerçekleşen inkılapların arasında İran’da gerçekleşen inkılabın benzerini bulamazsınız. Bu inkılap İslamî düşünceye tabi olan bir inkılaptı. Herkes, biz İslam istiyoruz, diyordu. Herkes İslam üzerinde ve İslam Cumhuriyeti nizamı üzerinde hemfikirdi ve başka hiç bir siyasi veya siyasi olmayan grup bu harekette hiç bir müdahalesi olmadı ve eğer mucizevi bir şekilde gerçekleştiyse, bunu İslamî oluşuna borçludur.
İmam Humeyni -ks- bir başka yerde de İran İslam İnkılabını dünyada gerçekleşen başka inkılaplarla karşılaştırarak, İslam inkılabının siyasi parti ve grupların faaliyetleri hakkındaki tutumuna değiniyor ve şöyle buyuruyor:
Bugüne kadar İran inkılabı gibi verimle ve az hasarlı hiç bir inkılap bulamazsınız. Bazı inkılaplar olurdu, milyonlarca kişi öldürülürdü, tüm basın yok edilir, tüm siyasi partiler kapatılır ve liderleri hapse atılırdı. Ancak hiç bir inkılap İran inkılabı gibi değildi ki, insanları Müslüman olsun ve halkın kendisi inkılap etsin. Kapılar herkesin yüzüne açıktı.
İmam Humeyni’nın -ks- İslam inkılabı söyleminin şekillenmesinin temel etkeni ve İslam Cumhuriyeti nizamının kurucusu olarak eğilimi, İslam inkılabı zafere kavuşur kavuşmaz referanduma sunulan anayasada siyasi parti ve grupların şekillenmesi ve özgürce faaliyet yürütmeleri meselesi açık bir şekilde onaylanmasına ve kabul edilmesine vesile oldu.
İran İslam Cumhuriyeti’nin İran milletinin kahir çoğunluğu tarafından onaylanan anayasasının 26. maddesinde şöyle deniliyor:
Siyasi partiler, cemiyetler ve dernekler ve İslamî veya dini azınlıklara ait olan dernekler İslam cumhuriyetinin istiklalini, özgürlüğünü, milli vahdetini, temel ve İslamî ilkelerini ihlal etmemek kaydıyla serbesttir ve hiç kimse bu teşekküllere katılmaktan men edilemez veya katılmaya zorlanamaz.
İmam Humeyni -ks- siyasi parti ve grupların kurulması ve faaliyet yürütmesinin özgürlüğü ilkesini kabul etmek ve bu faaliyetleri İslam Cumhuriyeti nizamının hukuki manifestosunda yasallaştırmaya çalışmakla uluslarötesi bir yaklaşım sergiledi ve Allah partisi anlamına gelen Hizbullah ve mustazaflar partisi adında iki partinin kuruluş düşüncesini gündeme getirdi.
İmam Humeyni -ks- Hizbullah kavramının ne olduğunu beyan ederken bu partinin tüm İran milletini kapsadığını belirtti.
İmam Humeyni -ks- kendini ülkede hangi siyasi parti veya gruba yakın gördüğü yönündeki bir soruya verdiği cevapta da şöyle buyuruyor: İran’ın İslamî hareketinin şiarları ve talepleri öylesine milletin kahir çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir ki hiç bir siyasi kanat bunun tersine bir şey söyleyemez ve eğer derse de milletin arasında yeri olamaz. İran milletinin hareketi tüm parti çerçevelerini kırmış ve tek parti haline gelmiştir ve bu parti, İran’ın Müslüman milletinin partisi, yani İslam partisi ve Allah partisidir.
İmam Humeyni -ks- ayrıca dünyanın ister Müslüman ister gayri müslim, tüm mustazafların partisi olan mustazaflar partisinin kuruluş düşüncesini gündeme getirerek bu partiyi de şöyle anlatıyor:
Ben umarım tüm dünyada mustazaflar partisi adında bir parti kurulur ve tüm mustazaf insanlar birlikte bu partiye katılır ve mustazafların yolunda var olan sorunları ortadan kaldırır ve Doğu ve Batı yağmacılarına karşı kıyam eder ve alemin müstekbirleri mustazaflara zulmetmelerine müsaade etmez.
İmam Humeyni -ks- Hizbullah ve mustazaflar partisi adındaki iki partinin kuruluş düşüncesi birbirinin doğrultusunda ve birbirini tamamlayan bir düşünce olduğunu ve bu organik bağı milli, İslam dünyası ekseninde bölgesel ve küresel düzeyde kurmak gerektiğini belirtiyor.
İmam Humeyni -ks- İran’da İslam inkılabının zafer deneyiminden hareketle şöyle diyor: Şimdi Müslümanların beldelerinde mustazafların birliğinden bir örnek gerçekleştiğinden, bu örnek daha geniş bir düzeyde ve tarih boyunca tüm beşeri kitleleri kapsayacak şekilde gerçekleşmeli ve aslında Hizbullah olan mustazaflar partisi olmalı, zira bu parti yüce Allah’ın iradesine uygundur ve mustazaflar yeryüzünün mirasçıları olmalıdır.
İmam Humeyni -ks- bir başka yerde de bu partinin İslam dünyasında yeri hakkında şöyle diyor: Tüm İslamî devletler tehlike altındadır. Geçmişteki hatalar, Müslümanların birliği ve müstekbirlere karşı mustazaflar partisinin kurulması ile birlikte telafi edilmelidir.
İmam Humeyni -ks- ayrıca Hizbullah ve mustazaflar partisinin kurulmasını diğer siyasi partilerin yerel ve milli düzeyde faaliyetleriyle çelişmediğini belirterek şöyle diyor: Biz tüm dünyada mustazaflar partisi adında bir partiden söz ederken, bunun İran’da var olan doğru partiler olmaması anlamına gelmiyor. Bu parti bölgesel düzeyde ve tüm düzeylerde bir tek partidir. Eğer inşaallah Müslümanlar başarabilirse ve mustazaflar partisi gibi bir parti kurabilirse, çok isabetli olur, fakat bunun anlamı yerel düzeyde ve bölgelerde partilerin faaliyet yürütmemesi değildir. Hayır, her yerde partiler vardır ve özgürdür.
İmam Humeyni -ks- İran milleti ve beşeri camia vee başka ülkelerin tarihi deneyimlerine dayanarak titiz bir bakışla İran’da partileşmenin patolojisini yapıyor ve akılcı bir şekilde vatandaşlardan üç kesimi siyasi parti faaliyetlerine girmekten men ediyor. ilk kesim, silahlı kuvvetlerin mensupları, ikinci kesim güvenlik ve istihbarat kurumlarının mensupları ve üçüncü kesim de bürokrasi sistemi mensuplarıdır. İmam -ks- silahlı kuvvetlerin mensuplarının siyasi kanatlara katılmasını siyasi partileşme sürecine büyük zarar vereceğini belirterek bu durum aynı zamanda silahlı kuvvetlere de zarar verdiğini belirterek askerlerden siyasi işlere karışmamalarını istiyor.
İmam Humeyni -ks- bir başka yerde de şöyle diyor: ordu komutanları ve tüm silahlı kuvvetlerin komutanları orduyu siyasi işlere girmekten korumakla yükümlü olmalıdır. Ordunun siyasete girmesi ile haysiyetini kaybetmesi bir olur. Siyasi işler ordu için eroinden beterdir. Nasıl ki eroin insanı yok ediyorsa, siyasi işler de ordunun özünü yok eder, ordunun görüşünü yok eder. Bu konuyu ciddiye alın ve ordunun siyasete girmesine müsaade etmeyin.
İmam Humeyni -ks- ayrıca güvenlik kurumları ve istihbarat bakanlığı çalışanlarını da herhangi bir siyasi grup veya partiye mensup veya üye olmaktan sakındırarak şöyle diyor: Bu bakanlıkta çalışanların tümü hiç bir siyasi grup veya partiye bağlı olmamalı, zira bu bağımlılık pratik ve ideolojik bağımlılık getirir ki bu da sizin mesleğinizle çelişmektedir.
İmam Humeyni -ks- son olarak bürokrasi ve yürütme erkinin çalışanlarını da siyasi saflaşmalara girmekten sakındırarak şöyle diyor:
Ben tüm devlet erkanlarından bu tür saflaşmalara yönelmekten sakınmalarını ve millete hizmet etmeye odaklanmalarını istiyorum.