Mayıs 10, 2019 14:05 Europe/Istanbul
  • İyi Yaşamak Sanatı-3

Bu bölümde ibret alma ve başklarına danışma meselesinin daha iyi bir yaşam için önemini ele alacağız.

İmam Ali as ibret alma ve tecrübe biriktirme konusunda şöyle buyurmuşlardır:” Ben geçmiştekilerin tarihleri ile o kadar haşır neşir ve aşina oldum ki onları yaşamış gibi hissedip onların tecrübelerini elde etmiş gibiyim. “

İnsanın yaşamaya ve hayatta kalmaya yönelik isteği, onu en iyi yaşama yöntemini seçmesine zorluyor. İnsan tam bir ressam gibi kendi hayatını en güzel şekilde resmetmeye başlar. İnsanoğlu kendi yeteneklerini bulma, çevresindeki dünyayı tanıma, yaratanı tanıma ve etrafındaki insanlar ile en iyi şekilde iletişim kurma yollarını bulmaya çalışır. Ancak iyi yaşamak düşündüğümüz kadar kolayca elde edilecek mesele değildir. 

Yaşam sorunları ve zorluklarına karşı galibiyet elde edip doğru yaşama tarzını seçmek için geçmişteki insanların hayatlarını bilmek ve bu hayat öykülerinden ibret almak kaçınılmaz gibi görünüyor. Evet arkadaşlar geçmişteki insanların hayatı üzerinde kafa yormak ve onların deneyimlerinden yararlanmak yeni bir hayat yaşamak olarak çok faydalı olacaktır. Biz ömrümüzün değerli her ânını doğru değerlendirmek için geçmişteki büyük insanların yaşam şekli, öğütleri ve tecrübelerinden en iyi şekilde yararlanmalıyız.

İmam Ali as bu konu ile ilgili çok güzel bir ifadede bulunarak şöyle buyurmuşlardır:” Ben geçmiştekilerin tarihleri ile o kadar haşır neşir ve aşina oldum ki onları yaşamış gibi hissedip onların tecrübelerini elde etmiş gibiyim.”

Değerli dinleyiciler İbret kelimesi Arapça bir sözcük olarak “geçmek” anlamına gelen “abere” kökünden gelmektedir. Bu da olayların yüzeyselliğine takılmayıp her hadisenin gerçek ve derin özüne geçilmesi ve dikkate alınması demektir.

İbret almak ise geniş çaplı bir yelpaze olarak birçok konuyu kapsamaktadır. Geçmişteki kavimlerin, milletlerin ve devletlerin doğuş, yükseliş ve dağılma süreçleri herkes için ibret verici bir geçmiştir. Ömrün geçmesi ve gençliğin de arkada bırakılması ve yaşlılık dönemine ayak basılması konusu bile kendiliğinden öğütler ve ibretler içermektedir.

Zorluk yaşayan insanların zorlu durumlardan kurtularak rahat bir döneme ayak basmaları başka insanlar için öğüt ve ibret içermektedir. İnsanların ölümü bile büyük bir ibrettir. Doğal afetler, toplumsal olaylar ve başka benzer birçok mesele de insanların yolunu aydınlatacak ve hatalara düşmesini engelleyecek ibretler içermektedir.

Modern toplumlarda, uyuşturucu, alkol ve saykodelik ilaçlara, haplara ve alkole olan bağımlılık, gençlerin zindeliği ve sağlamlığını ellerinden alıyor. Ateşli bir sevda ile birbirlerine vurulmalarına rağmen erkek ve kızların evlenmek için yanlış bir tercih yaptıklarını görüyoruz. Bu yanlışın sonuçları ise hayat boyunca onları rahatsız ediyor.

Kimseye danışmadan bölümlerini seçen öğrenciler, yetenekleri olmadığı ve hatta ilgi bile duymadıkları dallara yönelirler. Bu insanlar ise ömürlerini heder etmiş insanlar olurlar. Tamahları ve aşırı ün kazanmak için sonunda kendilerini rezil rüsva eden girişimlerde bulunan tanınmış insanları görüyoruz. Bu tanınmış insanlar ise toplum karşısındaki itibarlarını kaybediyorlar. Bu örnekler ve birçok benzer örneklerin hepsi ibret verici olaylar ve tecrübelerdir.

Daha iyi yaşamak yöntemleri üzerinde kafa yoran akıllı insanlar, insanların eylemlerinden, tarihten ve farklı milletlerin geçmişinden dersler çıkarıp ivedilikle bir işe girmezler bunun tam tersi temkinli ve ibret almak sureti ile davranırlar. Bu insanlar olayların yüzeyselliğine takılmayıp derinliğine inerler. Bu vesile ile birçok tecrübe ve deneyim elde edebilirler. İşte bu yüzden bu tür insanlar hayatlarında daha az hata yapıp başarıları günden güne artan insanlardır.

Kuran-ı Kerim’in daha iyi yaşamak, olaylardan ders çıkarmak ve öğüt dinlemek ile ilgili bir çok ayeti vardır. Kuran-ı Kerim bu gerçeğe defalarca değinmiştir. Haşr Suresinin 2’inci ayeti şerifesinde şöyle buyrulmuştur: ”....Ey basiret sahipleri, ibret alınız”.

Kuran-ı Kerim’deki ilahi ayetlerin birçoğunda ise büyük İlahi Peygamberlerin hayat hikayeleri ibret almak için anlatılmıştır. Örneğin dünya kadar servete sahip olan, cinler ve insler hizmetinde olan, hayvanlar ile konuşabilen Hz. Süleymen as hikayesi önemli bir nokta içerir. Bu kadar varlıklı ve imkana sahip bir Peygamber hiçbir zaman bu varlığına aldanmadı ve sürekli Allahu Teala karşısında huzu ve huşu ile kulluk edip insanların refahı için çaba gösterdi.

Bir başka Kurani hikaye de Lut kavminin hikayesidir. Bu kavim kötü davranışları seçerek Allah’ı yad etmeyi yüreklerinden sildi ve böylece ağır ilahı gazaba duçar oldu.

Hz. Musa as ve Firavun hikayesi ve başka Peygamberlerin hikayeleri de Kuran-ı Kerim’de sözü geçen ibret verici öğüt dolu hikayelerdir.

Bu hikayelerde ise Kuran-ı Kerim’in hedefi salt hikaye anlatmak değil bu hikayeler sayesinde insanlara hidayet yolunu göstermek ve böylece sağlam bir kılavuz göstermek olmuştur. Buna esasen Peygamberlerin hikayesinde hidayet yolunda faydalı olmayan her hangi bir ayrıntıya yer verilmemektedir. Örneğin bu Kurani hikayelerde doğum, ölüm tarihi, çocuk ve eş sayıları gibi ayrıntılara hiç girilmemiştir. 

Kuran-ı Kerim’de öğüt almak ve ders çıkarmak için anlatılan hikayelerden biri de Hz. Yusuf as’ın hikayesidir. Kuran-ı Kerim'in Yusuf Suresinin 111’inci ayetinde şöyle buyrulmaktadır:”Gerçekten de onların hayat hikayelerinde(Hz. Yusuf’u hayat hikayesinde) düşünce sahibi insanlar için ibret verici dersler yer almaktadır. “

Evet arkadaşlar, Hz. Yusuf as’ın hikayesi ibret verici noktalar ile dolu bir hikayedir. Kardeşlerinin onu kıskanması ve olumsuz yıkıcı etkileri, düşmanların entrikalarının suya düşmesi, Hz. Yusuf’un günah ve şehvetten uzak olması, Züleyha’nın rezil olması, Hz. Yusuf’un iffeti vb. gibi ibretler bu hikayede açıkça göze çarpmaktadır. Kuran-ı Kerim’deki bu ifadeler, insanların geçmişte yaşanan olaylardan ders çıkarıp günlük hayatlarında bu tecrübelerinden yararlanmaları için anlatılmıştır. Kuran’daki eğitici hikayeler daha iyi yaşamak yolunu aydınlatmak için anlatılmaktadır.

Akıllı insanların özelliklerinden olan geçmişteki olaylardan ibret alma ve dersler çıkarma ve bu tecrübelerden daha iyi yaşamak yönünde yararlanmasının yanı sıra başkalarına danışmak da bu tip insanların bir başka olumlu boyutudur. Yersiz gurur ve bencillik esiri olmayan bir insan ibret alma ve danışma konusunda çok etkin birisi olur. Böyle bir insan, bir konuda birçok görüşü değerlendirmekten sakınmaz. Böylece en güzel yolu seçerek uygulamaya geçer.

Başkalarının fikirleri ve düşüncelerinin ışığı, insanın yolunu aydınlatır. Bu aydınlatma ise insanların bireysel ve toplumsal olarak hayırlı ve saadetli bir hayat sürdürmesine neden olur. Hz. Ali as bu hususta şöyle buyurmuşlardır:” Başkalarına danışan birisi, başka insanların akılları ve tecrübelerinden de yararlanıp daha doğru bir karar alabilir. “

Tabii danışmak da kendine has bir yolu yöntemi vardır. Örneğin iyi düşünen, istikbali düşünen ve dakik insanlar, danışmak için daha uygun insanlardır. Akıllı ve düşünce sahibi insanlara danışmak, daha iyi yaşama yol açacak seçeneklerden biridir.

Çin kültürüne ait bir atasözü, şöyledir: ” Bir işi doğru bir şekilde yapmak istiyorsan, üç yaşlı insana danış.” Farsça  bir atasözünde ise şöyle denmektedir:” Daha fazla danışan insan daha az hataya düşer.”

Günlerden bir gün iki adam ırmak kenarında balık avlamakla meşgullerdi. Daha yaşlı olan adam, deneyimli ve usta bir balıkçı idi. Diğeri ise balıkçılıkta çaylak olan bir gençti. Deneyimli adam balık yakaladığı her defasında yanında bulunan buz kovasına atıp böylece balıkları taze tutmaya çalışıyordu. Ancak kibirli olan çaylak genç adam ise yaşlı adamdan yardım almadan kendi çabası ile balık avlamaya çalışıyordu. Bir kaç saat geçmesine rağmen genç adam ırmaktan hiçbir balık avlayamadı ve sinirlendi. O kendi oltasına iyi bir yem takmasına rağmen tecrübesizdi. Deneyimli yaşlı adamın başarı sırrı ise zor değildi. Yanında getirdiği yemlerin yanı sıra bir torba dolusu da ekmek kırıntısı getirip iple bağlayarak suya bırakmıştı. File torbadan ekmek kırıntıları yavaş yavaş suya dökülüp balıkları etrafında topluyordu. Balıklar ise bu kalabalıkta yaşlı balıkçının oltasına takılıp av oluyorlardı. İşte bu deneyimli adam böyle bir yönteme baş vurarak birçok balık avladı. Ancak daha genç olan adam, yaşlı adama danışmamasından dolayı zamanını boşa harcayıp hiç bir balık avlayamadı. “

Bizim çoğumuzun hayat hikeyesi de anlattığımız hikayede olduğu gibidir. Özellikle de hayatlarının uzun yolunun başında olan gençler ve delikanlılar, düşünce sahibi insanlara danıştıkları takdirde hayatlarında daha etkili ve olumlu adımlar atabilirler. Gençler, enerjileri, güçleri ve zindeliklerini büyüklerin tecrübeleri ve tedbirleri ile sentezlerse öyle bir kimyaya ulaşırlar ki vücutlarındaki bakırı altına dönüştürebilirler. İşte bu yüzden din ve ahlak kılavuzları daha iyi yaşamak için, herkesi özellikle de gençleri, yaşlılar ve deneyimlilerden tecrübe biriktirmek ve ibret almaya tavsiye etmişlerdir.