Halk gösterileri ve Suudi güvenlik güçlerinin sokaklarda konuşlandırılması çağrıları
Suudi aktivistler, siyasi tutukluların durumunu ve Al-ı Suud’u eleştiren muhalifler ve aktivistlere uyguladığı baskıyı protesto etmek için gösteriler çağrısında bulunması üzerine Al-ı Suud güvenlik güçleri protestoları bastırmak için çeşitli kentlerde sokaklarda konuşlandı.
Siyasi tutukluların durumu ve Al-ı Suud baskısının yoğunlaşması Suudi aktivistleri protesto gösteriler düzenleme çağrısının iki ana nedenidir. Arabistan’da en az 30 bin siyasi tutuklu bulunuyor ve onların bir çoğu mahkemeye çıkartılmadan ve yargılanmadan hapishanede tutuluyorlar. Onların suçu sadece Al-ı Suud’un halka yönelik şiddet eylemlerine muhalefet veya Suudi rejimini eleştirmektir.
Söz konusu tutuklular adil yargılanmadıkları gibi üstelik Suudi rejimi cezaevleinde çeşitli işkencelere de maruz kalıyorlar. El-Kudüs el-Arabi gazetesi geçenlerde şöyle yazdı:
Suudi Arabistan'ın siyasi mahkumlara ve ifade özgürlüğü tutuklularına işkence yapmak için kullandığı yeni yöntemler insanlık dışıdır ve tüm insanık kriterler ve kurallarla çelişiyor. Suudi Arabistan'ın bu yöntemlerinden biri ise suçlu mahkumları siyasi tutuklular ile aynı koğuşta tutmaktır. Böylece siyasi tutuklular sıradan suçlular tarafından rahatsız ediliyorlar.
Siyasi tutuklulara karşı şiddet Korona salgını döneminde daha da yoğunlaşmıştır. Çeşitli raporlara göre Suudi hükümeti Korona salgınını bahane ederek siyasi tutukluları tek kişilik hücrelerde tutarken onlara hijyen ve sağlık malzemeleri vermiyor. Bu durum siyasi tutuklu kadınlar hakkında da geçerli hatta daha da kötü durumda devam ediyor.
Siyasi tutukluların durumu Arabistan’da protesto gösterilerilerin düzenlenmesine sebep oluyor. “Middle East I” web sitesi 19 Temmuz haberinde şöyle yazdı: Arabistanlı kadınlar ülkede hapishanelerin kötü şartları ve özellikle kadın tutukluların kötü durumuna itiraz için bu hafta ülkenin hapishanelerinde kadınların hijyen ve sağlık malzemelerin eksikliği nedeniyle sağlığının tehdit altında olması hakkında halkı bilgilendirmek için internette kampanya başlattılar.
Sivil toplum aktivistleri de siyasi tutukluları desteklemek için gösteriler çağrısında bulundu ve Suudi vatandaşlarına yönelik baskıya son verilmesini istedi. Protestocular sosyal paylaşım sitelerinde halka çağrıda bulunarak Arabistan vatandaşlarına duvarlara slogan ve yazı yazmak, balon uçurtmak, lastik yakmak ve Suudi kral ve veliahdın poster ve fotoğraflarını yırtmakla itirazlarını duyurmalarını istediler. Bu arada Suudi rejimi halkın taleplerini duyarak ilgi göstermek yerine güvenlik güçlerini ülkenin doğusunda bulunan ve şiilerin genelde yaşadığı Katif ili gibi çeşitli kentlerin caddelerinde konuşlandırarak düzenlenecek gösterileri bastırmak veya en başından halk arasında korku salarak onların sokağa çıkmasını engellemek istiyor.
Bu durum ve Arabistan’ın itirazda bulunan halk ve eleştiri yapanlara karşı güvenlik yaklaşımı, her şeyden ziyade Al-ı Suud’ın Arabistan’daki güç mahiyetinden kaynaklanıyor.
Arabistan meseleler uzmanı seyit Haşim Rezevi bu konuda şöyle diyor:
Arabistan ortamında kimse hükümeti eleştirmeyi bile düşünemez, hatta düşünmesi için bile hapis cezası var ve daha geniş çapta itiraz eden kişi için Cemal Kaşıkçı gibi kötü akıbet söz konusudur. Hükümetin karşılığı çok acımasızdır. Suudi hatta kaçan prensleri bile geri getiriyor. Kimse Arabistan’da siyasi ortama ulaşamaz zira bu ortam çok kapalıdır ve hakimiyet ise her harekete karşı çok acımasızdır.
Başta Amerika gibi batılı güçler ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi uluslararası kurumların desteği ve pasifliği, özellikle siyasi tutuklular başta olmak üzere Arabistan vatandaşlarına karşı Riyad rejiminin şiddet sürecinin yoğunlaşarak devam etmesine sebep oluyor./