Türkiye'den köşe yazarları
Yeniasya: Esnaf: Patlama noktasına geldik
Karar:
Altı milyon konut nerede
Milli gazete:
Erdoğan 'MB rezervleri 118 milyar doları buldu' demişti! Belgeli yanıt
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Yusuf Ziya Cömert 10 Eylül tarihli Karar gazetesinde, “Yaklaşabildiğin kadar yaklaş devlete”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Diyanet İşleri Başkanı’nın adli yıl açısında dua etmesi daha önce karşılaştığımız bir durum değil. Açılışta hazır bulunan hakimler, savcılar, siyasetçiler bürokratlar ellerini açıp amin dediler. Ben, neye amin dediklerini anlamak için duanın videosunu buldum, dinledim.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Önce ‘E’uzü besmele’ çekiyor Ali Erbaş. Sonra hamd ediyor. Peygamberimize ve ashabına salat ve selam getiriyor. “Ey kapılar açan Allah’ım, bize hayır kapısı aç” diyor. “Ey kalpleri dönüştüren Allah’ım kalbimizi dininde sabit kıl” diyor. “Ey halleri değiştiren Allah’ım bizim halimizi en iyi hale dönüştür” diyor. Bu kısmı Arapça.
Sonra duanın Türkçe kısmına geçiyor. “Hesabını veremeyeceğimiz fiillerden bizleri muhafaza eyle Allah’ım.” Çok güzel! Eğer Allahu Te’ala orada hazır bulunanları hesabını veremeyecekleri fiillerden korursa memleketin bütün işleri düzelir. Ne haksızlık kalır, ne yolsuzluk, ne liyakatsizlik, ne nepotizm.
“Yargıtay’ımızın bu muhteşem binasının açılışında” derken ‘muhteşem’ nitelemesini kullanmasını yadırgadım. Duada Allahu Te’ala’ya hitap etmiş olursun. Binanın ‘muhteşem’ olduğuna dair dua içinde üç defa tekrarlanan niteleme binayı inşa edenleri takdir niyetiyle söylenmiş hissi veriyor.
Kuruluşundan beri Yargıtay’da görev yapmış hakim ve savcıların “Allah’ın adaletini” yerine getirmek için çalıştıklarını söylüyor. Allah’tan onlara rahmetle muamele etmesini istiyor.
Bu ifade 150 senedir Yargıtay’da karara bağlanmış bütün davaları tezkiye anlamı taşıyabilir.
“Hakim ve savcı kardeşlerimizi adaletten ayırma Allah’ım.”
Müsaadenizle ben de “Amin” demek istiyorum. Bu dua kabul olunursa memleket felaha erer. Yürütme, yargı hep düzelir.
Ardından Kur’an-ı Kerim’den adaleti emreden ayetler okuyor.
Açılışta hazır bulunanlar için “Umduklarına nail eyle” diyor. “Korktuklarından emin eyle” diyor.
Bilmiyoruz tabii ne umduklarını, neyden korktuklarını.
Böyle belirsiz durumlarda orada hazır bulunmayan insanların tümü “Amin” demeye istekli olmayabilir. Bu da normal karşılanmalı.
Farkındayım, bugünlerde insanların tartıştıkları Diyanet İşleri Ali Erbaş’ın duasının içeriği değil.
Manzarayı tartışıyorlar.
Eski kitaplarda alimlerin, fazılların devlete çok yanaşmaması, devlet ricaliyle haşır neşir olmaması tavsiye edilirdi.
Şimdi bu tavsiyeye pek uyulmuyor. Yaklaşabildiğin kadar yaklaş devlete.
Başkan Erbaş da buna istekli görünüyor.
Zaman zaman devlet politikalarını destekleyen beyanatlar da veriyor.
Bu da Diyanet’in siyasi tartışmalara sık sık konu olmasına sebep oluyor.
Daha önce devlet bakanı Bozdağ’ın ve başkan Erbaş’ın yan yana oturduğu bir basın toplantısı sırasında kendilerine hitaben söylemiştim.
Bu kadar iç içe olmaları uygun değil. Diyanet’in devlete mesafeli durması saygınlık ve bağımsızlık açısından daha isabetli.
…***
Ahmet Battal 10 Eylül tarihli Yeniasya gazetesinde, “Geçim barajı patlatır”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Seçim sistemi değişebilir ve değişmelidir de. Ama iktidara gelirken vaat ettiğini yaparak “gelince değiştirmek” ile iktidardan gideceğini anlayınca “gitmemek için değiştirmek” arasında uçurum var. Bir partinin iktidar değilken seçim sistemiyle ilgili yapacağı bütün teklifler iyileştirme kapsamındadır. Beğenip beğenmemek milletin ve vekillerinin bileceği iştir. “diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Ama iktidardaki partinin, iktidarının zayıflamaya ve hatta yıkılmaya yüz tuttuğunu gördüğünde sistemle ilgili yapacağı teklifler herkes tarafından “gitmemek için yapıyorlar” tepkisiyle karşılanır.
O partinin kendi seçmeni de böyle düşünür. Akıllıysa bunun ardında neler olduğunu da düşünür. Böyle düşünceler ise iktidarı pekiştirmez.
“Her ne olursa olsun iktidarımız yerinde kalsın” diyerek partiye sarılanlarda panik duygusunu arttırır. Asgarî demokrasi kültürüne sahip olan ve az-çok vicdanıyla hareket edip tercih yapacaklarda ise şüphe duygusunu arttırır.
Kalem ehli de o partiyi artık savunamaz hale gelir. Zira “madem doğrusu buydu, bugüne kadar neredeydiler” ana sorusunun cevabı yoktur.
Özetle seçim sistemi ile oynamaya başlayan bir iktidar kendi kendisini sallıyor demektir. Muhalefet de sallayabilirse düşeceği kesindir.
Bu genel kuralın en tipik örneği ANAP’tır.
Bu kural ve sonuçları yönünden AKMHP iktidarına bakacak olursak aynı durumu görürüz.
MHP’yi “ayarlamak” için yapılacak manevranın hepsine zarar vereceği açık.
En sonda gelen en küçük koalisyon ortağı parti durumundaki BBP’nin ve Başkanı Mustafa Destici’nin feryadının sebebi de aslında budur. “Ortanca ortağı kurtarabilmek için bizi de batırıyorsunuz” denmektedir.
Öte yandan asıl mesele artık seçim sistemi değil. Millete ve devlete zarar veren cephe siyasetinin çöküşünü geciktirme isteğidir.
Zaten boş tencerenin sallamadığı iktidar olmaz. Açlıktan ölen zaten yok, ama devletin verdiği küçük paralarla kıt kanaat geçinen iki buçuk milyonun gelirinin bir yılda yarıya düştüğü de açık.
Geçim derdi barajı marajı dinlemez. Geçim barajı seçim barajını patlatır. Üstelik bu basınç iktidara ortak yapılmak istenenlerin barajını değil, millete ulaşabilenlerin barajını patlatır. Bu konunun gündem olması anketlerden bile daha kıymetlidir.
Biz yıllardır söyledik: AKP aslında bir parti bile değil. Bir siyasî cereyanı temsil etmiyor. İslâmcılık akımının toprağında yetişen bir ağaç demokratlar toprağına dal uzatıp kök salmaya çalıştı, ama genetik uyumsuzluk başarıyı engelledi. “Muhafazakâr demokratlık” kılıfının foyası çıktı, boyası döküldü.
AKP antidemokratik fırsatların ortaya çıkardığı bir oluşum olarak kişisel karizmaya dayalı iktidarla parti olmaya çalıştı. Bunun başarılabilmesi mümkün değil. Kuraldır; “karizma gider parti biter”.
…***
Esfender Korkmaz 10 Eylül tarihli Yeniçağ gazetesinde, “Kur lobisi kim?”başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
“Mevduat faizinin eksi olmasına rağmen, döviz tevdiat hesapları arttı ve fakat kurlarda son bir yılda sıçrama olmadı. Tersine dolar eksi 2,31 ve Euro eksi 2,84 oranında değer kaybetti. Aslında ithalat arttı. Cari açık devam ediyor. Dolara olan talep azalmadı. Tersine piyasa kulislerine göre bazı iş adamları ve müteahhitlerin Londra'da gayrimenkul aldıkları ve yurt dışına para transfer ettikleri konuşuluyor. Daha önce de Türkiye’de banka kredilerini yapılandırıp, yurt dışında yatırım yapanlar olmuştu.”diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
…***
Yurt dışında yatırım yapmanın bu günkü sisteme aykırı bir yanı yok. Ama eğer yurt dışında gayrimenkul alanlar, başka ülke vatandaşlığı alanlar çoğaldıysa, bunu düşünmek zorundayız. Demek ki tasarruf sahibi parasını döviz olarak da Türkiye'de tutmak istemiyor.
Ayrıca, Türkiye'de de Türk vatandaşlarının gayrimenkul alımları arttı. Bu nedenle fiyatlar şişti. Türk vatandaşları da demek ki dolar yerine gayrimenkule yatırım yapıyor.
Yurt dışına para transferi, yurt dışında gayrimenkul alımı, yurt içinde gayrimenkul alımının hızlanmasının iki nedeni var … Birisi; güven sorununun tırmanmasıdır. Artık tasarruf sahibi tasarrufunu Türkiye'de döviz olarak ta tutmak istemiyor. İkincisi de kara para aklama paniğidir.
Bu şartlar altında; 23 şubatta Merkez Bankası'nın para kurulu toplantısında faiz kararı etkili olacaktır.
Ağustos yıllık enflasyonu yüzde 19,25 oldu. MB gösterge faizi yüzde 19'dur. Bu şartlarda MB gösterge faizi eksi yüzde 0,21 dir. Türkiye'nin ülke riskinin yüksek olduğunu da düşünerek, Merkez Bankası'nı faizleri artırması gerekir. Aslında başkan da enflasyon üstünde faiz vereceğini açıklamıştı. Şimdi kıvırmaya başladı ve Çekirdek enflasyonun son ay TÜFE olarak yüzde 19,25 oranındaki enflasyonun altında kaldığını ve yüzde 16,76 olduğunu açıklayarak faizlerin artmayacağı ve hatta düşeceği yönünde bir algı yarattı.
Merkez Bankası Başkanı, bir yandan gıda fiyatları enflasyonu artırıyor diyor diğer yandan MB gösterge Faiz kararı için gıda fiyatlarının dışlandığı çekirdek enflasyonu işaret ediyor.