Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: Yanlış tarım politikaları ve savaş ayçiçek yağını karaborsaya düşürdü
Yeniasya:
Şoförlerin zam isyanı
Aydınlık:
Cumhurbaşkanı Danışmanı: Devlet serbest piyasa koşullarına teslim olmaz
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
Mehmet Kara 6 Mart tarihli Yeniasya gazetesinde, "Kutuplaşmadan kucaklaşmaya"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Siyasette yıllardır süren kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı ve ötekileştirici sözler ile siyasetin kirli dili toplumun bütün kesimine yayılmasına yol açarken, siyasetçileri birbirlerinin yüzüne bakamaz hale getirdi. Geçmişte, hastalıkta, sağlıkta ve ülkeyi ilgilendiren meselelerde bir araya gelebilen siyasetçiler, ne yazık ki yıllardır bir araya gelemiyor. Cenazelerde bile birbirlerinin yüzüne bakamıyor, bazen tokalaşmıyorlar bile…"diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Siyasetteki bu gelişmelere rağmen Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem için 6 partinin bir araya gelip aylarca bir çalışma yapması özlenen bir tablonun oluşmasına sebep oldu. Bu anlamda, 6 siyasî partinin genel başkanının bir masa etrafında toplanması bile tek başına bir başarıdır.
Ankara’da AKP, DEVA ve Gelecek Partilerinin kuruluş toplantılarının da yapıldığı Bilkent Otel’de toplantının yapıldığı salondaki heyecan uzunca zamandır görülmeyen bir tabloydu. Salonda hiçbir partinin ön planda olmaması, her partiye 50’şer kişilik kontenjan ayrılması, dâvet edilenlerin toplumun bütün kesimlerini temsil etmesi eski alışkanlıkların terk edildiğini göstermesi açısından da önemliydi.
12 Şubat’taki yapılan toplantının ardından 28 Şubat’ta geniş katılımlı bir toplantıda önce partili cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin (CHS) yanlışları ortaya konulup, teklif edilen yeni sistemde yürütme, yasama ve yargı alanları ile temel hak ve hürriyetler, kamu yönetimi ve siyasî etik kanunu ile ilgili görüşlerinin 6 partinin genel başkan yardımcıları tarafından açıklanması sırasında salonda heyecan meydana getirdi. Cumhurbaşkanının seçimi, bakanlar kurulunun oluşumu, yeni sistemle faaliyeti iyice azalan Meclis’in denetim yetkisinin güçlendirilmesi, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, Yüksek Seçim Kurulu’nun yapısının demokratikleştirilmesi, YÖK’ün kaldırılması, basın hürriyeti, düşünce ve ifade, din ve vicdan hürriyetleri genişletilmesi gibi bir çok konunun yer aldığı yeni sistem teklifi 48 sayfadan oluşuyor.
Milletin Meclis’te daha fazla temsil edilmesini sağlayacak olan seçim barajının yüzde 3’e düşürülmesi, cumhurbaşkanının partili olmasının engellenmesi, bakanların “seçilmiş” milletvekilleri arasından olması, son günlerde çokça gündeme gelen memur atamalarında mülâkatın kaldırılması, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne güvenin altında yer alan adalete güveni tesis etmek için yeni düzenlemelerin yapılması, yargı bağımsızlığını sağlayacak düzenlemeler gibi pek çok demokratikleşme adına atılan adımların millet nezdinde de memnuniyetle karşılandığı da görülüyor.
MAK Danışmanlık şirketinin yaptığı bir ankete göre, Millet İttifakı bileşeni 6 partinin bir araya gelmesi ülkenin yarınlarında yönetimi adına ülke sorunlarına ortak akılla çözüm üretme, bu anlamda farklı projelerin ortaya konulması açısından önemli olduğunun söylenmesi de bunu gösteriyor. Yine aynı ankete göre 6 genel başkanın bir masa etrafında bir araya gelebilmesi “ortak akıl çalışması” duygusunu pekiştirdiğini de ortaya koymuş.
...***
İrfan Hüseyin Yıldız 6 Mart tarihli Cumhuriyet gazetesinde, " Ekonomilerde stagflasyon tehlikesi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Rusya ekonomisinin dünya ekonomisi içindeki payı çok yüksek olmasa bile bazı temel girdiler bazında fiyatları belirleyecek bir gücü bulunmaktadır. Bu girdiler, enerji (petrol, doğalgaz) ve tarım ürünleri olarak sayılabilir. Türkiye açısından bir diğer önemli kalem ise turizm hareketleridir. Başta Dünya Bankası olmak üzere birçok uluslararası kuruluş büyüme tahminlerini revize ediyor ve küçültüyor. Tüm dünyada resesyon beklentileri konuşuluyor. Savaşın dünya üretimini ve ticaretini daraltacağı öngörülüyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Türkiye ekonomisi için 2022’de öngörülen büyüme oranı yüzde 3’ler civarında. Bu gelişmeler, durgunluğun ve enflasyonun birbirini tetiklediği bir stagflasyon sürecini gündeme getiriyor.
Savaşın Türkiye ekonomisini nasıl etkileyeceğini analiz ettiğimizde şu tespitleri yapabiliyoruz:
Rusya ve Ukrayna, dünyanın önemli tarımsal ürün tedarikçisi ülkeleri durumundalar. Bu ülkeler piyasadan çekilince tarımsal girdi fiyatları artacaktır. Türkiye’nin tarımsal girdiler açısından Rusya ve Ukrayna’ya bağımlılığı yüzde 75’ler civarındadır. Türkiye, hububat tedarikinde ve hayvan yemi girdilerinde Rusya ve Ukrayna bölgelerini kullanmaktadır. Buğdayda ton başına fiyat en son 342 dolar iken mart ayı başı itibarıyla 420 dolara çıkmıştır. Aynı şekilde, yem sanayisinin bölgeden sağlanan girdilere bağımlılığı bulunuyor. Bu nedenle, yakın gelecekte yem fiyatlarında ve dolayısıyla hayvansal ürün fiyatlarında artış beklenmektedir.
Türkiye, 2022 yılında yaklaşık 30 milyar dolar turizm geliri hedefliyordu. Bu tutarın yine yaklaşık Rus ve Ukraynalı turistlerden sağlanacak kısmı (yüzde 25-30 tahmini ile) 8.5 milyar dolar olarak öngörülmüştü. Bu rakamın tamamı kaybedilmese bile büyük kısmının risk altına girdiği söylenebilir.
Bu bölgesel çatışma başta lojistik olmak üzere birçok sektörü de dolaylı olarak olumsuz etkileyecektir.
Bütün bu gelişmelerin fiyatları daha fazla artırmasını önlemek isteyen hükümet, buğdayda, gazda, elektrikte, yakıtta sübvansiyonlar sağlıyor. Ancak bu sübvansiyonlar, bütçeye ilave yük getirmektedir.
Diğer taraftan Türkiye’nin döviz ihtiyacı artmaya devam ediyor. Ocak ayı itibarıyla 2021’de 3 milyar dolar olan dış ticaret açığı, 2022’nin aynı ayında 10.4 milyar dolara çıkmıştır. 2021 Şubat ayında 3.3 milyar dolar olan dış ticaret açığı ise 2022’nin aynı ayında 8.1 milyar dolara çıkmıştır. Dış ticaret açığı iki ayda 18 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İthalatta en büyük artış ara malları kaleminde görünüyor. Ara mallarının toplam ithalat içindeki payı yüzde 83.5 seviyesine gelmiş durumda. Bu gelişmenin birkaç ay daha süreceği anlaşılıyor.
Türkiye’de cari açık büyüyor ve yeni ekonomik modelin başarı şansı azalıyor. Öyle bir noktaya geldik ki hem enflasyon artıyor hem de cari açık büyüyor.
...***
Esfender Korkmaz 6 Mart tarihli Yeniçağ gazetesinde, " Çıkış yolu demokrasiden geçer"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"2021 büyüme oranı, dünya ortalamasının üstünde yüzde 11 oldu. Ama devam etmeyecek. Dahası kur artışı büyümeden daha yüksek olduğu için Türkiye 2021 yılında, 802,7 milyar dolar GSYH'sı ile dünya büyüklük sıralamasında ilk 20'den çıktı ve 21. sıraya geriledi. Yİ-ÜFE yüzde 105 oldu. Hiper enflasyona gidiş hızlandı. Piyasada işlemler, pazarlıklar dolar ve Euro olarak yapılıyor."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Raiting kuruluşları Türkiye'nin notunu; ''yatırım yapılmaz, spekülatif '' düzeyde tutuyor.
Şubat ayında, aylık dış ticaret açığı 8,1 milyar dolar oldu. Türkiye 2003-2021 arasında 831,4 milyar dolar dış ticaret açığı ve 626,1 milyar dolar cari açık verdi.
2018-2019 ve 2020'de yeni yatırım yapılmadı. 2021 ilk iki çeyreğinde yapıldı. Üçüncü ve dördüncü çeyrekte sabit sermaye yatırımlarında büyüme yeniden eksiye döndü. Orta gelir tuzağına düştük. Fiili işsizlik oranı yüzde 23'e yükseldi.
2018 yılından başlayarak üç döviz şoku yaşandı. Bu şoklar TL krizine dönüştü. Dünya da Türkiye'de bir TL krizi olduğunu söylüyor. Bu krizin buhrana dönüşme riski ve Türkiye'nin dış borçlarında temerrüde düşme riski arttı.
Cumhuriyetin -2023- 100. yılına az kaldı. AKP öncesi 80. yılında Türkiye'nin demokrasi, hukuk, siyasi ve ekonomik alanda yönü belliydi. Hedef; Batı standartlarında daha demokratik, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler dengesinin olduğu, gelişmiş bir ülke hedefi olan bir Türkiye idi. AKP iktidarının ilk on yılı da bu yönde umut verdi. Ancak sonrasında aynı AKP iktidarının gizli bir gündemi olduğundan mı, yoksa iktidarı bırakmak istemediği için mi, önce devleti paylaşma kavgası, paralel devlet yapısı, arkasından OHAL ve başkanlık sistemi ve otokrasiye geçiş yaşandı.