Tahran–Moskova–Pekin İttifakı ve Batı Asya’da Güç Dengesinin Yeniden Tanımlanması
Pars Today – Bir Arap analist, İran, Rusya ve Çin arasında stratejik iş birliğinin şekillenmesine işaret ederek, bu yakınlaşmayı Tahran’ın caydırıcılık kapasitesini güçlendiren, ABD’nin askeri seçeneğini sınırlayan ve Batı Asya bölgesindeki güvenlik hesaplarını değiştiren bir unsur olarak değerlendirdi.
Arap dünyası analisti Ahmed el-Derzi, İran’ın nükleer dosyasına ilişkin son gelişmeleri ve Washington’un diplomatik girişimlerini inceleyerek, ABD’nin askeri seçenekten geri adım atıp diyalog yoluna odaklanmasını güç dengesindeki değişimin bir göstergesi olarak nitelendirdi.
El-Derzi’ye göre, müzakere çerçevesinin nükleer konuyla sınırlandırılmasının kabul edilmesi ve bazı azami taleplerin geri plana itilmesi, ayrıca bölge ülkelerinin baskıları, ABD için karar alma sürecinin daha karmaşık hale geldiğini göstermektedir.
Analist, İran, Rusya ve Çin’in Umman Denizi’nde daha önce gerçekleştirdiği ortak deniz tatbikatını, üç ülke arasında stratejik ortaklığın oluşumu çerçevesinde değerlendirdi. Ona göre, bu iş birliği geçen yılki askeri gelişmelerin ardından ivme kazanmış ve jeopolitik açıdan bölgeyi aşan sonuçlar doğurmuştur.
El-Derzi’ye göre Moskova ve Pekin, İran’ı transit koridorları ve büyük ekonomik projeleri açısından önemli bir halka olarak görmektedir; bu durum üçlü iş birliğinin önemini artırmıştır.
Bu notta ayrıca iş birliklerinin içeriğinin açıklanmasındaki “stratejik belirsizlik” unsuruna değinilmiş ve bu yaklaşımın caydırıculuğu artıran ve Batı için bu eksenin gerçek kapasitesini değerlendirmeyi zorlaştıran bir faktör olduğu ifade edilmiştir. Yazar, bu iş birliğinin zorunlu olarak NATO benzeri bir savunma paktı anlamına gelmediğini, daha çok teknoloji, ekonomi ve güvenlik alanlarında sinerjiye dayandığını savunmaktadır.
El-Derzi, bu sürecin Siyonist rejim ve bazı Batılı aktörler açısından dikkate değer sonuçlar doğurduğunu belirterek, İran’ın yanında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin iki daimi üyesinin bulunmasının, Tahran’ın önceki izolasyon denklemlerini değiştirdiğini ifade etti.
Arap dünyası analisti, buna rağmen Rusya ve Çin’in geniş çaplı bir çatışmanın maliyetlerini üstlenmeye ne ölçüde hazır olduklarına dair temel sorunun hâlâ geçerliliğini koruduğunu vurguladı; bu konunun söz konusu yakınlaşmanın pratik düzeydeki geleceğini belirleyeceğini söyledi.