Türkiye'den köşe yazarları
Karar: Nebati ekonomistlerle bir araya geldi: Şirketlerin 10 milyar dolar bozdurmasını bekliyorum
Yeniasya:
Soygun var
Milli gazete:
Mutfaktaki enflasyon 90
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Kazım Güleçyüz 22 Ocak tarihli Yeniasya gazetesinde, "İktidar sıkışırken, muhalefet gevşedi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Yeni yıla da zam yağmuruyla giren iktidara yönelik tepkiler devam ediyor. Kış ortasındaki fâhiş elektrik ve doğalgaz zamları, akaryakıt fiyatlarının görülmemiş seviyelere çıkması, market ve pazarlardaki pahalılığın cep yakmaya devam etmesi herkesi zorluyor. İktidar ve zengin ettikleri dışındakiler hariç."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Doları iki ayda 9 liradan 18 liraya çıkarıp sonra 14 lirada sabitlemiş görünmesini büyük başarı gibi sunan iktidarın övündüğü asgarî ücret artışı hem reel olarak geçen yılın altında, hem de enflasyonda sür’atle eriyor.
Memurlara ve emeklilerine yapılan maaş zammı beklentilerin çok altında kalır ve hayal kırıklığına yol açarken, SGK ve Bağkur emeklilerinin hüsranı çok daha büyük oldu.
Buna karşılık, kurdaki artışla fırlayan fiyatlar inmek şöyle dursun, hızlı tırmanışına devam ediyor. Ateş pahası market ve pazar fiyatları her gün cepleri daha fazla yakıyor.
Ucuzluk adına bir ara telâffuz ettiği tarım kooperatifi marketlerini yaygınlaştırma formülünden artık söz etmeyip “Fâhiş fiyatların ve enflasyonun milletimizi bunalttığını biliyoruz” ikrarında bulunan Erdoğan, ABD ve Avrupa’da durumun çok daha kötü olduğundan dem vurarak halkı tesellî çabasında.
Doları 9 liradan 14 liraya düşürme (!) “başarı”sının halaylarla kutlandığı atmosfer kısa sürüp gittikçe artan hayat pahalılığı, işsizlik, geçim sıkıntısı kaynaklı kâbus yeniden katmerlenince gündem saptırmalara dönüldü.
Enes’in hepimizi derinden sarsan ve üzen intiharı üzerine cemaatlere karşı başlatılan saldırılar ve bu meyanda muhalefet cenahından verilen bazı çok yanlış mesajlar da sonuçta iktidarın bu taktiğine katkı sağladı.
Keza parlamenter sisteme dönüş çalışmalarında gözlenen yavaşlama ve gecikme ile şu ortamda çok daha ısrarlı ve vurgulu şekilde seslendirilmesi gereken erken seçim talebinin peşinin bırakılması da yanlış oldu.
Muhalefetin psikolojik üstünlüğü elde ettiği, gündem belirler hale geldiği ve iktidarı sıkıştırdığı bir noktada peş peşe gelen bu yanlışların doğurduğu boşluk havayı yeniden bulandırdı ve yine karamsarlığa yol açtı.
Bu havanın bir an önce dağıtılması lâzım. Türkiye’nin tek adam rejimiyle içine sürüklendiği girdaptan çıkması için verilecek mücadele gevşeklik ve gecikmeyi kaldırmaz...
...***
Mustafa Karaalioğlu, 22 Ocak tarihli Karar gazetesinde, " İttifak yürüyüşünde risk ve fırsatlar"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Muhalefetin iktidara karşı belirli alanlarda siyasi ve psikolojik avantajları bulunuyor. Bu tabloyu kamuoyu araştırmalarından olduğu kadar, iktidarın seçimi kazanmak için giderek daha popülist karakter kazanan hamlelerinden de görebiliyoruz. Cumhur ittifakı bir vizyon çerçevesinde büyüyen ve gelişen Türkiye yaklaşımından uzak, seçimi garantileyecek gündelik politikalara odaklanmış bulunuyor. Özellikle ekonomik krizini yarattığı tahribatı gidermek için, paradoksal şekilde bazen krizi derinleştiren hamleler olsa bile seçime kadar geçecek süreyi idare etmeyi tercih ediyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Geride kalan üç yılı aşkın süre heba edildiği için bundan sonraki kısıtlı sürede de vizyoner ya da kalıcı politikaların işe yaramayacağını görüyorlar. Özetle geçen ve geçecek kısmıyla beş yıl verimsiz olarak tamamlanacak görünüyor.
Gelin görün ki benzer problemler muhalefette de var. “İktidardan daha iyisini yaparız” şeklinde özetlenebilecek bir yaklaşımla yetiniyorlar. Böylesi, -kamuoyu araştırmalarına göre- muhalefete yetiyor. Temel ve yapısal problemlere ciddi öneriler getirerek vizyon üretmeyi tercih ederek bu tabloyu bozmak riskini almaktan kaçınıyorlar. Yani, geçim derdinin olağanüstü öncelik kazanması iktidarı popülizme, muhalefeti de sadece bu konudaki çelişki ve beceriksizliği konuşup sandığı beklemekte sınırlıyor. İki taraf için de en kolay seçim stratejisi çalışmaya başladı, diyebiliriz.
Peki muhalefet seçime hangi formda gidecek? Şu anda merkezinde ve lokomotifinde CHP ve İyi Parti’nin bulunduğu Millet ittifakı daha önce birlikte hareket ettiği Saadet ve demokrat parti başta olmak üzere yeni kurulan Gelecek Partisi ve DEVA ile genişleyecek mi? Güçlü bir beklenti ve eğilim var ama kesinlik olduğu söylenemez. Kılıçdaroğlu ve Akşener bu konuda; yani ittifakı genişletme yönünde bir girişimde bulundu mu, bulunduysa ne cevap aldı bilmiyoruz. Son günlerde Gelecek Parti lideri Davutoğlu’nun turları var. Üç lider önceki akşam aynı masa etrafında da oturdu. Bu görüşmenin öncesinde Davutoğlu’nun dile getirdiği muhalefetin yeniden yapılanması fikrinden başka bilgiye de sahip değiliz. Nasıl bir yapılanma? Yeni bir ittifak mı? İsim değişecek mi? Bir tür koalisyon protokolü mü ilan edilecek? Cumhurbaşkanı adayı nasıl belirlenecek ve aday kim olacak?
Davutoğlu ile konuştum, detay vermiyor. Muhataplarına saygı gereği ve sürecin hassasiyeti yüzünden, masada pişirilmeyen fikirleri paylaşmayı tercih etmiyor. Söylediği şu: “Niceliksel değil niteliksel ittifak kurulmalı. Seçim ittifakının ötesinde kalıcı bir vizyon belirlenmeli.” Bu prensiplere kimsenin itiraz etmeyeceğini tahmin edebiliriz. Peki hangi noktaya gelindi? Davutoğlu, görüşmelerin olumlu gittiğini ve liderlerin yapıcı tutumu içinde olduğunu söylüyor. Önümüzdeki günlerde muhalefet cephesinde daha sık ve farklı formatta görüşmelere şahit olacağız.
Muhalefetin birlikte hareket etmesi ve en geniş sınırlara ulaşması sadece sayısal kıymet arz etmiyor; siyasi meşruiyetin zenginleşmesi ve yeni döneme ilişkin iddiaların gücü açısından da önemlidir. Görebildiğim kadarıyla bütün partiler ittifaka bu bağlamda yaklaşıyor. Ancak, şu kısmı da kayda geçirmekte fayda vardır. İktidara talip olan partilerin seçimi kadar geçecek süreyi verimli ve akıllıca kullanması, birlik görüntüsü vermesi şarttır. Aksi halde, birbirine benzemeklik hali belirginleşebilir ve seçmen nezdinde güven kaybı duygusu yaşanabilir. Bilhassa, Cumhur ittifakının homojen yapısına karşı her türlü dağınıklık ve zaman kaybının siyasi risk oluşturacağı aşikardır. Yol, yöntem belirleme ve genel olarak ittifak modelini oluşturma istikametindeki çalışmaların bir kere başladıktan sonra netice alınamaması da bu riski artırır.
...***
Aziz Karaca, 22 Ocak tarihli Yenimesaj gazetesinde, " Kargaların nutku tutuldu, artık gülemiyorlar"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Fedakarlığa bakar mısınız? İlk duyduğumda yaman bir duygusallık kapladı içimi ve gözlerim yaşardı! Elektrik, doğalgaz ve akaryakıt fiyatları konusunda devlet, olağanüstü fedakarlık yapıyormuş. Hayal edebiliyor musunuz, ya bir de devlet bu konularda fedakarlık yapmasaydı milletin hali nice olurdu? Gerçekten kargaların nutku tutuldu ve artık gülemiyorlar bile."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Bir ayda tam elli defa akaryakıta zam yapılmış, benzin-mazot fiyatları 15 TL'ye dayanmış, son elektrik faturalarını eline alan vatandaş, fenalık geçiriyor, sokağa çıkıp feryadı basıyor.
Son gelen doğalgaz ve elektrik faturalarını eline alan vatandaş derhal koşup cümle ampulleri söndürüyor ve kombiyi kapatıyor ama memleketin dört bir yanında kış manzaraları evdekileri bile üşütmeye yetiyor.
Benzin istasyonlarına yanaşan araba sahipleri, elli-yüz TL'lik yakıtla ancak depolarının dibini ıslatabiliyorlar.
Yüzde doksanlık gibi büyük bir kitle, barınma, beslenme ve giyinme gibi üç temel hayati ihtiyaçları için koşup duruyor, koşturup duruyor, yüzde onluk gibi bir avuç mutlu azınlık ise servetini lahana misali katlayıp duruyor.
Kim kurdu bu düzeni, bu soygun sistemi kimin, kimlerin eseri?
Her geçen gün biraz daha uzayan ucuz ekmek kuyrukları için, hala; "yok öyle bir şey, hepsi numara" diyebilen yüzsüzler var bu tolumda.
Bir tarafta kasaptan et almak yerine kuzu kesen ve kuzuyu toptan görüneler, diğer tarafta kasabın önünden geçemeyen, et-kıyma fiyatlarına bakıp fenalaşmak istemeyen büyük kalabalıklar.
Fedakarlığa bakar mısınız?
Duyanın gözleri yaşarıyor!
Asgari ücrette yapılan artış, daha ceplere girmeden, yağmur gibi yağan zamlarla çoktan erimiş, emekliler de aynı durumda, gel gör ki, devletin yaptığı acayip fedakarlıktan söz edilebiliyor.
Kargaların nutku tutuldu, artık gülemiyorlar bile.