Kuranî müjdeler - 1
Kur'an'ı Kerim ideal bir yaşam kılavuzudur ve Ramazan ayı bu semavi kitabın tealimini tanımak için en iyi fırsat sayılır.
Evet, son bir kaç ayda yaşanan bazı ağır hadiselerin ardından sonunda mübarek Ramazan ayı tüm bereketleri ve nimetleri ile geldi ve şimdi Müslümanları daha fazla ibadete ve maneviyata davet ediyor.
Ramazan ayı, İslam Peygamberi -s- Allah’ın ayı ilan ettiği ve insanları bu ayı daha çok idrak etmeye ve ona saygı duymaya davet ettiği bir aydır. Ramazan ayı bereket ve maneviyat ve marifetimizi geliştirme ayıdır.

Yüce Allah’ın insanlara sunduğu son ilahi ve en mükemmel kitap olan Kur'an'ı Kerim, bu ayda bol bol okunmasına ve üzerinde düşünmeye vurgu yapıldığı kitaptır. Kur'an'ı Kerim ideal yaşam için bir kılavuz ve Ramazan ayı bu semavi kitabın tealimini tanımak için en iyi fırsat sayılır.
Biz de Allah’ın ayının bu emsalsiz günlerini fırsat bilerek Kuranî müjdeler başlıklı sohbetimizde bu semavi kitapta insanları iyi amelleri ile müjdeleyen bazı ayetlerin üzerinde durmak istiyoruz.
İslam’ın terbiye sisteminde insanları kemale erdirmek, tezkiye etmek ve hidayeti için müjdelemek ve ikazda bulunmak yönteminden yararlanılır. Müjde vermekten maksat, insanlara moral vermek ve iyiliklere ve ilahi rahmet ve mağfirete özendirmek ve ikazdan maksat korkutmak, tehlike uyarısında bulunmak ve sonuçta insanları kötü ve çirkin amellerden sakındırmaktır. Kur'an'ı Kerim’de bu mana sık sık kullanılmış ve Allah tealanın üzerine düşen göre masum peygamberi hak mantığı ile beraber müjde ve ikazla göndermek olduğu vurgulanmıştır. Kur'an'ı Kerim Bakara suresinde şöyle buyurur:
Doğrusu biz seni Hak (Kur'an) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.
Müjde ve ikaz, ya da teşvik ve tehdit, sosyal hareketlerin ve terbiye yöntemlerinin önemli bir parçası sayılır. Aslında insanların hareketleri iki etkenden etkilenir. Bunlardan biri menfaat kazanmak ve diğeri zararı ve kötülüğü defetmektir.
İnsan sahip olduğu çekici ve itici özellikleri sayesinde kendi çıkarına olduğunu düşündüğü şeyleri kendine çeker ve burada o şeyin maddi veya manevi, bireysel veya sosyal özelliğine bakmaz ve yine kendi zararına gördüğü her şeyi ister maddi ister manevi, ister bireysel ister sosyal olsun, kendinden uzaklaştırmaya başlar.
Dolayısıyla enbiya ve evliyalar da insanları talim ve terbiye etmek için bu iki güçten yararlanmıştır. Gerçekte peygamberler bu yöntemle insanların terbiyesinde büyük başarı elde etmiştir. Talim ve terbiye uzmanlarına göre de insan iyi ameller için teşvik edilmeli ve kötü amelleri cezalandırılmalı, böylece birinci yola girmeleri ve ikinci yola sapmamaları sağlanmalıdır.
İnsanlarda umut kaynağı olan maariflerden biri, yüce Allah’ın mümin kullarına Kur'an'ı Kerim’de verdiği müjdelerdir. İnsan Allah tealanın iyi haberler veya daha iyi durumlar kalıbında müjdelediği tatlı ve mutlu geleceği görünce ümitvar olur. Özellikle bu müjdeler, vaatleri asla boş olmayan ve gücü tüm güçlerin üstünde olan Allah tarafından verilmiştir.
Müjdelemek anlamına gelen Tebşir sözcüğü müjdelemek demektir ve sözcük itibarı ile çeşitli anlamlarda kullanılır; Cemal ve güzellik, mutlu edici haber gibi. Bazıları ise bu sözcüğü Beşer ve Mübaşir sözcükleri ile aynı kökten geldiğini ve aynı anlamı ifa ettiğini ve mutlak genişlik ve açık yüzlü olmak anlamına geldiğini, insana da açık yüzlü olmak ona özel olduğu için Beşer dendiğini belirtmiştir.
Kur'an'ı Kerim’de müjdelerle ilgili önemli nokta, sözüne sadık kalan olarak Allah tealaya iman etmektir. Nitekim birçok ayette ve rivayette Allah’a hüsnüzan meselesine tavsiye edilmiştir. Hüsnüzan demek iyimser olmak ve bir nevi müspet düşünmek ve kaygıdan ve menfi bakıştan bağımsız olarak olaylara bakmaktır. Yüce Allah mutlak Kadir ve mutlak hayır ve kullarına karşı sevgi ile yaklaşan yegane Allah olduğundan ve yine zaman ve mekandan da bağımsız olduğundan, O’na yönelik hüsnüzan ile yaklaşmak insanda huzur ve geleceğe yönelik iyimser bakmaya sebep olur.
İslam Peygamberi -s- şöyle buyurur: O’dan başka hiç bir Rab olmayan Allah’a and olsun, yüce Allah ona hüsnüzanla yaklaşan hiç bir mümin kuluna başka türlü bakmaz, zira Allah kerimdir ve tüm iyilikler O’nun elindedir ve O’na hüsnüzannı kuluna onun umudu ve zannına aykırı davranmasından utanır. O zaman Allah tealaya hüsnüzanle yaklaşın ve ancak O’na yönelin.
Allah Resulü -s- bir vecizesinde de mümin kullara yüce Allah’a hüsnüzanla bakmalarını, zira Allah tealaya hüsnüzanla bakanların yeri cennet olduğunu buyuruyor.
Allah teala insanları terbiye etmek ve saadete ve kemale erdirmek için onları müjde ve ikazla uyarır ve iyi yöntemi insan hangi makam ve mevkide olursa olsun, hepsine uygular. İlahi vaatler hem bu dünyada nimetlerden yararlanmak, düşmanlara karşı zafer kazanmak gibi müminlere fani dünyada ve ebedi cennet, bol nimetli bahçeler gibi ahirette nasip olan vaatlerdir.

Kur'an'ı Kerim iman edenler ve salih insanlar için müjdelerle doludur. Kur'an'ı Kerim salih amellerde bulunan müminlere aydın geleceğe ümitvar olmalarını hatırlatır. Zira Allah onları bu konuda müjdelemiştir ve O’ndan daha iyi sözünü tutan yoktur. Yüce Allah Fussilet suresinin 30 ve 31. ayetlerinde şöyle buyurur:
Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.
Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız.Orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve istediğiniz her şey orada sizin için hazırdır.
Bu ayetlerden anlaşıldığı üzere yüce Allah’ın yardım vaatleri sadece ahirete özel değildir ve Allah kullarına bu dünyada da yardım eder. Nitekim Allah teala Gafir suresinin 51. ayetinde de bu konuya vurgu yaparak şöyle buyurur:
Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.
Bu ayet gerçekte tüm iyiliklerden ve seçkin sıfatlardan ilginç ve geniş kapsamlı bir yorum sunan ayettir. İlkin Allah’a gönül vermek ve O’na güçlü bir şekilde iman etmek,ardından hayatı iman rengine çevirmek ve onu eksen almak, bu yorumlardır. Birçok insan Allah aşkından söz eder, fakat pratikte direnemezler. Bunlar imanı zayıf olan ve şehvet fırtınasıyla karşılaştıklarında iman ile veda ederek pratikte müşrik olan ve çıkarları tehlikeye girdiği anda iman gücü zayıflayan ve bu gücü kaybeden insanlardır.
İmam Ali -s- Nehcül Belağa hutbelerinden birinde bu ayeti çok açık ve anlamlı bir şekilde tefsir ediyor ve tilavet ettikten sonra şöyle diyor:
Siz Rabbimiz Allah’tır dediniz. O zaman şimdi bu sözün üzerinde durma vaktidir; O’nun kitabındaki emirleri yerine getirme ve emrettiği yolu izleme ve O’na tapmakta direnme zamanıdır. O’nun emir çemberinden çıkmayın, inancında bidat etmeyin ve asla O’na muhalefet etmeyin.
İslam dini iman, takva, barış ve emniyet sayesinde aydın bir gelecek vadeden bir dindir. Kur'an'ı Kerim’e göre geleceğe umut, ilahi takdirle ilgilidir. İlahi sünnet gereği ancak iman ve salih amel yolunu seçenler hakiki zafer ve kurtuluşa umut bağlayabilir. Kur'an'ı Kerim’de geleceğe umudun temeli faziletleri kazanmak ve çirkinlikleri terk etmektir.
Fani dünya insan için bir sınav ve ahireti için bir şeyler biriktirme meydanıdır. İnsan böylece iyi amellerinin mükafatını ve kötü amellerinin cezasını görecektir.
Öte yandan yaratılış alemi ilahi adalet temeline dayandığı hakikatine inanmak insanda takvaya ve takva da kurtuluşa vesile olur. Kur'an'ı Kerim birçok kez iyiliklerin mükafatı takvalı insanların olacağını müjdelemiştir. Kur'an'ı Kerim takvalı insanlara ahirette cennet bahçelerini ve boy nimetlerini vadetmiş ve Allah tealanın onlara verdiklerinden mutlu olacaklarını buyurmuştur.
Kur'an'ı Kerim’de peygamberlerin toplam 17 müjde ve ikazlarından müjde 13 sayı ile ikazdan önce gelir. Bazı müfessirler bunu, yüce Allah’ın esas amacı insanları müjdelemek olduğunu belirtiyor.
Her halükarda kesin olan şu ki, müjde ve ikaz İslam Peygamberi’nin -s- risaletinin gevheridir ve bu yüzden hem Mekke’de ve hem Medine’de devam etmiş ve o hazretin terbiyevi yönteminin hedefi olarak beyan edilmiştir.