Ortadoğu gelişmeleri
Geçen hafta Iraklı parlamenterler bir oylamada bu ülkenin savunma Bakanı Halid Ubeydi’ye güvenoyu vermeyerek görevden azletti.
Geçen hafta BM ve kimyasal silahları gözetleme örgütü bir rapor yayımlayarak Suriye’de ordu birlikleri ve terör örgütleri geçtiğimiz aylarda defalarca birbirine karşı kimyasal silah kullandıklarını açıkladı.
Geçen hafta Türkiye ordusu ve Amerika’nın başını çektiği ittifaka bağlı savaş uçakları Suriye’nin kuzeyinde ve Halep eyaletinin Cerablus kentine yönelik operasyon başlattı. Operasyonun amacı ise bölgeyi IŞİD teröristlerinden temizleme şeklinde ileri sürüldü.
Geçen hafta ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Cidde’ye geldi ve Suud rejiminin üst düzey yetkilileri ile Yemen krizini masaya yatırdı.
Geçen hafta Mısır milli eğitim bakanlığı yeni eğitim yılındaki kitaplarına Arap dünyasının coğrafyası ve Mısır’ın çağdaş tarihi başlıklı yeni bir kitap ekleyerek kitapta Filistin milletinin haklarını göz ardı etti ve yine tarihi gerçekleri tahrif ederek İslam dünyasının düşmanı olan korsan İsrail’den dost ülke olarak söz etti.
Geçen hafta Bahreyn’de halkın ve Bahreynli örgütlerin ve uluslararası kurum ve kuruluşların Halife rejiminin Bahreynli din adamlarına yönelik tutumu ile ilgili eleştiriler devam etti, ancak Halife rejimi bu eleştirilere hiç aldırmadan Bahreynli din adamlarına şiddet uygulamasını ve insan hakları ihlallerini sürdürdü.
Geçen hafta BM insan hakları yüksek komiseri Zeyd Raad Hüseyin bir bildiri yayımlayarak Arabistan’ın Yemen’de işlediği cinayetlerin araştırılması için bağımsız uluslararası bir komisyonun kurulmasını istedi.
Geçen hafta Filistinli esir Bilel Kayed’in 70 gün süren açlık grevinin ardından siyonist rejim savcılığı geçen Çarşamba günü 14.5 yıl bu rejimin zindanlarında yatan Filistinli esir Kayed’in hapiste tutulma süresi uzatılmayacağını ve serbest bırakılacağını açıkladı.
Geçen hafta Irak kürdistanı yurtseverler birliği İKYB siyasi bürosunun icra işleri sorumlusu Molla Bahtiyar, 25 Batılı ülke Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasını öngören ve kürdistan’ın bağımsızlığına karşı çıkan bir belgeyi imzaladıklarını açıkladı.
Geçen hafta Arabistan petrol milli firması Aramco temsilcileri ve Arabistan inşaat mühendisleri derneğinden bazı uzmanların katılımı ile kurulan uzmanlık heyeti Bin Ladin inşaat firmasını Mescid-i Haram’da düşen vinç olayında kusurlu buldu, ancak Bin Ladin firması suçlamaları reddederek kararı aceleci ve yanlış niteledi.
Ve son olarak geçen hafta BM insani yardımlar bölgesel koordinatörü Robert Piper Gazze şeridinde ateşkesin ikinci yıldönümü dolaysıyla yayımladığı bildirisinde, bu bölgede yaşayan yaklaşık iki milyon Filistinli vatandaşın durumunu tehlikeli ve facia boyutunda niteledi.
Geçen hafta Iraklı parlamenterler bir oylamada bu ülkenin savunma Bakanı Halid Ubeydi’ye güvenoyu vermeyerek görevden azletti. Irak meclisi 1 Ağustos 2016 tarihinde Halid Ubeydi’nin katılımı ile düzenlediği oturumda Ubeydi’nin gündeme gelen sorulara verdiği cevapları ikna edici bulmadıktan sonra geçen Perşembe günü Ubeydi hakkında oylama yaptı ve 142 milletvekili savunma bakanına güvenoyu vermedi ve Ubaydi 102 olumlu oya rağmen meclisten güvenoyu alamadı.
Irak savunma Bakanı Ubeydi mecliste düzenlenen oturumda meclis Başkanı Selim Ceburi’yi askeri anlaşmalara fesat karıştırmakla suçladı, fakat Ceburi bu suçlamadan aklandı.
Irak savunma Bakanı Halid Ubeydi, Irak silahlı kuvvetleri ve halk güçleri tekfirci IŞİD terör örgütü ile savaştığı bir sırada görevden azledildi. Bu yüzden Irak Başbakanı Haydar İbadi daha önce savunma Bakanı hakkında verilen gensoru tamamen siyasi amaçlı olduğunu ve ülkenin içinde bulunduğu şartları gözeterek buna karşı olduğunu açıklamıştı.
Öte yandan Irak parlamentosu savunma bakanını görevden alırken, Irak ordusu ve halk güçleri geçen gün Ninova eyaletinde Kıyare kentini tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtardı. Kıyare kenti Musul’un 60 km güneyinde yer alıyor ve bu kentin kurtarılması ile beraber Musul’u kurtarma operasyonu daha kolay olacağı ifade ediliyor.
Irak Başbakanı ve silahlı kuvvetler baş komutanı Haydar İbadi geçen hafta bir bildiri yayımlayarak Kıyare kentinin kurtuluşunu kutladı ve bu adımı Musul’u ve Ninova eyaletini IŞİD işgalinden kurtarma yolunda önemli bir adım olarak niteledi.
Başbakan İbadi geçen Salı günü de başkent Bağdat’ta düzenlediği basın toplantısında 2016 yılını Irak topraklarını IŞİD işgalinden tamamen kurtarma yılı olarak ilan etti ve tüm taraflardan Irak silahlı kuvvetlerini desteklemelerini istedi.
Musul operasyonuna hangi güçlerin katılacağı ile ilgili bir soruya cevap veren Başbakan İbadi, bu operasyona tüm Iraklı silahlı gruplar Musul’u kurtarmak için bu kente doğru ilerleyeceklerini ve Ninova ve Musul’u IŞİD’in işgalinden kurtarma operasyonuna ortak olacaklarını belirtti.
Ninova eyaletinin merkezi Musul kenti 10 Haziran 2014’te tekfirci IŞİD terör örgütü tarafından işgal edilmişti.
Geçen hafta Suriye’de çok önemli gelişmeler yaşandı. Türkiye ordusu ve Amerika’nın başını çektiği ittifaka bağlı savaş uçakları Suriye’nin kuzeyinde ve Halep eyaletinin Cerablus kentine yönelik operasyon başlattı. Operasyonun amacı ise bölgeyi IŞİD teröristlerinden temizleme şeklinde ileri sürüldü.
Geçen hafta ayrıca BM ve kimyasal silahları gözetleme örgütü bir rapor yayımlayarak Suriye’de ordu birlikleri ve terör örgütleri geçtiğimiz aylarda defalarca birbirine karşı kimyasal silah kullandıklarını açıkladı.
Türkiye başbakanlık bürosu geçen Çarşamba günü bir bildiri yayımlayarak Cerablus kentini IŞİD teröristlerinden temizleme operasyonu sabah saat 04:00’te başladığını açıkladı. Bildiride, IŞİD’in Cerablus kentindeki mevzileri TSK’ya bağlı savaş uçakları tarafından bombardıman edilmesinin ardından TSK’Ya bağlı topçu birlikleri de kenti ağır top ateşine tuttuğu belirtildi.
Ankara yönetimi bu operasyonun amacı Suriye ve Türkiye’nin ortak sınırını teröristlerden temizlemek ve sınır güvenliğini arttırmak ve ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak şeklinde açıkladı. Aslında Ankara’nın Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaktan maksadı, Suriyeli Kürtlerin bu ülkenin kuzeyindeki son hareketliliğidir, çünkü Suriyeli Kürtler Türkiye sınırına yakın bölgelerde konumlarını güçlendirmiştir.
Türkiye medyası, Cerablus operasyonunu Türkiye genel kurmay Başkanı General Hulusi Akar’ın bizzat komuta ettiğini yazdı.
Öte yandan yerel kaynaklar da Suriye özgür ordusu adlı terör örgütüne bağlı teröristlerin de Amerika ve Türkiye’nin sağladığı hava ve topçu destekleri ile IŞİD ile savaşa girdiğini duyurdu.
Suriye özgür ordusu Amerika ve Türkiye açısından terör örgütü sayılmıyor ve üyeleri silahlı ılımlı muhalif olarak adlandırılıyor.
Bu arada Suriye’nin BM daimi temsilcisi Beşar Caferi Türkiye’nin Cerablus’a yönelik askeri operasyonuna gösterdiği tepkide operasyonu Suriye’nin milli egemenliğinin ihlali şeklinde yorumladı. Caferi bugün terörizm Türkiye’nin içine de yayıldığını ve bu ülkeye darbe vurduğunu, Türkiye kendi sınırları içinde IŞİD ile mücadele etmediği müddetçe Suriye’de bu örgütle baş edemeyeceğini vurguladı.
Öte yandan Suriyeli silahlı Kürtlerin örgütü YPG sözcüsü Redor Halil yaptığı açıklamada, Türkiye’nin operasyonu IŞİD’e karşı değil Suriyeli kürtlere karşı yapılan bir operasyon olduğunu, ancak Suriyeli Kürtler Fırat ırmağının batısından geri çekilmeyeceğini ve hiç kimse bunu Suriyeli kürtlere dayatamayacağını belirtti.
Geçen hafta ayrıca BM ve kimyasal silahları gözetleme örgütü bir rapor yayımlayarak Suriye’de ordu birlikleri ve terör örgütleri geçtiğimiz aylarda defalarca birbirine karşı kimyasal silah kullandıklarını açıkladı. Bu açıklamanı nardından Suriye’nin BM daimi temsilcisi Beşar Caferi raporu haksızlık niteledi ve BM ve terör örgütlerine destek verenlerin bu silahları kimlerin kullandığını herkesten daha iyi bildiğini belirtti. Caferi, Suriye ve Irak’ta teröristlerden ele geçirilen kimyasal silahların bu silahları Türkiye gibi bazı malum ülkelerin teröristler için temin ettiğini ispat etmesine rağmen BM güvenlik konseyinin bazı üyeleri bu durumu göz ardı ettiklerini ve alışkanlıkları gereğin her türlü cinayetten Suriye yönetimini sorumlu tutmaya çalıştıklarını ifade etti.
Geçen hafta ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Cidde’ye geldi ve Suud rejiminin üst düzey yetkilileri ile Yemen krizini masaya yatırdı.
Gerçi John Kerry’nin Arabistan kralı Salman’la görüşmesinin detayları hakkında ciddi bir açıklama yapılmadı, fakat haber kaynakları Kerry ile savunma Bakanı Muhammed Bin Salman görüşmesine detaylı bir şekilde yer verdi. Tarafların bu görüşmede Yemen’de savaşı sonlandırma ve çatışma tarafları arasında barış müzakerelerini yeniden başlatma yollarını görüştüğü belirtildi.
Buna karşın John Kerry’nin Cidde ziyaretinin en önemli bölümü dörtlü zirveye katılmasıydı. Bu oturum ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, FKİK Dışişleri Bakanları, BM Yemen özel temsilcisi İsmail Veled Şeyh ve İngiltere Dışişleri Bakanı’nın katılımı ile gerçekleşti. Oturumda bu ülkelerin arasında tüm alanlarda ortak işbirliği ve bölgede yaşanan sorunlarla ortak mücadele ve özellikle Yemen krizi ele alındı.
Cidde’de Yemen krizi üzerine düzenlenen dörtlü zirvede dört temel konuda uzlaşmaya varıldı ki bu konular Husilerin füze gücünü etkisiz hale getirdi ve bu hareketi silahsızlandırmak, Arabistan’ın güvenliğine vurgu yapmak, İran’ın Husilere silah gönderme iddiası ile mücadele etmek ve Yemen’de tüm tarafların katılımı ile milli vahdet hükümetini kurmaktan ibaretti.
Ancak cidde oturumunda üzerinde mutabakata varılan konular hemen Ensarullah hareketinin tepkisi ile karşılaştı. Ensarullah hareketi sözcüsü Muhammed Abdusselam, John Kerry’nin Yemen krizinin çözümü için ileri sürdüğü Husilerin silahsızlandırılması konusuna gösterdiği tepkide, kim bizim silahımızı elimizden alacak olursa, biz de onun canını alırız, şeklinde konuştu.
Öte yandan geçen hafta Arabistan ve Amerika’nın Yemen’e karşı yürüttükleri ortak bir operasyon, Cuma gününden itibaren Mesire kanalının frekansı üzerine parazit göndermek oldu. Amerika ve Suud rejimi Yemen’de işledikleri cinayetlerle ilgili gerçeklerin dünyaya yansımasını önlemek için böyle bir uygulamaya yöneldi.
Ensarullah hareketi sözcüsü Muhammed Abdusselam ise Amerika ve Arabistan’ın bu hareketine gösterdiği tepkide, bu karar Arabistan’ın Yemen milletine karşı acizliğini ve psikolojik ve ahlaki ve insani açıdan bozguna uğradığının işareti olduğunu belirtti.