Şubat 20, 2018 19:21 Europe/Istanbul

Bültenimizi İslam inkılabını zafere götüren Şafakta on gün sürecinin başlaması dolaysıyla tebriklerimizi sunduktan sonra geçen hafta İran’la ilgili önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.

İran’da İslam inkılabının 39. zafer yıldönümü kutlamalarının başlaması,

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin İmam Humeyni’nin -ks- türbesini ziyaret etmesi,

İran’ın ABD Başkanı Trump’ın İranofobia projesine tepkisi,

İran’ın Sochi’de düzenlenen Suriye milli diyalog kongresine katılması,

Geçen hafta İran’ın belli başlı önemli gelişmeleriydi.

Evet, İran geçen hafta bazı önemli gelişmeler şahit oldu. Ancak hiç kuşkusuz bu gelişmelerin en önemlisi, İslam inkılabının 39.zafer yıldönümü kutlamalarının başlamasıydı.

Bu çerçevede geçen hafta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İslam inkılabının büyük önderi İmam Humeyni’nin -ks- türbesini ve inkılap şehitlerinin mezarlığını ziyaret etti ve böylece Şafakta on gün etkinlikleri de resmen başlamış oldu.

İslam inkılabı 39.zafer yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Ruhani ve bakanlar kurulu da bir kez daha İslam inkılabının mukaddes ülküleri ile ahit tazeledi.

Geçen hafta İran yönetimi ve Rusya yönetiminin çabaları ile Sochi kentinde düzenlenen Suriye milli diyalog kongresi Suriye krizinin çözümü yolunda atılan önemli bir adımdı.

Bültenimizin başında da belirtildiği üzere İran İslam inkılabı bereketli hayatının 40. yılının eşiğine geldi. İslam inkılabı ne Doğu, ne Batı sloganı ile başladı ve küresel sultacı güçlere karşı durarak adalettalep mesajını tüm dünyaya duyurdu ve böylece dünyanın mazlum milletlerine örnek oldu.

İslam inkılabı tarihi, İran milleti vahdeti ve bütünlüğü ile düşmanların tüm komplolarını etkisiz hale getirmeyi başardığını gösteriyor. İran milletinin gerçekleştirdiği bu inkılabın tarihi ayrıca bugün İslamî İran’ın adını dünyada yankılatan ve bu ülkeyi küresel bir modele dönüştüren şeyin vahdet ve öz İslam ilkeleri ve değerlerini gerçekleştirme yolunda adım atmak olduğunu gösteriyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İran İslam inkılabının erkanları hakkında şöyle diyor:

Her inkılabın şekillenmesi için bir fikri ve iki insani unsur gereklidir. Fikri unsur, inkılabın onun üzerinde duran ideolojisidir ve insani unsurlardan biri halk ve diğeri önderdir. Ne zaman bu üç unsur yan yana gelir ve aynı yönde hareket edecek olursa, inkılap şekillenir.

Son dönemde Amerika’nın İran aleyhinde hareketleri yeni bir aşamaya taşındığı gözleniyor. Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nikki Haley geçen hafta BM güvenlik konseyi üyesi olan ülkelerin elçilerini Trump’ın düzenlediği bir ziyafete davet ederek bir kez daha İran’ın Yemen’e füze verdiği iddiasını bir kaç demir parçasını göstererek tekrarladı.

Amerika Başkanı Donald Trump da ABD kongresine yaptığı yıllık konuşmasında İran’da son haftalarda bazı kentlerde yaşanan ufak tefek itirazlara işaret ederek şöyle dedi: İran’da itirazlar başlayınca ben sessiz kalmadım. Amerika İran milletinin özgürlük için verdiği cesurca mücadelede onların yanındadır.

Bu iki müdahaleci ve kışkırtmaya paralel olarak Amerika casusluk örgütü CIA Başkanı Mike Ponpeo da Amerika’nın İran’a yönelttiği bayatlamış iddiaları tekrarlayarak İran’ın bölgesel faaliyetleri Amerika’nın çıkarları doğrultusunda olmadığını söyledi.

Bir yıl önce Donald Trump Amerika’da Başkan seçilerek iktidarın başına geçtikten sonra, bölgede İranofobia projesini yeniden başlattı. Amerika Başkanı Trump ilk yurt dışı ziyaretini Riyad’a yaptı ve kendince Arap NATO’su düşüncesini gündeme getirdi ve aynı ziyaretin sırasında Suud rejimi ile 400 milyar dolar değerinde anlaşma imzaladı. Bu anlaşmaların önemli bir bölümü ise Arabistan’a silah satışı anlaşmasıydı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin askeri yüksek danışmanı General Rahim Safevi, Fars körfezi bölgesinde yer alan Arap rejimlerin ABD ile askeri ve siyasi ilişkileri hakkında şöyle diyor: gerçekte beyaz sarayın önceki ve şimdiki başkanları bölgede radikalizm ve terörün kaynağı nerede olduğunu çok iyi biliyor, fakat mali sebepler Amerika’nın şimdiki başkanının söz ve tutumunun yön değiştirmesine sebebiyet veriyor. Gerçekte Amerika’nın büyük çıkarı, bölgede İslam ülkeleri arasında gerginliği ve güvensizlik şartlarını tırmandırmaktır.

Amerika devleti nükleer meselede de benzer bir yöntemi izleyerek sürekli İran İslam Cumhuriyeti nizamının nükleer silah peşinde olduğunu telkin ediyor. Amerika ayrıca İran’ın balistik füzeleri nükleer başlık taşımak için tasarlandığını iddia ediyor. Gerçekte Amerikalı yetkililer tefrikacı açıklamaları ve sahtekarlıkla İran İslam Cumhuriyeti’ni bölgede güvensizlik kaynağı olmakla suçluyor ve böylece Ortadoğu bölgesinin güvenliğinde müspet rol ifa ettiğini telkin etmeye çalışıyor.

Aslında İran’ın bölgesel rolü ile teröre destek arasında bağlantı kurmak, Amerika, korsan İsrail ve Arabistan’ın İran’a karşı izledikleri politikaların ortak paydası sayılır. Oysa gerçekte bölgeyi güvensiz hale getirmek ve El-Kaide ve IŞİD gibi tekfirci selefi terör örgütlerini kurmak ve bu örgütleri beslemek ve Irak ve Suriye gibi ülkelerde bu ülkelerin meşru yönetimlerine karşı vekalet savaşında kullanmak ve yine Suud rejiminin Yemen topraklarına saldırarak bu ülkeyi parçalamaya çalışması, Amerika’nın Ortadoğu bölgesinin haritasını yeniden çizme planının birer parçasıdır. Amerika bölgede İslam ülkelerini birbirine düşürmeye ve bölgeyi istikrarsızlaştırmaya çalışıyor. Bunun en somut örneği ise Arabistan gibi Amerika’nın bölgeye yönelik planlarının uygulayıcısı olan ülkelerdir. Bu ülkeler hali hazırda küresel istikbar ve siyonizmin düşünce odaları tarafından yönetilmektedir.

Aslında Amerika’nın İran’a yönelik bu tür politikaları İran milletinin bilmediği politikalar değildir, nitekim İran milleti Amerika’nın gerçek mahiyetini da çok iyi tanımıştır. Amerika’nın yarım asrı aşkın bir süredir İran milletine karşı husumet gütmesi bu iddianın en bariz delilidir.

Bu bağlamda İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçtiğimiz Haziran ayında nizamın üç erkinin başkanları ve önde gelen üst düzey yetkililerini kabulünde Amerika devletinin tekfirci IŞİD terör örgütünü kurması ve bu örgüte mali ve askeri destek vermesine işaret ederek şöyle buyurdu:

Kuşkusuz Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti nizamının Kudüs ordusu ve İslam inkılabı muhafızlar ordusu gibi iktidar unsurlarını yok etmek istemesi ve örneğin bunlar olmasın, gönüllü seferberler olmasın, bölgesel meselelerde şöyle yapın, böyle yapın ve benzeri sözleri etmesi demesi gayet doğaldır. Ancak tüm yetkililer düşmanın bu söylediklerinin tam aksine İran’ın iktidar ve izzet unsurlarını, yani İSK’yı, İslam inkılabı muhafızlar ordusunu, gönüllü seferberler ordusunu ve tüm mümin ve inkılapçı unsurları takviye etmelidir.

Aslında Amerikalı devlet adamları Donald Trump’tan önce de bölgeye yönelik çifte standart bir tutum izlemiş ve bu bölgeyi İsrail’e destek ekseninde müdahaleci politikalarını uyguladıkları alana çevirmiştir. Ancak Trump döneminde özellikle Arabistan gibi bazı rejimlere daha fazla önem vermekle izlenen politika, bölgedeki bu bölgeye dayatılan krizlerden Amerika’nın bölgedeki illegal varlığını haklı gösterme uğruna yararlanmaktır.

Uluslararası meseleler uzmanı Mahmut Kasımi bu süreci değerlendirirken şöyle diyor: Amerikalı yetkililer bölgede güvensizlik yaratmak ve İslam ülkelerini birbirine düşürmektir. Bunun en somut örneği ise Arabistan gibi Amerika’nın bölgeye yönelik planlarının uygulayıcısı olan ülkelerdir. Bu ülkeler hali hazırda küresel istikbar ve siyonizmin düşünce odaları tarafından yönetilmektedir.

Geçen hafta Rusya’nın Sochi kentinde Suriye milli diyalog kongresi düzenlendi. İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı ve Astana sürecinin başmüzakerecisi Hüseyin Cabiri Ensari İran’ı temsilen bu kongreye katıldı.

Kongrenin sonunda El Minar TV kanalına konuşan Cabiri Ensari, Astana ve Sochi müzakerelerinde gerçekleşen ilerleme, Suriye krizini sonlandırmak üzere Suriyeli tarafların katıldığı bir müzakere sürecini başlatma yolunda atılan doğru ve iyi adımdır.

Dışişleri Bakanı Yardımcısı ve başmüzakereci Hüseyin Cabiri Ensari açıklamasının devamında bu kongrenin başarılı olması için Suriye halkının çeşitli kesimlerinden temsilcilerin katılması yeterli olduğunu belirterek zirveyi terk eden bazı tarafların hakkında da şöyle dedi: oturumu terkedenler arzu ederlerse tekrar müzakerelere geri dönebilir.

Suriye milli diyalog kongresine Suriye içinden ve dışından yaklaşık 1500 muhalifin katılımı ile Rusya’nın Sochi kentinde düzenlendi.

Aslında Sochi kongresi Suriye krizinin çözümü yönünde önemli ilerleme kaydedildiğini ve bu hareket Suriye’de huzurun ve barışın sağlanması ve bu ülkenin toprak bütünlüğü ve milli egemenliğinin korunması yolunda uluslararası düzeyde çok yönlü teamüllere örnek olabileceğini ortaya koydu.

Rusya duma meclisi eski Başkan yardımcısı Sergey Baburin bu konuda şöyle diyor: eğer bugün teröristler Suriye’de daha çok toprak kaybediyorsa, bu tamamen Moskova ve Tahran’ın ve bir ölçüde Ankara’nın çabaları sonucu olmuştur.

Bilindiği üzere Aralık 2016’da Suriye’de ateşkes garantörleri olan İran, Rusya ve Türkiye’nin çabaları sonucunda Suriyeli tarafların müzakere zemini oluşmuştu.

İran İslam Cumhuriyeti bölge ülkelerinin parçalanmasına kesinlikle karşıdır ve sorunların ve ihtilafların diplomasi yoluyla çözümlenmesinden yanadır. Bugün bir kaç yıldır terör örgütleri Ortadoğu bölgesinin güvenliğini şiddetle tehdit ediyor. Ancak Amerika ve Britanya gibi bazı müttefikleri bölgede güvenlik dayanışması yolunda engeller çıkarıyor. İran İslam Cumhuriyeti terör gibi ortak tehditlere karşı yapıcı dayanışma ile mücadele etmenin mümkün olduğunu savunuyor, fakat maalesef bazı bölge ülkeleri terörle gerçek mücadele yerine teröristlere destek veriyor. Kuşkusuz şiddet, radikalizm ve terör gibi afetleri yok etmek ülkelerin uluslararası düzeyde yapıcı işbirliğine bağlıdır ve şiddete yönelik destekler engellenmediği müddetçe küresel barış ve güvenlikten söz edilemez.