Türkiye'den köşe yazarları
Cumhuriyet: CHP'li Murat Emir, 'Beşli çetenin' 11 yıllık ihale dosyasını açtı
Karar:
Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a çağrı: Hazine garantisi ver destekleyeceğiz
Yeniçağ:
TOKİ'nin sosyal konutlar için temel atacağı tarih belli oldu
Şimdi ise hafta içi köşe yazıları:
...***
İskender Öksüz 18 Eylül tarihli Karar gazetesinde, "Altılı Masa kimi aday göstermeli?"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Tek bir partinin imkânlarıyla bile Türkiye çapında sağlıklı bir seçim anketi yapılabilir. Burada “imkân”, paradan ibarettir. Yoksa ülkemizde birinci sınıf ölçme yapabilecek anket şirketlerimiz var. Altılı masadaki gibi altı parti bir araya gelirse, onlara anket yapmanın/ yaptırmanın çok kolay olması lazım. Evet, eğer kasten çarpıtılmıyorsa anketler doğru söyler. Ancak bunun da birkaç ölçüsü, birkaç “ancak”ı var. “Tekniğine uygun yapıldığı takdirde” derken bu ancakları kast ediyorum."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
En önemli ancak, soru sorulan kişilerin rastgele seçilmesidir. Seçim anketi yapıyorsanız ve ülke çapında sonucu tahmin etmek istiyorsanız, ülke çapında seçmenlere rastgele sormalısınız. Rastgelelik şartı yerine getirilmediği zaman yanlış çıkan seçim anketlerinin tarihî hikâyeleri var.
Başka birkaç şart daha var. Mümkünse her sorulandan bir cevap alınmalı. “Oy kullanmayacağım.”, “Kararsızım” da cevaptır. Nihayet, cevap verenin kendisini tehdit altında hissetmemesi, şöyle dersem başıma bir şey gelir diye düşünmemesi; anketörün tercihini hissetmemesi gerekir. Deneklerin az da olsa bir kısmı, çekindiği için gerçek düşüncesinden farklı konuşuyor. Bu sonuncu sapmayı inceleyen hocamız, Duke Üniversitesi ekonomi profesörü Timur Kuran. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Yalanla Yaşamak/Tercih Çarpıtmasının Toplumsal Sonuçları kitabında bu sapışı anlatıyor. Çare ne? Çare, deneklerin kişisel bilgilerinin açıklanmayacağından emin olmaları.
Şimdi gelelim asıl konumuza. Altılı Masa, kimi aday göstermeli? Muhakkak ki kazanabilecek, hatta birinci turda kazanabilecek birini değil mi?
İşte bunu belirlemek için “Kimi cumhurbaşkanı seçersiniz?” diye anket yapılıyor ve Recep Tayyip Erdoğan’dan başka genellikle Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener’in isimleri sıralanıyor. Bu isimler adaylıklarını koyar mı koymaz mı, ben bilemem. Konu o değil. Konu, “Bunlardan her biri adaylığını koyduğunda ne kadar oy alır?” sorusunun cevabını kestirmek.
Hemen bütün anketlerde Mansur Yavaş diğerlerinden avantajlı görünüyor. Hatta Yavaş’la seçim ikinci tura kalmıyor; birinci turda iş bitiyor.
Şimdi bundan sonra kanaat beyanının anlamı var mı? Yok da kanaat beyanları gırla gidiyor. Falanlar ona katiyen oy vermez. Ya filanca oylar ne olacak? Falanların da filanların da oyları o gördüğünüz anket sonuçlarının içindedir. Vermeyecekler ankette de vermemiştir, verecekler vermiştir. Dolayısıyla anket sonuçlarını aldıktan sonra “Ama falancalar…” diye başlayan cümleler kurmanın bir anlamı yoktur.
...***
İrfan Hüseyin Yıldız 18 Eylül tarihli Cumhuriyet gazetesinde, " Bütçe açılmaya başladı"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
"2022 bütçe gelir ve gider hedefleri aşılınca haziran ayında ek bütçe çıkarıldı ama bütçede öngörülen 278.4 milyar liralık bütçe açığı rakamı değiştirilmedi. Daha sonra eylül başında yayımlanan Orta Vadeli Program’da ise bütçe açığı tahmini 461.2 milyar liraya çıkarıldı ve kafalar iyice karıştı. 2021 yılı ağustos ayında 40.8 milyar lira olan bütçe fazlası, 2022 Ağustos ayında 3.6 milyar lira bütçe fazlasına geriledi."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
2022’nin ilk sekiz ayında bütçe gelir gerçekleşmeleri bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 102.6 oranında artarak 1 trilyon 736.3 milyar liraya yükseldi, bu gelirlerin içindeki vergi gelirleri ise yüzde 106.9 oranında artarak 1 trilyon 474.5 milyar liraya çıktı. 2022 yılının ilk sekiz ayında bütçe gider gerçekleşmeleri ise önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 90.7 artarak 1 trilyon 735.2 milyar lira oldu.
Böylece 2022’nin ilk sekiz ayında bütçe gelirleri, bütçe giderlerinden fazla arttığı için 2021 Ocak-Ağustos dönemi kümülatif bütçe dengesi 37.5 milyar lira açık vermişken 2022 Ocak-Ağustos döneminde bütçe 33.1 miyar lira bütçe fazlası vermiş oldu. Ancak ayrıntıları analiz ettiğimizde sürekliliği olmayan sağlıksız bir bütçe karşımıza çıkıyor.
2022’nin ilk yarısında işletme karları üzerinden alınan geçici kurumlar vergisi ve dolaylı (ÖTV, KDV gibi) vergilerin, bütçe gelirlerini artırdığını görüyoruz. Yüksek enflasyon ortamında işletmeler, enflasyon artışlarını içeren kazanç ve cirolar (bazıları daha fazlasını) elde etti. Enflasyon muhasebesi de uygulanmadığı için Hazine daha fazla vergi toplamış oldu. 2022’nin ilk sekiz ayında Geçici Kurumlar Vergisi tahakkuku, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 212.2 oranında artmıştır. Ancak enflasyonun, adil olmayan bir vergileme rejimi olduğu ve sürdürebilir olmadığı unutulmamalıdır.
2022’nin ilk sekiz aylık bütçe gerçekleşmelerinin gider tarafı büyük sorunlar barındırıyor. Önceki yılın ilk sekiz ayında BOTAŞ, TMO, TCDD, Elektrik Üretim AŞ gibi kamu kurumlarına verilen sübvansiyonlar (borç verme), 21.5 milyar lira iken bu dönem 150.5 milyar liraya çıkmıştır. Baskılanan döviz kurlarına rağmen kur korumalı mevduatın (KKM), ağustos ayında bütçeye getirdiği yük 15 milyar lira, altı aylık toplam maliyeti ise 75.6 milyar liraya çıkmıştır.
İktidar, seçimler yaklaştıkça siyasi popülizm amaçlı kamu harcamalarını artırmaya başladı. Bir de sosyal konut projesi gibi maliyetlerinin çoğu seçimden sonraya sarkan projeler varsa bunlar ballı börekli proje oluyor. Murat Kurum, ilk etapta 250 bin konutla başlatılan sosyal konut projesinin, bütçeye maliyetinin yaklaşık 170 milyar lira olacağını söyledi. Yüksek inşaat maliyetleri, enflasyon ve belirsizlikler, bu projede kamuya maliyetin daha da yükseleceğini gösteriyor. Dar gelirli gruplara yapılacak elektrik, doğalgaz fiyat sübvansiyonların ve diğer sosyal yardım giderlerinin giderek artacağı anlaşılıyor.
...***
Orhan Dede, 18 Eylül tarihli Yenimesaj gazetesinde, "Asosyal konut projesi"başlıklı yazısını okuyucularla paylaşıyor.
" Hükümetin 13 Eylül'de açıklanacak diye aylardır gündemde tuttuğu 500 bin sosyal konut, 250 bin konut amaçlı arsa, 50 bin iş yeri üretimi hedefleyen 'İlk Evim, İlk İş Yerim' projesinin ayrıntıları malumunuz bu hafta belli oldu. Ancak projeyle ilgili olarak 'taksit taksit' ortaya çıkan her ayrıntı projenin 'sosyal' değil, 'asosyal' bir proje olduğunu tekrar tekrar teyit etti."diyen yazar, yazısının devamında şu ifadelere yer veriyor:
...***
Hükümetin şimdi 850 bin TL şeklinde açıkladığı 3+1 'sosyal' konut için 240 ay vadenin sonunda ödenmiş olacak toplam tutarın 53 milyon lirayı bulabileceği ifade ediliyor.
Hükümetin sosyal konut projesiyle ilgili açıklamalarda bulunan KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, "Konutlarda sabit taksit yok. Son 6 aydaki artışa göre hesaplarsak; sözleşme imza tarihindeki fiyatın yaklaşık 62 kat fazlası geri ödenecek. Yani 850 bin liralık konut için 240 ayda toplam 52.7 milyon lira ödenecek" ifadelerini kullanıyor.
Bu 'asosyal' proje bana satranç oyunu hakkında anlatılan şu ilginç hikâyeyi anımsattı:
"Bir zamanlar Çin'de satranç oynamayı seven bir kral varmış. Kral bir gün bilge bir satranç oyuncusuna meydan okumuş. Çaresiz bilge kralın meydan okumasını kabul etmiş.
Kral, bilgeye "Kazanırsan dile benden ne dilersen?" demiş. Bilge mütevazı bir şekilde kraldan, 64 kareli satranç tahtasının ilk karesine 1 buğday tanesi konulacak, sonra sırayla her kareye bir öncekinin 2 katı kadar buğday konulacak ve son karedeki buğday miktarının kendisine verilmesini istemiş.
Kral çok anlam veremese de bilgenin isteğine tamam demiş.
Oyunu kaybeden kral, bir torba buğday getirilmesini emretmiş.
Sonra görevliler buğday tanelerini, satranç tahtasına dizerek yerleştirmeye başlamış.
Bir süre sonra ülkenin tahıl depoları boşalmış ama hâlâ gereken sayıya ulaşılamayınca kral, verdiği sözünü yerine getiremeyeceğini fark etmiş.
Çünkü kralın bilgeye vermesi gereken buğday miktarı milyarlarca ton oluyormuş.
Hikâyenin sonu nasıl bitti bilmiyorum. Bilge tahtını istese kral sözünü tutar mıydı bilmiyorum. Ancak, AKP hükümetinin 'asosyal' konut projesinde hikâyenin sonu pek de mutlu bitmeyecek gibi görünüyor.