Haziran 12, 2016 14:03 Europe/Istanbul

Oruç, vücut sağlığı bakımından ve yine diğer bazı boyutlardan bir çok faydası vardır.

Oruç mide sağlığı ve türlü hastalıklara sebep olan mikroplardan ve besin maddelerinden arındırılmasında fevkelade etkilidir.

Allah Resulü –s– şöyle buyurur: Mide her derdin yuvası ve merkezidir ve uygunsuz yemeklerden ve aşırı yemekten kaçınmak, her derdin devasıdır.

İslam Peygamberi –s– kısa bir açıklamada, üç şeyin tesirini ve faydalarını bu şekilde beyan ediyor: birincisi, gani olmak için savaş ve cihat edin, çünkü savaş ganimetleri gani olmaya vesile olur. İkincisi, sağlığınızı güvence altına almak için oruç tutun. Üçüncüsü mal sahibi olmak için seyahat edin, çünkü ticari malları bir kentten bir başka kenti veya bir ülkeden bir başka ülkeye taşımak toplumların ihtiyacını karşılar ve ülkelerin imarına vesile olur.

Allah Resulü –s– bu üç cümlede yüzümüze ilmin üç kapısını, yani cihat ve cisim sağlığı ve toplum ekonomisi gibi üç kapıyı açmaktadır.

Eğer oruç felsefesini ve teşri hikmetini ve orucun özelliklerini ve faydalarını araştırıp daha fazla bilgi toplamak ve muhaliflerin eleştirilerine ve mazeretlerine ikna edici cevap vermek istiyorsak, İmam Ali’nin –s– Nehcül Belağa’da bir hutbesinde beyan ettiği şu değerli ve hikmet dolu vecizesine bakmamız yeterlidir. İmam Ali –s– şöyle buyurur:

Allah’tan korkun, dünyada fesat işlemekten ve ahirette zalimliğin ziyanlarından.  Allah teala müminlerini namazları ve zekatları ile korur. İmam –s– ardından oruç felsefesine ve faydalarına ve sebeplerine işaret ederek şöyle devam ediyor: Ve vacip günlerde oruç tutma çabaları ve içlerinden kibir ve benciliği atmaları ve namaz sırasında alçak gönüllüğünü göstermek için namaz sırasında iyi yüzünü yere sürmesi ve kulluk ifadesi olarak yedi organını yere sürmesi ve azametli katında zilletini ifade etmesi  ve oruç tutarken, karnı sırtına yapışarak huşu ifadesinde bulunması ve kendini naçizane hissetmesi ve oruç ve namaz ve zekatın felsefesini insanı insan yapma ve tezkiye olarak bilmesi  ve Hak teala karşısında kendini hiç hissetmesi yüzünden mümin kullarını korur. Oruç mümin kulları şeytanın pençesinden ve türlü iç ve dış hastalıklardan koru ve özellikle direniş ve mücadele dersini verir. Oruç özel imtiyazları vardır ve mükafatını ancak yüce Allah verir.

Emirülmüminin Ali –s– bir başka yerde şöyle buyurur: Allah teala kulun ihlasını sınamak için orucu vacip kıldı.

Evet, Allah teala insanların ihlasını sınamak için orucu vacip kılmıştır. Oruç insanın ameli ihlaslı olmasında etkilidir. Yani oruç tutan insan gün boyunca elinin altında bulunan her türlü yiyecek ve içeceğe rağmen yemez, içmez, ki bu da Hak teala huzurunda ihlastan başka bir anlam ifade etmez. İmam Ali –s– Nehcül Belağa’da şöyle buyurur:

Ramazan ayında tutulan oruç, azabın karşısında bir kalkandır  ve orucun vacip kılınmış olmasının bir sebebi, Ramazan ayında orucun ilahi azabın karşısında bir kalkan olmasıdır. Yani oruç insanın günahlarının bağışlanmasının vesilesidir. İnsan oruç sayesinde cehennem ateşinden ve ilahi azaptan korunur.

Az yemenin cisim ve ruhun sağlığı üzerindeki etkilerine gelince, insan açlığa pek fazla dayanamaz ve İslam dini de insanlardan aşırı derecede açlığa katlanmalarını istemez. Bazı rivayetlerde ise insan açlıktan Allah tealaya sığındığı belirtilir. Fakat aynı zamanda şunu da unutmamak gerekir ki biraz aç kalmak, insan için gereklidir ve aynı zamanda bir çok faydası da vardır, oysa oburluk ve tok karın bir çok hastalığa sebep olur.

Sağlık bakımından insan daha az yemelidir ve doymadan masadan kalkması daha uygundur. Nitekim az yiyen insanlar sofradan tok karınla kalkan insanlara kıyasla her zaman daha sağlıklıdır.

Huşam bin Hekem, şii mezhebinin başı Hz. Cafer bin Muhammed’den –s– orucun sebebini ve felsefesini sorduğunda, İmam şöyle buyurur:

Yüce Allah orucu, gazi ile fakir arasında eşitlik olsun diye vacip kıldı, çünkü hiç bir zaman açlık acısını hissetmeyen zenginlerin fakirlere yardım etmelerini istedi. Çünkü zenginler ne zaman yemek veya içmek isterse, ellerinin altında her türlü yiyecek ve içecek hazırdır. Bu yüzden Allah teala orucu vacip kıldı ki fakirle gani arasında eşitlik sağlansın ve müslüman zenginler de açlığın acısını hissederek fakirlere acısın. Ve buislam dininin şiarıdır. İslam dini alemin aç insanlarına acıyan tek dindir. Aç insanların ve mağdurların halini düşünen tek din İslam’dır.

İmam Ali –s– bir hadiste Allah Resulü’nün –s– şöyle buyurduğunu anlatır:

Hiç bir mümin, Allah teala ona yedi özelliği vacip ve lazım kılmadığı takdirde Ramazan ayında sadece Allah için oruç tutmaz. Bu yedi özellik şöyledir:

  1. Bedeninde ne kadar haram varsa yok etmiş ve eritmiştir.
  2. Allah tealanın rahmetine yakınlaşmıştır.
  3. Orucu ile atası Hz. Ademin hatasını örtmüştür.
  4. Allah teala can verme anını kolaylaştırmıştır.
  5. Kıyamet gününde açlık ve susuz kalmaktan korunacaktır.
  6. Allah teala onu cennetin lezzetli yiyeceklerini nasip etmiştir.
  7. Allah teala onu cehennem ateşinden beraat ettirmiştir.

İmam Rıza –s– orucun sebepleri ve felsefesi hakkında şöyle buyurur:

İnsanlar oruç tutmakla görevlendirildi ki açlık ve susuzluk derdini anlasın ve böylece ahirette açlık ve susuzluk ve yoksulluk acılarını düşünsün. İslam Peygamberi –s– Şabaniye hutbesinde şöyle buyururdu: oruç tutarak çektiğiniz açlık ve susuzlukla kıyamet gününün açlığını ve susuzluğunu hatırlayın, çünkü bu hatırlama insanı kıyamet günü için tedarik görmeyi düşündürmeye ve daha fazla Allah rızasını kazanmak için çalışmaya ve zayıf kullara yardım etmeye ve onları kendi maddi ve manevi imkanlarından yararlandırmaya yöneltir.

İmam Rıza –s– hadisin devamında şöyle buyuruyor: oruç tutan insan her an kendini Allah huzurunda huşu içinde ve küçük görmesi ve ağır başlı davranması ve tüm amelleri ve emekleri hesaba alındığını ve asla göz ardı edilmediğini bilmesi gerekir ve her an yaptığı ibadetin arifane olması ve çektiği açlığa ve susuzluğa sabretmesi gerekir.

Arapların ünlü şairi Hatem bin Abdullah Tai şöyle diyor: Senin için gece tok karınla yattığın halde etrafında aç yatan ve yiyecek bir şey bulamayan insanların varlığını bilme acısı yeter.

İmam Rıza –s– bir başka soruya verdiği cevapta orucun felsefesini şöyle beyan ediyor:

Orucun sebebi, açlık ve susuzluk acısını anlamaktır, böylece kul kendini Allah teala karşısında hor ve naçizane bulur ve ahiretteki azabı anlar.

Evet, oruç ibadeti, ibadetlerin en üstünüdür, zira oruç ibadeti kulu ahiret gününde çekeceği açlık ve susuzlukla tanıştırır ve böylece nefsani heva ve heveslerini kontrol altına almayı ve nefsini kötülüklerden arındırmayı öğrenir.

Allah Resulü –s– şöyle buyurur: Oruç insan için bir kalkan gibidir, çünkü oruç tutan insan çirkin söz etmez, beyhude iş yapmaz, ya da biri onunla tartışacak olursa ona ben orucum, der.

Bu hadis aslında orucun insanların nefis şeytanı, nefsani heva ve heves gibi büyük düşmanlardan korur ve oruç tutan insan nefsini kontrol altına alarak şeytanı uzaklaştırır.

Bugünkü sohbetimizi İmam Ali’den –s– çok güzel bir vecize ile noktalamak istiyoruz. İmam Ali –s– orucun felsefesini beyan ederken şöyle buyurur:

Allah teala orucu insanların ihlas derecesini ölçmek için farz kıldı ve kim Allah teala katına ihlasla çıkarsa oruç felsefesinde ifade edilen tüm vasıflardan yararlanmış demektir ve oruç, oruçlu insanın ihlas derecesiyle doğrudan bağlantılıdır.015