Ocak 01, 2018 11:36 Europe/Istanbul

Geçen hafta Kudüs meselesi yine Türkiye gündeminin asıl mevzularından biriydi. Ayrıca BAE dış işleri bakanı'nın Türkiye ve Osmanlı paşaları hakkında paylaştığı twiti Ankara yönetiminin sert tepkilerine yol açarken muhalefetin iktidara yönelik itiraz sesleri yükseldi.

Geçen hafta Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ABD'nin Kudüs kararını geri almasını öngören tasarının kabul edilmesine ilişkin olarak, "Kudüs meselesinde tehdit ettiler peki kimler oy verdi? 128 ülke 'siz dolarlarınızla bizim irademizi satın alamazsınız'  açıklamasında bulundu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hakkari'de yaptığı açıklamada, BM Genel Kurulu'nda Kudüs kararı ile ilgili yapılan oylamaya işaretle şu ifadeleri kullandı:

"Kudüs meselesinde dünyanın dolarları neredeydi? Belli değil mi? Tehdit ettiler mi? Ettiler. Peki kimler oy verdi? 15 bin, 18 bin nüfuslu, adını bile yeni duyduğum bir yer. Kim verdi? 21 bin nüfuslu bir yer. Kim verdi? 25-30 bin nüfusu olan bir yer. Niye? Dolarlar sadece oraya yetti ama bunların sayısı da 8 ülkeydi. Kendisiyle beraber 9. Kudüs meselesinde tehdit ettiler peki kimler oy verdi? 128 ülke 'siz dolarlarınızla bizim irademizi satın alamazsınız" dedi.

 Erdoğan ayrıca resmi Twitter hesabından Türkiye ve Yemen'in sunduğu Kudüs tasarısının BM'de 128 ülke tarafından kabul edilmesine ilişkin, "Kudüs konusunda BM Genel Kurulu’na sunulan karar tasarısının ezici bir çoğunlukla kabul edilmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Trump yönetiminin, BM Genel Kurulu tarafından gayrı hukukiliği en sarih şekilde ortaya konulan bu talihsiz kararından bir an evvel dönmesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

Öte yandan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi ile Çad'da ortak basın toplantısı düzenledi ve Kudüs ve Filistin'le ilgili flaş açıklamalara imza attı. 

Erdoğan konuşmasında, "BM Genel Kurulu, aldığı karar ile Amerika'nın Kudüs açıklamasının ne kadar illegal olduğunu ortaya koymuştur. Bölgemizde barış ve istikrar için 1967 sınırları dahilinde başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin'in vücut bulması gerek. Bunun için tüm gücümüzle çalışmayı sürdüreceğiz." ifadelerine yer verdi.

Türkiye ve Yemen tarafından hazırlanan kudüs konulu kararname BM Genel kurulda oylamaya sunulmuş ve bu kararname 128 ülkenin imzasıyla kabul edilmişti.

*****

Geçtiğimiz hafta BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed twiter sayfasında Osmanlı imparatorluğunun Medine’deki son valisi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sülalesi Fahreddin paşa Medine’de bu kutsal kentin halkına karşı büyük cinayetler işlediğini ve halkın malını yağmadığını yazdı.

BAE Dışişleri Bakanı’nın bu twitine ilk tepki Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın’dan geldi. Sözcü Kalın twite gösterdiği tepkide, bu twitin yalan bir propaganda olduğunu ve yayımlanmasının amacını da Araplarla Türkleri karşı karşıya getirmek olduğunu belirtti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı'nın açıklamalarına tepki göstererek, "Bazı ülkelerin kimi had bilmez, tarih bilmez, diplomatik nezaket bilmez yöneticileri, ne Arap halklarıyla olan kardeşliğimize ne de Rabbimizin rızası ve Peygamberimizin şefaati uğrunda verdiğimiz mücadeleye gölge düşüremez.' dedi.

Öte yandan Ankara Büyükşehir Belediyesince, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Ankara Büyükelçiliğinin bulunduğu sokağın ismi "Fahreddin Paşa Sokağı" olarak değiştirileceği duyuruldu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, Büyükşehir Belediyesi Numarataj Şube Müdürlüğüne, BAE'nin Ankara Büyükelçiliğinin bulunduğu Çankaya ilçesi İlkbahar Mahallesi'ndeki 613. sokağın adının "Fahreddin Paşa Sokağı" olarak değiştirilmesi için hazırlık yapılması talimatı verdi.

Sokağın ismi, gerçekleştirilecek ilk Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında alınacak kararla değiştirilecek. Meclis kararının ardından "Fahreddin Paşa Sokağı" tabelası, BAE Büyükelçiliğinin bulunduğu sokağa asılacak.

Aslında BAE yetkilileri ilk kez Türkiye ve bölgenin diğer bağımsız ülkeleri aleyhinde bu tür olumsuz tavırları sergilemiyor. BAE yetkilileri bundan önce hatta Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetimini devirmek için de milyarlarca dolar para harcadı. Örneğin geçenlerde Katar devleti ile Arabistan ve bazı müttefikleri arasında yaşanan gerginlik sürecinde Ankara yönetimi Doha yönetimini destekleyince, bu ülkeler Türkiye’ye tepki göstermeye başladı ve bu gelişmenin ardından Türkiye’de bazı medya organları BAE devletinin Erdoğan yönetimini devirme senaryolarında ifa ettiği rolünü ifşa etmeye başladı.

Yeni Şafak gazetesinin yazarı ve Ortadoğu meseleleri uzmanı Ömer Dağlı konu ile ilgili bir makale yayımlayarak şöyle yazdı: BAE yönetimi Recep Tayyip Erdoğan yönetimini devirmek için FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’e bağlı olanların şefi Muhammed Dahlan’a tam üç milyar dolar mali yardım yaptığını belirtti.

Yine Katar üniversitesi öğretim üyesi ve Ortadoğu meseleleri uzmanı Muhammed Muhtar Şankiti de bu bağlamda yaptığı açıklamada, Gülen cemaatinin üst düzey temsilcileri 15 Temmuz 2016 askeri darbesinden önce tam 22 kez BAE’ini ziyaret ederek bu ülkenin yetkilileri ile darbe planını gözden geçirdiğini belirtti. Söz konusu katarlı uzman ayrıca bu darbeyi yapanlara sadece Ekim 2015’ten Temmuz 2016 tarihine kadar ödenen para üç milyar dolar olduğunu kaydetti.

Gözlemciler Ankara’nın BAE’ine gösterdiği sert tepkiye dikkat çekerek Ankara ile Ebu Dabi arasındaki gerginliği daha ciddi boyutlara ulaşabileceğini belirtiyor.

******

Geçen hafta CHP Lideri Kılıçdaroğlu  yaptığı açıklamada,Türkiye'de O'HAL'ın uzatılmasını eleştirerek, Ankara yönetimini muhalifleri susturmaya çalışmakla suçladı.

Kılıçdaroğlu, AK Parti yönetiminden daha güçlülerinin bile CHP'yi susturamayacağını kaydetti.

CHP Lideri, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Gülen grubunu Türkiye için bir sorun haline gelmesinde birinci derece sorumlu olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, Gülen'i Türkiye için bela kestiren şahsın bizzat Cumhurbaşkanı olduğunu kaydetti.

Öte yandan Türkiye'de muhtelif partiler, Ankara yönetiminin yeni kanun hükmündeki kararnamelerini protesto ederek, bu bağlamda Meclis'in acil gündemle toplanmasını istediler.

 İki yeni KHK yayımlandı. Kamudan toplam 2 bin 756 personel ihraç edildi. Cezaevinde hükümlü ve tutuklu bulunanlar, duruşmalara tek tip kıyafetle getirilecek.

Olağanüstü hal (OHAL) uygulaması kapsamında hazırlanan 695 ve 696 sayılı iki yeni Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) Resmi Gazete'de yayınlanmasına muhalefet partilerinden tepki geldi.

 CHP Merkez Yönetim Kurulu üyeleri Kemal Kılıçdaroğlu'nun başkanlığında düzenlenen toplantısında, hükümetin yeni kanun hükmündeki kararnamelerini "darbe" olarak nitelediler.

CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, AK Parti'nin bu KHK'lerle sivillerden bir silahlı grup oluşturma peşinde olduğunu ifade etti.

****

Geçen hafta Türkiye Meclis Başkanı İsmail Kahraman, "Türkiye ile İran arasında geliştirilecek güçlü iş birliği, terör örgütlerinin bölgedeki emellerine ulaşmasını engelleyecektir." dedi.Bültenimizi konuyla ilgili raporumuzla noktalıyoruz.

Geçen hafta Resmi temaslar için Pakistan'ın başkenti İslamabad'da bulunan İsmail Kahraman, Pakistan'ın ev sahipliğinde Rusya, Afganistan, İran ve Çin Meclis temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen "Terörle Mücadele ve Bölgesel Bağlantılılık" konulu konferans sonrasında, bazı katılımcı ülkelerin temsilcileriyle heyetler arası temaslarda bulundu.

Kahraman, İran İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani ile görüşmesinde yaptığı konuşmada, Laricani ile en son Asya Parlamenter Asamblesi’nin Genel Kurulu Toplantısı vesilesiyle İstanbul'da görüştüklerini hatırlattı.

İslamabad'da tekrar bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu ifade eden Kahraman, gerek ikili ilişkilerin, gerek bölgesel ve uluslararası konularda yaşanan gelişmelerin ülkeler arasındaki üst düzey temas ve ziyaretlere duyulan ihtiyacı artırdığına dikkati çekti.

Türkiye ile İran arasındaki iş birliğinin her geçen gün ivme kazandığını belirten Kahraman, özellikle ticaret, ulaştırma ve turizm alanlarında ilgili kurumların sık sık bir araya gelerek çalıştığından haberdar olduğunu dile getirdi.

İran İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani ise İsmail Kahraman ile son dönemde pek çok kez bir araya gelme fırsatı bulduklarını ve her görüşmede Kahraman'dan yeni bir şeyler öğrenmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump'un yaptığı Kudüs duyurusu sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın aldığı kararla gerçekleştirilen organizasyon sebebiyle de teşekkürlerini ilettiğini ifade eden Laricani, "Trump'un Kudüs kararı Filistin ve İslam dünyasına karşı oluşturulmuş bir komplo hareketiydi. Bu komployu başlatanlar, bunun failleri bana göre yenilmiş durumda." diye konuştu.

Laricani, PYD'nin Suriye'de bütünlüğü tehdit ettiği yönünde Türkiye ile aynı görüşte olduklarını ancak çözüm yolunu merak ettiklerini söyledi.

Türkiye ile İran arasındaki ekonomik alandaki iş birliğinin de iyi yönde seyrettiğini anlatan Laricani, yakın zamanda gerçekleştirilen Karma Ekonomik Komisyon toplantısında da bu konunun gündeme getirildiğini aktardı.