Semavi Bildirge; Kur'an'ı Kerim - 2
Geçen bölümde Kur'an'ı Kerim’ın çeşitli boyutlarını ve müfessirlerin farklı eğilimlerini gözden geçirdik. Şimdi Kur'an'ı Kerim’ın asaleti ve çıkış noktası ve nazil oluşu hakkında yüce Allah’a sığınarak gözden geçirmek istiyoruz.
Kuşkusuz Tevrat ve İncil gibi tüm ilahi kitaplar yüce Allah tarafından nazil olmuş, ama maalesef tahrif edilmiştir. Ancak Kur'an'ı Kerim semavi kaynağı olmakla beraber asaleti ve tahrif edilemeyeceği yüce Allah tarafından güvence altına alınmıştır. Kur'an'ı Kerim’in azameti hakkında yüce Allah’ın Nisa suresinin 166. Ayetinde bizzat buna şahadet ederek şöyle buyurması yeterlidir: Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) şahitlik ederler. Ve şahit olarak Allah kâfîdir.
Bu ayetin mesajı şu ki eğer Kur'an'ı Kerim’in asaleti ve semavi çıkış noktasının ispat edilmesi için hiç bir delil ortada yoksa bile bu kitabı nazil eden Allah’ın şahitlik etmesi yeter ve artar bile, zira Kur'an'ı Kerim’in kendi tabiri ile Söz bakımından Allah'tan daha doğru kim vardır!?
Bu arada semavi kitapların yüce Allah katına yakın olan melek tarafından indirildiği belirtilmelidir, ki bu da Allah’tan ve ilahi melekten başka hiç kimse ve hiç bir insan bu melekuti hadisede rol ifa etmediğini ortaya koymaktadır. Kur'an'ı Kerim bu hakikati de şöyle beyan ediyor:
Muhakkak ki o (Kur'an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir. (Resûlüm!) Onu Rûhu'l-emîn (Cebrail) indirdi. Senin kalbine; uyarıcılardan olman için, Apaçık Arapça bir dille.O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır.
Bu ayette yüce Allah Kur'an'ı Kerim’in iki özelliğine işaret ediyor. Birincisi, Kur'an'ı Kerim’in dili Arapçadır. Bu dil uluslararası dil bilimcilerinin itiraf ettiği üzere dünyanın en mükemmel ve en eksiksiz dilidir. Kur'an'ı Kerim’in ikinci özelliği, bu kitabın adı İslam’dan önceki semavi dinlerin kitaplarında anlatılmış olmasıdır. Dolaysıyla Kur'an'ı Kerim insanoğlunun ürünü olabilecek bir kitap olamaz ve yüzde yüz ilahi kaynaklı bir kitaptır. İşte bu yüzden sadece Kur'an'ı Kerim değil, ondan önce yaklaşık altı küsur asır önce de Hz. İsa –s– İslam Peygamberi’nin –s– bisetini müjdeliyor ve Kur'an'ı Kerim bu konuda Hz. İsa –s– dilinden şöyle buyuruyor: Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demişti.
Kur'an'ı Kerim’in bu denli açık bir şekilde ilahi oluşunu ifade etmesine rağmen vahiye karşı çıkan bazıları Kur'an'ı Kerim’in asaletini sorgulamak ve bu semavi kitaba zarar vermek için hiç bir delil ve belge sunmaksızın İslam Peygamberi –s– bisetten önce okuma yazma ve bilim bildiğini ve Kur'an'ı Kerim de o hazretin düşüncesi ve aklının ürünü olduğunu iddia ediyor. Yüce Allah bu tür mesnetsiz ve asılsız iddiayı ve peygamberine yöneltilen suçlamayı reddetmek için Ankebut suresinin 48. Ayetinde şöyle buyuruyor:
Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar kuşku duyarlardı.
Aslında sadece İslam Peygamberi –s– değil, o hazretten önceki peygamberler de ilahi vahiy sayesinde kalplerine akan hikmet ve bilim pınarları ile yaratılış sırları ve varlık aleminin hakikatleri ile tanışırdı ve böylece hakikat arayışında olan insanların önünde nur ve bilinç kapılarını açardı. Kur'an'ı Kerim Şur suresinin 52. Ayetinde bu gerçeği şöyle beyan ediyor:
İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.
Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’in asla bir insanın veya beşeri bir toplumun ürünü olamayacağını göstermek için tüm insanlara çağrı yapıyor ve onlardan tüm güçlerini ve tüm bilimlerini ve tüm fikri ve akli birikimlerini birleştirmelerini ve el ele vermelerini ve Kur'an'ı Kerim’e benzeyen bir kitap getirmelerini istiyor:
De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.
Yüce Allah Tur suresinde biraz daha farklı bir şekilde Kur'an'ı Kerim ile mücadele etme iddiasında bulunanlara çağrı yapıyor ve eğer kendi bilimlerine güveniyorlarsa Kur'an'ı Kerim’e benzer bir kitap getirmelerini istiyor:
Yahut "Onu kendisi uydurdu!" mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmezler. Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz getirsinler.
Kuşkusuz insanoğlunun bilim alanında onca şaşırtıcı ilerlemesi ve göklere ve okyanusların derinliklerine kadar nüfuz etmesi ve yaratılışın bazı sırlarını çözmesine rağmen bilimi yüce Allah’ın sonsuz bilimi karşısında zerre kadar bile değildir. Nitekim Kur'an'ı Kerim Isra suresinin 85. Ayetinde şöyle buyuruyor:
Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.
Dolaysıyla beşeri camianın Kur'an'ı Kerim gibi bir kitap getirmekten aciz olması gayet doğaldır.
Yüce Allah bu çağrıdan sonra hiç bir insan ve hatta kendisinin seçtiği Peygamberi bile Kur'an'ı Kerim’i yazmış olamayacağını ve insanların bunu yapmaktan aciz olduğunu ispat etmek için Hud suresinin 13. Ayetinde şu çağrıyı yapıyor:
Yoksa, "Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: Eğer doğru iseniz Allah'tan başka çağırabildiklerinizi (yardıma) çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin.
Yani yüce Allah Kur'an'ı Kerim’in insanoğlunun ürünü olduğunu iddia edenlere yaptığı çağrıyı en düşük seviyeye indiriyor ve Kur'an'ı Kerim gibi tam bir kitap değil, sadece on sure getirmelerini istiyor ve şöyle buyuruyor:
Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sûre getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah'tan gayri şahitlerinizi (yardımcılarınızı) de çağırın. Bunu yapamazsanız -ki elbette yapamayacaksınız- yakıtı, insan ve taş olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş kâfirler için hazırlanmıştır.
İnatçı muhaliflerin Kur'an'ı Kerim’in asaletini sorgulamak ve gölgelemek için başvurduğu yol, Resulullah’ın –s– pak kalbine melekut aleminden nazil olan ayetlerin Allah’tan başkası ve şeytanlar tarafından nazil olduğunu iddia etmeye başladılar. Ancak yüce Allah bu batıl ve mesnetsiz iddiayı da kesin bir ifade ile reddederek şöyle buyurdu:
O'nu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmedi. Bu onlara düşmez; zaten güçleri de yetmez. Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.