Eylül 14, 2017 12:50 Europe/Istanbul

Geçtiğimiz hafta Türkiye genelinde tutuklama kararlarının artması, TSK'nin IŞİD ile mücadele bağlamında alarma geçmesi ve Almanya ile Türkiye arasında devam eden gerginlikler bugünkü sohbetimizin ana başlıklarını oluşturmakta.

Geçen hafta Türkiye silahlı kuvvetlerinin Irak’tan kaçan IŞİD teröristleri ile mücadele için alarma geçtiği bildirildi.

Türkiye’de yayımlanan Hürriyet gazetesi 8 Eylül Cuma günkü sayısında, Irak’ta Musul ve Tel Afer kurtarıldıktan sonra tekfirci IŞİD terör örgütüne bağlı yüzlerce teröristin Türkiye sınırlarına doğru kaçmaya başladığını yazdı.

Buna göre Türkiye istihbarat servisi MİT Irak’tan Türkiye topraklarına doğru kaçan IŞİD teröristlerinin Türkiye’de operasyon yapmaları konusunda uyarıda bulundu.

Türkiye yetkilileri TSK’nın alarma geçmesini Irak’tan Türkiye’ye doğru kaçan tekfirci IŞİD teröristleri ile mücadele şeklinde açıklıyor ve esas amacın Türkiye’nin sosyal ve genel güvenliğini tekfirci IŞİD terör örgütüne bağlı teröristlere karşı koymak olduğunu beyan ediyor.

Ancak bölgede bazı siyaset ve medya çevreleri ve hatta Türkiye içinde bazı çevreler Ankara yönetiminin bu kararına kuşku gözüyle bakıyor. Bu çevreler özellikle AKP iktidarının bundan önce başta IŞİD olmak üzere tekfirci terör örgütlerine askeri, mali ve lojistik destek sağlayarak Suriye’de Beşar Esad’ın yasal yönetimini devirmeye çalıştığını ve bu tutumu asla unutmadıklarını belirtiyor. Bundan başka Türkiye ordusunun Suriye’nin Halep kenti tekfirci teröristlerin işgalinden kurtuluşu sırasında bu cephede hezimete uğrayan IŞİD teröristlerinin güvenli bölgelere intikali için yardımda bulunması da söz konusu çevrelerin Ankara yönetiminin şimdiki niyetine kuşku gözüyle bakmalarına neden olan bir başka etken sayılır.

Bu yüzden Türkiye yönetimini eleştiren siyaset ve medya çevrelerinin akıllarını kurcalayan soru, özellikle AKP iktidarının bundan önce tekfirci IŞİD terör örgütüne bağlı teröristlere verdiği desteğin henüz unutulmadığı bir sırada bu kez yine Suriye’nin Halep senaryosu Musul ve Tel Afer’den kaçan IŞİD teröristleri için mi uygulanacağı sorusudur. Aslında Ankara’nın esas kaygısı, Irak cephesinde hezimete uğrayarak Türkiye topraklarına kaçan IŞİD teröristlerinin Ankara yönetiminden yardımlarını azaltmasının telafisi olarak intikam eylemleri yapmak isteyebileceklerinden kaynaklanıyor. Bu yüzden Ankara yönetimi TSK’yı alarma geçirerek Türkiye’ye doğru kaçan IŞİD teröristlerini kontrol altına almak istediğini belirtiyor. Bu arada IŞİD’in çok uluslu bir terör örgütü olması da özellikle Türkiye’nin IŞİD’in Batılı teröristlerini kendi ülkelerine intikal ettirmekte rol ifa etmek istediği şaibelerini de akıllara getiriyor.

Geçtiğimiz hafta Türkiye’de Ankara başsavcılığı, TSK kara kuvvetlerine bağlı bir eğitim merkezinde 69 askeri öğrenci hakkında gözaltı kararı verdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosunca, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Kara Harp Okulunda silahlandırılarak nizamiyelerde görevlendirildikleri belirlenen 69 öğrenci hakkında soruşturma başlatıldı.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığın talimatıyla harekete geçen polis, 69 sanığın gözaltına alınması için çalışma yaptı. Sabah saatlerinden itibaren Ankara merkezli 25 ilde gerçekleştirilen operasyonla sanıklardan 50'sinin gözaltına alındığı, diğer sanıkların yakalanması için başlatılan çalışmaların da sürdüğü öğrenildi.

 

Aslında Türkiye yönetiminin zaten darbe olup olmadığı hakkında hâla bir çok soru işareti ve şüphenin ileri sürüldüğü 15 Temmuz 2016 askeri darbesinin azmettiricileri ve darbeye teşebbüs edenlere karşı izlediği politikanın bu zümreyi işten atmak ve her türlü askeri ve sivil mevkiden azletmek ve hapse atmak gibi temellere dayandığı konusunda hiç bir kuşku bulunmuyor. Ancak burada dikkat çeken nokta, bu eğilimin ve bu politikanın sözde darbecilere yönelik uygulanma seviyesidir.Gerçekte Türkiye liderleri işin başında bu darbeyi etkisiz hale getirdiklerini göstermek için darbeci niteledikleri geniş bir kitleyi görevden aldı veya ihraç etti veya tutukladı ve böylece  Türkiye genelinde derin bir korku ve panik yarattı. Tasfiye operasyonu çerçevesinde TSK’da ister kara ister hava ister deniz ve ister jandarma kuvvetlerinden olsun, çok sayıda üst düzey subay da ya görevden alındı ya da tutuklanarak hapse atıldı.

******

Geçtiğimiz hafta Edirne'de yasa dışı yollardan Yunanistan ve Bulgaristan'a geçmeye çalışan 211 kaçak ve sığınmacı yakalandı.

Türkiye güvenlik güçleri 3 günde yaptıkları kontrollerde merkeze bağlı Köşen ve Uzgaç köyleri ile İpsala ve Uzunköprü ilçelerinde, Yunanistan ve Bulgaristan'a yasa dışı yollardan geçiş yapma hazırlığında olan Suriye, Pakistan, Afganistan ve Irak uyruklu 211 kaçak ve sığınmacı tespit etti.

Bu arada Karadeniz'in batı sahilinde de 295 Suriye, 2 Ukrayna, 2 İranlı ve bir Efgan uyruklu mültecinin Romanya ve Bulgaristan'a kaçak yollarla gitmek isterken yakalandığı bildirildi. Öte yandan Suriyeli 305  mültecinin de Mersin sahillerinde  bir gemiyle  Kıbrıs'a giderken yakalandığı bildirildi. 

Geçen hafta Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları hakkında "PKK/KCK, FETÖ/PDY ve DHKP/C'ye müzahir oldukları" iddiasına ilişkin açılan davada, sanıkların tahliye talepleri reddedildi. Duruşma, 25 Eylül’e ertelendi.

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan duruşmada, bazı sanık ve tanıklar dinlenildi. 

Sanık avukatları, duruşma başsavcıvekili Hacı Hasan Bölükbaşı’nın, mütalaasına katılmayarak müvekkillerinin tahliye edilmesini talep etti. 

Talepleri değerlendiren mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Akın Atalay, Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Mehmet Murat Sabuncu, Ahmet Kemal Aydoğdu ve Yusuf Emre İper’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Sanık Gürsel hakkındaki karar oy çokluğu, diğer 5 sanık hakkındaki karar ise oy birliğiyle alındı. 

Mahkeme heyeti, duruşmayı Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda görülmek üzere 25 Eylül’e erteledi.​ 

Türkiye'de halı hazırda 180'i aşkın gazeteci tutukludur. Binlerce gazeteci ve basın mensubu da işlerinden olmuş ve yargıda haklarında dava açılmıştır.

******

Şimdi bültenimizi Türkiye ile Almanya arasında süren krizle  devam ediyoruz. Geçen hafta Almanya Dışişleri Bakanlığı, hafta sonunu Türkiye’de iki vatandaşlarının daha gözaltına alındığını açıkladı.

Almanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Martin Schäfer, hafta sonunu Türkiye’de iki vatandaşlarının daha gözaltına alındığını açıkladı.

Spiegel Online’da yer alan habere göre evli çift, İstanbul’da havaalanında gözaltına alındı. Bu kişilerden biri bırakılırken, diğerinin hâlâ gözaltında tutulduğu belirtildi.

Sözcü Schäfer ise, Almanya vatandaşlarını Türkiye’deki tutuklanma ihtimali konusunda uyardı.

Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaparak, Türk vatandaşlarını Almanya'ya seyahat konusunda ciddi şekilde uyardı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı geçen hafta  yaptığı açıklamada, Almanya'da yaşayan ve bu ülkeye gitmeyi planlayan Türk vatandaşlarını uyardı.

Dışişleri Bakanlığı, Almanya'da yaşayan ve bu ülkeye seyahat etmeyi planlayan Türk vatandaşlarından tedbirli olmalarını, yabancı düşmanı ve ırkçı muamele, davranış ve sözlü saldırılar karşısında itidalli hareket etmelerini istedi.Almanya'da bir Fast Food'a "Erdoğan Barger"in isminin verilmesinin Ankara ile Berlin arasında irili ufaklı bütün anlaşmazlıklar için bir dönüm noktası haline geleceğini belki çok az kişi düşünüyordu.

Bu restoranın faaliyeti, hiçbir zaman asaleti belli olmayan çevreler ve kaynakların baskı ve tehditlerinin etkisi altında çok kısa sürede durdurulsa da, Berlin yönetiminin Türkiye'nin Almanya'da casusluk faaliyetinin arttığı yönündeki iddiasını kanıtladı.

Alman güvenlik servislerinin bu iddiasının nedeni, Türkiye'de düzenlenen anayasa değişikliği referandumu öncesi, Alman vatandaşı olan Türklerin izlenip, haklarında bilgi toplanması olduğu bildirilmişti.

Bu iddianın ardından Türkiye, Almanya merkezli NDR tv kanalının dosyasını gözden geçirmeye başladı. Aynı kanal, Erdoğan ile ilgili komik bir klip yayınlamıştı. Bu klip Türkiye ile Almanya ilişkilerinde ciddi gerilime neden olmuştu.

******

Geçen hafta Türkiye Bakanlar Kurulu, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında toplandı. Masada önemli başlıklar arasında Afrin ve İdlib’e yapılması planlanan operasyonlar yer aldı.

Türkiye’nin Suriye’deki hareketlilik için tedbir almaya devam ettiği ve TSK’nın muhtemel Afrin ve İdlib operasyonu için 2 taburu Suriye sınırına kaydırdığı biliniyor. Bu doğrultuda Afrin ve İdlib’e yapılması planlanan olası operasyon da masada yer aldı.

Daha önce de Türkiye basını yaklaşık 5 bin asker ve Ankara'nın desteği altındaki Özgür Suriye Ordusu mensubu 18 bin kişinin İdlip ve Afrin'da operasyon başlatmak için teyakkuz halinde bekletildiğini duyurmuştu.

Geçtiğimiz hafta Türkiye'ye ait savaş uçaklarının Irak'ın kuzeyindeki Zap bölgesinde PKK mevzilerini bombaladığı ve saldırıda 4 PKK mensubunun öldüğü bildirildi.

Öte yandan, Türkiye İçişleri Bakanlığı, terör örgütlerine yönelik son bir haftada düzenlenen operasyonlarda 57 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Açıklmaya göre terör örgütlerine yardım ve yataklık yaptığı ve örgütlerle irtibatlı olduğu değerlendirilen 601'i terör, bin 883'ü uyuşturucu ve kaçakçılık suçlarından, 77'si ise genel asayiş ve trafik uygulamalarında olmak üzere toplam 2 bin 561 kişi gözaltına alındı.