Ortadoğu gelişmeleri
Geçen hafta Suriye genel kurmay başkanlığı bu ülkede genel ateşkes üzerinde anlaşma sağlandığını açıkladı.
Geçen hafta Irak da önemli gelişmelere sahne oldu. Petrol karşılığında gıda programının sona ermesi, Musul operasyonunda yeni aşamaya geçilmesi, Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr’in Haşedul Şaabi halk güçleri hakkında müdahaleci açıklaması, Ammar Hekim’in Irak’ta yabancı subayların varlığı hakkında açıklama yapması ve şii ve sünni siyasi hareketlerin temsilcilerinin ortak oturum düzenlemesi, Irak’ın en önemli gelişmeleriydi.
Geçen hafta Lübnan parlamentosu 28 Aralık Çarşamba günü Başbakan Saad Hariri kabinesine güvenoyu verdi, ayrıca yeni hükümetin bildirisini onayladı.
Geçen hafta Arabistan içişleri bakanlığı sözcüzü Mansur Türki, Arabistan’dan iki bin kişi terör örgütlerine katıldığını açıkladı.
Mısır yönetimi geçen hafta Katar’ın El Cezire TV kanalını Mısır’da fitne çıkarmak ve Katar yönetimini de Suriye, Irak ve Yemen’den teröristleri Libya’ya sokmak ve Mısır’ın Batı sınırlarını güvensiz hale getirmekle suçladı. Bu suçlamalar iki ülke ilişkilerini daha da gerdi.
Geçen hafta korsan rejim İsrail’in cinayetlerinin devamında Filistinli esir Şeyh Esed Elveli, siyonistlerin ihmalkarlığı ve tıbbi açıdan duyarsız davranmaları yüzünden Selemon hapishanesinde şehit düştü.
Bu arada Filistinli esirler derneği bir süre önce yaptığı açıklamada, siyonist rejim zindanlarında 1200 Filistinli esirin türlü hastalıklardan acı çektiklerini, bu insanların 160’ı kanser ve diğer kronik hastalıklara yakalandıklarını ve çok kötü şartlar altında bulunduklarını ve acilen tedavi edilmeleri gerektiğini açıklamıştı.
Geçen hafta Suud rejiminin Yemen milletine yönelik cinayetleri devam ederken, yemin milli kurtuluş yönetimi insan hakları bakanlığı bir bildiri yayımlayarak Suud rejiminin Yemen’e karadan, havadan ve denizden dayattığı kuşatmayı eleştirdi ve uluslararası kurum ve kuruluşlardan bu cinayetlere tepki vermelerini istedi.
Halep kenti Temmuz 2012 tarihinde Doğu ve Batı olmak üzere iki bölündü. Kentin batısı Suriye yönetimi ve doğusu tekfirci teröristlerin eline geçti. Şimdi ise Halep’in doğusu teröristlerin işgalinden kurtarıldıktan sonra Suriye yönetimi kentin üzerinde tam denetim sağlamayı başardı.
Halep kentinin kurtuluşu çok önemli bir gelişmeydi, öyle ki Batı medyası Halep’in kurtuluşunu Beşar Esad için büyük zafer ve Suriye yönetiminin muhalifleri ve hamileri için büyük hezimet olarak açıkladı.
Independent gazetesinde bir makale yayımlayan Robert Fisk, Suriyeli muhaliflere destek veren medya organların Halep’in kurtuluşu için kentin muhaliflerin elinden geri alındığını yazmak yerine kentin Suriye ordusu tarafından düşürüldüğü gibi terimleri kullandıklarını, fakat Palmira’nın yeniden IŞİD’in işgaline uğramasına dahi kentin IŞİD tarafından geri aldığı tabirini kullandıklarını, oysa asıl burada Palmira’nın tekfirci teröristlerce düşürüldüğünü yazmaları gerektiğini belirtti.
Öte yandan Arap ve Batılı yetkililer de Suriye ordusu ve müttefiklerinin Halep’i teröristlerin pençesinden kurtarmalarına rağmen bu gelişmeye ve zafere olumsuz tepki gösterdi. Hatta BM genel sekreteri Ban Ki Moon BM güvenlik konseyinin Fransa’nın talebi üzerine ve sadece Halep kurtarıldıktan hemen bir gün sonra 14 Aralık tarihinde düzenlediği oturumda Suriye karşıtlarına yaptığı yalakalıkta BM Halep’te sivillerin korkunç acılara maruz kaldığına yönelik duyumlar aldıklarını ve tüm tarafların Halep’te katliam tabir ettiği durumun engellenmesi için çaba harcamaları gerektiğini ileri sürdü.
Aynı doğrultuda Fransa ve İngiltere geçen hafta Suriye yönetiminin kimyasal silah kullandığı iddiasını içeren bir kararname taslağını BM güvenlik konseyine sundu. Taslakta Suriye yönetiminin üst düzey yetkililerine karşı bazı yaptırımlar öngörülüyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Sergei Riabekov geçen Çarşamba günü taslağa gösterdiği tepkide, Fransa ve İngiltere’nin hazırladığı ve Suriye yönetimini suçladıkları kararname taslağı asla kabul edilemez olduğunu ve sırf Şam yönetimine baskı uygulamayı amaçladığını belirtti. Riabekov, söz konusu iki ülkenin BM güvenlik konseyindeki temsilcileri ilkin gizlice ve daha sonra açıkça anlaşarak Suriye yönetimine yaptırım uygulatmak amacıyla kimyasal silah suçlamasını gündeme getirdiklerini kaydetti.
Buna karşın geçen hafta Suriye ilgili en önemli gelişme, ateşkes anlaşmasının kabul edilmesiydi. Suriye genel kurmay başkanlığı geçen Perşembe günü bir bildiri yayımlayarak Suriye’de savaş operasyonlarının durdurulması ve genel ateşkes uygulanması için uzlaşma sağlandığını duyurdu. Buna göre Suriye’de 30 Aralık gece yarısından itibaren her türlü askeri operasyon durduruldu. Ancak tekfirci IŞİD ve el nusra terör örgütleri ve iki örgüte bağlı çeteler bu ateşkesin dışında tutuldu. Rusya lideri Vladimir Putin Suriye’de ateşkes sağlanmasını olumlu karşıladıklarını açıkladı. Suriyeli muhalif gruplar geniş kapsamlı ateşkesi imzaladı.
Suriye’de bir başka gelişmede, Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın Avrupa parlamentosu ve Rusya Duma meclisinin ortak heyeti ile görüşmesinde Avrupalı yetkililerin Suriye krizinin ancak Suriye milletinin eliyle çözümleneceğini ve teröristlere verdikleri desteklerin yanlış olduğunu anlamaları gerektiğini belirtmesiydi.
Lübnan Mayıs 2014’ten beri siyasi grupların anlaşmazlığı ve bazı dış güçlerin müdahalesi yüzünden bir türlü cumhurbaşkanını seçemezken, bu sorun geçen Ekim ayının sonlarına doğru aşıldı ve Mişel Aun Lübnan’ın yeni Cumhurbaşkanı seçildi.
Öte yandan Mişel Aun’un yeni Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Lübnan’ın el Mustakbil hareketinin lideri Saad Hariri de bu ülkenin yeni Başbakanı olarak atandı. Saad Hariri de kabinesini 18 Aralık tarihinde parlamentoya sundu. Lübnan parlamentosu 28 Aralık Çarşamba günü Saad Hariri kabinesine güvenoyu verdi ve yeni kabinenin bildirisini de onayladı.
Lübnan’ın yeni kabinesinde 30 Bakan bulunuyor ki bunlardan 17’si Hizbullah hareketi ve bu harekete yakın olan özgür milli hareketine bağlı 8 Mart hareketinden ve 13 Bakan da Saad Hariri başkanlığındaki 14 Mart hareketinden oluşuyor.
Lübnan’da yeni hükümetin kurulması aslında Hizbullah hareketini akılcı diplomasisi ve bu ülkenin siyasi grruplarının teamülü ve dayanışmasıdır. Şimdi Saad Hariri yönetiminin ilk önceliği Lübnan’da parlamento seçimleri için hazırlanmaktır, zira şimdiki parlamentonun 4 yıllık süresi Haziran 2013’te sona ermişti, fakat bir kez 17 aylığına ve Kasım 2014’te de iki yıl yedi aylık bir süre için görev süresi uzatıldı ve bu süre Haziran 2017’de sona eriyor. bu yüzen Hariri yönetimi bu tarihte parlamento seçimlerini düzenlemesi gerekiyor. Ancak Lübnanlı bazı siyasi gruplar bu ülkenin seçim sistemine itirazda bulunuyor, ki bu de yeni yönetimin önünde ciddi bir engel olarak duruyor.
Geçen hafta Irak önemli gelişmelere sahne oldu. Geçen hafta Perşembe günü Musul’u kurtarma operasyonunun ikinci aşaması Doğu ekseninden Dicle kıyılarına doğru başladı.
Geçen hafta Iraklı şii hareketlerin milli koalisyonu Başkanı Seyyid ammar Hekim elinde bölge ülkelerinin askeri ve istihbarat subaylarının Irak’ta bulundukları ve teröristleri yönettiklerini ortaya koyan kanıt ve belgelerin bulunduğunu açıkladı.
Irak Başbakanı Haydar İbadi de 4 Aralık tarihinde Türkiye ordusuna bağlı askeri birliğin Ninova eyaletinde ve Bağdat yönetiminin herhangi bir talebi olmaksızın ve Iraklı güçlere eğitim bahanesi ile faaliyet yürüttüğünü açıklamıştı.
Geçen hafta Irak’la ilgili bir başka önemli gelişme, Suud rejiminin Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr’in müdahaleci açıklamasıydı. Cubeyr 26 Aralık tarihinde Ürdünlü mevkidaşı Nasır Cude ile düzenlediği ortak basın toplantısında Irak halk güçleri Haşedul Şaabi’nin etnikçi bir teşkilat olduğunu ve Irak güvenliğini tehdit ettiğini ileri sürdü. Ancak Adil Cubeyr’in bu sözleri Irak Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmet Cemal başta olmak üzere Iraklı üst düzey yetkililerin ve bazı milletvekillerinin tepkisiyle karşılaştı. Iraklı yetkililer bu sözleri kınadı.
Suud rejimi bölgedeki bazı irticai Arap rejimlerle birlikte Irak’ta dini ve etnik fitne çıkarmaya çalışırken, geçen hafta Iraklı sünni ve şii siyasi akımların temsilcileri ortak bir oturum düzenledi. Oturumda Irak’ın toprak bütünlüğüne ve Musul’da tekfirci IŞİD terör örgütü ile mücadelenin devam etmesine vurgu yapıldı. Oturuma Iraklı şii akımların büyük koalisyonu Başkanı Ammar Hekim ve meclis Başkanı Selim Cebur başkanlık etti. Iraklı şii ve sünni politikacılar son iki yılda ilk kez ortak oturum düzenliyordu.
Irak’ta geçen hafta bir başka önemli gelişme ise, petrol karşılığı gıda programının sona erdiğinin açıklanmasıydı.
Irak Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmet Cemal geçen hafta bu haberi duyurdu. Sözcü Cemal, BM güvenlik konseyinin 2010 yılında onayladığı kararnamenin tüm maddeleri uygulandığını ve bu program sona erdiğini belirtti.
Petrol karşılığı gıda programı 21 yıl önce BM güvenlik konseyi tarafından Irak’a karşı uygulandı. Bu kararın sebebi ise Irak’ın baas rejiminin 1990 yılında Kuveyt’e saldırmasıydı. Savaştan sonra BM güvenlik konseyi Irak’a yaptırım uyguladı, fakat bu yaptırım Irak halkını yoksulluğa sürükledi ve bu ülkeyi insani facia tehdit etmeye başladı. bu yüzden BM güvenlik konseyi 1995 yılında 986 sayılı kararnameyi onayladı ve bu ülkeye her altı ayda 2 milyar dolar petrol satmasına ve karşılığında sadece gıda maddesi almasına izin verildi.