Ocak 03, 2022 08:38 Europe/Istanbul
  • Türkiye'den köşe yazarları

Cumhuriyet: Artan maliyetler nedeniyle ulaşımda fiyatlar arttı

Karar:

Bir faiz düştü beş faiz yükseldi

Star:

Yeni keşfin müjde tarihi belli oldu!

Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:

...***

Mehmet Kara 2 Ocak tarihli Yeniasya gazetesinde, "Mülâkat değil, liyakat"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Kamuya memur alımında uygulanan mülâkat sisteminin adaletsizliği artık iktidara çevrelerinin dahi tepkisini çekmeye başladı. Haklarını yemeyelim, iktidara yakın STK’lardan uzun süredir mülâkatın kaldırılması ile ilgili tepkiler geliyordu, ama buna kulak asan kimse olmuyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor: 

...***

2000’li yıllarda uygulamaya konulan KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı) ile başarılı olduğunda işe girebilen gençler son yıllarda önlerine çıkan mülâkatla elenebiliyor. Mülâkatta da ipe sapa gelmez soruların sorulduğunu duyuyoruz. 

Memur alımlarında “liyakat ve ehliyet” ikinci plânda kalıyor. Olması gereken bu olmasına rağmen, “dayın varsa işe girebiliyorsun” kanaati artık ayyuka çıktı. Bu uygulama öğretmenler dahil bütün memur alımlarında kullanılıyor. KPSS’de 90’ın üzerinde puan alsan da, hatta birinci olsan da mülâkatta 60’ın altında puan verilip “Tercih yapmaya hak kazanamadınız” yazısı ile karşı karşıya kalabiliyorsunuz! 

Elbette özel yetenek isteyen ve mesleğin gerektirdiği bazı “özel durumlar” olabilir. Ancak bunu kamuda bütün alımlarda uygulamak hakkaniyet ilkesine aykırı ve adalet duygusuna zarar verir. 

En son olarak da, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 15 bin öğretmenin ataması için yapılan mülâkat sonuçları açıklandıktan sonra KPSS’de Türkiye’de dereceye giren adayların mülâkatta elendiği ortaya çıkmasına gösterilen tepkilerden de sistemin yanlışlığı bir kez daha ortaya çıktı. 

2019 yılında Meclis’te mülâkatın kaldırılması için verdikleri araştırma önergeleri, kanun tekliflerinin kabul edilmediğini de not düşelim. 

AKP’den Belediye Meclis üyesi de olan gazeteci bir dostumuz mülâkat sisteminin kaldırılmasını isterken, alımların ehliyet ve adalet ölçüsüne göre yapılmasını isteyenler arasında. “Benim çocuğum da üniversiteyi bitirince yazılı sınavla (KPSS) devlete girmelidir” diye de ilâve ediyor.  

Bu dostumuzun evlâdı bu sene iyi bir üniversitenin bilgisayar mühendisliğini kazandı. Elbette sınavla girmeli. Diğeri torpil, kayırma, partizanlık olur zaten… En başta da kul hakkına girer. 

Bu yüzden bazı sivil toplum kuruluşları ve sendikalar “mülâkata hayır kampanyası” başlatmışlar. Siyasî parti grupları ile görüşüyorlar. Bizde kendilerine destek veriyor ve “mülâkata hayır” diyoruz. Mülâkat değil liyakat…

...***

Esfender Korkmaz 2 Ocak tarihli Yeniçağ gazetesinde, " 2022 ne getirecek?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Dileğimiz, 2022 yılının toplumsal refah getirmesidir. Ama dilek yetmiyor. Refah sağlayacak adımları atmak gerekir. Hedef koyup, politika üretmek gerekiyor. Politika üretmek için de doğru tespit ve teşhis yapmak gerekir. Siyasi iktidarın böyle bir anlayışı yok. Zira açıkça yaşamamıza rağmen TL krizi yok diyor. 2021 büyümesine tek gösterge olarak bakıyor. IMF, Dünya Bankası ve OECD, Türkiye'de 2021 yılı büyüme oranını yüzde 8,5 ile yüzde 9 arasında tahmin ediyor. 2022'de ise büyüme tahmini 3,3'e geriliyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

İşsizlik açısından büyüme önemlidir. Ama Türkiye'de büyüme işsizliği fazla düşürmedi. Çünkü üretimde ithal girdi oranı yüksektir. Yani girdi ithal ettiğimiz ülkelerde istihdam yaratıyoruz.

2021'de yüksek büyümeye, ekonominin dinamik yapısı etkili oldu ve fakat 2020 yılında düşük büyümenin baz etkisi ve pandemi serbestliğinin etkisi daha yüksek oldu. 

Aralık ayı etkisi ile 2021 dördüncü çeyrek, büyüme oranı daha düşük çıkacaktır. Nedenleri;

Tüketim harcamaları geriledi. Bunu, ÖTV gelirinin azalmasından, tüketici ve konut kredilerinin ve ithal tüketim malının düşmesinden görebiliyoruz. Tüketim harcamalarının düşmesi büyümeyi de düşürür.

Yatırımlar daraldı. Üçüncü çeyrekte sabit sermaye yatırımları yüzde 2,7 oranında daralmıştı. Dördüncü çeyrekte, kur belirsizliği yatırım malı ithalatını düşürdü. TL krizi nedeni ile yabancı sermaye doğrudan yatırım yapmadı. Yerli sermaye de belirsizlik nedeni ile yeni yatırım yapmadı.

Dördüncü çeyrekte ihracat artışı, ithalat artışından daha yüksek oldu ve bu nedenle ihracata dayalı bir büyüme yaşayacağız. Ama benim tahminin dördüncü çeyrekte büyüme yüzde 4 altında kalacaktır.

Ekonomi yönetimi Türkiye'yi faiz-kur kıskacına soktu. Eğer erken seçim olursa 2022 yılının ikinci yarısını kurtarabiliriz. Gelecek iktidar hiçbir şey yapmasa bile ve kim gelirse gelsin, demokrasi, hukuk ve güven altyapısı olacağı için, ekonomi krizden çıkar.

2022 enflasyon için de umut vermiyor. 

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) 1 Aralık'ta yayımladığı son raporunda 2021 sonu için ortalama tüketici fiyat enflasyonu tahminini yüzde 18,7, 2022 yılı tahminini de yüzde 23,9 olarak açıkladı.

Merkez Bankası faizde bocaladı. Bankaya güven dip yaptı. Gösterge faizini TÜFE'nin 7 puan altında tutmak ve sonra da dolaylı yollardan ekonomik ve sosyal maliyetler yaratarak kurları kontrol etmek, bırakın iktisat kurallarına, hayatın normal akışına aykırıdır. Bir yandan faizi düşürmek öte yandan örtülü faiz vermeye, kargalar güler.

2022'de, bugünkü ekonomi yönetimi devam ederse, talep düşmesine rağmen panik içinde yaşayan bir ekonomide hiper enflasyona gitme riski var.

...***

Orhan Dede 2 Ocak tarihli Yenimesaj gazetesinde, " 2022 yılı pahalıya patladı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.

" Yeni yıla girmeye 15 dakika kadar varken twitter hesabımdan, "2021 yılını aratmayacak bir yeni yıl dileğiyle 2022 yılınızı kutluyorum" diyerek bir mesaj paylaşmıştım. '2021 yılını aratmayacak bir yeni yıl dileğiyle' bölümünü geri alıyorum, çünkü 1 Ocak 2022'de bu satırları yazarken dileğimin kabul olmadığı daha ilk günden anlaşıldı. 1 Ocak'tan sonra hiç zam gelmese bile –bu elbette mümkün değil- tek başına bu gün, 2021 yılını bize aratmaya yeter de artar…"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:

...***

İktidarının 20. yılında ekonomi modeli açıklayan hükümetin milletimize 2022 yılı başlarken verdiği ve devamı yıl içinde peyderpey gelecek hediyelerinden bazıları şöyle:

• İki yönlü ücret alınmayan iki köprü olan "15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinde artık hem giderken hem de gelirken ücret ödeyeceksiniz. 

• Elektrikte mesken ve sanayi abonelerine yüzde 52 ile yüzde 130 arasında zam yapıldı.

• Konutlarda kullanılan doğalgaza yüzde 25 oranında zam yapıldı.

• Elektrik üretim santrallerinin kullandığı doğalgazın satış fiyatı yüzde 15, sanayide kullanılan doğalgazın fiyatı ise yüzde 50 arttı.

• Zamlardan akaryakıt da nasibini aldı. Benzinin litre fiyatına 1 Ocak'ta 61 kuruş, motorinin litre fiyatına 1 lira 29 kuruş ve LPG'nin litre fiyatına 78 kuruş zam geldi. Benzinin litresi Ankara'da 12.98 lira, İstanbul'da 12.92 liraya yükseldi. Motorinin litresi ise İstanbul'da 12.74 liraya, Ankara'da 12.80 liraya çıktı.

• 2022 yılında vergi, ceza ve harçlar yüzde 36.2, Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) yüzde 25, Emlak Vergisi de yüzde 18.10 zamlı olarak ödenecek. 

• Yeni zam oranına göre, Noter kağıdı 25, kimlik kartı değiştirme 37.5, kayıp kimlik kartı yenileme 75, sürücü belgeleri 280, motorlu araç tescil belgesi 250 lira oldu.

• 180 lira olan pasaport defteri ücreti 225 liraya çıktı. 6 aya kadar olan pasaport harcı ise 227 liradan 309 liraya yükseldi. Ehliyet harçları ise A sınıfı için 271 liradan 369 liraya çıktı.

Daha da sayabilirim. 

Ancak 2002 yılının hayatımıza nasıl giriş yaptığını anlamak için bunlar yeterli olur sanırım.

2022 yılının bu ilk gününde şu tespiti rahatlıkla yapabilirim: 2021 yılını kaybetmiş ülkemiz için 2022 yılının da şimdiden kaybedilmiş bir yıldır.

Bu tespitimde yanılmam için –ki bunu gönülden isterim- sadece temennide bulunmanın yetmeyeceğini milletçe hep birlikte anlamış olmamız gerekmektedir.