Şubat 05, 2019 10:01 Europe/Istanbul

İnsanoğlu hangi yeteneğini daha fazla kullanırsa o yeteneği o kadar gelişir ve yetişir. Doğal olarak düşünme yeteneğine de zaman ayrılırsa onun düşünme gücü de artacak ve daha iyi kararlar alabilecektir.

Böyle bir kişi kendi hayatını ciddi bir şekilde kontrol altına alıp bütün yaşam meselelerinde çözümleyici , dinamik ve çözüm bulan bir zihne sahip olacaktır. Zaman yönetimi uzmanı Alec MacKenzie şöyle bir değerlendirme yapmıştır:” Her yenilginin sebebi düşüncesiz uygulamaya geçmektedir.”

Her işe başlamadan önce kafa yorma ve düşünme Allah Resulü Hz. Muhammed saa ve diğer Allah elçilerinin de emirlerindendir. Akıl, cehalete yolu kapamak ve bilgisizlikten uzaklaşmak demektir. Akıl gerçeği kavramamıza yardımcı olan güçtür. İnsan nefsi asi ve evcilleşmemiş bir hayvan gibidir. Bu vahşi hayvan dizginlenmezse, asi bir şekilde insanı her yöne çeker ve hayatı da bulanık bir hale getirir. Nefis, insanın aklı ve düşüncesi ile kontrol edilmelidir. Değerli Peygamber Efendimiz aklın tanımını yaparken bu nimeti bilgisizliği ve cehaleti uzaklaştırmak için en büyük araç olarak değerlendirerek şöyle buyurmaktadır:” Gerçekten de akıl, cehaletin yolunu keser. Asi Ammare Nefsi ise en bayağı yaratıklardandır. Eğer dizginlenmezse bunalım ve şaşkınlık yaratır. Akıl böylece cehaleti kontrol eder. “

Söylenenlere göre bir gün cahil bir insan Aristo yanında akıllı bir adamın aybını aradı ve onu kötüledi. Akıllı adam ise sessiz kalmayıp hiddetli bir şekilde cevabını verdi. Aristo cahil adama bir şey söylemedi. Ancak  akıllı adamı kınadı.

Akıllı adam şaşkınlıkla şöyle sordu:” Neden beni kınıyorsunuz ki? İlk olarak o benim hakkımda kötü konuştu. Ayrıca o cahil birisi ancak ben bilim biriktirmiş bir insanım.” Aristo ise şöyle cevapladı:” İşte ben de bu nedenden dolayı seni kınıyorum. Akıllı bir insan,  cahil insanları tanır. Çünkü kendisi de bir dönem cahil olup daha sonra bilgi biriktirerek alim olur. Ancak cahil insan alim insanı tanıyamaz çünkü kendisi de hala alimliği yaşamamıştır.

Kuran-ı Kerim öğretileri ve Allah Resulü Hz. Muhammed saa’ın öğretileri bakımından, insan, aklın yanlış gördüğü bir şeye inanmaması gerekir, aklın uygun görmediği vasıflara sahip olmamalıdır ve aklın layık görmediği girişimlere baş vurmamalıdır.  İslam dinimiz, işte bu doğrultuda akıllı ve düşünen insanlar yetiştirmek peşindedir.

Allahu Teala ise bu ülkü doğrultusunda Kur'an-ı Kerim'in Yunus Suresinin 100’üncü ayeti şerifesinde şöyle buyurmaktadır:” Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.”

Akıl ve düşünme gücü, insanoğlunun kendi dünyevi hayatını düzene sokması için yararlanması gereken en iyi ve en değerli araçlardır. Aslında insanların arasındaki fark da onların düşünceleri ve inançlarından kaynaklanır. Her insan kendi zihni ve kalbi inanışlarına göre kendi hayatındaki meseleleri yönetir. Başarılı insanlar yüce ve olumlu inançları, dinamik ve yaratıcı düşünceleri ile başarıları yaratırlar. Başarısız insanlar ise kötümserlik ve cehalet ile kendi hayatlarını karanlıklara götürürler.

Hayat yapbozunun dizilişi ve tamamlanması kendi elimizde ve yönetimi de aklımızın kontrolündedir. Tabii farklı farklı olaylar, zorluklar ve bunalımlar her insan için geçerlidir. Zor ve yıpratıcı durumlarda Allah’a tevekkül etmek ve ondan hayırları istemek ve ayrıca akıl gücü ile hayatı yönetmek en iyi yoldur. Örneğin bir insan çocuğunun hastalandığını duyunca çıkmaza girmiş gibi hisseder kendini. Başka biri ise bu haberi duyunca çocuğunun tedavisi için elinden geleni ardına koymaz.

Hayat işlerinin yönetimi, doğru planlama ve hayatın zararı ve kârının ayırt edilmesi akıl vasıtası ile yapılabilir. İsalmi rivayetlerde ise hayat işlerini ve geleceği daha iyi anlamak için fikir ve düşünceden yararlanılması için birçok tavsiyede bulunulmuştur.

İmam Sadık as şöyle bir rivayet anlatırlar:” Bir kişi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed saa’nın yanına gidip Peygamber Efendimizden ona tavsiyede bulunmasını rica etti. Peygamber Efendimiz ise üç kere, tavsiyede bulunursam uygulayacak mısın?  diye sordular. Peygamberin yanına giden kişi ise üç kez evet ey Allah’ın resulü dedi. Peygamber Efendimiz ise şöyle buyurdular:” Sana tavsiyem, bir işi yapmak istediğin zaman o iş ile ilgili tedbirli bir şekilde düşünmeni istiyorum. Bu iş senin gelişmene ve hidayetine sebebiyet verecekse yap ancak seni doğru yoldan uzaklaştırırsa onu yapmaktan sakın. “

Allah Resulünün bu kişiden söz vermesini istemesinden, işlerin sonunu düşünmenin ne kadar önemli olduğunu anlamak mümkün. Allah Resulü bize tedbirli bir şekilde düşünmeyi alışkanlık haline getirmemiz gerektiğini ve tamamen düşünmediğimiz bir işe başlamamamız zaruretini, bunun sonuçları olacağını anlatmak istiyor.

Aklını kullanan bir insan, bir işe başlamadan önce işlerin sonunu düşünür. Böyle bir insan sadece zihnindeki işlere maddi ve manevi etkilerini değerlendirerek girişir. Aklın, şer ve hayır,  hak ve batılı ayırma aracı olmasından dolayı akıl sayesinde bir işin bütün boyutları düşünülüp daha sonra uygulamaya geçilebilir. Psikologların dediğine göre “ akıl, yaratılış aleminin kemaline ermek için bir köprü sayılır. “

İslam dinimizin değerli Peygamberi Hz. Muhammed saa, hayat işlerindeki düşünmeye yer vermek ile ilgili şöyle bir vurguda bulunmuşlardır:” Tavsiyem, hangi işi yapmak isterseniz onun sonuçlarını düşünmeniz gerektiğidir. Bu iş, gelişmene yardımcıysa iyidir ancak fesat ve batmana neden olursa onu bırak.”

Hikayelerde günlerin birinde, bir serçe kendine yuva kurduğu anlatılmaktadır. Bu serçe büyük bir çaba neticesinde ağaç üzerinde bir yuva yaptı. Bu serçenin yuva yaptığı ormanda ise bir çavuş kuşu(ibibik) alim bir kuş olarak bilinirdi. Çavuş kuşu her daim serçeye bu ağaç üzerinde yuva yapmaması gerektiğini söylüyordu. Ancak serçe onun bu sözünü hiç dikkate almadı. Uzun bir zaman geçtikten sonra serçe orada yumurtladı ve her gün bu yumurtalarına en iyi şekilde baktı. Artık yavru serçelerin yumurtalardan çıkma zamanı geldi. Bir gün aniden insanların testere sesleri ormanın sessizliğini bozdu. Serçe bu gürültüyü duyunca ağlar göz ve yalvarış ve yakarış hali ile alim çavuş kuşunun yanına gidip yardım istedi. Çavuş kuşu ona “ sen insanların geçtiği bir yolda yuva kurup benim uyarılarımı ve tavsiyelerimi de hiç kaale almadın. Artık benim elimden bir şey gelmez. “ Pişmanlık, acelenin ve düşüncesiz davranmanın kaçınılmaz sonucudur.

İşlerin sonuçlarını düşünmek akıllı ve düşünce sahibi insanların bariz özelliklerindendir. Bu özellik ise her insana daha iyi yaşamak fırsatını hediye eder. Geleceği ve işlerin sonunu düşünmeyen insanlar her daim hata yapma ve düşme tehlikesi ile karşı karşıya kalırlar. Karar vermek için gereken en önemli malzeme ve araçlar arasında geleceği düşünme ve uzakları görme ve işlerin sonucunu tahmin etmeye çalışmaktır. Bu araçlar ise her insanın hayat kalitesini arttırmak için gereklidir. İşlerin sonunu ve geleceğini düşünmeden davranan tedbirsiz insanlar sürekli hayatın monotonluğundan yakınıp hatalara sıkça düşen ve pişman olan insanlar olurlar. İşleri farklı yönleri ile değerlendirmek ve geleceği düşünmek, tedbirli olmak demektir. Karar alma sürecinde ise tedbir ve önceden düşünmeden daha önemli bir etken yoktur.

Büyüklerimiz şöyle diyorlar:” Düşüncesiz ve basiretsiz bir şekilde davranan insanlar, yanlış yola sapan bir yolcu gibidirler. Bu yolcu ne kadar hızlanırsa o kadar doğru yoldan sapacaktır.”

Uzağı görme ve işlerin sonunu düşünmek yolunda en büyük engellerden biri de gurur ve kibirdir. Hz. İmam Ali as ise bu konuda şöyle buyurmaktadır:” Kim gurura ve batıla güvenirse işlerin sonunu düşünemez hale düşer. “

Gurur ve kibir çoğunlukla nedamet ve pişmanlığa yol açar. Çünkü insan böyle bir duruma düşünce artık kendini ve diğerlerini doğru şekilde dğerlendiremez ve  her zaman hesap hatası yapar.İşte bu nedenden dolayı sürekli pişmanlığa ve nedamete kapılır.