Türkiye Gündemi
Bugünkü sohbetimizde ilkin Türkiye’de basın özgürlüğüne damgasını vuran iddiaları daha sonra Türkiye’nin bölge ve iç siyasetleri bağlamındaki gelişmeleri ele almak istiyoruz.
Geçen hafta MİT TIR'ları haberi sebebiyle tutuklanan gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül, serbest kaldı.
Gazetecilerin başvurusunu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. AYM ihlalin ortadan kaldırılmasını isterken, mahkeme de iki gazeteciye yurtdışına çıkış yasağı koyarak tahliye etti.
Konuyla ilgili geçen hafta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verilen anayasal karara saygı göstermediğini açıkladı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Afrika gezisi öncesi Anayasa Mahkemesi'nin Can Dündar ve Erdem Gül kararıyla ilgili soruyu "Ben Anaysa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım, o kadar. Ama onu kabul etmek durumunda değilim. Verdiği karara uymuyorum saygı da duymuyorum" şeklinde yanıtladı.
Erdoğan sözlerinin devamında, "Her şeyden önce şu ana kadar dikkat ederseniz herhangi bir açıklamada bulunmadım ve bu konuyla ilgili de konuşmadım. Bu olayın ifade özgürlüğü ile yakından uzaktan alakası yoktur. Bu bir casusluk davasıdır. Biz bakar kör olmak durumunda değiliz" ifadesini kullandı.
Geçtiğimiz hafta Gazeteci Can dündar , kendisi ve erdem Gül’ü tahliye eden Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlalı kararının ardından cumhurbaşkanı Receb Tayyib Erdoğan’ın sarf ettiği ‘Anayasa mahkemesinin kararına saygı duymuyorum’ sözlerine, bir gardiyanla yaşadığı diyaloğa atıf yaparak cevap verdi.
Dündar, Cumhuriyyet Halk Partisi İstanbul il Başkanı Cemal Canbolat’ın da katılımıyla gerçekleşen Şişli Kent Merkezi’ndeki Deniz Gezmiş’i anma programında konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fildişi Sahili’ne hareketi öncesi Atatürk Havalimanı’nda yaptığı aşıklamayı hatırlatarak sözlerine başlayan Dündar, ’ Cumhurbaşkanı bizim tahliyemizle alakalı, tahliyemizi değerlendiren bir konuşma yapmış ‘tanımıyorum bu kararı’ demiş. Şöyle oldu, 26 Kasım günü biz içeri girdik. 2 gardiyan eşliğinde kalacağımız koğuşa bizi götürdüler.Üstümüzden kilitleyecek gardiyan dedi ki’abi ne kadar sürer sence bu iş?’’ Valla dedim, faşizmin eline bir kere düşmeyeceksin.’’ ifadelerini kullandı.
Geçen hafta Asya Haber ajansının bildirdiğine göre Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği İKYB'nin Neyneva enformasyon sorumlusu Gıyas Surçi, Zilkan karargahında bulunan Türkiye askeri güçlerinin Başıka çevresinde terör örgütü IŞİD'in mevziilerini top atışlarıyla hedef aldığını, ancak bu saldırılarda muhtemel can kaybı hakkında bir bilgi ellerinde olmadığını bildirdi.
Bilindiği üzere Türkiye ordusu, geçen yıl Aralık ayında terör örgütü IŞİD ile mücadele bahanesiyle izinsiz olarak Irak topraklarına girmiş ve Musul'un Başika bölgesine konuşlanmıştır.
Bağdat yönetimi ise Türkiye'den askerlerini Irak'tan çekmesini istemiş, ancak Ankara şimdiye kadar bunu dikkate almamıştır.
Geçen hafta Bingöl şehrinde açıklamada bulunan Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Çözüm sürecine yönelik açıklamalarda bulunarak, "Bugün çözüm sürecinin durmasının tek sorumlusu silahların gölgesine saklanmaktan vazgeçmeyenlerdir. 2013 Mart'ında 'silahları terk edeceğiz', sözünü verdikten sonra 2015'te ve şimdi 2016'da şehirlerimizi, ilçelerimizi silah deposu haline getirmeye çalışanlar çözüm sürecini durduranlar da bitirenler de onlardır. Bütün vebal onların omuzlarındadır" dedi.
Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Davutoğlu, Bingöl ziyaretinin sebebini açıklayarak, "Bu hain alçakların ülkemizi terör belasına musallat etmesi karşısında en dik duran illerimizden biri Bingöl oldu. Onlar halkın kendilerine destek vereceğini zannettiler" ifadelerini kullandı.
Muhalefet partilerine yönelik eleştirilerde bulunan Davutoğlu, "diğer partiler Türkiye'nin bir bölgesinde varlar diğer bölgesinde yoklar. Bir şehrinde varlar, diğer şehrinde yoklar. Bizse ülkemizin her yerinde varız. CHP'si de böyle MHP'si de böyle HDP'si de böyle" diye konuştu.
Geçen Pazartesi günü Türkiye silahlı kuvvetleri Suriye'nin Kuzey bölgesinde yer alah Halep eyaletinde bazı bölgeleri en az 47 kez obüslerle hedef aldı.
Bu saldırılarda muhtemel can kaybı hakkında açıklama yapılmadı,
TSK bu bölgelerde IŞİD mevziilerinin hedef alındığını iddia etti.
Geçen hafta Amerika'da terör karşıtı bir merkez, Türkiye'nin IŞİD teröristleri için ilk güzergah olduğunu bildirdi.
Amerikan West Point askeri akademisi yayınladığı raporda, Suriye buhranının şiddetlenmesinde Türkiye'nin rolüne temasla, Türkiye'nin Suriye devleti ile adeta savaş halinde olduğunu ve bundan dolayı da Türkiye topraklarının IŞİD ve diğer teröristler için Suriye'ye geçmede çok rahat bir güzergah olduğunun altını çizdi.
Bilindiği gibi Türkiye, Arabistan ve Katar gibi ülkeler, Suriye'de terör örgütlerinin mali ve askeri açıdan en büyük destekçisi konumundalar.
Geçen hafta Türkiye Genelkurmay Başkanlığı, Sur, İdil ve Cizre'de üç teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Sur, İdil ve Cizre'de etkisiz hale getirilen toplam PKK'li sayısının 951 olduğu bildirildi.
Bilindiği gibi Türkiye silahlı ve güvenlik güçleri ile PKK arasındaki çatışma 2.5 yıllık bir aradan sonra Temmuz 2015 yılında yeniden başlamıştı.
Geçen hafta Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, partisinin 35. Olağan Kurultayı ve 19 Ocak’taki TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmalar ile Twitter hesabındaki paylaşımlarla “Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği” gerekçesiyle fezleke hazırladı.
Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesindeki “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçundan hazırlanan fezleke, Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması için TBMM’ye iletilmek üzere Adalet Bakanlığına gönderildi.
Kılıçdaroğlu hakkında AKP milletvekilleri ve üyelerinden oluşan 10 bin kişi suç duyurusunda bulunmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Kılıçdaroğlu hakkında kendisine yönelik ifadeleri nedeniyle 100 bin liralık manevi tazminat davası açmış, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da resmen soruşturma başlatmıştı.
Geçen hafta Ankara'da 29 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısı ile ilgili sürdürülen soruşturma kapsamında 1 kişi daha tutuklandı.
Ankara'da terör saldırısının meydana geldiği Merasim Sokak'ta askeri servis araçlarına yönelik gerçekleştirilen bombalı terör saldırısı ile ilgili sürdürülen soruşturma kapsamında, daha önce 14 kişi tutuklanmış 7 kişi serbest bırakılmıştı. Daha sonra 3 kişi daha göz altına alınmıştı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 kişiden 1 kişi savcılık sorgusunun ardından, 1 kişi mahkemece adli kontrol talebi ile serbest bırakılırken, 1 kişi ise tutuklandı. Terör saldırısı soruşturması ile ilgili toplam tutuklanan kişi sayısı 15 oldu.
Geçen hafta Rus kamuoyu araştırma merkezi VTSİOM'un yaptığı bir ankete göre, Rusya'da halkın çoğunluğu, Ankara'nın Kasım 2015'te düşürdüğü Rus uçağı nedeniyle özür dilememesi halinde Türkiye'yle ilişkilerin 'yenilenmemesi' gerektiğini düşünüyor.
VTSİOM'un anket sonuçlarına göre, Rusların yüzde 78'i, Türkiye düşürdüğü uçak nedeniyle özür dilemediği sürece bu ülkeye karşı 'hiçbir tavizde bulunulmaması' gerektiğine inanıyor.
Ankete göre ayrıca, Rusların yüzde 54'ü, Rusya ve Türkiye arasında yaşanan gerilim nedeniyle 'kaybeden tarafın' Türkiye olduğunu söylerken, halkın sadece yüzde 3'ü 'kaybedenin' Rusya olduğunu düşünüyor.
Bilindiği gibi Türkiye'nin Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından Rusya, Türkiye aleyhinde bir dizi yaptırım kararı almış ve bu durum Türkiye'de başta turizm sektörü olmak üzere bir çok alada ciddi olumsuz etkileri olmuştur.
Geçen hafta Rus doğalgaz şirketi Gazprom, Türkiye'ye verdiği gazı yüzde 10 oranında azalttı.
Rus doğalgaz şirketi Gazprom, Türkiye'deki özel sektör alıcıları ile aralarında yaşanan fiyat anlaşmazlığı nedeniyle gaz akışında yüzde 10 kesintiye gitti.
Gelişmenin ardından açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ise söz konusu kesintinin doğalgaz tüketicilerini etkilemeyeceğini duyurdu.
Türkiye bir süre önce Rusya ile yaptığı pazarlık sonucu doğalgazda yüzde 10,25 oranında indirim elde etmişti. Ancak Gazprom bu indirimi fiyatlara yansıtmadı.
Geçen hafta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan ve 9 saat süren Bakanlar Kurulu toplantısında, ağırlıklı olarak dış politikada gelinen noktanın masaya yatırıldığı öğrenildi.
Müsteşarlar düzeyinde yapılan müzakerelerin son noktaya geldiği ve sonuçlanmasının çok yakın olduğu dile getirildi. Toplantıda işgal rejimi İsrail'le ortak açıklama yapma noktasına önümüzdeki günlerde gelinebileceği ifade edildi.
Dış politikadaki gelişmeler, toplantının ana gündem maddesini oluşturdu.
Geçen hafta Türkiye İçişleri Bakanı Efkan Ala,Kanal 7'de katıldığı canlı yayın programında gündeme ilişkin soruları cevapladı. 2016'nın başından bugüne kadar 18 canlı bomba eyleminin önlendiğini açıkladı.
Geçen hafta Dünyaca muteber Uluslararası Af Örgütü, açıkladığı yıllık raporunda Türkiye'de insan hakları durumunun haziran seçimlerinden bu yana “ciddi biçimde kötüye gittiğini” belirtti.
Raporda, “Basın, hükümet tarafından uygulanan eşi benzeri görülmemiş bir baskıyla karşı karşıya.” diyen örgüt, yargı bağımsızlığının daha da sarsıldığını kaydetti.
Başta Avrupa Birliği kurumları olmak üzere milletlerarası kurumların referans olarak kabul ettiği Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), Türk hükümetinin insan hakları performansını çok sert ifadelerle eleştirdi. UAÖ, Türkiye'nin insan hakları karnesinin değerlendirildiği bütün kategorilerde geriye gittiği tespiti yaptı.
Yıllık insan hakları raporunu yayınlayan UAÖ, 4 sayfa ayırdığı Türkiye kısmında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu eleştirerek, Kürt meselesi, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, ifade ve basın hürriyeti gibi alanlarda ülkenin gerilediği tespiti yaptı.
Geçen hafta AK Parti'nin resmi internet sitesindeki kurucular listesinde yer alan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve partinin 2002'deki ilk Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış listeden çıkarıldı. Abdullah Gül ve Yaşar Yakış'ın yanı sıra Nur Doğan Topaloğlu ve Yasemin Kumral da ‘kurucu üyeler' listesinden ismi silinenler arasında.
Bu arada Ak partide ve hükümette daha önce yer alan önemli isimlerden Bülent Arınç, Hüseyin Çelik ve Sadullah Ergin'in Abdullah Gül'ün başkanlığında yeni bir parti kurma çalışmaları yaptığı bildiriliyor.
Değerli dinleyiciler Türkiye gelişmelerini irdelediğimiz haftalık programımızın bugünkü bölümünün de sonuna geldik. Haftaya tekrar buluşuncaya değin esen kalın.017 015