Ramazan ve duaların isticabeti -7
Oruç aslında bir çok semavi ve hatta semavi olmayan dinlerin temel erkanlarından biri sayılır.
Nitekim tüm semavi ve ilahi dinlerde ve beşeri inançlarda çeşitli oruçlar söz konusudur. Yüce Allah da Kur'an'ı Kerim’de daha önceki kitap ehli olanlarda da oruç ibadeti bulunduğuna işaret ediyor. Bu yüzden bugünkü sohbetimizde diğer dinlerde oruç ibadetini gözden geçirmeye karar verdik.
Oruç amelini gözden geçirirken ilkin bedevi dinlere inançlardan başlamak istiyoruz. Oruç hatta ilkel ve bedevi kavimlerde ve aşiretlerde kutsal bir amel sayılırmış. Amerika’da yerli kabileler oruç tutmanın büyük ruhun yardımından yararlanmakta etkili olduğuna inanırdı. Bu kabilelerin adetlerinden biri İslam’da oruçta olduğu gibi yemekten sakınmaktı.
Gerçekte bir çok eski kavim de yemekten ve içmekten el çekmeyi bir nevi tanrılarının huzurunda pişmanlık duygusunu ifade etmek veya bir nevi fidye ve keffaret ödemek gibi yorumlanıyordu.
Meksika’da eski insanlar yemekten el çekmeyi günahlarının keffareti olarak yerine getiriyordu ve bunun süresi de bir günden hatta bir kaç yıla kadar değişebiliyordu. Nitekim bu insanların dini önderleri toplumlarına gelecek genel afet ve musibetleri bertaraf edebilmek için aylarca yemekten el çekiyordu.
Eski Mısır’da her kral öldüğünde halkı onun için oruç tutar ve et, ekmek, şarap tüketmekten ve her türlü eğlenceden el çekerdi. Eski Mısır halkı hatta yıkanmaktan ve bezenmekten ve yumuşak yatakta yatmaktan da kaçınırdı.
Bundan başka budizm ve hinduizm gibi beşeri dinler ve inançlarda da oruç tutmak ve cismi açıdan acı çekmek cisim ve ruhun terbiye edilmesi için zaruret olarak algılanır. Bu dinlerin izleyenleri genellikle her yeni ayın ilk günlerinde ve şivrateri, durgapuja, sarasvatipuja gibi bayramlarında oruç tutuyor. Hindistan’ın kuzeyinde kadınlar karvaçut gününde de oruç tutuyor.
Bu dinlerde orucun çeşidi, insanın kendisine bağlıdır. Yani oruç her türlü yiyecek ve içecekten 24 saat boyunca el çekmek olabilir, fakat genellikle katı yiyeceklerden el çekiler ve biraz su veya sütün içilmesinin sakıncası yoktur.
Yine bu dinlerde şiddetli oruç durumunda her gün güneş batımından güneşin doğmasından 48 dakika sonrasına kadar oruç tutan kimse su ve yemekten sakınmalıdır, fakat bu oruç türü de günde bir iki öğün yemek yemekle veya sadece bazı besin maddelerini tüketmemekle sınırlandırılabilir.
Budizm ve hinduizm dinlerinde oruç tutmanın amacı meditasyonda konsantrasyon gücünü geliştirmek ve içi kötülüklerden arındırmaktır ve bazen de bir kurban olarak göz önünde bulundurulur. Hindu inancında bir ayine göre kadınlar 9 gün eşlerinin refahı ve uzun ömre kavuşması için oruç tutar.
Hindistan kuzeyinde bir geleneğe göre Perşembe günü oruç tutular ve iftardan önce Hindistan’ın mitolojik masalları ve öyküleri anlatılarak oruç bozulur ve sofra da sarı renkte yapılan yemeklerle süslenir.
Budizm inancına gelince, prens Sidarta ya da bilinen adıyla Buda, havarilerine günde bir öğünden fazle yememelerini tavsiye ediyor. Budizm inancının tüm tarikatlarında oruç için belli dönemler vardır ve genellikle her ayın 14. Günü ve diğer kutsal günlerde oruç tutulur. Buda inancında oruç, katı yemekleri yemekten sakınmaktır ve bazı sıvı besinlerin tüketilmesinin sakıncası yoktur. Budistlerin orucu nefsin tezkiyesi için bir yöntemdir.
Budist rahipler zihinlerini özgürleştirmek için ve Tibet diyarındaki budist rahipler de Yoga hedeflerine ulaşmak amacıyla oruç tutar. Aslında bir çok budist rahip ve rahibe günde sadece bir öğün yemekle yetinir ve öğleden sonrasından akşama kadar bir şey yemezdi ve her ayın ilk günü ve ortasında da tam oruç tutardı. Günümüzde ise budistler her ay dört kez oruç tutar ve günah çıkarır. Budistler ayrıca önderleri Buda’nın ölüm yıldönümünü karşılamak üzere beş gün et yemez.
Buda inancının bir tarikatı sayılan Lamaistler de her ayın belli günlerinde sadece undan yapılan bir yemek ve çayla yetinir, fakat bu tarikatın önde gelen büyükleri bu günlerde güneş batımına kadar hiç bir şey yemez.
Tibet halkı Nang Nes adıyla anılan bir merasim çerçevesinde dört gün oruç tutuyor. Tibet halkı ilk iki günü dua okumak, günahlarını itiraf etmek ve kutsal metinlerini okumakla geçiriyor ve üçüncü gün asla bir şey yemiyor, öyle ki hatta ağızlarında salgı bezinin saldığı tükürüklerini bile yutmuyor. Tibet halkı bu orucu dua okuyarak ve günahlarını itiraf ederek dördüncü günde güneş doğana kadar devam ettiriyor.
Eski Çin’de ve özellikle Tao inancını izleyenlerde kalp orucu adında bir oruç vardır. Bu inançta kalp orucu, beden orucundan daha önemlidir.
Konfoçiyus izleyenleri de orucu kendilerini yetiştirmek ve atalarının ruhuna tapmak için önemsiyor.
Zerdüşti inancında her ayın 2, 12, 14 ve 21. Günlerinde hayvanların etini yemek yasaktır. Zerdüşti inancına göre bu dört gün, hayvanların hamisi olan Emşasepend, Vehmen, Mah ve Guş ve Ram adında dört kişiye aittir. Bu günde Zerdüştiler hattı faydalı hayvanları kesmekten kaçınır. Zerdüştilerin oruç tuttuğu bir başka gün, her yıl kışın ikinci ayında Behmengan veya Behmence bayramı dedikleri gündür. Bazıları bu orucu ay sonuna kadar sürdürür.
Yahudi inancında oruç, bir yahudi’nin bedenini horlamak ve zayıflatmak için yerine getirdiği bir ameldir. Yahudi kavmi Allah huzurunda acizliğini ve alçak gönüllülüğünü ifad etmek için oruç tutardı ve böylece günahlarını itiraf etmek ve tevbe ederek Hak tealanın rızasını elde etmeye çalışırdı.
Eski kitaplarda Davud, Azra, İlyas ve Daniyal ve diğer bazılarının bireysel olarak oruç tuttuğu ifade edilir, ki bu da yahudi kavmi arasında ulaşmak istediği hedefe dini bir yöntem olduğunu ortaya koymaktadır.
Eski kitapta Hz. Musa’nın levhaları almak üzere çıktığı Sina dağında önce 40 gün boyunca oruç tuttuğu ve yemekten ve içmekten el çektiği beyan edilir. Hz. Davud oğlu hastalandığında oruç tutmuş. Yine Yahuşafet’in yahudilerin Muabilere ve Amunianlara karşı zafer kazandığında 40 gün oruç tuttuğu ifade edilir. Yuil ve Yunus da Allah’ın gazabını uzaklaştırmak için halka oruç tutmayı emretti. Mordahay ve Ester de eski çağın diğer şahsiyetleridir ve Ahşureş’in veziri Haman’ın yahudilerin katliamına emrettiğinde bir kaç gün boyunca oruç tuttular.
Hristiyanların kutsal kitabında da yer yer oruç ve oruç tutma ameline işaret edilmiştir. Örneğin bu kitapta Hz. Musa’nın 40 gün oruç tuttuğu veya Hz. Davud oğlu hastalandığında oruç tuttuğu, ya da Yahuşafet’in yahudilerin Muabilere ve Amunianlara karşı zafer kazandığında 40 gün oruç tuttuğu ifade edilir. yine Ninova halkı azabı önlemek için üç gün oruç tuttuğu, İranlı yahudilerin Haman’a galip geldikleri ve Haman’ın öldürüldüğünü kutlamak için oruç tuttuğu, Hz. İsa’nın Ruhul Kudüs kendisine 30 yaşındayken nazil olduğu için oruç tuttuğu veya Hanna adında bir kadının 84 yıl boyunca bir mabette gece gündüz oruç ve ibadetle meşgul olduğu beyan edilir.
Hristiyanlar da diğer dinlerin izleyenleri gibi oruç ibadetine inanır, fakat bu inançta oruç sabit ve özel şartlara tabi değildir. Hristiyanlar istedikleri zaman ve istedikleri kadar bireysel veya toplu halde oruç tutmakta serbesttir. İncil’de üzerinde durulan tek şey, riya karışan orucun kabul görmeyeceğidir.
Meta incilinde Hz. İsa’nın riyakar insanların orucunu tenkit ettiği beyan edilir: Oruç tuttuğunuz zaman riyakarlar gibi yüzünü geren ve böylece halka oruçluymuş gibi gözükenlerden olmayın. Size onlar mükafatını aldıklarını söyleyebilirim. Ancak sen ne zaman oruç tutarsan, başına yağ sür ve yüzünü yıka ki, halkın gözünde oruçluymuş gibi gözükmeyesin...
Hristiyanlık inancının çeşitli mezheplerinde oruç ibadeti farklı olduğu halde bu inancın önemli oruçlarını şöyle sıralamak mümkün:
- İkinci yüzyılda yaygın olan paskalya bayramından önceki Cuma günü orucu.
- Kutsal haftada pazartesiden perşembeye kadar tam olmayan oruç.
- Paskalya bayramından kırk gün önce tutulan oruç.
- Kutsal haftadan kırk gün önce tutulan oruç.
- Her hafta Çarşamba ve Cuma günleri, yahudilerin Hz. İsa’yı yakalama komplosu ve Cuma günleri Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi dolaysıyla tutulan oruç.
- Mevsimsel oruçlar.
- Günahların keffareti için tutulan oruç.
Biraz önce de belirtildiği üzere hristiyanlıkta oruç belli özel kurallara tabi değildir ve herkes günün belli saatlerinde oruç tutabilir. Yine biraz önce belirtildiği üzere hristiyanlığın çeşitli mezheplerinde ve tarikatlarında da oruç kuralları farklıdır.
İslam dininde oruç ibadeti kameri 6. Yıla dayanır. O yıl İslam Peygamberi –s– Hudaybiye barışından sonra Medine’ye doğru hareket etti. Allah Resulü –s– Medine’de Ramazan ve ardından Şavval ayının amellerini yerine getirdi.
İslam dininde oruç ibadetinin yeri çok özeldir, öyle ki bir hadiste Allah Resulü –s– Ramazan ayında oruçtan İslam’ın sağlam temellerinden biri şeklinde söz etmiş ve bir başka yerde de İslam’dan yararlanmanın üç alanından biri olduğunu beyan etmiştir.015